PAM HOGG

Hayatı boyunca sadece ‘en iyi bildiği şeyi’ yapmış İskoç bir savaşçı hayal edin ve sonra onun aynı zamanda da PVC'yi insan bedeniyle bütünleştirebilen bir sihirbaz olduğunu...

O bir sihirbaz ya sonuçta; onlardan biri gibi kayboluyor bir ara. Ve sonra boom! 70’lerden başlayıp, 80’leri ve 90'ları tüm canlılığıyla yine yanı başımıza getiriyor. ‘Jumpsuit’ tanımının süper kahramanı ve provokatör terzisi Pam Hogg’un anlattıklarıyla, İskoçya’nın bakir ormanlarında kaybolduk adeta. Bu defa sıra sizde!

Röportaj: Müjde Metin - XOXO The Mag Haziran 2012

İllüstrasyon: Güneş Engin

Tasarımlarına baktığımızda bir giysiden çok, başka bir evrenden yansıyan fütürist birer tablo görüyor gibi hissediyoruz. Peki sen kendini bir sanatçı olarak görüyor musun? Ya da şöyle soralım; sence moda sanat mıdır?

Çalışmalarımı anlamış olduğun için çok teşekkür ederim. Evet, tasarımlarım aklımdaki evreni yansıtıyor. Bunun sanat olduğuna inanıyorum ve ben de bir sanatçı gibi çalışıyorum. Çoğu modanın sanat olduğuna inanmıyorum. Bazı koleksiyonlar zaten mevcut olanın bir yansıması. Moda alanında yenilikçi ve yaratıcı kişilerin çok az olduğunu hissediyorum.

Bu fikrinde sanat okumanın etkisi de büyüktür diye düşünüyorum. O halde güzel sanatlar geçmişine dönelim: İham aldığın veya çok beğendiğin ressamlar kimler? Sana göre sanatı bugün ne oluşturuyor?

Ben sanatın her alanını sevmişimdir; Giotto'dan Max Ernste'e, Bosch'tan Bacon'a, Man Ray'a ve Warhol dahil Angus Fairhurst ve Matt Collishaw gibi modernlere kadar... Bu sanatçıların eserleri beni tamamen saygı ve ilhamla dolduruyor. Ama gerçek sanatı neyin oluşturduğunu tarif etme ihtiyacı hissetmiyorum. Bence sanatın ne olduğu gayet ortada.

Hayalinde giydirmek isteyeceğin Pam Hogg kadını kim?

Bu aslında sanki, "Resimlerini kimin duvarında görmek isterdin?" demek gibi. Belirli bir kişiyi, ona uyacak en iyi kalıbı ve bir de kişiliğini göz önüne alacak olursam her şey değişebilir. Benim çalışma yöntemimde böyle sınırlamalar yok. Ama şimdi sen sorunca ister istemez düşündüm ve aklıma özellikle bir kişi geldi: Tilda Swinton’ın heybetli ve derin duruşu çok etkileyici. Çok ilginç bir tipi var ve bana iyi malzeme verebilecek bir karakter.

İzin verirsen, moda endüstrisi ile ilgili fikirlerimi seninle paylaşmak isterim. Ne düşündüğünü merak ediyorum: Bu ara herkes sınırlarını zorluyor. Şu anda ortada hayal gücü kıtlığı var sanki. Belki de bu yüzden giysileri farklı kılan tarafın terziliğe döndüğünü söyleyebiliriz. Mesela artık 'fitting'in çok daha önemli olduğunun farkındayız.

Söylediklerinde haklısın. Fakat benim için moda endüstrisinin artık çekici bir tarafı kalmadı gerçekten. Aslına bakarsan bu süreçle ilgili hiçbir şey düşünmüyorum. Kendimi sadece işime veriyorum. İnsanlar çok çaba sarf ettiklerinde bu zaten belli oluyor. Benim gibi çok az tasarımcı sınırlarını zorluyor. Bugün, her tasarımcının kendi sanat tarafını göstermesini öneren fikir, moda alanında fazlasıyla var olan anlayış ve hayal gücü eksikliğini tam anlamıyla onaylıyor. Herhangi bir şey, yapılması gereken bir şeye dönüştüğü zaman sahte oluyor ve bütün o yanlış nedenlerden dolayı yapılmış olduğunu da dışa vuruyor. Bana kalırsa herkes sadece kendi yolunu takip ederek ilerlemeli.

Diane Pernet geçen ay konuğumuzdu. Pernet, siyahlar içinde bir dul gibi giyinmekten hiç vazgeçmedi. Bu sence bir istikrar mı yoksa bir takıntı mı? Bu arada, siz ikiniz tanışıyor musunuz?

Diane Pernet hiç pes etmedi. Nokta! Bence o aslında hak ettiği asıl itibarı görmüyor. Ona kelimenin tam anlamıyla tapıyorum. O, yaratıcılığın kendi parçası haline dönüştüğü bir birey. Bu arada, onun arkadaşı olduğumu söyleyebildiğim için kendimi ayrıcalıklı hissediyorum.

