PETEK KARABULUT

Seramik-heykel sanatçısı olmayı, hayal dünyanı somutlaştırmak için bir yol olarak gördüğünü söylüyorsun. Peki bu hikaye nasıl başladı?

Aslında bu süreç çok sürprizli gelişti. Liseyi bitirdiğim yıl, ani bir hastalık teşhisiyle kendimi Ankara'da bir hastanede buldum. Uzun tedavi sürecimde, hayatımda ilk defa elime kalem aldım ve büyük bir iştahla kara kalem çizimler yapmaya başladım. Bu tecrübe, hayatımda bir dönüm noktası oldu ve soğuk Ankara günlerinde, kendimi o saçsız başsız kafamda, kocaman bir güzel sanatlar hedefiyle buldum. Hedefim doğrultusunda Benan Sümer Atölyesi'nde eğitim alarak, aşık olduğum şehir İzmir'de, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde, bölümümü birincilikle kazandım. Okuldan sonra kendisi de GSF mezunu olan kardeşim Olcayto Karabulut'la kendi atölyemizi kurduk. Sanat yaratımıyla ilgili, kendimi gerçek anlamda keşfettiğim yer atölyem oldu. Orada kendimi her gün yeniden keşfetmeye devam ediyorum. Bu keşfin, yaşamıma dair önemli bir süreç olduğunu hissediyorum ve hayatımın bu süreçte geçeceğini...

Uçan Bakışlar adını verdiğin ilk serginde, farkındalık yaratmaya çalıştığın konu neydi?

Önyargılarımızdı. Farklılıklardan doğan önyargıların, insan ilişkilerindeki tüm olumsuzlukların başlangıcı olduğunu düşünüyorum. Farklılıkları olduğu gibi kabul edemeyişimiz, insanlık tarihi boyunca büyük hasarlara yol açan her türlü şiddetin nedeni. Farklılıklar hep var olacak. Ahenk oluşturabilecek renklere sahipken, tüm bu şiddetin, sabit fikirlerden, soru sormayan, verileni olduğu gibi kabul eden ve pekiştiren eğitim anlayışımızdan, öğretilmiş düşmanlıklardan ve kemikleşmiş bakış açımızdan kaynaklandığını görüyorum. Heykellerimde gözlere koyduğum kanatlarla, bakış açımızı her zaman durduğu o sabit yerden alıp, farklı yerlere götürebilmeyi istiyorum.

Kardeşinle birlikte bir sanat atölyesi kurdunuz, akıllarda beraber sergi açma fikri de var mı?

Olcayto'yla farklı disiplinlerde aldığımız eğitimlerimizi, aynı hedefle bir çatı altında buluşturduk. Farklı alanlarda yapılan ortak projeleri takip etmekten ikimiz de çok keyif alıyoruz. Neden olmasın?

2014 yılında katıldığın ‘International Art Festival New York’ süreci ve sonrası nasıl gelişti?

Uluslararası sanatçıların katıldığı bu yarışmada, çalışmamın 'haftanın heykeli' seçilmesi ve katıldığım ilk uluslararası yarışmada bu ödülü almış olmak, beni çok mutlu etti ve motive oldum. Atölyemde yaptığım bir işin, dünyanın diğer ucundaki insanlarca anlaşılması, benim diğer yarışmalara katılımımda büyük bir itici güç oluşturdu. Bu sayede, katıldığım çeşitli yarışmalarda da ödül kazandım ve eserlerimi farklı yerlerde sergileme şansına sahip oldum.

Oscar Wilde ‘bazen sanatkar hayatının, uzun ve tatlı bir intihar olduğunu düşünüyorum’ der. Sen sanat hayatını nasıl özetliyorsun?

Sanatla geçen hayat, ölümsüzlük şansıdır diyebilirim. Çünkü sanatçı, yaşamına anlam katmak için sürekli bir şeyler yaratmanın, düşüncelerini, hissettiklerini bir şekilde somutlaştırmanın peşindedir. Her hayatın ölümle sonlanacağı bilgisine sahipken, sanatçının bu çabasının ölümsüzlük isteğiyle de bağlantılı olduğunu düşünüyorum.

Eleştirmeden sanat yapmak, sence ne kadar mümkün?

Üzerine düşündüğümüz her konuda, bir takım duygularımız harekete geçiyor, tecrübelerimizin de etkisiyle kafamızda bir fikir oluşuyor. Her birimiz birbirimizden farklıyız; bu yüzden eleştiri yapmadan, sadece sanatta değil, hiçbir alanda yeni bir şey yaratabileceğimizi düşünmüyorum. 

Motivasyon kaynağın nedir?

İnsan, doğa ve hayallerim diyebilirim. Yaşamın içindeki her türlü devinim, insan davranışları, insanın gelişimi ve değişimi çok ilgimi çekiyor. İnsanlık hallerimizi gözlemlemek, davranışların nedenleri üzerine düşünüp araştırmak, beni bir şeyler yaratmak konusunda motive ediyor.

Güne başlarken uyguladığın rutinin neler?

