SARP

Sarp ile konuştuklarımız arasında şu kelimelere sık sık rastlayabilirsiniz: Maşallah, Lunar ve İntikam...

SARP, kısa sürede büyük başarılara imza atan bir sanatçı. Geleneksel Osmanlı motiflerini insan bedenlerine yansıttığı Maşallah serisine dünyanın çeşitli sanat şehirlerinde rastlayabilirsiniz. Şimdi de kendisiyle kilim desenlerinin arkasına saklanıyor, ve otoportre çekimleri sırasında sanat, müzik ve biraz da Ay’a adım atmaktan bahsediyoruz.

Fotoğraf: Hadley, Lunar serisinden/SARP

SARP/Otoportre

Sarp, sabah insanı mısın, akşam mı?

Kesinlikle akşam. Chicago’da evim Doğu’ya bakıyor ve genelde göl üzerinde güneş belirdiği zaman benim yatma vaktim gelmiş demek oluyor. Bir de beni Ortadoğu, Asya ve Avustralya’da temsil eden Yavuz Gallery’nin merkezi Singapur. Aradaki saat farkından ötürü, galeridekilerin uyanık olduğu saatlerde ayakta olmak hayatımı kolaylaştırıyor. Tabii bu aslında bir bahane. Geceleri uyanık olmayı, toplantı vesaire olmasa da seviyorum.

Geleneksel Osmanlı motiflerini insan bedenlerine yansıttığın ve üç yıldır devam ettiğin Maşallah serini şimdi kilimlerle sürdürüyorsun. Hikaye bu aşamaya nasıl geldi?

Bu seri için, üç yıldır ağırlıklı olarak, İznik çinilerini kullanıyordum. Birkaç ay önce, İstanbul’da annemi ziyarete geldiğimde, evde rulo halinde dev bir kilim keşfettim. Üzerinde emekleyip yürüdüğüm, ben bebekken Paris’te evde serili olan kilimmiş meğer, İstanbul’da yerlere sığmayınca bir köşeye kaldırılmış. Ben bir şekilde o kilimi katlayıp bavuluma sığdırdım, 23 kiloluk bagaj hakkımın 20’sini kullanarak Chicago’daki evime götürdüm. Birkaç aydır da bu kilimle büyük bir aşk yaşıyoruz, ve en sonunda dayanamayıp Maşallah’ı kilimlerle sürdürmeye karar verdim.

Franz, Lunar serisinden

Seni çoğumuz Maşallah ile tanıdık. Serinin başlangıcından itibaren, profesyonel modellerle çalışmak yerine kendi çevrenden insanları fotoğraflamayı tercih ediyorsun.

Aslında daha önce modellerle de çalışmayı denedim; tek sıkıntım modellerin poz verme reflekslerinin olmasıydı. Moda dünyasında, editoryal çekimlerde çok belli bir vücut dili ve surat ifadesi yelpazesi geçerli. Deneyimli bir model ister istemez, anında bu yelpazeden pozlar vermeye başlıyor. Maşallah’ın daha doğal bir tavra sahip olması benim için önemliydi. Seride ön plana çıkan asla poz veren kişi değil, desenlerle bütünleşen bir figür olmalıydı. Hatta neredeyse insanlaşan bir tuval hayal ediyordum diyebiliriz. Dolayısıyla, benim yanımda olmaya alışık, benim karşımda soyunmayı bir profesyonel mesafeyle veya kalıplaşmış reflekslerle değil de, daha içten bir şekilde başaracak insanların, dostlarım arasından seçilmeleri gerektiğini düşündüm. Şanslıyım ki, iyi gözüken pek çok arkadaşım var.

Maşallah için yakın gelecekteki planların nedir?

Bu soruyu en son, geçtiğimiz Eylül ayında, 15. İstanbul Bienali Komşu Etkinlikleri çerçevesinde Elgiz Müzesi’nde sergilenen solo enstalasyonum Lunar’ın açılışında, küratörüm olan Huma Kabakcı sordu. O zaman yazın başından beri kafamda kurduğum ve ismi dışında pek de ipucu vermek istemediğim ‘Birds of Paradise’ ile cevap vermiştim. Fakat sonra çok ilginç bir şey oldu ve kendimi son birkaç haftadır, ruhunda Maşallah olan fakat kesinlikle fotoğraf olmayan ve insan figürü içermeyen bir proje üretirken buldum. Bittiği zaman bugüne kadar yaptığım en devasa proje olacak, dolayısıyla çok heyecanlıyım. 

