GAMZE KUŞ

Martı adlı tiyatro oyununu ve tasarımdaki zamansızlığın büyüsünü, oyunun sahne tasarımcısıyla konuştuk. 

Bu ve geçen yılın dikkat çekici oyunlarından biri Pürtelaş Tiyatro'nun Martı'sı oldu. Geçen yıl, 21.İstanbul Tiyatro Festivali'nin açılış oyunu olan Martı, Zorlu Psm'de sahnelenmeye devam ederken, Tiyatro Eleştirmenleri Birliği tarafından verilen TEB Ödülleri'nde bu sene yılın oyunu seçildi. Çehov'un klasiklerinden Martı kim ilir kaçıncı kez sergilenirken, ismini bir kez daha afişlerde gördüğünde burun kıvıranları bambaşka bir sahneleme deneyimi bekliyor. Bu deneyimin önemli bir parçasıysa sahne tasarımı. Martı'yı ve tasarımdaki zamansızlığın büyüsünü, oyunun sahne tasarımcısı Gamze Kuş ile konuştuk. 

Fotoğraflar: Gamze Kuş'un izniyle.

 

Tiyatrodaki sahne ve kostüm tasarımının esas derdi, oyunun sunumu mudur, izleyici deneyimi mi? 

Bu, oyunun türüne ve sahneleniş biçimine göre değişir… Klasik bir sahnelemede tasarımın amacı kesinlikle oyunun sunumuyken, avangart bir yorumda seyirci deneyimi olabilir. 

Zorlu Psm’de sahnelenen Martı günümüzde geçen bir uyarlama. Bu anlamda sahne tasarımında gözettiğiniz unsurlar neydi?

Bu oyun bağlamında gözettiğim unsur gerçekçi ve klasik bir oyunu bugünün seyircisine, seyirciyi kendinden uzaklaştırmadan modern bir form içerisinde tasarlamak oldu… Martı oyunu çevre sahne düzeni ile sahnelendi. Böylece seyirciyi kendimizden uzaklaştırmamış, hatta en yakınımıza yerleştirmiş olduk. Bu izlekte seyirci sahne üzerinde var olan tüm objeleri yanı başında seyrediyor. Ben Martı'yı tasarlarken olabildiğince soyut bir mekanın içine en gerçek aksesuarları ve malzemeleri yerleştirdim…O soyut mekanı yaratırken de organik bir doku kullandım; yosun + su. Ve bu doku ile oluşturulmuş soyut dünya seyirciyi doğallığı sayesinde içine alıveriyor diye düşünüyorum. Seyirci yosunun kokusunu alıp, dokusunu görüyor, bazı anlarda su üzerine sıçrıyor… Sahnelerin duygu durumuna göre değişen ışıklı pano ve üst aydınlatma çubuklarıyla da sahnemi çerçeveledim. Önümüzde artık bir kutu oluştu ve bu kutu kendi plastiği ile soyut ama bir o kadar da gerçekçi oldu..

Zamansız bir sahne yaratmak mümkün mü?

Kesinlikle mümkün ve bu aslında çok sevdiğim bir tasarım dili. 

Sahnede yaratılabilecek deneysellik anlamında ne kadar ileri gidebilirsiniz? 

Bu sorunun cevabını bilemiyorum. Yolculuğum devam ediyor. Hep birlikte göreceğiz. 

 

Sahne tasarımını gerçek hayattaki bir mekan tasarımından ayıran nedir?

Estetik kurallarıdır… Sahne tasarımı yaratılmış bir gerçekliktir, dolayısıyla kesinlikle gerçek değildir. Sahne üzerine koyduğumuz herşey -ki bu çerçeve de olabilir çevre de olabilir- artık bir anlam içeriyordur ve o obje artık siz ona ne ad veriyorsanız ve nasıl niteliyorsanız odur.  Ergonomik olmak zorunda değildir. Gerçek mekan tasarımında ise adı üstünde, herşey gerçektir, koltuk koltuktur ve rahat olmak zorundadır.  Sahne tasarımında ise koltuk bir dünya olabilir, çok rahatsız olabilir, çok büyük ya da çok küçük olabilir… 

Gerçek mekan tasarımı bir kere yapılır ve yerinde durur, yaşar, yaşlanır.. Sahne tasarımı ise her temsil sonrası sökülür ve depolanır, her oyun öncesi tekrar kurulur demontedir.