"Mutlaka her sabah düzenli olarak spor yaparım" demeyi çok isterdim. Fakat ben istisnasız her sabah düzenli olarak iki fincan kahve içerim. 

Mutlaka okunmalı dediğin sanat kitabı hangisi?

Patti Smith'in Çoluk Çocuk ismiyle türkçeye çevrilen Just Kids kitabını, '60 sonları ve sonrası sanat ruhunu anlayabilmek açısından önerebilirim. Kitapta, Patti Smith'in içten bir dille kendisinin de dahil olduğu dönem sanatçılarının hallerini, çabalarını, hayallerini ve hayalkırıklıklarını, fotoğrafçı Robert Mapplethorpe ile olan ilişkisini fonda tutarak anlattığını görüyoruz. Sanata ve o döneme ilgisi olan herkese tavsiye edebileceğim bir kitap.

Feyz aldığın heykel sanatçıları kimler?

Jean Arp ve Constantin Brancusi'yi çok seviyorum. Bazı heykellerimde onların etkilerini de yansıtıyorum.

Gerçekleşmesini beklediğin bir hayalin var mı?

Aklımdakileri duygularımla harmanlayarak, seramik heykel üretiminin meşakkatli süreçlerini sabırla aşıp, heykele dönüştürmeye devam etmek ve bunları farklı mecralarda sergileyip, farklı kültürdeki insanlarla buluşturabilmek en büyük hayalim.

BU AY EN ÇOK OKUNANLAR
MBFWI Backstage: Sudi Etuz

MBFWI BACKSTAGE: SUDİ ETUZ

MBFWI üçüncü gününü, Sudi Etuz'la açtı.

2016: XOXO The Mag Röportajları

2016: XOXO THE MAG RÖPORTAJLARI

2016 yılında kimlerle sohbet ettik? Kısaca hatırlayalım;

Walk Don’t Run İle Tanışın

WALK DON’T RUN İLE TANIŞIN

İçeri lütfen, ama koşmadan.

Tennıs Remıx

TENNIS REMIX

Ali, Leyla, Ece, Mehmet ve Fırat'la Lacoste'un Tennis Remix koleksiyonunu keşfediyoruz.

Tarık Tolunay

TARIK TOLUNAY

"Bir fikri ve hikayesi olan her NFT değerlidir."

Yemek ve şarap eşleşmesi

YEMEK VE ŞARAP EŞLEŞMESİ

“Mutluluğun, basit ve açık bir şey olup, bir bardak şarap, bir kestane, kendi halinde bir mangalcık ve denizin uğultusundan başka bir şey olmadığına aklım yattı. Yalnız, bütün bunların, mutluluk olduğunu insanın anlayabilmesi için basit ve açık bir kalbe sahip olması gerekiyordu.” Nikos Kazancakis

Cem Yiğit Üzümoğlu

CEM YİĞİT ÜZÜMOĞLU

'Fatih Sultan Mehmed'i hiç böyle görmediniz' diye bir spot yazsak, click-bait'e kurban gitmiş olur muyuz?

Mete Yafet

METE YAFET

“Sanat öğrenilen programların veya tekniklerin değil kişinin iç yolculuğunun göstergesidir.”

MBFWI Backstage: Giray Sepin

MBFWI BACKSTAGE: GİRAY SEPİN

Giray Sepin'le MBFW Istanbul'un üçüncü günündeyiz.

Dört Nikah Bir

DÖRT NİKAH BİR

Güzel elbiseler içindeki güzel kadınlara bakmaktasınız.

Punch and Judy

PUNCH AND JUDY

Uçsuz bucaksız bir alanda birbirinden farklı iki karakterin ilişkisine tanıklık ediyoruz.

Instagram Pets: Shrampton

INSTAGRAM PETS: SHRAMPTON

Shrampton ile oturup sohbet edebilir, üstü açık arabasıyla Malibu sokaklarında gezebilirsiniz.

EN YENİLER
Bedirhan Soral

BEDİRHAN SORAL

"Günümüzde doğanın bize verdiği mesajları hepimiz çok net görüyoruz."

Dilan Bozyel

DİLAN BOZYEL

"Küçükken, benden yedi yaş büyük ablam 501'ini giydiğinde hayran hayran izlerdim onu. 501' ini giyer, Madonna'nın kasetini açar dans ederdi."

Songül Haydarpaşa

SONGÜL HAYDARPAŞA

"Benim en eski parçam 90-00 lerden Levi's bir elbise. Hala ilk günkü kadar güzel ve iyi durumda."

From Ego-Centrıc To Eco-Centrıc: Sürdürülebilirlikte Bireysel Duyarlılık ve Moda

FROM EGO-CENTRIC TO ECO-CENTRIC: SÜRDÜRÜLEBİLİRLİKTE BİREYSEL DUYARLILIK VE MODA

Artık doğaya yalnızca bakmıyor, onu görüyor ve anlıyoruz.

Levı's® 'Daha İyi'yi Nasıl Okuyor?

LEVI'S® 'DAHA İYİ'Yİ NASIL OKUYOR?

Mevsimler için değil, nesiller için tasarlayarak.

DAHA FAZLA