Aynı istikrarın sende de olması müthiş bir şey! Uzun yıllar kült tulum tasarımlarını gördük ve bu sene Londra Moda Haftası’nda farklı parçalarla karşılaştık. Bu bir yenilik mi yoksa arada bir şeyler mi kaçırdık?

Benim çalışmalarımda her zaman ‘catsuit'ten başka şeyler de vardı. Ama haklısın, onlar benim imzam gibi oldular. Elbette yapabileceklerim onlardan çok daha fazla. Ben tamamen kendi kendini eğitmiş biriyim. Bu yüzden kalıpların nasıl yapıldığını anlamak için çalışmaya başladığım yerin kendi bedenim olması iyi bir fikir gibi gelmişti bana. Sanat okulundayken insan figürü çizimi dersleri almıştım. Bütün o kıvrım ve köşeleri çok sevmiştim ve şimdi düşünüyorum da, bu büyük ihtimalle o zamanlardan kalma bir ilgi.

Londra Moda Haftası’na geri dönelim: O haftadan aklında kalanları özetleyebilir misin?

Kendi defileme kadar gece gündüz çalıştım, sonra dışarı çıktım ve deli gibi sarhoş oldum (gülüyor)!

Peki, sana göre içinde bulunduğumuz zamanın fütüristik akımını hangi tasarımcılar taşıyor?

Bence Gareth Pugh ipi göğüslüyor. Ve ne yazık ki en iyi olan ‘Lee’ McQueen'i kaybettik. Ama son zamanlarda gerçekten sevimli bir çift fark ettim. Kullanmaya alışık olduğum bir kelime olmasa da ‘sevimli’ kelimesini muhteşem renkleri, kumaşları ve çalışmalarındaki 'joie de vivre'i (yaşama sevinci) anlatabilmek için sevgiyle söylüyorum. Çok canlı hissettiriyorlar!

Çok heyecanlandık! Kim bu bahsettiklerin?

Ah, kahretsin! İsimlerini hatırlamıyorum! Sanırım Hollanda'dan genç bir çiftti. Bunu araştırmam gerek. Bulur bulmaz sana döneceğim, söz!

Kendini bir anarşist olarak görüyor musun Pam?

Kendimi asla bir anarşist olarak tanımlamam. Sadece kurallara göre yaratılmış biri değilim. Şimdi düşündüm de, galiba bu kategori altında sayılırım (gülüyor).

İtiraflarla dolu bir röportaj oluyor, harika! 70’lerdeki punk, new wave ve underground müzik camiasıyla içli dışlı bir tasarımcı olarak biraz aydınlat şimdi bizi; moda ve müziğin birbirleriyle bağlantısı sence nedir?

Onlar ses ve görüntü. Duyguları ve yaratıcı düşünceleri ifade etme yollarında bağlanıyorlar. Ben çalışmalarımı duyuyor, görüyor ve hissediyorum. Yani bana göre hepsi iç içe.

Çok fazla kişinin bilmediği bir konuya gelelim: Bir dönem modadan uzaklaşmanın sebebi müzik aşkın mıydı peki? Onca zaman nelerle uğraşıyordun?

Yazıyor, müzik ve film yapıyor, kısaca kısıtlamalar olmadan çok iyi zaman geçiriyordum. İçimdeki sesi dinleyip modayı bıraktım ve bunu gerçekten de ‘iyi olmaya başladığım’ bir zamanda yapmam oldukça çılgıncaydı (gülüyor). Ama 90'ların başlarında erkek arkadaşımla tura çıkmışken, birkaç şarkı söylemek için sahneye sürüklendim ve ne kadar güzel bir his olduğunu unuttuğumu anladım. Geri döndüm ve öyle ya da böyle dükkanı kapattım. Kimse yapabileceğime inanmadı ama ben hayatımda arkaya bakmak ve herhangi bir şeyden pişman olmak istemedim.

Müzik grubun Doll’un hikayesini anlatır mısın?

Uzun yıllar önce Doll grubunu ayırdım. Yeni grubumun adı Hoggdoll ve birkaç yıldır bu grupla da ne beste yaptım ne de konser verdim. Konsantrasyonum tamamıyla modaya geri döndü. Ama geçen hafta New York'tayken, muhteşem bir konser piyanisti olan arkadaşımla bir parça kaydettim. Şarkıyı yaklaşık sekiz sene önce yazmıştım ve daha tam bitmemişken, şans eseri ertesi gün ona söyledim. Şarkının karanlık ruh hali onu tam anlamıyla büyüledi ve bir piyano eşliği kaydetmek için de çoktandır can atıyordu. İlk başta sözleri hatırlayabilmek için uğraştım ama başlar başlamaz her şey yerine oturdu ve ben şarkıyı yazdığım ilk günkü haliyle söylerken, o yanımda başka bir alemdeymişçesine piyano çaldı.