Mesleğinizin izleyicilerin pek de farkında olmadığı klişeleri var mı?

Var tabii...Örneğin çerçeve sahne hileleri… Dekorlar, üç boyutlu numarası yapan 2 boyutlu formlardır, arkası yapılmaz. Sahnedeki ateş her zaman aldatmaca ışık oyunudur, sahnedeki yemeklerse genelde kraker ya da kek... Ve bunu gibi pek çok şey...

Sahne ve kostüm tasarımı yaparken göz önünde bulundurduğunuz moda veya eğilimler var mı?

Moda ya da eğilim olarak değil ama, tasarım yaparken keyif aldığım şey hep gözümüzün önünde duran bir şeyi, bir form, doku, renk, obje ya da boyutu alıp, evirip çevirip yeni anlamıyla kullanmak… Ve kesinlikle modern estetik algısından yola çıkarak zamansız mekanlar yaratmak...

Bir oyunun sahneye konulması için en akla gelmeyecek mekan neresi olabilir?

Devlet dairlerinde herhalde hiçbir şey sahnelenemezdi.

Sıradaki proje nedir?

Sırada, Pürtelaş Tiyatro için yeni oyunumuz ve Şehir Tiyatroları'nda yeni bir oyun daha var.  Belki bir de sinema filmi. 

BU AY EN ÇOK OKUNANLAR
Şehirlerin Şarjı Bitmez

ŞEHİRLERİN ŞARJI BİTMEZ

Güne hazırsınız, otomobiliniz de öyle.

Yeni İnsan

YENİ İNSAN

Gündüz Vassaf XOXO The Mag için yazdı.

Sosyal İzolasyonda Skın-Fastıng

SOSYAL İZOLASYONDA SKIN-FASTING

Cilt bakımı rutininizi durdurduysanız, tekrar düşünün.

Değişik Bir Gün

DEĞİŞİK BİR GÜN

Başlıyoruz.

Az Kaldı

AZ KALDI

Otomobile atlayıp şehri yaşamaya.

Şükrü Özyıldız

ŞÜKRÜ ÖZYILDIZ

Şapkasını kapının dışında bıraktı. İçeri girdi, elimizi sıktı, karşımıza oturdu; arkadaşımız oldu.

Rebırth

REBIRTH

Adı üstünde işte, yeniden doğuyoruz.

Best Frıends: Ece Çeşmioğlu

BEST FRIENDS: ECE ÇEŞMİOĞLU

Ece Çeşmioğlu ve Taner Ölmez'le sohbet ettik. Daha doğrusu onlar etti, biz dinledik.

A Suburban Affaır

A SUBURBAN AFFAIR

Kırsaldayız ama aslında değiliz.

Evdeki Saat

EVDEKİ SAAT

Grubun beyni ve şimdilik tek üyesi Eren Bagi’yleydik.

Lyn Weıscz

LYN WEISCZ

Lynskiii, telefonun öbür ucunda.

A’dan Z’ye Moda Haftası

A’DAN Z’YE MODA HAFTASI

Moda haftasının hengamesi ve bütün yaşananları alfabedeki harflerin öncülüğünde inceliyoruz.

EN YENİLER
Beğeni Üzerine

BEĞENİ ÜZERİNE

Ali Akay, XOXO The Mag için yazdı.

Zızı Donohoe

ZIZI DONOHOE

Zizi Donohoe ile güzellik üzerine biraz laflıyoruz.

Franz Ferdınand

FRANZ FERDINAND

Franz Ferdinand ile İstanbul konserlerinden hemen önce buluşmuştuk.

Bir Küresel Moda Dosyası

BİR KÜRESEL MODA DOSYASI

Küresel moda markalarını mercek altına alıyoruz.

Erol Tabanca & İdil Tabanca

EROL TABANCA & İDİL TABANCA

OMM'u Kengo Kuma'dan dinledik, şimdi sıra işin kalbi olan ikilide. Biz bu ikilinin sohbetine müdahil olmaktansa şahit olmayı tercih ediyoruz.

Jonathan Anderson

JONATHAN ANDERSON

JW Anderson’ın kurucusu ve Loewe’nin Kreatif Direktör’ü Jonathan Anderson’ın yükselişi hız kesmiyor. Erkek kıyafetleriyle başlayıp kadın tasarımlarına varan serüvenin tanığıyız.

DAHA FAZLA