SERRA BEHAR

Serra Behar’a sanatçı olmanın ona nasıl hissettirdiğini sorduğumuzda, cevabı ‘nefes’ sözcüğüyle başlıyor.

Zilberman Gallery’de buluntu nesneleri dönüştürdüğü ‘Uyurgezerler’ sergisiyle içinde yaşadığımız illüzyonu ele alan Serra Behar ile Petals Magazine için ‘tüm zamanlar’ üzerine konuşmaya başlıyoruz.

Sahne dekorlarından ve kostüm tasarımından, deneysel tasarım ve kavramsal sanata uzanan geniş yelpazede bir eğitim geçmişine sahipsiniz. Bu farklı alanlardan birbirine geçişiniz nasıl oldu?

Mimar Sinan Üniversitesi Sahne Dekorları Kostüm ve Kukla Bölümü'nde okudum ve mezun olduktan sonra uzun bir dönem sanat yönetmenliği, sahne, vitrin, dekor tasarım alanlarında çalıştım. Fakat mutsuzluktan ölmek üzereydim. Daha sonra Mimar Sinan Üniversitesi’nde yüksek lisans yapmaya başladım, o sırada heykel bölümünden birçok ders aldım. Sonrasında burs kazanarak Nottingham Trent Üniversitesi’nde okumaya başladım. Deneysel tasarım okudum; robotik, konsept ve kavramsal üzerine çalışan dramaturji derslerine girdim. Oradaki hocalarım neyi, niye yaptığım konusunda ve beni çok doğru şekilde yönlendirdi. Nasıl bir rota takip etmem gerektiğiyle ilgili ipuçlarını orada yakaladım.

Üretim sürecinizde tıpkı eğitiminiz birbirini gibi farklı şekillerde besliyor ve bu farklı alanların bir bileşimini oluşturuyor. Sanatsal pratiğinizi nasıl tanımlarsınız?

Çok disiplinli çalışıyorum, hiçbir işimi başladığım yerde bitirmiyorum. Bazen çamurla başladığım oluyor, sonra metal atölyesine gidiyorum; oradan çıkıp marangoza, sonrasında ise elektrik ve aydınlatma atölyesinde devam ettiğim oluyor. Çalışmalarım tüm bu sürecin birbirine eklenlenmesinden oluşuyor. Üretimim oldukça eklektik diyebilirim; çünkü sahne ve dekor bölümünden mezun olup, heykeltıraş Saim Bugay’ın öğrencisi olduktan sonra kendini ifade etme şekillerin çeşitleniyor. Çalışmalarımda yaşamın devinimini ve devam eden akışı temsili bir anlatımla ele alıyorum. Kimi zaman bu hikaye, deri, röntgen filmi, gerçek kemik, polyester, kablolar, bilgisayar parçaları, antika ahşap parçalar gibi materyallerle biçimleniyor. Kimi zaman farklı animasyon tekniklerini devreye sokuyorum. Onlar olmadığı zaman hareketi, ışık ve gölge kurgularıyla iletiyorum.

Zilberman Gallery'nin proje alanında gösterilen kişisel serginiz 'Uyurgezerler' buluntu nesnelere müdahale ettiğiniz çalışmalarınızı ve ses yerleştirmelerinizi bir araya getirdi. Serginin ele aldığı konularla, eserlerden bahsedebilir misiniz?

