BURAK DENİZ

Burak’la Kemer Country Atlı Spor Kulübü’nde buluşuyoruz. Tanıklık ettiklerimizi baki kılmak için Koray Birand da orada. Sizi işin içine dahil etmek için biz buradayız ve Burak’a sorular soruyoruz. Sayfaları sebep-sonuç ilişkisi aramaksızın çeviriniz...

Röportaj: Olga Şerbetcioğlu - Some Men / Sonbahar 2016

Fotoğraflar: Koray Birand

Moda Editörü: Utku Palamutçu

Prodüksiyon: Arzu Koçman

Saç: Serkan Aktürk

Makyaj: Ufuk Celep

Fotoğraf Asistanı: Soner Tunca

Set Amiri: Ali Tatar

Işık: Mücahit Vural

Burak, hayatında seni en çok ne gururlandırdı?

Üniversitenin ilk senesindeyim, kaç iş görüşmesi kaç deneme çekimi yaptım hatırlamıyorum bile. Lise yıllarında bile fırsat bulduğum anda İstanbul’a geliyordum ama önümde aşamadığım bir engel vardı. Kendimi o kadar kaptırmıştım ki, annem cep harçlığımı sinema biletlerine yatırıyor oluşuma laf ediyordu. Kabul aldığım ilk proje olan Kolej Günlüğü için menajerimden haber geldiğinde, anneme haber vermek istemedim. Onu aradığımda o kadar mutluydum ki, ses tonum bile değişmişti ve ben onu kandırmaya fırsat bulamadan ağlamaya başladı. Her ne kadar onu ağlatmış olsam da, sanırım hayatım boyunca en gururlandığım an buydu.

 

Bundan daha büyük bir gurur tablosu çizeceğin başka bir gün gelecek mi dersin?

Bundan sonraki süreçte hayat bana neler sunacak, ben bu sunulanları nasıl değerlendireceğim ve zaman neler gösterecek hiç bilmiyorum. Tabii ki hem kendime hem aileme gurur dolu anlar yaşatmak en büyük hedefim, ama bu denli değerli, göz dolduran cinsten bir gurur tablosunu, eğer günün birinde baba olursam yaşayabilirim.

 

Seni oyuncu olmaya iten şey bir içgüdü mü yoksa hayatını idame ettirme zorunluluğu mu?

Şüphesiz iyi kazanç sağlayan bir meslek, ama bir o kadar da zor... Benim özelimde konuşacak olursak, kazanç her zaman ikinci planda oldu ve içgüdülerime hareket ettim. Gün gelir de bu işten para kazanamayacak olursam, yine oyunculuk yapmaya devam ederim, ne olursa olsun benim mesleğim bu.

 

Olmak istediğin insanı sahneye aktardığın oluyor mu?

Oynadığım karakterlerde iyi ya da kötü bir haklılık payı aramaya çalışırım. Sonuçta o insana ben hayat veriyorum ve onunla yaşamayı öğrenmeliyim, günlük hayatımızda oluşturduğumuz insan ilişkilerinde de böyle yapmıyor muyuz zaten? Bu yüzden olmak istediğim insandan ziyade, o karakter benimle hayat bulunca nasıl bir sonuç ortaya çıkacak diye düşünürüm, bu adamın derdi ne, karşısındaki insana neden böyle bakıyor...

 

Peki senaryo seni bir kişiliğe bürünmeye zorladığında, yaptığın işin sıradanlaştığını düşünüyor musun?

Bugüne kadar oynadığım hiçbir karakterden sıkılmadım, hele konumuz sinemaysa zaten böyle bir şey mümkün değil. Uzun soluklu bir televizyon dizisinden bahsediyorsak iş bambaşka. Dizi ilerledikçe karakter tam anlamıyla oturuyor ve karakterden sıkılmak bir kenara, o kişiyi canlandırmak daha zevkli bir hal alıyor. Her hafta aynı insanın yeni maceralarını deneyimliyorsun, bu bence harika bir şey. Yani uzun lafın kısası, iş sıradanlaşmıyor, ben kendi hayatımdan kaçma fırsatı buluyorum, kafamı dinliyorum ve başka birinin hayatını yaşıyorum.

 

O halde senin için sıradan olan bir şey söyler misin?

Tercih ettiğim hayat felsefesine göre düşünürsem, zaman zaman her şey benim için sıradan bir hal alıyor.

 

Dizi süreleri bu denklemde etkisiz eleman olarak mı kalıyor peki?

Kesinlikle. Her işte olduğu gibi bu işin de zorlukları, eksileri var. Gece gündüz dur durak bilmeden, uzun saatler boyunca çalışıp, bu yoğun tempoda ortaya iyi bir sonuç çıkartmak için çok özen gösteriyoruz. Hele ki başrol oyuncularından birisiysem, zaman elinden uçup gidiveriyor. Bu yüzden dizi süreleri, artıları ve eksileriyle etkisiz eleman olarak kalıyor.

 

O zaman vakit nakit midir?

Yukarıdaki denklemin sağlamasını yaparsak, cevabım evet.

 

Elde ettiğin başarı, tahminlerinden daha erken gelen bir sürpriz mi oldu?

Hayır. Ben sadece doğru zamanı beklemeyi bildim. Bu sadece mesleğim için de geçerli değil, hayatımın bütününe baktığımda her şeyin dikkatli bir şekilde sırayla ilerliyor olması gerekiyor. Şimdilik hesabını yaptığım şeyler doğru zaman ve ölçüde seyrediyor.