Aklıma Mel Gibson’ın Braveheart’ını getirdi bu söylediklerin. Hiç başka bir sektörde çalıştın mı? Mesela kostüm tasarımcılığı gibi...

Hayır ama çok isterim. Çoğu kişi bazı belli başlı filmlerin kostüm tasarımcısı olmam gerektiğini önermişti. Ama maalesef Tron Rebirth filmi için beni çok sonradan keşfettiler.

En eski moda anın nedir?

Eğer Teddy Boy'ları dökümlü kumaşları ve saç bukleleriyle Glasgow'un sokak köşelerinde takılıyorken görmenin zevki bir moda anısı sayılıyorsa, sanırım budur. Beni aynı anda hem korkutan hem de heyecanlandıran karelerdi bunlar ama üzerimde inanılmaz bir etki bırakmış olmalı ki bugün saçımın önünü hep o tarzda yapıyorum ve kötü bir duruşu olan, soluk mavi, çok giyilmiş bir giysiye sahibim.

Bu zamana kadar aldığın en iyi tavsiye, bizim için de olsun mu?

Elbette! Babamın her zaman dediği gibi; ''Her zaman kendinle gurur duy!''

BU AY EN ÇOK OKUNANLAR
2016: XOXO The Mag Röportajları

2016: XOXO THE MAG RÖPORTAJLARI

2016 yılında kimlerle sohbet ettik? Kısaca hatırlayalım;

MBFWI Backstage: Sudi Etuz

MBFWI BACKSTAGE: SUDİ ETUZ

MBFWI üçüncü gününü, Sudi Etuz'la açtı.

Sorumluluk Sevgiye Dahil

SORUMLULUK SEVGİYE DAHİL

Evcil hayvan sahiplenirken aklınızda bulunması gerekenler.

Tennıs Remıx

TENNIS REMIX

Ali, Leyla, Ece, Mehmet ve Fırat'la Lacoste'un Tennis Remix koleksiyonunu keşfediyoruz.

MBFWI Backstage: Özlem Süer

MBFWI BACKSTAGE: ÖZLEM SÜER

Özlem Süer defilesinin sahne arkasından bildiriyoruz.

Yemek ve şarap eşleşmesi

YEMEK VE ŞARAP EŞLEŞMESİ

“Mutluluğun, basit ve açık bir şey olup, bir bardak şarap, bir kestane, kendi halinde bir mangalcık ve denizin uğultusundan başka bir şey olmadığına aklım yattı. Yalnız, bütün bunların, mutluluk olduğunu insanın anlayabilmesi için basit ve açık bir kalbe sahip olması gerekiyordu.” Nikos Kazancakis

WE ARE

WE ARE

10 yıl sonra, bir aradalar.

Mezar Turizm

MEZAR TURİZM

Bu yolculuk bir müzik yolculuğu değil. Metaforik bir şekilde sona doğru da ilerlemiyor. Hikayeyi, Mezar Turizm’in tek elemanı Kerem’den dinliyoruz.

A Suburban Affaır

A SUBURBAN AFFAIR

Kırsaldayız ama aslında değiliz.

MBFWI Backstage: Brand Who

MBFWI BACKSTAGE: BRAND WHO

MBFW Istanbul'un ikinci gününü kapatan Brand Who'nun sahne arkasındaydık.

Dilara Fındıkoğlu

DİLARA FINDIKOĞLU

Dilara XOXO Ailesi’nden, yıllar öncesinden... Emre, zaten tanıyorsunuz...

Storm Is Comıng

STORM IS COMING

PUMA'nın yeni modeli Storm'un Hasköy İplik Fabrikası'ndaki partisindeydik.

EN YENİLER
Hayata Açık Ol

HAYATA AÇIK OL

Ray-Ban; dürüst, özgür ve anların içinde kendine doğallıkla yer bulanlara sesleniyor: You're On!

Bir Yerel Moda Dosyası

BİR YEREL MODA DOSYASI

İnsanı ve yaşadığı alanı ele alıyoruz. Giydiklerini, kendini çevrelediklerini. Ve sözü Türkiye'den yedi tasarımcıya bırakıyoruz.

Hayvanlarla Daha İyi Bir Dünya

HAYVANLARLA DAHA İYİ BİR DÜNYA

BluTV dizisi Bunu Bi' Düşünün sorumlu hayvan sahipliğini farklı bir gözle anlatıyor. Şimdi bu hikâyeyi yaratıcılarından dinliyoruz.

Kubilay Aka

KUBİLAY AKA

"Hayvanlar; sevgi, vakit ve anlaşılmak ister."

Ayşenil Şamlıoğlu

AYŞENİL ŞAMLIOĞLU

"Sorumlu hayvan sahipliği yüreğinizi bütünüyle ona vermeniz demektir."

Ulaşcan Kutlu

ULAŞCAN KUTLU

"Sevgiyi anlamamış hiçbir insanın hayvan sahibi olmasını istemem."

DAHA FAZLA