CAROLINE DE MAIGRET

Caroline, yazar, anne, müzik yapımcısı. Karl Lagerfeld’den hayat kurtaran dersler öğrendi. Stilini oturtmuş insanlardan biri, ama bunun için çok çalıştı. Özgür biri. Artık yirmilerinde olmadığının farkında, ama bu durumdan hoşnut. Paris’i çok seviyor, ama aklı fikri hayır işlerinde. Bir de, Caroline yönetmen. Bu konuda da çok heyecanlı. En az bizim kadar.

Röportaj: Olga Şerbetcioğlu

Fotoğraflar: Nico Bustos

Moda Editörü: Francesca Parise

Prodüksiyon Sorumluları: Sanem Gök, Ayşe Kocabeyoğlu/Studio Sasa

Saç: Khela

Makyaj: Rudy Marmet

Fotoğraf Asistanı: Lorenzo Pro lio

Moda Editörü Asistanı: Ophelie Cozette

Işık Asistanları: Alex Orjecovschi, Federica Falcone

Çekim yeri: Paris

 

Caroline, kapak çekimimiz nasıl geçti?

Çok iyi geçti, çünkü zaten fotoğrafları arkadaşım Nico (Bustos) çekti. Onunla uzun bir süredir çalışıyorum
ve yaptığımız her çekim, her seferinde eğlenceli, yaratıcı ve güzel müzikler eşliğinde geçiyor. Birlikte çalıştığımızda ortaya hep harika bir iş çıkıyor.

Paris’le devam edelim; bu şehir senin inkar edilemez bir parçan. Paris’i düşününce neler hissediyorsun?

Paris, dengeli ve benzersiz bir şehir; kültür ve güzelliğin karışımından oluşuyor. Her baktığınız yerde güzel bir şey görüyorsunuz. Nasıl anlatsam; insanı içine alan, insana zevk veren bir şehir... Burada, bu mimariyle büyümüş̧ olmak çok değerli. Paris, hayatta aradığım her şeyi içinde barındırıyor. Sadece biraz yeşilliği az, ama aynı anda her şeye sahip olamazsınız, öyle değil mi?

Başka bir şehirde yaşayabilir misin?

Model olduğum zamanlarda beş̧ yıl kadar New York’ta yaşadım. Orada yaşamak harika bir deneyimdi, ama bir süre sonra, orayı çok sevmeme rağmen Paris’e dönmek istedim. Çünkü oradayken, her şeye yetişmek için acele ediyordum ve düşünmeye zaman ayıramıyordum. O kadar hızlı yaşamak önünde sonunda beni kaygılandırmaya başladı. Sanırım bu biraz da Avrupalı olmamdan kaynaklı...

Ailen dolayısıyla, küçüklüğünde politikanın içinde bolca zaman geçirdin. Özellikle Fransa gibi politik bir ülkede büyümek nasıldı?

Epey enteresandı... Bazen insanlar biz Fransızlar’la dalga geçerler, çok gösteri yapıyoruz, protesto ediyoruz diye.
Bense bunların gerçekten işe yaradığını düşünüyorum. Yapılan gösteriler sorunları beraberinde getirse de, çalışan insanlar için kolaylıklar sağladığı da su götürmez bir gerçek. Ve bu benim yaşamak istediğim dünya. Ben haklarımızı korumaktan yanayım. Hastanelerimizin ve eğitimin bu ülkede ücretsiz olması harika. Mesela, ben burada ücretsiz bir üniversitede okudum. Evet, halk olarak hala şikayet ediyoruz ve her şey her zaman günlük güneşlik olmuyor. Yine de her zaman sınırları zorlamalısınız. Eğer hiçbir şey yapmazsanız, halihazırda var olan haklarınızı da zamanla kaybedersiniz. Hala yapılacak çok şey olsa da, ülkemi çok seviyorum ve ülkemle gurur duyuyorum. Politikaya gelirsek; açıkçası ben politikada konuşmak yerine, dahil olduğum hayır kurumları ve kar amacı gütmeyen kuruluşlardan bahsetmeyi tercih ederim. Bugünlerde bu kuruluşların politikadan daha değerli ve daha iyi şeyler yaptığını düşünüyorum. Politika her şeyden çok para ve güce odaklı. Bu kuruluşlarsa çok daha önemli konulara...

Chanel’e geçiyoruz... Yirmi yılı aşkın bir süredir Chanel’le çalışıyorsun. Marka senin bakış̧ açından nasıl bir evrim geçirdi?

Chanel’le, 90’larda modellik yaparken çalışmaya başladım. Sonra uzun bir süre ara verdim. Müzik yapımcılığına başladım, sonra oğlum doğdu. Derken, yedi-sekiz yıl önce Karl Lagerfeld beni şovlarından birine davet etti. Chanel’in yıllar içerisinde nasıl evrildiğini gördükçe, onlarla çalışıyor olmaktan daha da çok gurur duyuyorum. Genel olarak kadınlar ve tüm müşterileri için yarattıkları imajı, her iki kitleye de olan saygılarını o kadar seviyorum ki... Kendileriyle birlikte çalışan herkese karşı da çok saygılılar. Bu yüzden Chanel’in elçilerinden biri olmayı çok seviyorum. Üzerinize Chanel marka bir elbise geçirdiğinizde duruşunuz bile değişiyor. Anında mimiklerinize daha dikkat etmeye başlıyorsunuz, çünkü üzerinizdeki kumaşın büyük bir özenle dikildiğini çok iyi biliyorsunuz. Mesela, şu an üzerimde bulunan Chanel ceketi, torunlarıma armağan edebileceğimi bilmek bana mutluluk veriyor. Chanel görünenin çok ötesinde bir marka...