'Uyurgezerler' ile içinde yaşadığımız çağdaki illüzyon içerisinde olma halini ele aldım. Hepimiz bir nevi uykudayız ve ya şadıklarımız birer rüyadan ibaret. İnsanlık olarak kendimizi uyutma biçimlerimizi sorguladım, taktığımız maskelerin ardındakini göstermeye çalıştım. Bu uykudan uyanmak için bir kurtarıcıyı beklememize gerek yok. Beklediğimiz kurtarıcı aslında benim, sens in, hepimiziz. Bu anlamda sergide yastıklardan yaptığım bir düzenlemeye yer verdim. Kendine yabancılaşmanın, farkındalığını kaybetmenin, bilinçsizlik hali nin ilk adımı ve uykuda olduğunu kabul etme halinin bir temsili olarak. Hemen yanında konumlanan üç farklı kulaklıktan ise Farsça, Sırpça ve Ladino dillerinde ninniler okunuyordu, sistemin kültür farkı gözetmeksizin bizi nasıl uyuttuğuna dikkat çekmek istedim. 'Kayıp Mes ih' adındaki çalışmayı ise eskiciden bulduğum ahşap bir parçanın içine plastik kuzular yerleştirerek tamamladım. Bu ahşabın gözü andıran dairesel oyukları var ve konuştuğum kimse daha önce hangi amaçla kullanılmış olabileceğini tahmin edemedi. İlk defa bu kadar kişilikli ama ne işe yaradığı hakkında tahmin yürütemediğim buluntu nesneyle karşılaştım. Bu nedenle onu bir ikonaya benzetiyorum. 

Sergide yer alan bir diğer buluntu nesneyese yatakbaşıydı. Buluntu objeleri hangi amaçla değerlendireceğinize, neye dönüştüreceğinize nasıl karar veriyorsunuz?

Benimle konuşan her malzeme ile çalışabilmekten büyük keyif alıyorum. Bir şey hissediyorsam o obje beni mutlaka buluyor, adeta yollarımız kesişiyor. Ona rol yeteneği veriyorum diyebilirim. Malzeme ve sanatçı birbirinin huyuna giderek kendi özlerini ortaya çıkarmalı. 'Uyurgezerler' sergisinde yer alan yatak başı, beni bir eskici dükkanının en dip köşesinde buldu. Art Deco stilinde yapılmış, hem geçmiş dönemlere hem de şu ana ait ve gelecekteki zamanlara da ait olacak. Acaba bu parça, hangi nakliye aracından geçerek buraya geldi? Hangi evliliklerden, hangi çocukluklardan geçerek bana kendini gösterdi? Bütün bu zaman kaymasında ve uykuyla uyanıklık arasında geçen sürede, bu yatakbaşı bizim bütün hayatımızı yaşadığımız, bir rüyadan diğerine uyandığımız, sürekli etrafında döndüğümüz bütün bir sürece hakim olan kişisel bir anıt gibi. En gerçek ve en derine inen tek yapı. Bu nedenle ona fiziksel olarak da bir anıt niteliği kazandırmak istedim; ayaklarını demir çubuklarla yükselttim ve insanların altından geçebileceği, etrafında dolaşabileceği bir yapı haline getirdim. Bir ayağını betona sapladım, diğerini ise sanki binanın bütün katlarını delip durmadan sonsuza iniyormuş gibi, öylece bıraktım.

"Kayıp Mesih" adlı eserinizdeki plastik kuzular uyanışı temsil ederken aynı zamanda açık şuurları betimliyor. yuvasından kaybolan kuzulara ne oldu?

Yuvaların bazılarında kuzuların olmayışı aslında uyanışın bir temsili. Onlar uyanmışlar ve orayı terk etmişler gibi. Bu plastik kuzularla, insanların plastikliği arasında gerçekten bir fark var mı? Bütün dinlerdeki kendinden vazgeçişi göz önünde bulundurduğumuzda, anlatmak istediğim hikayede farklar iyice bulanıklaşıyor. Bu kuzular benim hikayemde bir aktarım nesnesi; aynen benim de başka büyük bir hikayede aktarım nesnesi olduğum gibi.

Sanatçı olmak sizin için ne ifade ediyor?

Aslında başka türlü olamama halini. Daha önceden de bana sanata ne zaman ilgi duyduğumu sordular. Benim için "Nefes almaya ilk ne zaman ilgi duydunuz?” diye sormakla aynı. Yani olma halim yok, küçükken odama kapanıp kendi kendime çizerdim ve çizdiğim şeyle konuşurdum. Sanatçı benim için bir kablo gibi, bir kaynaktan hedefe doğru bir şeyler akıyor. Bazen çok şiddetli ve olduğu gibi aktarıyorsun ve o akan, mekanda başka kaseleri dolduruyor ve o kaselerden taşan başka kaseleri dolduruyor. Bir şeylere veya bir kimseye faydalı olacağını düşündüğün için değil, bunu oluşun gerektirdiği için yapıyorsun.

