PIERANGELO D’AGOSTIN

Jil Sander ve J. Lindeberg erkeklerinin gardıroplarının gidişatına karar veren D’Agostin, İstanbul’un yeniliğe en açık şehir olduğuna karar veriyor ve Tween’in Kreatif Direktörü koltuğuna oturuyor

Takım elbise kültürünün özünde üniformacılık var. Sizin üniformalarınız var mı?

Çocukken beyaz gömlek, lacivert diz boyu pantolon, uzun beyaz çoraplar ve siyah deri futbol ayakkabılarından başka bir şey giymezdim. Arkadaşlarımla futbol maçı yaparken bile kıyafetlerimi değiştirmezdim. Maçtan sonra nasıl göründüğümü hayal edebiliyor musunuz? Ah, annem için tam bir kabus olmalıydı.

Modern erkek, günlük hayatında takım giymekten neden vazgeçti?

Bu bir sosyal etkileşim zinciri. Dünyada olan biten her şey giyimimizi etkiliyor. Bugün bence erkek üç koşulda takım giyiyor; öncelikle onu tabii ki iş üniforması olarak kullanıyor. Bazıları onu statü göstergesi olarak görüp, bunun için tercih ediyor ve geride kalanlarsa sadece sevdikleri için giyiyorlar. Aslında son zamanlarda takıma olan ilginin yeniden artmaya başladığını söyleyebilirim. Artık takımlar bir mood’u ve bir bakış açısını temsil ediyor.

Yine de günün sonunda takımın varoluşunda ciddiyet yatıyor.

Bence takım artık çok farklı karakterlere bürünebiliyor. İsterseniz abartıp çok ciddi görünebilirsiniz ya da köşelerini yumuşatabilirsiniz. Bir tişörtle, sneaker’la, kravatla, deri ayakkabıyla giyinebilirsiniz. Jilet gibi görünebilir ya da daha rahat bir görünüme sahip olabilirsiniz. Bugün takımlar insanın karakterini etkilemiyor, bilakis giyenin tavrı takımı şekillendiriyor.

Siz iki parça mı yoksa üç parça takımı mı tercih ediyorsunuz?

Gardırobumdaki takımların hepsi üç parça. Tabii duruma göre bazen iki parça giymeyi tercih ediyorum.

Bir takım alırken neye dikkat ediyorsunuz?

Proporsiyonuna, dikiş kalitesine, kumaşına ve renk tonuna. Tabii tüm bunların yanında aynaya baktığımda gördüğüm şeyi beğenmem gerekiyor.

Peki kumaşlarınızı neye göre seçiyorsunuz?

Hafifliğine, performansına ve ne derece çevre dostu olduğuna göre.

Tween’in Kreatif Direktör koltuğuna oturduğunuzda ilk değiştirdiğiniz şey ne oldu?

İşe markanın logosunu değiştirmekle başladım. Ardından da takımların proporsiyonunu değiştirdim.

Her kreatif direktör yeni geçtiği markada kuşkusuz değişiklikler yapıyor. Fakat son zamanlarda bu bağlamda daha keskin virajlar alınmaya başladı, birkreatif direktör markayı ne kadar değiştirebilir?

Kreatif direktörün antenleri sürekli açık ve 360 derece kapsama alanına sahip olmalı. Dünyada olup biten her şeyi sürekli filtresinden geçirmeli ve inovasyona her daim açık olmalı. Bu sırada beraber çalıştığı markayı da çok iyi tanımalı. Çünkü yapacağı her değişim, getireceği her yenilik çatısı altında çalıştığı modaevinin DNA’sına hizmet etmeli.

Sizin hiç o ince çizgiyi geçtiğiniz oldu mu?

Kuşkusuz ki o çizgiyi geçmek çok baştan çıkarıcı, ben sınırlarında dolanıyorum.

Son birkaç sezondur erkek gardıroplarının kadınınkinden daha heyecan verici olmasının sebebi ne sizce?

Sanırım artık toplum olarak modern erkeğin giyinirken kendini ifade etme özgürlüğünü kabul etmeye daha yakınız.

