MELİSA ŞENOLSUN

Titiz. Mütevazı. Bu çağın insanı değil. Ruhu en geç 1950’lerde. Yine de gelecekle barışık. Çok düşününce az uyuyor. Hayalleri ondan fazla uzakta sayılmaz. İlk filmi Babam’ı beyazperdede görmek için gün sayıyor. Olasılıklar sonsuz, ama o içlerinden en iyilerinin başına geleceğine inanıyor. Ve XOXO’nun yeni dönemini kutlamak için, kapağımıza konuk oluyor.

 

Röportaj & Realizasyon: Olga Şerbetcioğlu - XOXO The Mag Sonbahar/Kış 2017-2018

Fotoğraflar: Emre Ünal

Moda Editörü: Yağmur Kural

Post-Prodüksiyon: Sezer Arıcı

Jr. Moda Editörleri: Batuhan Çetin, Şeyda Sözüer, Kübra Özden

Saç: Ali Yılancı

Makyaj: Ömer Faruk Dinç

Fotoğraf Asistanı: Turan Ertekin

Saç Asistanı: Hüseyin Atun

Makyaj Asistanı: Ali Çavdır

 

Melisa, hayalini mi yaşıyorsun?

Hayallerimin içine adım atmış bulunuyorum. Henüz tam olarak gerçekleşmedi ama, onlara giden yolda ilerliyorum.

Oyuncu olma fikri aklına ilk ne zaman düştü?

Altı yaşındaydım. Ablam orta sondaydı ve onun tiyatro gösterisine gitmiştik. Şansımıza da en önde oturuyorduk. Ben o sırada çok küçüğüm, sahne de kocaman. En önde oturunca, sahne kokusunu duyup tozlarını yuttuğum anda, ablamı görüp büyülenmiştim. İşte sonra hep bunu istedim.

Yaşadığın çağın insanı mısın?

Kesinlikle değilim. En azından 1950'lerde doğsaydım kendimi o döneme ait hissedebilirdim. Üstü kurtarmıyor maalesef. Sadece teknolojiyle aram olmadığı için değil, bakış açısı olarak da hızlı tüketim insanı değilim. Doğanın en üstün görüldüğü, insanların daha ilkel zamanlarını yaşamamış olmama rağmen özlüyorum. Ruhum sanki o dönemlerde yaşamış gibi...

Uykunu ne kaçırır?

Uykumu ne getirir diye sorsak daha anlamlı olur. Ben de bu aralar çok az uyuyanlardanım. Eğer kafam meşgulse pek fazla uyuyamıyorum.

Bir oyuncu rolü gereği ne kadar ileri gidebilir?

Bir oyuncu rolü gereği ileri gitmez; rolü gereği neyse onu yapar. Yaptıktan sonra ileri gidip gitmediğini görebilir. Ama yine de, ileri gitmek herkesin sınırına göre değişir. Mesela kime ve neye göre ileri? Bu yüzden cevabım: Rol için gerçekten gereksinim duyulan her şeyi yapmalı...

Kendi oyunculuğunu eleştirir misin?

Tabii ki. Eleştirmeden bir saniye bile kendimi izleyemiyorum. Hatta genel olarak kendimi izlemeye katlanamıyorum. En ağır ve sert eleştiriler bende ve beynimdeki yargıç kolay kolay da susmuyor. Ama bunun iyi bir şey olduğunu düşünmek istiyorum, çünkü bu sayede geliştiğimi düşünüyorum.

Biz bizeyiz: Bu zamana kadar oynadığın en klişe sahne?

“Bedenim seninle olabilir ama ruhum asla”. Neyse ki, çok sevdiğim yönetmenim oyuncusuna güvenip değiştirmeme izin vermişti. Yani sadece kelimeler değişmiş olsa da, sahnenin duygusu aynı kaldı.

Türkiye’deki dizi sektörü iyiye gidiyor mu?

Buna bir yorum yapacak kadar fırın ekmek yemedim henüz. Kendimce fikirlerim var, ama o fikirlerin doğru mu, yanlış mı olduğunu anlamak için daha çok yolum var...

Dijital televizyonculuğun burada da çığır açacağına inanıyor musun?

İnanıyorum. Artık dünya dijital üstüne. Türkiye de bundan nasibini alacaktır diye düşünüyorum. Hem belki bu daha iyi olur. Çeşitli internet sitelerinde kaliteli işler görüyoruz. Bu tarz işler devam ettiği sürece Türkiye’de de üretimin en az yurtdışındaki kadar çeşitleneceğine inanıyorum.