Gelecek projeleriniz hakkında ipuçları duymayı çok isterim.

Bundan sonra ne olduğumla, kim olduğumla ilgili yolculuğum devam edecek. Üreteceğim. Üretmeden var olamadığımı artık biliyorum çünkü. Denedim olmadı. O nedenle yola devam ediyorum. Hayat harekette gizli.

 

Petals Magazine Coriander Issue'dan alınmıştır.

Röportaj: Serhat Cacekli

Fotoğraf: Cansu Kızıltaş

BU AY EN ÇOK OKUNANLAR
Dijital Sanatın Yeni Sahnesi

DİJİTAL SANATIN YENİ SAHNESİ

DACO: Adil, sürdürülebilir ve şeffaf.

Burak Deniz

BURAK DENİZ

“Biraz sabırsız ve çoğu zaman kararsızım. Bu iki özelliğim bir kenara, kendimden oldukça memnunum, zira en nihayetinde bunlar beni ben yapan haller ve bütünü olumlu etkiliyorlar.”

2016: XOXO The Mag Röportajları

2016: XOXO THE MAG RÖPORTAJLARI

2016 yılında kimlerle sohbet ettik? Kısaca hatırlayalım;

SOME MEN SUMMER 2018 COVER STORY

SOME MEN SUMMER 2018 COVER STORY

Some Men yazı, Kerem Bürsin'le açıyor.

Rüya Pamuk

RÜYA PAMUK

Rüya'yla konuşmamızın odak noktasında okuduğu, yarıda bıraktığı ya da okuyacağı kitaplar vardı.

The Art of Hygge

THE ART OF HYGGE

İlhamını Danimarkalıların iyi yaşam felsefesinden alan NFT koleksiyonuyla tanışınız.

MBFWI Backstage: Özlem Süer

MBFWI BACKSTAGE: ÖZLEM SÜER

Özlem Süer defilesinin sahne arkasından bildiriyoruz.

MBFWI Backstage: Sudi Etuz

MBFWI BACKSTAGE: SUDİ ETUZ

MBFWI üçüncü gününü, Sudi Etuz'la açtı.

Metin Akdülger

METİN AKDÜLGER

Meğer Metin'e daha soracak çok sorumuz varmış.

MBFWI Backstage: DB Berdan

MBFWI BACKSTAGE: DB BERDAN

MBFWI başladı. Biz de hemen sahne arkasına girdik. Deniz Berdan'la başla

Cool & Collected

COOL & COLLECTED

XOXO yeni sayısında önümüzdeki soğuk aylar için birkaç olfaktif öneride bulunuyor.

A Suburban Affaır

A SUBURBAN AFFAIR

Kırsaldayız ama aslında değiliz.

EN YENİLER
Nilay Örnek'in Adres Defteri

NİLAY ÖRNEK'İN ADRES DEFTERİ

Aklından çıkaramadıkları ve rutin haline dönüştürdükleriyle...

The Art of Hygge

THE ART OF HYGGE

İlhamını Danimarkalıların iyi yaşam felsefesinden alan NFT koleksiyonuyla tanışınız.

İtalyan Savaş Kahramanları

İTALYAN SAVAŞ KAHRAMANLARI

Gündüz Vassaf, XOXO The Mag için yazdı.

Emin Alper

EMİN ALPER

Emin Alper bize üç nankör kız kardeşin hikayesini anlatıyor. Sadece bize değil, tüm dünyaya. Ve hikayesi derdini epey iyi anlatıyor.

Mükemmel Uyum

MÜKEMMEL UYUM

Kusursuz müzik, dengeli ses deneyimi ve LG XBOOM Go arasındaki ilişkiyi tahmin etmeniz çok olası. Bu denkleme bir de Aybüke Pusat'ı dahil ediyoruz, sözü kendisine ve müziğe bırakıyoruz.

Dr. Mark Hyman

DR. MARK HYMAN

"Kaderimizin kurbanı olacağımız düşüncesinden vazgeçmeliyiz. Biyolojimizi değiştirecek güce sahibiz."

DAHA FAZLA