ZİNCİRİN İLK HALKASI

Blokzincir teknolojisini anlamak için konuya farklı lensler kullanarak yaklaşan dört kişiyle konuştuk. Geriye kalan her şey için, yorumu size bırakıyoruz.

Blokzincir, her türlü veriyi saklayabileceğimiz, üzerinde sahtekarlık yapmanın neredeyse imkansız olduğu, şeffaf ve dağıtık bir veri tabanının Türkçe adı. Kripto paraları da yaratan bu teknolojinin, geleceğe yön vereceği aşikar. Çıkış noktamızı belirledik ve konuya farklı lensler kullanarak yaklaşan dört kişiyle konuştuk. Ortada bir kesişim kümesi olduğunu söyleyebiliriz. Geriye kalan her şey için, yorumu size bırakıyoruz. Ya da belki de siz her şeyi zaten biliyorsunuz...

David Birch

DAVID BIRCH

Yazar ve danışman

Sizce blokzincir teknolojisi hangi açılardan hayatımızı değiştirecek?

Blokzincir teknolojisinin getirdiği şeffaflık, farklı bir finans piyasasını işaret ediyor. 2008 yılındaki krizin de, daha fazla açıklık ve şeffaflık talebini pekiştirdiğini düşünürseniz, blokzincirin hayatımıza gerçekten çok yardımcı olacağını söyleyebiliriz. Aynı zamanda hesap verebilen bir piyasa fikri de kapıda. Kısacası burada önce çıkan esas özellik: Şeffaflık.

O zaman finans piyasalarının halihazırdaki sistemi sürdürmeleri mümkün değil...

Evet, bu biraz imkansız gözüküyor. Piyasalar, kendi blokzincirlerini oluşturacaklar. Bitcoin blokzinciri sadece ilk adım. İleride ticarette kullanılacak mekanizmanın bu olmayacağından da eminim. Diyelim ki borsadasınız, Bitcoin blokzincirini kullanmak istemezsiniz. Bir kere ‘miner’ların kimler olduğunu bilmiyorsunuz, sonra sistem bir anda durabilir. İleride de bu sistemin kullanılması bana çok gerçekçi gelmiyor. Ancak kuşkusuz, merkez bankaları ve diğer oyuncular, bu teknolojiyi şeffaf piyasalar oluşturmak için kendilerine uyarlayabilirler.

Kripto paraların kitleler için bir tasarruf aracı olma yeteneğine kuşkuyla bakıyorsunuz. Neden?

Bunun olması için, tasarruf araçlarının varlık olarak karşılığı olması gerekiyor. Bizim bildiğimiz anlamda, devletlerin vergi gelirleri gibi şeyler de olabilir, ya da hiç aklımıza gelmemiş bir varlıktan söz ediyor da olabiliriz. Aynı zamanda, bir şeyin değeri olması için, uzun vadeli istikrara sahip olması gerekli.

Dijital paralarla kripto paraların ayrışması bu noktada başlıyor diyebilir miyiz?

Evet ve bu nedenle ülkelerin dijital para birimlerine geçmeyi istemelerini de son derecede normal. Verimli çalışıyorlar ve bu ekonomi için iyi bir şey. Ama neden kripto paraya sahip olsunlar, bilemiyorum... Bu şekilde para birimi hükümetin kontrolünden çıkmış oluyor. Kendi adıma bunu çok istediğimi söyleyemem. Ancak dijital paraya geçişin çok olumlu bir hamle olacağını net bir şekilde söyleyebilirim.

Şöyle devam edelim, blokzincir teknolojisi, Türkiye gibi gelişimini tamamlamamış ülkelere ne sunabilir?

Daha önce de söylediğim şeffaflık, öncelikle güvenilir bir piyasa inşa etmek için çok faydalı. Şu anda bu güveni vermek için banka gibi kurumlarımız var ama bunları denetlemek hem maliyetli, hem de her zaman istediğimiz gibi sonuçlanmıyor. İkinci olarak bu teknoloji, inovasyonun da kapısını açıyor. İnsanların adını ‘akıllı kontrat’ olarak koydukları uygulamalar, yaratıcılık için büyük potansiyele sahip. Türkiye gibi genç, eğitimli ve teknolojiyle iç içe olan bir toplum, bu alanda yeni şeyler geliştirebilir. Üçüncü konuysa, daha etkin denetleme sistemleri için uygun bir teknoloji olması. Piyasaları pahalı hale getiren şeylerden biri de denetlemenin getirdiği maliyetler. Eğer piyasaları daha az masraflı olacak şekilde denetlemenin bir yolunu bulabilirsek, kara para aklama ve benzeri suçlarla çok daha etkin bir şekilde mücadele edebiliriz. Kripto paralara karşı kuşkularım olsa da, teknolojinin kendisine son derece olumlu yaklaştığımı söylemeliyim.