Ekrandan beyaz perdeye geçiyorsun, bu yaptığın işe nasıl bir bakış açısı getirdi?

Bunu hep bekliyordum. Hayallerimden biriydi zaten. Herkesin bildiği bir şeyi gerçek anlamda tecrübe etmiş oldum. Beyaz perde ile dizi birbirinden çok ama çok ayrışeyler. Bunu yaşamış olmaktan dolayı çok mutluyum. Beyaz perde çok daha titizlikle çalışmayı gerektiren bir alan. Gündelik hayattan, gerçek duyguları yansıtmaya çalıştım. Daha doğal reaksiyonlar tercih ettim. Oyunculuğumu bir nevi minimalize etmeme katkıda bulundu.

Babam filmi senin ilk sinema deneyimin...

İlk filmim olduğu için çok mutlu ve heyecanlıydım. Sette olmak her koşulda benim için çok güzeldi. Ama bir de üstüne Erkan Ebru Berker gibi uyumlu insanlarla çalışırken, Çetin Tekindor gibi bir ustayla da aynı ortamda olmak kesinlikle nefes kesiciydi.

Sen de filmde canlandırdığın karakter Feride gibi birilerinin hayatlarına dokunuyor musun?

İnsanların hayatlarına dokunmadan geçmiyoruz ki zaten. Bu bana ya da Feride’ye özel bir şey değil. Sanırım bu noktada asıl mesele farkındalık. Bunun ne kadar farkındayız ve ne kadarınışekillendirebiliyoruz? Ya da bunu yönetebiliyor muyuz?

Bir sonraki sinema filmi projeni neye göre seçeceksin?

Bağımsız film ya da festival filminde yer almak çok istiyorum. Bu, deneyimlemek, görmek ve öğrenmek istediğim bir şey. Çok da değer vererek bekliyorum. Bir sonraki filmimi buna göre seçeceğimi düşünüyorum.

Konservatuarda okumuş olmak hayatının akışını ne kadar değiştirdi?

Konservatuarda okumasaydım bugün aynı noktada olur muydum, bilemiyorum ama okulu kazanamasaydım da, yine aynı mesleği yapıyor olurdum. Kendimi başka bir mesleğin içinde hayal edemiyorum.

Sıradan bir insanın/oyuncunun kendinde yeni bir şeyler keşfetmesi için ne gerekir?

Düşünüyor irdeliyor ve her zaman sorup sorgulaması gerekir. Nötr bir yerden en çok da kendi derinliklerini, sorunlarını, geçmişini, travmalarını, kısacası her şeyini sorgulaması gerekir, ki onu oluşturan her bir noktayı tanısın ve bilsin. Kendini tanımadan yeni olanla eski olanı ayırt edemezsin.

Seninle ilgili çıkan haberler arasından okuduğunda kahkaha attığın birini anlatsana.

Benim çok magazin haberim çıkmaz. Hep işimle ilgili şeyler haber oldu. Bu yüzden, “bu ne kadar abes bir haber” diyeceğim, kahkaha patlatacağım bir şey henüz yaşamadım. Umarım da yaşamam. Ama illa ki kurduğum cümlenin yazılanla alakası olmadığı durumlar oldu. Onlarda da “ama ben böyle bir cümle kurmamıştım ki” dediğimi hatırlıyorum.

Bu sezon tiyatroya devam edecek misin?

Evet. Tüy Kalemler oyunumuz devam ediyor. Meraklısı olan herkesi beklerim. Zor ve güzel bir oyunumuz var.

Tiyatroculuk bir bakıma, kabına sığmamak anlamına geliyor. Peki, sınırları zorlamak senin için ne ifade ediyor, senin sınırın ne?

Sınır çok geniş bir kavram. Benim bir sınırım yok, olmamalı da. İşim bu benim.İşim ne gerektiriyorsa yaparım. Sınırlar benim özel hayatımda olmalı.

Tüy Kalemler’de başka bir kapak konuğumuz Erdal Beşikçioğlu’yla aynı sahnedeydin. Kendisinden oyunculuğa dair neler kaptın?

Her şeyden önce, tiyatroya saygı duymanın gerçekte nasıl olduğunu öğrendim. Sonrasında da gerçekten disiplinli olmanın nasıl çalışmayı gerektirdiğini gördüm ve hala birçok şeyi görmeye devam ediyorum. Her provada ve oyunda aynı durum geçerli. Onunla aynı sahnede oldukça ondan yeni bir şeyler öğrenmeye devam edeceğim.

Abin Efecan’la ortak proje planlarını var mı?