Vertigo, Lunar serisinden

Lunar’da NASA’nın 1960’larda yayınladığı Ay görüntülerine de yer veriyorsun. Az önce bahsettiğin metaforun ötesinde, Ay’a ayak basma fikri senin için ne ifade ediyor?

Uzaya gitme fikri bile bana fantastik geliyor. Hep
hayal ediyorum, acaba gidebilsem gider miydim diye. Ve her seferinde kafamda canlandırdığım yolculukta, yörüngeye çıktığımız noktadan itibaren asla geri dönmek istemeyeceğimi düşünüyorum. Bu arada, enstalasyona dönersem, NASA’nın yayınladığı Ay haritalarını yerlere koymamızın en büyük sebebi, baskının altında çok ince katman bir foreks olması. Özellikle topuklu ayakkabıyla üzerine basıldığı zaman izi kalıyor. Böylelikle sergiyi gezdiklerinde, Ay’da adım izlerini bırakanlar ağırlıklı olarak kadınlar oldular. 

O halde, üretimlerinde bir anlamda feminist niyetlerin olduğunu da söyleyebiliriz.


Erkek bir fotoğrafçı olarak, kadın figürleriyle çalışmaya başladığım anda feminist olmak mümkün mü, emin değilim. Karşımda soyunan bir kadını bir fotoğrafın objesi olmaktan öteye nasıl götürebilirim, kameranın arkasında ben karşımdakinden daha güçlü bir pozisyondayken nasıl eşit bir ilişki kurulabilir diye çok uzun süre kafa patlattım. Sonra Oberlin College’da, okulun sirkinin sunuculuğunu yaptığım dönemden iki akrobat arkadaşımı aradım. “Sarp, yıllardır bizden poz vermemizi istemeni bekliyorduk” dediler. Desenleri onların üzerlerine kendi sporlarını yaparken yansıtarak, daha kolektif bir proje üretmeyi hedefledim. Ürettiğim fotoğrafları dev tül perdelere basarak, kadınları havada uçarken sergilemek de onları yüceltme amaçlıydı. Başka bir deyişle, niyetim kesinlikle feminist; özellikle de insanların kafalarında kadınlara ve bilime yönelik kalıpları yıkmayı hedeflediğimi düşünürsek... Bu arada, Lunar’ı kadınlarla yapmamın en büyük sebebi, Türkiye’de geçtiğimiz yıllarda yapılan eğitim reformlarıyla kız çocuklarının eğitime gönderilmemesi için mekanizmalar kurulmasıydı. Geçtiğimiz İlkbahar’da astronot Peggy Whitson, uzayda sekiz kere yürüyüş yaparak uzayda en çok vakit geçiren kadın oldu, rekor kırdı. Bunlar hep kafamı kurcalayan şeyler, bir tarafta kadınlar neler başarıyorlar, bir tarafta insanlar kız çocukları evde kalsın diye uğraşıyorlar...

Hesap, Maşallah serisinden
Cin, Maşallah serisinden

İşlerini perdeye baskı yöntemiyle sergileme kararının arkasında kavramsal olarak da bir alt metin var mı?

Malum, perde hem evle ilişkilendirilen, hem de toplumun geneli tarafından kadınların ilgilenmesi gerektiği düşünülen bir obje. Dolayısıyla, ben
de Lunar’da kullandığım perdelerin üzerinde Ay desenleriyle bütünleşmiş kadınlar sunarak, insanlara “Sizin kadınlardan beklentiniz nedir?”, “Kadınları uzayı fethederken hayal edebiliyor musunuz?” gibi sorular sormak istedim.

Sanat çalışmalarının yanı sıra, müzik de üretiminin bir parçası, kendi şarkılarını besteliyorsun. İşlerin müziğini nasıl destekliyor?

Şarkıları, genelde, kafamda onların videolarının nasıl olacağını hayal ederek yazıyorum. Yazarken aklımda mutlaka bir görsel oluyor yani. En son Hollow’un videosu için, hareket halinde bir Maşallah çektim. Ayrıca, geçtiğimiz haftalarda Tal Barahya’yla üçüncü şarkımın demosunu bitirdik. Filmini de bu kış 85/90 Projects’le ve Fashion Film Fest Istanbul’un kurucusu Tuna Yılmaz danışmanlığında çekiyoruz. Adıysa, ‘Light The Way’.