 

Dizi oyuncusu olarak anılmak bir oyuncuyu olduğundan daha değersiz mi kılıyor; başka bir şekilde soracak olursak, herkesin hedefi tiyatro sahnesine çıkmak ya da uzun metraj bir filmde mi yer almak oluyor?

Oyuncunun değerlendirmesini, performansını sergilediği platforma istinaden yapmak bana çok doğru gelmiyor. İşini iyi yapıyorsan, iyi yapıyorsundur, bu her türlü belli oluyor zaten. Farklı platformların farklı tecrübeler yaşattığı ve farklı kıvraklıklar gerektirdiği şüphesiz. Ancak işin hedef kısmına gelirsek, bu çelişki, kariyerinin sana neler sunduğuyla ve senin ne istediğinde doğru orantılı ilerleyen bir grafik çiziyor. Yapmak istediğin şeye ve tabii kendine inanıyorsan, bu grafiğin eğrisinin ne yöne gideceğini sen belirliyorsun.

 

Üniversitede ne okudun?

Sanat tarihi. Bir yandan sosyoloji okumaya devam ediyorum.

 

Ne üzerine eğitim alsan daha mutlu olurdun?

Gerçekten istediğim bölümlerde okudum ama üçüncü bir fırsatım olsa grafik tasarım üzerine eğitim almayı çok isterdim.

 

Oyunculuk, Z jenerasyonu için bu kadar revaçtayken, seni diğer rakiplerinden ayıran özellik ne?

Yetenek.

 

Kendini tamamladığına yürekten inanacağın günü tasvir eder misin?

Bir şeyleri istemeyi bıraktığımda, ve bu bir şeyler artık benim için yeterli olarak değerlendirebileceğim bir sınıra ulaştığında kendimi tamamlanmış hissedeceğim. İnsan bunu gerçekten başarabilir mi, o tartışılır ama yıllar boyunca tatmin olmak için mücadele etmek de bir yere kadar.  

 

 

BU AY EN ÇOK OKUNANLAR
Dijital Sanatın Yeni Sahnesi

DİJİTAL SANATIN YENİ SAHNESİ

DACO: Adil, sürdürülebilir ve şeffaf.

2016: XOXO The Mag Röportajları

2016: XOXO THE MAG RÖPORTAJLARI

2016 yılında kimlerle sohbet ettik? Kısaca hatırlayalım;

SOME MEN SUMMER 2018 COVER STORY

SOME MEN SUMMER 2018 COVER STORY

Some Men yazı, Kerem Bürsin'le açıyor.

Metin Akdülger

METİN AKDÜLGER

Meğer Metin'e daha soracak çok sorumuz varmış.

Rüya Pamuk

RÜYA PAMUK

Rüya'yla konuşmamızın odak noktasında okuduğu, yarıda bıraktığı ya da okuyacağı kitaplar vardı.

The Art of Hygge

THE ART OF HYGGE

İlhamını Danimarkalıların iyi yaşam felsefesinden alan NFT koleksiyonuyla tanışınız.

MBFWI Backstage: Sudi Etuz

MBFWI BACKSTAGE: SUDİ ETUZ

MBFWI üçüncü gününü, Sudi Etuz'la açtı.

Cool & Collected

COOL & COLLECTED

XOXO yeni sayısında önümüzdeki soğuk aylar için birkaç olfaktif öneride bulunuyor.

MBFWI Backstage: Özlem Süer

MBFWI BACKSTAGE: ÖZLEM SÜER

Özlem Süer defilesinin sahne arkasından bildiriyoruz.

A Suburban Affaır

A SUBURBAN AFFAIR

Kırsaldayız ama aslında değiliz.

MBFWI Backstage: DB Berdan

MBFWI BACKSTAGE: DB BERDAN

MBFWI başladı. Biz de hemen sahne arkasına girdik. Deniz Berdan'la başla

Cem Yiğit Üzümoğlu

CEM YİĞİT ÜZÜMOĞLU

'Fatih Sultan Mehmed'i hiç böyle görmediniz' diye bir spot yazsak, click-bait'e kurban gitmiş olur muyuz?

EN YENİLER
Nilay Örnek'in Adres Defteri

NİLAY ÖRNEK'İN ADRES DEFTERİ

Aklından çıkaramadıkları ve rutin haline dönüştürdükleriyle...

The Art of Hygge

THE ART OF HYGGE

İlhamını Danimarkalıların iyi yaşam felsefesinden alan NFT koleksiyonuyla tanışınız.

İtalyan Savaş Kahramanları

İTALYAN SAVAŞ KAHRAMANLARI

Gündüz Vassaf, XOXO The Mag için yazdı.

Emin Alper

EMİN ALPER

Emin Alper bize üç nankör kız kardeşin hikayesini anlatıyor. Sadece bize değil, tüm dünyaya. Ve hikayesi derdini epey iyi anlatıyor.

Mükemmel Uyum

MÜKEMMEL UYUM

Kusursuz müzik, dengeli ses deneyimi ve LG XBOOM Go arasındaki ilişkiyi tahmin etmeniz çok olası. Bu denkleme bir de Aybüke Pusat'ı dahil ediyoruz, sözü kendisine ve müziğe bırakıyoruz.

Dr. Mark Hyman

DR. MARK HYMAN

"Kaderimizin kurbanı olacağımız düşüncesinden vazgeçmeliyiz. Biyolojimizi değiştirecek güce sahibiz."

DAHA FAZLA