Kitabınızda, kimliğin yeni para olduğunu söylüyorsunuz. Bunu açar mısınız?

Gelecekte ekonomide, kimlik bilgilerinin kullanılması, itibar ve güven, para transferlerinde kazanacağınız gelirlerden daha önemli olacak. Geleceği gören bankalar, para transferlerinden gelecek geliri çoktan gözden çıkardı. Soru şu: Yerine ne koyacaklar? Yapabilecekleri şeylerden biri, veri analitiğini kullanmak ve size gelecekte alacağınız kararlarda yardımcı olmak. Bu noktada benim düşüncem, gelecekte kimlik ve itibarın etrafındaki konuların paradan daha önemli hale geleceği yönünde.

Son durumda kripto paralara baktığınızda iyi ve kötü yanlarını nasıl özetlersiniz?

İşin olumsuz kısmını insanlar kolaylıkla görebiliyor. Para aklama, dolandırıcılık spekülasyon gibi şeylere çok açık bir mevzudan bahsediyoruz. Ama olayın büyük kısmı olumlu, o da işlerimizi farklı bir şekilde yapmak için zemin ve daha iyi işleyen finans piyasaları için bir platform oluşturmaları. Şu anda işin sadece keşif aşamasındayız…

Bora Erdamar

BORA ERDAMAR

Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi

İstanbul Blokzincir ve İnovasyon Merkezi Direktörü

Kripto paraları yeni bir olgu olarak görmemiz gerektiğini söylüyorsunuz. Peki bunu nasıl yapacağız?

Kripto paraları, Bitcoin, Ethereum gibi birkaç örnek üzerinden konuşuyoruz. Ama asıl konu: Blokzincir. Blokzincirin düzgün bir tanımını yaparsak, kripto paralar da o noktada daha iyi anlaşılacak. Kripto paralara baktığımızda tartışmalar, bunların para mı, emtia mı, varlık mı olduğu üzerinden yürüyor. Neden? Çünkü finansal açıdan baktığımızda bu üçünden biri olması gerekiyormuş hissiyatındayız. Ancak bu işin çıkışı salt finanstan ibaret değil; aksine, finans uygulamaları, buzdağının yalnızca görünen kısmı. Örneğin son yapılan G20 toplantısında bu mamullere para denmeme kararı alınmıştı, nitekim paranın veya emtianın sahip olduğu değerlerin hepsine sahip değiller. Ancak hepsinden biraz içermekteler. Bu nedenle söz konusu tanımların hiçbiri, tam olarak uyamıyor.

Peki blokzinciri tanımlayabilir miyiz?

Blokzincir, özünde bir veri tabanıdır. Ama sıradan bir veri tabanı da değil. İnsanların anonim kimliklerinin korunduğu, aynı zamanda şeffaf, güvenli, merkezi olmayan, dağıtık ve ağ yapısında olan bir veri tabanı. Bütün kripto paralar da, blokzincirde kaydı tutulmuş transfer işlemleri. Transfer edilen şey, değerdir. Bu anlamda blokzincirin internetle kıyaslanması da son derece doğru. İnternet, özünde bizim paylaşım yaptığımız bir protokol, bilgiyi paylaşıyoruz. Blokzinciri de bir değer paylaşım protokolü. Kripto paralar ise, değerinin ne olduğu hala tartışılmakta olan, bu transfer işlemlerine atfedilen değerler.

Şu anda uluslararası finans kuruluşlarının kripto paralara yaklaşımı nasıl?