SARP'ın röportajı, Some Men Kış 2017/2018 sayısında yer almaktadır. Üye olmak için tıklayın

BUNLARI DA OKUYUN

ERIC YAHNKER

Eric Yahnker, popüler figürleri çizimlerinde şekilden şekle, olmadık durumlar içine sokuyor.

THE KAPLAN TWINS

Allie ve Lexi’yi birbirinden ayırmak imkansız. Sorularımızı tek bir ağızdan cevaplayan Kaplan ikizleriyle konuşmak için Los Angeles'a bağlanıyoruz...

SERRA BEHAR

Serra Behar’a sanatçı olmanın ona nasıl hissettirdiğini sorduğumuzda, cevabı ‘nefes’ sözcüğüyle başlıyor.

BU AY EN ÇOK OKUNANLAR
Dijital Sanatın Yeni Sahnesi

DİJİTAL SANATIN YENİ SAHNESİ

DACO: Adil, sürdürülebilir ve şeffaf.

Burak Deniz

BURAK DENİZ

“Biraz sabırsız ve çoğu zaman kararsızım. Bu iki özelliğim bir kenara, kendimden oldukça memnunum, zira en nihayetinde bunlar beni ben yapan haller ve bütünü olumlu etkiliyorlar.”

2016: XOXO The Mag Röportajları

2016: XOXO THE MAG RÖPORTAJLARI

2016 yılında kimlerle sohbet ettik? Kısaca hatırlayalım;

SOME MEN SUMMER 2018 COVER STORY

SOME MEN SUMMER 2018 COVER STORY

Some Men yazı, Kerem Bürsin'le açıyor.

Rüya Pamuk

RÜYA PAMUK

Rüya'yla konuşmamızın odak noktasında okuduğu, yarıda bıraktığı ya da okuyacağı kitaplar vardı.

The Art of Hygge

THE ART OF HYGGE

İlhamını Danimarkalıların iyi yaşam felsefesinden alan NFT koleksiyonuyla tanışınız.

MBFWI Backstage: Özlem Süer

MBFWI BACKSTAGE: ÖZLEM SÜER

Özlem Süer defilesinin sahne arkasından bildiriyoruz.

MBFWI Backstage: Sudi Etuz

MBFWI BACKSTAGE: SUDİ ETUZ

MBFWI üçüncü gününü, Sudi Etuz'la açtı.

Metin Akdülger

METİN AKDÜLGER

Meğer Metin'e daha soracak çok sorumuz varmış.

MBFWI Backstage: DB Berdan

MBFWI BACKSTAGE: DB BERDAN

MBFWI başladı. Biz de hemen sahne arkasına girdik. Deniz Berdan'la başla

Cool & Collected

COOL & COLLECTED

XOXO yeni sayısında önümüzdeki soğuk aylar için birkaç olfaktif öneride bulunuyor.

A Suburban Affaır

A SUBURBAN AFFAIR

Kırsaldayız ama aslında değiliz.

EN YENİLER
Nilay Örnek'in Adres Defteri

NİLAY ÖRNEK'İN ADRES DEFTERİ

Aklından çıkaramadıkları ve rutin haline dönüştürdükleriyle...

The Art of Hygge

THE ART OF HYGGE

İlhamını Danimarkalıların iyi yaşam felsefesinden alan NFT koleksiyonuyla tanışınız.

İtalyan Savaş Kahramanları

İTALYAN SAVAŞ KAHRAMANLARI

Gündüz Vassaf, XOXO The Mag için yazdı.

Emin Alper

EMİN ALPER

Emin Alper bize üç nankör kız kardeşin hikayesini anlatıyor. Sadece bize değil, tüm dünyaya. Ve hikayesi derdini epey iyi anlatıyor.

Mükemmel Uyum

MÜKEMMEL UYUM

Kusursuz müzik, dengeli ses deneyimi ve LG XBOOM Go arasındaki ilişkiyi tahmin etmeniz çok olası. Bu denkleme bir de Aybüke Pusat'ı dahil ediyoruz, sözü kendisine ve müziğe bırakıyoruz.

Dr. Mark Hyman

DR. MARK HYMAN

"Kaderimizin kurbanı olacağımız düşüncesinden vazgeçmeliyiz. Biyolojimizi değiştirecek güce sahibiz."

DAHA FAZLA