JOY EXIT

Erdem Helvacıoğlu ve Şirin Soysal'la sinematik pop projelerini konuştuk.

Erdem ve Şirin, önce sinemaya olan hayranlığınızdan başlayalım. Joy Exit olarak  sinematik pop türünde müzik yapıyorsunuz. Bunu müziğinizi ilk kez dinleyeceklere nasıl açıklarsınız?

Şirin: Müziğimizi ilk dinlediğin anda film izler gibi oluyorsun. Hani sinemada ışıklar kararır ve film direk sizi içine alır ya? Bizim de müziğimiz böyle bir hissiyat yaratıyor. Çok sonradan öğrendik ki, buraya geliş noktamız, ikimizin de eskiden daha çok film müziği albümleri almamızdan kaynaklanıyormuş. Mesela okuldayken bir filmi çok sevdiysem, mutlaka film müziklerinin olduğu albümü de alırdım.

O halde şunu da soralım, en sevdiğiniz film müzikleri hangileri?

Şirin: Ennio Morricone’nin bestelediği, Once Upon A Time In The West filmini çok seviyorum. Bir numaram odur diyebilirim.

Erdem: Missippi Burning, Heat, Alien... Bu filmler sadece müzik olarak değil, görüntü olarak da bize çok uyan filmler. Hatta fotoğraflarımızda da bu filmlerin etkisini bulabilirsiniz.

Joy Exit’in ilk EP’si nasıl bir filme ‘soundtrack’ olurdu?

Şirin: Aslında bizim müziğimizi Drive’ınkilere benzetenler oluyor.

Gerçekten de andırıyor Drive’ı...

Erdem: Evet, fakat Drive’da kullanılan müzikler daha çok Chromatics gibi grupların halihazırda olan parçalarından oluşuyor. O türe Retro Wave deniliyor; tamamıyla 1980’lerin müziğini yapıyorlar. Bizim müzikte de 80’leri hissiyat olarak bulabilirsiniz. Ama prodüksiyon açısından aslında 80’lerden çok farklı.

Şirin: Asıl soruya dönecek olursak, Jonathan Glazer’ın yönettiği ‘Under The Skin’ filminin müziklerini çok seviyorum. Bizim müziği de onun gibi aşırı karanlık bir filme yakıştırabilirim.

12 yeni parçadan oluşan ilk albümünüzün çıkmasına da aylar kaldı. Yakın geleceğe dair planlarınız ne?

Erdem: Sonbahar sonu ya da Kış dönemine doğru, bir konser vermek planlarımız arasında. Belki o sırada albümden ilk parçamız da çıkabilir. Bu aydan itibaren Avrupa ve ABD’de promosyon dönemlerimiz de başlayacak. Onunla beraber New York’ta da bir konser vermeyi düşünüyoruz.

New York’tan konu açılmışken, siz de Brooklyn’de yaşıyorsunuz... 

Erdem: Ben genellikle oradayım. Şirin, İstanbul’da.

Şirin: Bizi de zaten orada yaşayan ortak bir arkadaşımız İstanbul’da tanıştırdı. Yani aslında projemize İstanbul’da başladık. Sonrasında kayıtlar için New York’a gittik.

Ve Diffuse Records vesilesiyle ilk EP’nizi kaydetmeye başladınız, değil mi?

Erdem: Evet, Joy Exit’e başlarken, albümü kendi plak şirketimden yayınlamak tabii ki çok iyi oldu. Çünkü gidişatı böylece istediğin gibi kontrol edebiliyorsun.

Peki filmler dışında müziğinize en çok hangi şehir ilham veriyor: İstanbul mu, New York mu?

Erdem: İkisi de. Albümde de bunu hissedebilirsiniz. Yani müziğimiz tipik bir ABD’li indie pop grubu gibi duyulmuyor. Her parçada o oryantal hava arkadan ve çok yumuşak dokunuşlarla geliyor.

Şirin: Şöyle bir şey var. İstanbul da New York’ta aslında çok benziyor; ikisi de gece şehri. Yoğun hikayeli, dramalı... İkisi de çok sinematik şehirler.

Türkçe bir albüm veya parça kaydetmeyi düşünüyor musunuz?

Erdem: İlk yaptığımız parçalar arasında demo amaçlı kaydettiğimiz Türkçe parçalar da vardı, ama Joy Exit olarak İngilizce devam etmeyi düşünüyoruz.

Evrensel bir grup olmak istediğinizden dolayı mı?

Erdem: Hem öyle, hem de Şirin’in İnglizce’si çok akıcı. Çok da güzel İngilizce sözler yazıyor...

Joy Exit'in Frida Kahlo’yla yakından bir alakası var, hatta grubunuzun adı onun bir alıntısından geliyor: "I hope the exit is joyful, and I hope never to return." İlk ne zaman bu cümleyi gördünüz ve grubun adı olmasına nasıl karar verdiniz?

