DIETMAR KÖRING

Geçtiğimiz ay bir atölye çalışması için İstanbul'a gelen mimarla, geleceğe dair distopik senaryoların sunduğunun çok uzağındaki parlak ihtimaller üzerine konuştuk...

Geçtiğimiz ay İstanbul’da Alper Derinboğaz ile birlikte Mef Üniversitesi’nde gerçekleştirdiğiniz 'Future Epigraphs' başlıklı atölyenin temel fikri, kente, çok katmanlı yeni kentsel paradigmalar üzerinden bakmak ve kenti bir gelecek olgusu olarak yeniden düşünmekti. Atölyedeki en spekülatif senaryo ne oldu? 

Öğrencilerle yalnızca iki buçuk gün birlikte olduğumuz için bunu söylemek güç... Tek bir belirgin senaryolardan ziyade, basit iki boyutlu örüntüler üzerinden nasıl üç boyutlu karmaşık şekiller yaratılabileceğine dair sürekli aktarım halinde olan bilgiden bahsetmeyi tercih ederim. Konuşulan şeyler arasında; kitlesel olarak özelleştirilmiş süreçler aracılığıyla yakın gelecekte üretmenin mümkün olacağı belirgin formlar ve arazi değeri, sosyal konut ihtiyaçları gibi unsurların şekillendirdiği ekonomik baskıya cevap veren yeni tip gökdelenler gibi projeler vardı. Yeni üretim olanakları ve yapay zeka, mimarlar ve planlamacıların elinde olan kentsel dokuyu dönüştürüyor. Bu dönüşüm bir paradigma değişikliği anlamına gelmiyor. Diğer yandan, geleceğin kentsel planlamasından bahsederken, insan bedeninin teknolojik uzantıları üzerine yeni bir farkındalık yaratmaya da ihtiyaç var. Atölyedeki en spekülatif senaryoyla ilgili soruna tekrar dönersek, öğrenciler tarafından üretilmiş işlerin hepsi birer sanat işiydi... Atölye sonucu oluşturulan ve iletilen bilgi beni çok mutlu etti. 

Geçtiğimiz yıl, Avrupa'da, tasarım ve mimarlık alanlarında en fazla umut vaat eden yeteneklere verilen 'Europe 40 Under 40' ödülünü kazananlardan biriydin. Bu seçimin senin için nasıl bir anlamı var?   

Yalnızca aktif halde olan bir topluluk tarafından mümkün olabilecek böylesi bir ayrıştırma sayesinde yeni dostlar edinebileceğimi hiç düşünmezdim. Bu vesileyle Londra'da  RCA'in ev sahipliğinde düzenlenen mimarlık ile ilgili bir tartışma düzenleyen Mert Eyiler ve Zeynep Aydemir'e ve Fransa'da bir sergi gerçekleştiren Benjamin Michel'e özel olarak teşekkür etmek isterim. Ödülün yalnızca 40 yaşın altında mimarlara verilmesi, belirli bir zaman diliminin sonucuna bakıldığını gösteriyor ki, bu biraz üzücü. Bazen mimarideki "çocukça" şeyleri korumanın yaş ilerledikçe daha zor hale geldiği hissine kapılıyorum ki aslında bunlar yaşlandıkça daha görünür hale geliyor.  Bunu 'Anthropometric Pavilion' ve 'Der Feldweg' gibi projelerde gözlemlemek mümkün. Kim ki en başından itibaren bütün gerçek anlamda zorlayıcı koşulları dikkate alır, o zaman o kişi mimarinin cazibeli tarafını daha baştan elinden kaçırmış olur.

Şehirlerin geleceği için en aciliyet içeren mesele nedir sence? 

Yakın gelecekte, mimarlar ve şehir plancıları karar verme süreçleri için insani ve insan dışı gerçek zamanlı verileri uyarlama ve onlarla bütünleşme konusunda büyük zorluklarla karşı karşıya kalacaklar. Son yıllarda, yeni bilgi, iletişim teknolojileri ve insan-makine ara yüzleri üretken bir hızla ilerliyor. Nesnelerin interneti (Internet of Things) ve dijital prefabrikasyon gibi belirli teknolojiler, büyümekte olan kentler için mekansal koşullar olarak yoğun bir şekilde gelişiyor. Veriler, robotlar ve yapay zeka, insan olarak bizleri, çevrelerimizdeki teknolojiyle nasıl etkileşim kurduğumuza dair yeni olanaklara götüren birliktelikleri oluşturuyor. Tüm bunlar, sonuç olarak bizi, ele alınması gereken birkaç temel soruya götürüyor. Örneğin, insanlar yeni bir bilinç geliştirerek bu geçişe adapte olabilirler mi? Yapay zeka çağında insan katılımı ne anlama geliyor? 