Mesafeli. Her icat gibi, önce biraz tehdit olarak algılandı. Yok edilmesi konuşuldu, sonra doğası itibariyle yok edilemeyeceği anlaşıldı. Blokzincir teknolojisi bir buluş. Bunu yok edemezsiniz. Bu nedenle artık süreci düzenlemeye çalışıyorlar. Devlet bazında kripto para çıkarmayı düşünenler var. IMF ve Christine Lagarde, buna artık yüzlerini çevirmemeye, aksine birer dijital varlık senedi hazırlamaya koyuldular. Kısacası, sürecin parçası olmaya başladılar. İş sanırım biraz internetin yaşadığı süreçler gibi ilerleyecek. İlk başta sadece e-posta atıyorduk. Halbuki internet e-postadan ibaret değildi ve bütün insanlığa mal oldu. Aynı durum blokzincir teknolojisi için de geçerli olacak. 

Roubini, Stiglitz gibi isimler kripto paraların yükselişini bir balon olarak okuyor. Bu işe siz ne diyorsunuz?

Üniversitede bu konuyla ilgili bir ders anlatıyorum. O derste Roubini’nin son yazdığı makaleyi sınıfta tartıştık. Kendisi tabii ki çok önemli bir ekonomist ve 2008 krizini öngörmüş biri. Ancak bundan sonraki öngörüleri pek tutmamıştı. Bir görüşün değerini, bilimsel altyapısı belirler. Metne baktığımız zaman, ya Roubini’nin blokzincir teknolojisini bilmediğini düşünüyoruz, ki bence bu çok düşük bir ihtimal, ya da onun iş birliği yaptığı kurumlar açısından bu iş bir tehdit olarak algılanıyor ve kendisi de bunun engellenmesinde bir rol oynuyor. Ben olaya şöyle bakıyorum; ‘balon’ diyenler, balonun tanımını yaparak, bu olguyu o balonun içine tam olarak oturtabiliyorlar mı? Veya bunun müthiş bir buluş olduğunu ve insanlığın bunun üzerinden ilerleyeceğini savunanlar, konuyu nasıl açıklıyorlar? Gerçek, tam da bu iki bakış açısının arasında bir yerde.

Blokzincir teknolojisi kripto paralardan ibaret değil. Başka nerelerde uygulanıyor?

Merkezi bir sunucuda varlığını sürdürmek zorunda kalmayan bir veri tabanı olmadığı için, her türlü kişisel bilginiz saklanabilir. Her türlü ürünün geçmişi ve kaydı bu veri tabanında tutulabilir. Örnek vermek gerekirse, tarımsal ürünlerin tarihçesini blokzincir teknolojisi sayesinde takip edebiliriz. Blokzincir teknolojisiyle noterlik sistemi de değişebilir. Sağlık ve hasta kayıtları gibi kimlik bilgilerimizin mülkiyetini alarak istediğimiz kurumla paylaşabiliriz.

Alemşah Öztürk

ALEMŞAH ÖZTÜRK

4129Grey Ajans Başkanı

Blokzincir teknolojisi girişimciler için nasıl fırsatlar sunuyor?

Yeni nesil bir platform ve beraberinde merkezi olmayan sistemler üzerinden çalışmayı getiriyor. Düşünün ki, herkesin verisi ortak bir defterde yazılı ve bu yüzden ara kademeleri sistemden çıkarıp, direkt iki nokta arasında daha hızlı çalışabiliyorsunuz. İşte bu teknoloji; bankalar, havayolu ve sigorta şirketleri gibi merkezi sistemlerin kendini yenileyerek farklı bir yapıya geçmelerini zorunlu kılacak.

‘Initial coin offering’ (ICO) tam olarak ne sunuyor? Bunu bir şirketin hissesi gibi mi düşünmeliyiz yoksa bir kripto para olarak mı algılamalıyız?

ICO’lar, girişimcilerin yatırımcılara şirket hissesi verip karşılığında yatırım alması yerine, parayı halktan toplaması anlamına geliyor. Bunun için de kendi para biriminden yani ‘coin’den bir miktarı karşılık olarak veriyor ve bunun zaman içinde değerinin artacağını iddia ediyor. 

ICO terimi, içeriği ve süreçleri doğru anlatıyor mu?

Evet, hem de çok doğru anlatıyor. Çünkü IPO’dan ICO’ya bir dönüşümden bahsediyoruz. Bu yüzden ICO’nun tanımının doğru yapıldığına güvenim sonsuz. 