Bay Karl Lagerfeld’den aldığın en büyük ders ne oldu?

Ondan öğrendiğim o kadar çok şey var ki... Ama sanırım bunu ikiye indirebilirim. İlki, hep ileriye bakmak. Onun için geçmişin hiç önemli olmaması çok ilginç değil mi sizce de? Ama tarihten bahsetmiyorum, o farklı bir konu. Karl için, eski bir hikayeyi tekrar anlatmak gibi şeyler önemli değildi. İlginçtir ki bu, hayatımda tanıştığım tüm dahilerin ortak noktası, geçmişe değil, geleceğe odaklanmak. Gerçekten çok enteresan... Karl’dan ikinci öğrendiğim şey de, hep sınırları zorlayabilecek olmam. Yani, her zaman olduğun noktadan daha iyi olabileceğini bilmek. O bana, hiç yapamayacağımı düşündüğüm birçok şeyi yapabileceğimi gösterdi. Mesela, DJ’lik. Daha önce müziğin o alanında hiç çalışmamıştım. Ama Karl’ın da desteğiyle onu da yaptım. Sonra onun sayesinde oyunculuk ve yönetmenlik yaptım. İnsanı hep daha iyi olmaya zorlayan, gerçekten eşi benzeri olmayan biriydi...

 

Röportaj ve kapak çekimimizin devamı, XOXO'nun yeni sayısında. Üye olmak için buraya tıklayınız. 

BUNLARI DA OKUYUN

MELİSA ŞENOLSUN

XOXO The Mag Sonbahar/Kış 2017-2018 kapak konuğumuz Melisa'ydı.

KLARA KRISTIN

İlkbaharı yaşarken, yazı selamlamayı da ihmal etmiyoruz.

NADIA LEE COHEN

XOXO The Mag'in Sonbahar/Kış 2018-2019 kapak konuğuna bakmaktasınız.

BU AY EN ÇOK OKUNANLAR
Gahl Sasson

GAHL SASSON

İşe bakın ki, Some Men 11'de astroloji konuşuyoruz.

Gönül Ergenekon

GÖNÜL ERGENEKON

Bilime Bir Doz Anne Şefkati

Nadıa Lee Cohen

NADIA LEE COHEN

XOXO The Mag'in Sonbahar/Kış 2018-2019 kapak konuğuna bakmaktasınız.

Jonathan Anderson

JONATHAN ANDERSON

JW Anderson’ın kurucusu ve Loewe’nin Kreatif Direktör’ü Jonathan Anderson’ın yükselişi hız kesmiyor. Erkek kıyafetleriyle başlayıp kadın tasarımlarına varan serüvenin tanığıyız.

Yeni İnsan

YENİ İNSAN

Gündüz Vassaf XOXO The Mag için yazdı.

Dönersen Islık Çal

DÖNERSEN ISLIK ÇAL

Bala Atabek, XOXO The Mag için yazdı.

Franz Ferdınand

FRANZ FERDINAND

Franz Ferdinand ile İstanbul konserlerinden hemen önce buluşmuştuk.

Tennıs Remıx

TENNIS REMIX

Ali, Leyla, Ece, Mehmet ve Fırat'la Lacoste'un Tennis Remix koleksiyonunu keşfediyoruz.

Yemek ve şarap eşleşmesi

YEMEK VE ŞARAP EŞLEŞMESİ

“Mutluluğun, basit ve açık bir şey olup, bir bardak şarap, bir kestane, kendi halinde bir mangalcık ve denizin uğultusundan başka bir şey olmadığına aklım yattı. Yalnız, bütün bunların, mutluluk olduğunu insanın anlayabilmesi için basit ve açık bir kalbe sahip olması gerekiyordu.” Nikos Kazancakis

Best Frıends: Ece Çeşmioğlu

BEST FRIENDS: ECE ÇEŞMİOĞLU

Ece Çeşmioğlu ve Taner Ölmez'le sohbet ettik. Daha doğrusu onlar etti, biz dinledik.

Dilan Güme & Ebru Atılgan

DİLAN GÜME & EBRU ATILGAN

Exquise'e hayat veren iki isimle sohbet ettik.

Bir Küresel Moda Dosyası

BİR KÜRESEL MODA DOSYASI

Küresel moda markalarını mercek altına alıyoruz.

EN YENİLER
Server Demirtaş

SERVER DEMİRTAŞ

Mekanik hareketlerle hisleri buluşturuyor.

Davıd Mallett

DAVID MALLETT

Maestro’dan sizin için güçlü tüyolar alıyoruz.

Dönersen Islık Çal

DÖNERSEN ISLIK ÇAL

Bala Atabek, XOXO The Mag için yazdı.

Beğeni Üzerine

BEĞENİ ÜZERİNE

Ali Akay, XOXO The Mag için yazdı.

Zızı Donohoe

ZIZI DONOHOE

Zizi Donohoe ile güzellik üzerine biraz laflıyoruz.

Franz Ferdınand

FRANZ FERDINAND

Franz Ferdinand ile İstanbul konserlerinden hemen önce buluşmuştuk.

DAHA FAZLA