Çeşitli sanatsal disiplinler arasındaki sınırlarla uğraşıyorsunuz. Meslek edindiğiniz alan mimari olmasa ne olurdu? 

Müzik, beste yapmak ve yeni ses yüzeyleri olurdu... Ancak maalesef şu anda bunun için çok fazla zamanım yok, çünkü bütün öncelik ailemde. Ailemin desteği olmadan şu anda yaptığım şeyi yapabilmem mümkün olmazdı. Mimarlığın kendisi de çok fazla zaman alıyor zaten.  

Akılcı, sürdürülebilir ve hareketliliğe uygun çözümler gerektiren yeni yaşam tarzına cevap verebilecek en iyi konut alternatifleri nasıl olabilir? 

Programlama mimari tasarım için çok gerekli. Hibrid programlama ise çoklu kullanımdan oluşuyor ve modern yaşamın tüm seçeneklerini kapsıyor. Konut, ticari alanlar, güç kaynakları, kentsel tarım alanları ve depolama sistemleri yeni bina formlarında bir arada bulunabilecek. Emisyon işlemleri kurallar dahilinde yapıldığı sürece, üretimin kendisi bile konut yapılarının yanında yer alabilecek. 

Gerçek hayat meseleleriyle uğraştığımız noktada, kavramsal, spekülatif ve deneysel tasarımın yeri nedir? 

Özel bir yeri var mıdır emin değilim. Bunun için özel bir sosyal bilinç geliştirmemiz gerektiğini düşünmeyi tercih ederim. Filtreler, yanlış haberler ve ölümcül sonuçlar dijital çağda her zaman her yerde mevcut. Bu durum, uzay boyutunda kendimizi korumamızın nasıl mümkün olacağı ve aynı zamanda dezenformasyonun semptomlarını nasıl tedavi edeceğimiz sorusunu akla getiriyor. İnsanların her şeyi verili olarak kabul etmeyip, özgür düşünce üzerine eğitilmeleri gerekiyor. İnsanoğlu her zaman sistemin parçası olmuştur. Le Corbusier dahi, mimarinin, ek sistemleri ve düşünce deneylerini tetikleme olanağını vermek üzere zihinde yaratılabileceği fikrine varmıştı.  

Teknoloji ve tasarım/mimarlık arasında gittikçe artan işbirliğinin ortaya çıkardığı en heyecan verici gelişme ne sence?

Bu enteresan bir soru. Çünkü bazı teknolojilerin küçüldüğü, o nedenle de bizim görünürdeki ortamımızda yok olduklarına dair görüşler olabilir ki bu o teknolojilerin işler halde olmadığı anlamına gelmez. Bu konu aynı zamanda pek çok insanın on yıl önce haberdar olmadığı dijital sanatla da alakalı. Ben, gerçek zamanlı veri, ses ve performansın, bir ışık gösterisiyle nasıl birleştiği noktasında ayrılıyorum; Plastikman/Ritchie Hawtin ve Alva Noto/Carsten Nicolai işlerinde olduğu gibi. Bunu gerçekleştirmek günümüzde Derivative Touch Designer ya da VVVV gibi programlarla mümkün.  Görsellerle bir mekân tasarlamayı ve sonuçta o mekanı yaratmayı öğrenmek bence inanılmaz... Aynı şekilde Philip Beesley'nin işleri de öyle... Beesley’nin yarattığı, mikro-kontrolörler ve alıcılar tarafından kontrol edilen yaşayan çevreler çok çarpıcı ve bu işleri izleyenler için yeni bir farkındalık yaratıyor. Ancak bir yanda da bilgi estetiğinin öncü isimleri var; Kurt Alsleben, GuiBonsiepe, Oskar W. Beckmann ve FriderNake gibi... Ki, bana göre inanılmaz işler üreten bu kişiler 50 yıl önce dijital sanat alanında çalışıyorlardı. 

Gelecek yaşam senaryoları üzerine son zamanlarda çok fazla sinema filmi çekiliyor ve bunların çoğunda karanlık bir gelecek söz konusu. Siz nasıl bir senaryo çizersiniz?  