ICO’larla ilgili yanlış anladıklarımız varsa, neler?

Her ICO’ya yatırdığınız para size hemen katlarıyla geri dönecek diye beklemek yanlış. Birçok proje, maalesef arkasında gerçek bir fikir olmadan, sadece insanlardan para toplamak için yapılıyor. O yüzden yatırımınızı seçerken gerçekten detaylı bir araştırma yapmak gerekiyor. Sonrasında kazanacağınızın da garantisi yok, zira bazı projeler daha uzun soluklu ve beklemeyi gerektiriyor. O yüzden bunu, hemen size geri dönüşü olacak bir yatırım aracı gibi düşünmemek, gerçekten ekibine ve vizyonuna inandığınız fikirlere yatırım yapmak en doğrusu.

Bir ICO’ya girerken hangi sorular sorulmalı?

Tam olarak bu konuyla ilgili uzun bir yazım da var, ama kısacası temelde şu sorulara cevap aranmalı: Takım sağlam mı? Fikir gerçekçi mi ve hayata geçirilebilir mi? Blokzincir teknolojisini nasıl kullanıyor? Token ekonomisi iyi tasarlanmış mı? Zaman içerisinde token değerinin artacağını nasıl modellemişler? Rakiplerine göre ne konuda daha iyiler? Dağıtım ve Pazarlama anlamında iyi bir yol haritası tasarlanmış mı? Topluluk yönetimi ve kendi taraftarlarıyla olan iletişimleri nasıl?

ICO’lar nasıl riskleri içinde barındırıyor?

ICO’ların %50’den fazlası başarısız oluyor, ki bu durumda paranızın değerini kaybetme ihtimaliniz de yüksek. Bunun dışında dediğim gibi, sahte ICO yapan da çok şirket var. O yüzden araştırma bu işin her aşamasında yapmak şart.

Şirketinizde kurduğunuz birim vasıtasıyla, ICO’lara her aşamada pazarlama hizmetleri sunuyorsunuz. Girişimler açısından baktığımızda, açık ve öngörülebilir bir ICO nasıl gerçekleştirilebilir ve en önemlisi, bunun pazarlama dili nasıl kurulur?

ICOSwat.team ile tam olarak bu konuda, yani ICO’ları doğru anlamda anlatmak üzerine çalışıyoruz. Amacımız da teknik anlamda iyi projeler çıkartan girişimci ekiplere pazarlama aşamasında destek olabilmek. Yaptığımız iş, yoğun bir dijital pazarlama yaklaşımı, toplum iletişimi, fikir liderleriyle çalışma ve beraberinde de iyi tasarlanmış bir süreç gerektiriyor. 20 yıllık dijital iletişim tecrübemi, bu yeni konu üzerine kullanacağım için heyecanlıyım. Açık ve öngörülebilir bir ICO, her adımında ekibin net olarak ne yapmak istediğini anlattığı, hedef kitlesini dinlediği, kendini geliştirdiği ve süreci çok iyi yönettiği bir hal alabilir. Tabii ki iyi bir ürün tasarlanmış olması da ilk ve en önemli adım. Ama ICO’larda normal girişimlerden farklı olarak, ürün kadar reklam da önemli. İyi bir imaj yaratırsanız, bu sonuçlarınıza direkt etki eder.

Blokzincir teknolojisinin Türkiye ekonomisi için yeni imkanlar sunduğunu düşünüyor musunuz?

Kesinlikle, evet. Özellikle Türkiye blokzincir projeleri için bir özgür bölge haline gelirse, yurt dışındaki sermayeyi de buraya çekebiliriz. 

İsmail Hakkı Polat

İSMAİL HAKKI POLAT

Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölümü Öğretim Görevlisi

Blokzinciri hangi kavramlarla beraber düşünmemiz gerekiyor?

Blokzincirin çıkış noktası kripto paraların atası olarak görülen Bitcoin. Blokzincir ile kripto paralar arasında bir yumurta ve tavuk ilişkisi var, zaten çözülemeyen durum da bu. Bir tanesi, değiş-tokuş konusunda bir protokol. Ama blokzincir bundan da öte; noter, banka gibi güven unsuru olan aracı kurumları ortadan kaldırma kabiliyetine sahip bir dijital güven protokolü. Tarihte ilk defa, bizim kağıda döktüğümüzün kuralların, koda aktarılmasına ve bir yazılımın bütün bu bahsettiğimiz kurumların görevlerini tek başına yerine getirmesine şahit oluyoruz.