Bu bir sır. İleride çok güzel şeyler olabilir...

Hayatta özgürlüğünün hangi noktada kısıtlandığını düşünürsün?

Benim alanımda olan herhangi bir şeye dışarıdan en ufak bir müdahale gelmesi özgürlüğümün kısıtlanması demek olur. Bu herhangi bir şey olabilir, ne olduğu fark etmez.

Geleceğe dair seni ne ümitlendirir?

Geleceğin kendisi. Çünkü ben hep sonsuz olasılıklar içinde güzel olanları düşünüp, onlara odaklanmaya çalışırım.

New York Moda Haftası’ndaydın. Aklında ilginç bir şey kaldı mı?

Harlem’de, moda haftasından bağımsız olduğum birkaç saatim vardı. O zaman diliminde komik şeylere şahit oldum. Sahne arkası, sahne önünden heyecan, koşuşturma ve hız anlamında çok farklı. Sahnenin önünde kusursuz bir organizasyon, müthiş bir ritim içinde çalışan insanlar görüyorsunuz. Ortamda da çok kontrollü, sakin bir enerji oluyor. Ama arka tarafta, herkes yine son derece kontrollü ve profesyonel olmasına rağmen, müthiş bir koşuşturmaca hız ve heyecan oluyor.

Bu arada, kapak çekimimizden backstage videoları aşağıda:

BU AY EN ÇOK OKUNANLAR
Gahl Sasson

GAHL SASSON

İşe bakın ki, Some Men 11'de astroloji konuşuyoruz.

Gönül Ergenekon

GÖNÜL ERGENEKON

Bilime Bir Doz Anne Şefkati

Nadıa Lee Cohen

NADIA LEE COHEN

XOXO The Mag'in Sonbahar/Kış 2018-2019 kapak konuğuna bakmaktasınız.

Jonathan Anderson

JONATHAN ANDERSON

JW Anderson’ın kurucusu ve Loewe’nin Kreatif Direktör’ü Jonathan Anderson’ın yükselişi hız kesmiyor. Erkek kıyafetleriyle başlayıp kadın tasarımlarına varan serüvenin tanığıyız.

Yeni İnsan

YENİ İNSAN

Gündüz Vassaf XOXO The Mag için yazdı.

Dönersen Islık Çal

DÖNERSEN ISLIK ÇAL

Bala Atabek, XOXO The Mag için yazdı.

Franz Ferdınand

FRANZ FERDINAND

Franz Ferdinand ile İstanbul konserlerinden hemen önce buluşmuştuk.

Yemek ve şarap eşleşmesi

YEMEK VE ŞARAP EŞLEŞMESİ

“Mutluluğun, basit ve açık bir şey olup, bir bardak şarap, bir kestane, kendi halinde bir mangalcık ve denizin uğultusundan başka bir şey olmadığına aklım yattı. Yalnız, bütün bunların, mutluluk olduğunu insanın anlayabilmesi için basit ve açık bir kalbe sahip olması gerekiyordu.” Nikos Kazancakis

Tennıs Remıx

TENNIS REMIX

Ali, Leyla, Ece, Mehmet ve Fırat'la Lacoste'un Tennis Remix koleksiyonunu keşfediyoruz.

Best Frıends: Ece Çeşmioğlu

BEST FRIENDS: ECE ÇEŞMİOĞLU

Ece Çeşmioğlu ve Taner Ölmez'le sohbet ettik. Daha doğrusu onlar etti, biz dinledik.

Dilan Güme & Ebru Atılgan

DİLAN GÜME & EBRU ATILGAN

Exquise'e hayat veren iki isimle sohbet ettik.

Bir Küresel Moda Dosyası

BİR KÜRESEL MODA DOSYASI

Küresel moda markalarını mercek altına alıyoruz.

EN YENİLER
Server Demirtaş

SERVER DEMİRTAŞ

Mekanik hareketlerle hisleri buluşturuyor.

Davıd Mallett

DAVID MALLETT

Maestro’dan sizin için güçlü tüyolar alıyoruz.

Dönersen Islık Çal

DÖNERSEN ISLIK ÇAL

Bala Atabek, XOXO The Mag için yazdı.

Beğeni Üzerine

BEĞENİ ÜZERİNE

Ali Akay, XOXO The Mag için yazdı.

Zızı Donohoe

ZIZI DONOHOE

Zizi Donohoe ile güzellik üzerine biraz laflıyoruz.

Franz Ferdınand

FRANZ FERDINAND

Franz Ferdinand ile İstanbul konserlerinden hemen önce buluşmuştuk.

DAHA FAZLA