Gittikçe daha da yayılan cinsiyetsizlik hali Tween çatısı altında da tercümesini buluyor mu?

Modanın da vesilesiyle aslında sosyal bir evrime şahit oluyoruz. Biz de bu duruma yabancı kalmıyoruz. Tabii burada Tween’in her daim güncel kültürel fenomenleri tasarımlarına entegre eden bir marka olması da çok önemli bir rol oynuyor.

Siz trendleri ne kadar önemsiyorsunuz?

Açıkçası kişisel olarak hiçbir zaman trendleri dikkate alan biri olmadım. Ben daha çok zamanın hissettirdikleriyle ilgileniyorum.

Ofiste sizi sürekli takımla mı görürüz?

Ben hissiyatlarıma göre giyiniyorum. Çocukluğumun aksine şimdilerde üniformalarım yok.

Tween’le çalışma kararınızı ne tetikledi?

Türklere olan merakım. İstanbul’un pazar kültürü ve coğrafyanın gelenekselle moderni aynı anda yaşatan kontrastı.

Bir röportajınızda birçok şehirde yeni şeyler üretmek hemen hemen imkansız diyorsunuz. İstanbul neden bu şehirlerin dışında kalıyor?

Öncelikle az önce bahsettiğim kontrast İstanbul’u yeniliğe çok açık kılıyor. Şehrin çok köklü bir geçmişi olmasına rağmen yeniyi çok çabuk benimseyebiliyor. Yaşadığım birçok şehirden çok daha açık bir mantalitesi var. Burası sürprizlerle dolu bir yer.

Yerel erkek giyimin DNA’sı sizi ne derece etkiliyor?

Tween’le çalışmaya başlamadan önce Türk stilinin geçmişine dair derin bir araştırma yaptım. Bence Türk erkek giyiminin DNA’sını belirleyen iki ana unsur var ve ben bu ikisini, tasarlarken hep yanı başımda tutuyorum. Mustafa Kemal’in gösterişsiz zarafeti ve Osmanlı İmparatorluğu’nun nevi şahsına münhasır mirası...

Şimdiki zamanda Türk erkeğinin nasıl bir stil nasihatine ihtiyacı var?

Erkeklerin, gardıroplarındaki favori kıyafetleriyle biraz daha oynayabilmeleri gerekiyor. Daha ironik bir tavır takınmaları gerekiyor. Kişiye özel dikimi spor giyimle doğru şekilde harmanlamayı iyi çalışmaları gerekiyor. Ama tabii nasihat biraz daha kişiye özel bir olgu. Bu arada her sezonun başında gardıroplarda yapacakları bahar temizliği de daha taze bir stile sahip olmalarını sağlayacaktır.

Doğru stili ne belirler?

Kişilik. Bence stil ne giydiğinizden çok kişiliğinizi nasıl ve ne kadar yansıtabildiğinizle alakalı. David Bowie’yi ele alın; stilini tanımlamak mümkün değil ama kişiliğini özgürce yaratabildiği için inanılmaz ilham verici.

Uzun yıllar Jil Sander çatısı altında tasarladıktan sonra minimalizmle ilişkiniz nasıl?

Aslında minimalizm Jil’in kendine hiçbir zaman vermediği bir sıfat. Onunla çalışırken de ayrıldıktan sonra da minimalizmin kendisinden çok asıl gerekliliği ve ihtiyacı araştırma kısmıyla daha çok ilgilendim. Çünkü tasarladığınız dünyanın ihtiyaçları sizi sonuca götürecek yegane yoldur.

Ardından kendi markanızı kurdunuz. Finansörünüz iflas ettikten sonra neden başka bir partner aramadınız?

Kendi markam yaratıcılık ve sonuca ulaşma konusunda beni en çok tatmin eden şeydi. İflastan sonra yeniden başlamak için doğru zaman değildi fakat gelecek için hala planlarım var. 

Peki ya takımların geleceğinde neleri okuyorsunuz?