Bu teknoloji bize nasıl bir kültür sunuyor?

Bu işin artık okur-yazarlığı gerekiyor. Tam olarak karşılığı kod yazmak değil ama, belki de herhangi bir sözleşmeyi koda çeviren yazılımlar hangileri, bunları bilmek, akabinde de işleyişini anlamak gerekiyor. Bu sistem, insanlar tarafından yapılan bazı meslekleri etkisiz hale getirecek. Otomatik, hızlı ve verimli biçimde, yapay zekalar tarafından kendi kendine işleyen bir dünyaya doğru gidiyoruz. Böylece, daha yaratıcı işlerle insanlığa katkıda bulunacağımız bir dönem başlıyor. Kuşkusuz bu dönem, oldukça fazla sayıda insanın iş dünyasından elini ettiğini çekmesine de yol açacak.

Peki bu insanlar ne yapacak?

Devletlerin bu yeni düzende çok ciddi hasılalar elde etmesini bekliyoruz. Sosyal devletin tekrar ön plana çıkacağını göreceğiz. Sağlık, eğitim gibi temel hizmetlerin aksatılmadan yerine getirilmesi gereken bir modelden bahsediyoruz. Evrensel temel gelir dediğimiz bir olgu var; dünyada kimseyi sıfır gelirle bırakmadan, insanların işsiz olduğu durumda bile belli yaşamsal fonksiyonlarını devam ettiren bir sistem bahsediyoruz. İnsanlığa katkıda bulunacak gelişmelerin yolda olduğunu görüyoruz. Bir nevi dijital Rönesans diyebiliriz. Bu yeni dönemde kapitalizm ve sosyalizm arasında karma ekonomik bir modelle karşılaşabiliriz. Ama öncelikle var olan sistemin tamamen yıkılması gerekiyor. Bu nedenle ilk başta, bizi dijital bir Ortaçağ da bekliyor olabilir.

Türkiye’nin kripto paralara karşı yaklaşımını nasıl buluyorsunuz?

Türkiye Batı dünyasına entegre olduğu için, özellikle kripto paralar konusunda yaşadığımız devrimin karşısında yer alıyor. Diğer yandan, kripto paranın tarihini yazacak Asya-Pasifik aksıyla da coğrafi bir iş birliği içerisinde. Rusya, Transkafkasya ülkelere, BRIC veya Şangay Beşlisi dediğimiz ülkelerin de katılmasıyla birlikte, kendimizi ister istemez bu devrimin tam ortasında bulacağız. Türkiye burada, Batı dünyasının mevcut finansal sistemi üzerinden mi devam edecek, yoksa Asya-Pasifik aksıyla bir ittifak içerisinde mi olacak, ülkenin kaderini bu seçim belirleyecek. Ama şu anda yaptığımız şey, olayı tartmak ve adımlarımı daha temkinli atmak. Avrupa ve Asya’da düzenlemeler çıkarken, şu anda Türkiye’de böyle bir durum söz konusu değil. Teknokratların şu anda bu işin artı ve eksilerini gördüklerine inanıyorum. Orta ve uzun vadedeki faydaların yanında, kısa vadedeki yıkıcı dönüşüme karşı nasıl önlem alacaklarını düşünüyorlar.

Blokzincir teknolojisi, orta vadede toplum içindeki güven duygusuna katkıda bulunabilir mi?

Kesinlikle evet. Bunun iki nedeni var. Birincisi; şu andaki mevcut sistemlerden çok daha az ‘hack’lenebilir ve kırılabilir bir platform sunmaları. İkincisi de, işlemleri şeffaflaştırmaları. Açık defter mantığı, kamu veya özel sektörün hesap vermek zorunda kalacağı bir ortam yaratıyor. Bu ortamda hiçbir şeyin gizli kalması mümkün değil. Bütün işlemler bireyler tarafından sorgulanabilecek halde. Bu da kurumların, toplumsal tepkileri dikkate almalarını zorunlu kılacak. Böylece kurumlar, attıkları adımları kafalarına göre değil, gelen taleplere göre ve bireylere hesap verebilecek şekilde atacaklar. Bu sadece Türkiye için değil, bütün dünya için çok önemli bir yön değişikliği. Zira, dünyadaki bütün yönetim mekanizmalarının yavaş yavaş içine kapandığı ve halkın hesap soramadığı yapılara dönüştüğüne şahit oluyoruz...