Şirin: Ben onu ilk Salma Hayek’in oynadığı Frida filminde görmüştüm. Filmin sonunda, yaptığı bir resmin altına bu cümleyi yazıyor. “I hope the exit is joyful, and I hope never to return.” Oradaki ‘joyful exit’ten Joy Exit’i türettik. O cümle beni çok derinden etkiledi. Ve bu stüdyoda ilk çalışmaya başladığımızda, yaptığımız şarkılardan biri o cümle üzerine yazıldı. Sözlerde tam o cümleyi kullanmıyoruz. Ama şarkıda ‘Frida Kahlo’nun dediği gibi’ bir mısra var. Ben de Joy Exit’i grubun potansiyel üç isminden biri olarak gönderdim. Erdem de sevdi. Hatta önce, ‘biz karanlık bir grubuz, ‘joy’ kelimesi çok mu mutlu’ dedik. Ama mesela, Joy Division da karanlık bir gruptu ve adı, bir Nazi kampının içinde yer alan genelevden geliyor. Joy Exit de bize elektrikli bir isim gibi geldi. Ve yaklaşık 60 kadar potansiyel isim düşünmemizin ardından Joy Exit’te karar kıldık.

Fotoğraflar: Cansu Kızıltaş

BU AY EN ÇOK OKUNANLAR
2016: XOXO The Mag Röportajları

2016: XOXO THE MAG RÖPORTAJLARI

2016 yılında kimlerle sohbet ettik? Kısaca hatırlayalım;

MBFWI Backstage: Sudi Etuz

MBFWI BACKSTAGE: SUDİ ETUZ

MBFWI üçüncü gününü, Sudi Etuz'la açtı.

Sorumluluk Sevgiye Dahil

SORUMLULUK SEVGİYE DAHİL

Evcil hayvan sahiplenirken aklınızda bulunması gerekenler.

Tennıs Remıx

TENNIS REMIX

Ali, Leyla, Ece, Mehmet ve Fırat'la Lacoste'un Tennis Remix koleksiyonunu keşfediyoruz.

MBFWI Backstage: Özlem Süer

MBFWI BACKSTAGE: ÖZLEM SÜER

Özlem Süer defilesinin sahne arkasından bildiriyoruz.

Yemek ve şarap eşleşmesi

YEMEK VE ŞARAP EŞLEŞMESİ

“Mutluluğun, basit ve açık bir şey olup, bir bardak şarap, bir kestane, kendi halinde bir mangalcık ve denizin uğultusundan başka bir şey olmadığına aklım yattı. Yalnız, bütün bunların, mutluluk olduğunu insanın anlayabilmesi için basit ve açık bir kalbe sahip olması gerekiyordu.” Nikos Kazancakis

WE ARE

WE ARE

10 yıl sonra, bir aradalar.

Mezar Turizm

MEZAR TURİZM

Bu yolculuk bir müzik yolculuğu değil. Metaforik bir şekilde sona doğru da ilerlemiyor. Hikayeyi, Mezar Turizm’in tek elemanı Kerem’den dinliyoruz.

A Suburban Affaır

A SUBURBAN AFFAIR

Kırsaldayız ama aslında değiliz.

MBFWI Backstage: Brand Who

MBFWI BACKSTAGE: BRAND WHO

MBFW Istanbul'un ikinci gününü kapatan Brand Who'nun sahne arkasındaydık.

Dilara Fındıkoğlu

DİLARA FINDIKOĞLU

Dilara XOXO Ailesi’nden, yıllar öncesinden... Emre, zaten tanıyorsunuz...

Storm Is Comıng

STORM IS COMING

PUMA'nın yeni modeli Storm'un Hasköy İplik Fabrikası'ndaki partisindeydik.

EN YENİLER
Hayata Açık Ol

HAYATA AÇIK OL

Ray-Ban; dürüst, özgür ve anların içinde kendine doğallıkla yer bulanlara sesleniyor: You're On!

Bir Yerel Moda Dosyası

BİR YEREL MODA DOSYASI

İnsanı ve yaşadığı alanı ele alıyoruz. Giydiklerini, kendini çevrelediklerini. Ve sözü Türkiye'den yedi tasarımcıya bırakıyoruz.

Hayvanlarla Daha İyi Bir Dünya

HAYVANLARLA DAHA İYİ BİR DÜNYA

BluTV dizisi Bunu Bi' Düşünün sorumlu hayvan sahipliğini farklı bir gözle anlatıyor. Şimdi bu hikâyeyi yaratıcılarından dinliyoruz.

Kubilay Aka

KUBİLAY AKA

"Hayvanlar; sevgi, vakit ve anlaşılmak ister."

Ayşenil Şamlıoğlu

AYŞENİL ŞAMLIOĞLU

"Sorumlu hayvan sahipliği yüreğinizi bütünüyle ona vermeniz demektir."

Ulaşcan Kutlu

ULAŞCAN KUTLU

"Sevgiyi anlamamış hiçbir insanın hayvan sahibi olmasını istemem."

DAHA FAZLA