ARES

Erinç Seymen, Ares’le sanatının ev ve sokak arasında bölünerek çoğalan farklı biçimlerini konuştu.

Ares’in sanat üretimi tek bir kavram üzerinden değil, ona farklı hikayelerin kapılarını açacak geniş bir belirsizlikten yola çıkıyor. O, her şeyden önce, bu hikayeleri önemsiyor ve parçaların estetiğinden bağımsız, bütünün yarattığı etkiye odaklanıyor.

Röportaj: Erinç Seymen - XOXO The Mag Sonbahar/Kış 2017-2018

Fotoğraf: Gökhan Polat

 

Ares, evde yaptığın kimi resimlerin birbirlerine bağlanarak son derece girift ve detaylı hikayeler örüyor. Sokakta yaptığın resimlerinde ise bu çokkatmanlı anlatıdan bir miktar taviz veriyorsun: Ne kadar karmaşık bir kompozisyon olursa olsun, duvar resminin anlatısı bir tek kadrajla sınırlı. Acaba sokak resimlerin arasında, evde yaptığın ve metinlerle desteklediğin serilere benzer biçimde, bizim bilmediğimiz anlatı düğümleri ve devamlılıklar olabilir mi?

Sokak teknik olarak hız gerektiriyor, maksimum bir iş üzerinde bir hafta çalışabiliyorsun, o da boyadığın duvar izinliyse, ki bu pek sık olan bir şey değil. Yapılan işlerin ortalama tamamlanma süreci üç-dört saat. Boyayabileceğin yüzeyler ise rastgele karşına çıkıyor. Böyle bir yapı içerisinde yine bir kurgusal hikayeler bütünü oluşturulabilir, ama sokağın rahatlığını buna tercih ederim. Bazen ikisini de birbirine bağlıyorum, bu aralar bunu daha sık yapmaya başladım. Belki ileride durumlar değişir, bilemeyiz.

Resimlerinde başka bedenler/ nesnelerle kaynaşan, organik/ inorganik yığınlar içinde eriyen, çoğunlukla derin acı tecrübelerinden geçmişe benzeyen ve karanlık bir anatomi karnavalının katılımcıları gibi zuhur eden bedenlere sık sık rastlıyoruz, ki bu açıdan Yugoslavyalı sanatçı Dado’yla akrabalığın olduğunu düşünüyorum. Dado’nun resimlerinde kıvranan bedenler, sanatçının içine doğduğu travmatik dönemin ve savaş koşullarının izlerini taşıyor. Senin resimlerindeki bedenlerin hareket ettiği bir tarihsel zemin söz konusu mu?

Akraba olduğumuz çok fazla insan var ama tam olarak onlar gibi olmadığımız kesin. Her hareketin başlangıcında bir zemin vardır, acemilikten belki isimlendirilemez. Bendeki genel hareketler bütünü (çoğu) belirsizlik üzerinde kuruluydu ilk başlarda. Sonra değişen hikayelerdeki farklı his ve olayları ifade etmeye kuruldular. Tek bir kavram-yapı üzerinde duramıyorum. Benimkisi küçük travmalar...

Resimlerinde, toplum yaşamına ne kadar angaje olduğu tartışmalı, toplumsal atık olarak değerlendirilmeye uygun karakterler önemli bir yer kaplıyor. İyi-kötü ikiliğine hiç bulaşmadan uyumsuzlara ayırdığın dikkat hangi fikirlerden besleniyor?

İnsanlık olarak çok fazla önyargıya sahibiz, sanırım bu ifade biçiminden ve ısrardan hiçbir zaman vazgeçmeyeceğim. Güzel olan nedir? Sadece temiz midir? Tek parça mıdır? Güzel olan hikayedir ve bence bu hikayeyi oluşturan parçalar ne kadar çirkin olursa olsun sonunda ortaya çıkacak olan şey önemlidir. Genel olarak birbirimizi pek dinlemiyoruz, izlemiyoruz, karşımızdaki insanların hareketlerini nasıl bitireceklerini beklemeden müdahale ediyoruz. Daha sık gözlemek karşıdakinin başladığı işi nasıl bitireceğini görmek önemli. Ben yanımdaki insanlara güvenmeyi tercih ederim.

Resimlerinin, onlarla galeride buluşan izleyici ve onlara sokakta hazırlıksız yakalanan izleyici üzerinde farklı tesirler yarattığını düşünüyor musun, mekansal farklar bağlamında bir resimle karşılaşmaya hazır olmak sence ne demek?