Kabul etmem gerekiyor ki, insanın eleştirel olma kapasitesi eşsiz bir armağan. Bazıları insanoğlunun yapısı itibariyle gelecek körü olduğunu ve insan davranışının kategorik olarak geçmiş üzerinden tanımlandığını ileri sürebilir. Ancak ben buna katılmıyorum. Aslında beynimizi kullanarak değişim yaratma becerisine sahibiz. Şahsen ben insanlığın geleceğinin makinalar tarafından bulunmaktan ziyade, beynimizin kontrol altına alınmasına bağlı olduğunu düşünüyorum. Distopik filmleri seviyorum ancak sonuç olarak geleceğin aydınlık olduğuna inanıyorum. Aksi takdirde hayatımdaki hiç bir şeyin bir anlamı olmazdı. Aynı zamanda çocuklarımızı bizimkinden daha iyi bir dünyanın beklediğini de düşünüyorum ama bunun için hep birlikte çalışmamız gerekiyor.

 

Fotoğraflar: Dietmar Koening'in izniyle.

BU AY EN ÇOK OKUNANLAR
Mine Özbek

MİNE ÖZBEK

Mutlaka bir yol vardır.

Hayata Açık Ol

HAYATA AÇIK OL

Ray-Ban; dürüst, özgür ve anların içinde kendine doğallıkla yer bulanlara sesleniyor: You're On!

Dr. Mark Hyman

DR. MARK HYMAN

"Kaderimizin kurbanı olacağımız düşüncesinden vazgeçmeliyiz. Biyolojimizi değiştirecek güce sahibiz."

Cem Yiğit Üzümoğlu

CEM YİĞİT ÜZÜMOĞLU

'Fatih Sultan Mehmed'i hiç böyle görmediniz' diye bir spot yazsak, click-bait'e kurban gitmiş olur muyuz?

A Suburban Affaır

A SUBURBAN AFFAIR

Kırsaldayız ama aslında değiliz.

Cıty Portraıts: Budapeşte, Kıev, Prag

CITY PORTRAITS: BUDAPEŞTE, KIEV, PRAG

Budapeşte, Kiev ya da Prag'ta havalar nasıl?

Burak Deniz

BURAK DENİZ

“Biraz sabırsız ve çoğu zaman kararsızım. Bu iki özelliğim bir kenara, kendimden oldukça memnunum, zira en nihayetinde bunlar beni ben yapan haller ve bütünü olumlu etkiliyorlar.”

Sorumluluk Sevgiye Dahil

SORUMLULUK SEVGİYE DAHİL

Evcil hayvan sahiplenirken aklınızda bulunması gerekenler.

Professıonal Tourıst

PROFESSIONAL TOURIST

Turist olduğunuz bi şehirde yabancısınızdır. Yabancı olmadığınız bir şehirde turist de olamazsınız. Üzerine biraz düşününüz. Galeride ilerleyerek...

Cool & Collected

COOL & COLLECTED

XOXO yeni sayısında önümüzdeki soğuk aylar için birkaç olfaktif öneride bulunuyor.

2016: XOXO The Mag Röportajları

2016: XOXO THE MAG RÖPORTAJLARI

2016 yılında kimlerle sohbet ettik? Kısaca hatırlayalım;

Yedi Titreşim

YEDİ TİTREŞİM

Gün ortasında da günaydın diyemeyeceğimizi kim söyledi? Kendinizi rahat bırakın.

EN YENİLER
Mükemmel Uyum

MÜKEMMEL UYUM

Kusursuz müzik, dengeli ses deneyimi ve LG XBOOM Go arasındaki ilişkiyi tahmin etmeniz çok olası. Bu denkleme bir de Aybüke Pusat'ı dahil ediyoruz, sözü kendisine ve müziğe bırakıyoruz.

Dr. Mark Hyman

DR. MARK HYMAN

"Kaderimizin kurbanı olacağımız düşüncesinden vazgeçmeliyiz. Biyolojimizi değiştirecek güce sahibiz."

Serra Yılmaz

SERRA YILMAZ

Serra Yılmaz birçok şey demek. Ve bunlardan bir tanesi mentor olabilir...

Hayata Açık Ol

HAYATA AÇIK OL

Ray-Ban; dürüst, özgür ve anların içinde kendine doğallıkla yer bulanlara sesleniyor: You're On!

Bir Yerel Moda Dosyası

BİR YEREL MODA DOSYASI

İnsanı ve yaşadığı alanı ele alıyoruz. Giydiklerini, kendini çevrelediklerini. Ve sözü Türkiye'den yedi tasarımcıya bırakıyoruz.

Hayvanlarla Daha İyi Bir Dünya

HAYVANLARLA DAHA İYİ BİR DÜNYA

BluTV dizisi Bunu Bi' Düşünün sorumlu hayvan sahipliğini farklı bir gözle anlatıyor. Şimdi bu hikâyeyi yaratıcılarından dinliyoruz.

DAHA FAZLA