 

BU AY EN ÇOK OKUNANLAR
2016: XOXO The Mag Röportajları

2016: XOXO THE MAG RÖPORTAJLARI

2016 yılında kimlerle sohbet ettik? Kısaca hatırlayalım;

MBFWI Backstage: Sudi Etuz

MBFWI BACKSTAGE: SUDİ ETUZ

MBFWI üçüncü gününü, Sudi Etuz'la açtı.

Sorumluluk Sevgiye Dahil

SORUMLULUK SEVGİYE DAHİL

Evcil hayvan sahiplenirken aklınızda bulunması gerekenler.

Tennıs Remıx

TENNIS REMIX

Ali, Leyla, Ece, Mehmet ve Fırat'la Lacoste'un Tennis Remix koleksiyonunu keşfediyoruz.

MBFWI Backstage: Özlem Süer

MBFWI BACKSTAGE: ÖZLEM SÜER

Özlem Süer defilesinin sahne arkasından bildiriyoruz.

Yemek ve şarap eşleşmesi

YEMEK VE ŞARAP EŞLEŞMESİ

“Mutluluğun, basit ve açık bir şey olup, bir bardak şarap, bir kestane, kendi halinde bir mangalcık ve denizin uğultusundan başka bir şey olmadığına aklım yattı. Yalnız, bütün bunların, mutluluk olduğunu insanın anlayabilmesi için basit ve açık bir kalbe sahip olması gerekiyordu.” Nikos Kazancakis

WE ARE

WE ARE

10 yıl sonra, bir aradalar.

Mezar Turizm

MEZAR TURİZM

Bu yolculuk bir müzik yolculuğu değil. Metaforik bir şekilde sona doğru da ilerlemiyor. Hikayeyi, Mezar Turizm’in tek elemanı Kerem’den dinliyoruz.

A Suburban Affaır

A SUBURBAN AFFAIR

Kırsaldayız ama aslında değiliz.

MBFWI Backstage: Brand Who

MBFWI BACKSTAGE: BRAND WHO

MBFW Istanbul'un ikinci gününü kapatan Brand Who'nun sahne arkasındaydık.

Dilara Fındıkoğlu

DİLARA FINDIKOĞLU

Dilara XOXO Ailesi’nden, yıllar öncesinden... Emre, zaten tanıyorsunuz...

Storm Is Comıng

STORM IS COMING

PUMA'nın yeni modeli Storm'un Hasköy İplik Fabrikası'ndaki partisindeydik.

EN YENİLER
Hayata Açık Ol

HAYATA AÇIK OL

Ray-Ban; dürüst, özgür ve anların içinde kendine doğallıkla yer bulanlara sesleniyor: You're On!

Bir Yerel Moda Dosyası

BİR YEREL MODA DOSYASI

İnsanı ve yaşadığı alanı ele alıyoruz. Giydiklerini, kendini çevrelediklerini. Ve sözü Türkiye'den yedi tasarımcıya bırakıyoruz.

Hayvanlarla Daha İyi Bir Dünya

HAYVANLARLA DAHA İYİ BİR DÜNYA

BluTV dizisi Bunu Bi' Düşünün sorumlu hayvan sahipliğini farklı bir gözle anlatıyor. Şimdi bu hikâyeyi yaratıcılarından dinliyoruz.

Kubilay Aka

KUBİLAY AKA

"Hayvanlar; sevgi, vakit ve anlaşılmak ister."

Ayşenil Şamlıoğlu

AYŞENİL ŞAMLIOĞLU

"Sorumlu hayvan sahipliği yüreğinizi bütünüyle ona vermeniz demektir."

Ulaşcan Kutlu

ULAŞCAN KUTLU

"Sevgiyi anlamamış hiçbir insanın hayvan sahibi olmasını istemem."

DAHA FAZLA