Burada yapı incelemesi yapmak gerekir iki ortam da birbirinden ayrı ciddiyete sahip. Buna hazır olmak sence de zor değil mi?

Bildiğim kadarıyla duvar resmi yapanların büyük çoğunluğu erkek. Cinsiyet dağılımındaki bu açık eşitsizliğin neyden kaynaklandığını düşünüyorsun?

Keşke yurtdışında bu değerler farklı olsaydı o zaman buna bir anlam verebilirdim.

Tıpkı dünyanın çeşitli bölgelerinde üretilen hip-hop örneklerinde olduğu gibi, Tokyo, Kahire ve İstanbul’da üretilen duvar resimlerinde benzer motiflere ve üsluplara rastlayabiliyoruz. Bu bağlamda duvar resminin milliyetçiliğe/yerelciliğe direnen bir hususiyeti olduğunu düşünüyorum. Dünyanın farklı bölgelerinde duvar resmi yapan sanatçılar arasında, estetik etkileşimi aşan ve mesela ortak siyasi refleksler vermeyi mümkün kılan iletişim kanalları var mı?


Bu benzerliğe rastlamamızın sebebi internet. İş paylaşım ağları çok fazla. Şehirdeki işleri paylaşan sayfalar, kişisel hesaplar, ülke
içi işleri paylaşan sayfalar, ki bir-iki sene öncesine kadar bizde de başarılı bir sayfa vardı... Sonra Avrupa, Asya, Ortadoğu ayrımı. Toplu bir refleks yerel kümeler içerisinde olabilir. Uluslararası bir durum bilmiyorum.

BU AY EN ÇOK OKUNANLAR
Yeni İnsan

YENİ İNSAN

Gündüz Vassaf XOXO The Mag için yazdı.

Şehirlerin Şarjı Bitmez

ŞEHİRLERİN ŞARJI BİTMEZ

Güne hazırsınız, otomobiliniz de öyle.

Sosyal İzolasyonda Skın-Fastıng

SOSYAL İZOLASYONDA SKIN-FASTING

Cilt bakımı rutininizi durdurduysanız, tekrar düşünün.

Değişik Bir Gün

DEĞİŞİK BİR GÜN

Başlıyoruz.

Az Kaldı

AZ KALDI

Otomobile atlayıp şehri yaşamaya.

Rebırth

REBIRTH

Adı üstünde işte, yeniden doğuyoruz.

Şükrü Özyıldız

ŞÜKRÜ ÖZYILDIZ

Şapkasını kapının dışında bıraktı. İçeri girdi, elimizi sıktı, karşımıza oturdu; arkadaşımız oldu.

Best Frıends: Ece Çeşmioğlu

BEST FRIENDS: ECE ÇEŞMİOĞLU

Ece Çeşmioğlu ve Taner Ölmez'le sohbet ettik. Daha doğrusu onlar etti, biz dinledik.

A Suburban Affaır

A SUBURBAN AFFAIR

Kırsaldayız ama aslında değiliz.

Evdeki Saat

EVDEKİ SAAT

Grubun beyni ve şimdilik tek üyesi Eren Bagi’yleydik.

Lyn Weıscz

LYN WEISCZ

Lynskiii, telefonun öbür ucunda.

A’dan Z’ye Moda Haftası

A’DAN Z’YE MODA HAFTASI

Moda haftasının hengamesi ve bütün yaşananları alfabedeki harflerin öncülüğünde inceliyoruz.

EN YENİLER
Beğeni Üzerine

BEĞENİ ÜZERİNE

Ali Akay, XOXO The Mag için yazdı.

Zızı Donohoe

ZIZI DONOHOE

Zizi Donohoe ile güzellik üzerine biraz laflıyoruz.

Franz Ferdınand

FRANZ FERDINAND

Franz Ferdinand ile İstanbul konserlerinden hemen önce buluşmuştuk.

Bir Küresel Moda Dosyası

BİR KÜRESEL MODA DOSYASI

Küresel moda markalarını mercek altına alıyoruz.

Erol Tabanca & İdil Tabanca

EROL TABANCA & İDİL TABANCA

OMM'u Kengo Kuma'dan dinledik, şimdi sıra işin kalbi olan ikilide. Biz bu ikilinin sohbetine müdahil olmaktansa şahit olmayı tercih ediyoruz.

Jonathan Anderson

JONATHAN ANDERSON

JW Anderson’ın kurucusu ve Loewe’nin Kreatif Direktör’ü Jonathan Anderson’ın yükselişi hız kesmiyor. Erkek kıyafetleriyle başlayıp kadın tasarımlarına varan serüvenin tanığıyız.

DAHA FAZLA