Kesinlikle inovasyon. Artık hepimiz göçmeniz, sürekli hareket halindeyiz. Haliyle gardıropların da bu ihtiyaca cevap verebilmesi gerekiyor. Gelecekte kuşkusuz daha hafif ve fonksiyonel takımlar göreceğiz. İnovatif bir bakış açısıyla tasarlanmış takımlar erkeğin daha güncel bir gardıroba sahip olmasını sağlayacak.

BU AY EN ÇOK OKUNANLAR
2016: XOXO The Mag Röportajları

2016: XOXO THE MAG RÖPORTAJLARI

2016 yılında kimlerle sohbet ettik? Kısaca hatırlayalım;

MBFWI Backstage: Sudi Etuz

MBFWI BACKSTAGE: SUDİ ETUZ

MBFWI üçüncü gününü, Sudi Etuz'la açtı.

Sorumluluk Sevgiye Dahil

SORUMLULUK SEVGİYE DAHİL

Evcil hayvan sahiplenirken aklınızda bulunması gerekenler.

Tennıs Remıx

TENNIS REMIX

Ali, Leyla, Ece, Mehmet ve Fırat'la Lacoste'un Tennis Remix koleksiyonunu keşfediyoruz.

MBFWI Backstage: Özlem Süer

MBFWI BACKSTAGE: ÖZLEM SÜER

Özlem Süer defilesinin sahne arkasından bildiriyoruz.

Yemek ve şarap eşleşmesi

YEMEK VE ŞARAP EŞLEŞMESİ

“Mutluluğun, basit ve açık bir şey olup, bir bardak şarap, bir kestane, kendi halinde bir mangalcık ve denizin uğultusundan başka bir şey olmadığına aklım yattı. Yalnız, bütün bunların, mutluluk olduğunu insanın anlayabilmesi için basit ve açık bir kalbe sahip olması gerekiyordu.” Nikos Kazancakis

WE ARE

WE ARE

10 yıl sonra, bir aradalar.

Mezar Turizm

MEZAR TURİZM

Bu yolculuk bir müzik yolculuğu değil. Metaforik bir şekilde sona doğru da ilerlemiyor. Hikayeyi, Mezar Turizm’in tek elemanı Kerem’den dinliyoruz.

A Suburban Affaır

A SUBURBAN AFFAIR

Kırsaldayız ama aslında değiliz.

MBFWI Backstage: Brand Who

MBFWI BACKSTAGE: BRAND WHO

MBFW Istanbul'un ikinci gününü kapatan Brand Who'nun sahne arkasındaydık.

Dilara Fındıkoğlu

DİLARA FINDIKOĞLU

Dilara XOXO Ailesi’nden, yıllar öncesinden... Emre, zaten tanıyorsunuz...

Storm Is Comıng

STORM IS COMING

PUMA'nın yeni modeli Storm'un Hasköy İplik Fabrikası'ndaki partisindeydik.

EN YENİLER
Hayata Açık Ol

HAYATA AÇIK OL

Ray-Ban; dürüst, özgür ve anların içinde kendine doğallıkla yer bulanlara sesleniyor: You're On!

Bir Yerel Moda Dosyası

BİR YEREL MODA DOSYASI

İnsanı ve yaşadığı alanı ele alıyoruz. Giydiklerini, kendini çevrelediklerini. Ve sözü Türkiye'den yedi tasarımcıya bırakıyoruz.

Hayvanlarla Daha İyi Bir Dünya

HAYVANLARLA DAHA İYİ BİR DÜNYA

BluTV dizisi Bunu Bi' Düşünün sorumlu hayvan sahipliğini farklı bir gözle anlatıyor. Şimdi bu hikâyeyi yaratıcılarından dinliyoruz.

Kubilay Aka

KUBİLAY AKA

"Hayvanlar; sevgi, vakit ve anlaşılmak ister."

Ayşenil Şamlıoğlu

AYŞENİL ŞAMLIOĞLU

"Sorumlu hayvan sahipliği yüreğinizi bütünüyle ona vermeniz demektir."

Ulaşcan Kutlu

ULAŞCAN KUTLU

"Sevgiyi anlamamış hiçbir insanın hayvan sahibi olmasını istemem."

DAHA FAZLA