METE ATATÜRE

Fizik profesörü Atatüre'yle, İstanbul ve Cambridge arasında sıkışıp kalmış kader, bilim, gerçeklik, hayal ve imkansızlık kavramları üzerine konuşuyoruz.

Röportaj: Yağız Pekkaya - Some Men Sonbahar 05

Fotoğraf: Mete Atatüre'nin izniyle

 

Mete Bey, ölçülemeyen bir şeyi ölçmeye nasıl karar verdiniz?

Aslında öğrencilerim ve diğer araştırmacı arkadaşlarımla çok başka bir proje üzerinde çalışıyorduk. Bazı ölçüm sonuçları hakkında konuşurken dolaylı olarak bu ölçülmesi zor olan ve yok denecek kadar az orandaki sinyali yakalama fırsatımız olduğunu fark ettik. Ekip olarak o sırada yaptığımız işi bir kenara bırakıp, ölçülemez denen ışığın sesini ölçmeye karar verdik ve bir buçuk yıl boyunca bu konuya yoğunlaştık.

Son zamanlarda en çok neyle uğraşıyorsunuz?

Bu aralar atom kalınlığında grafen benzeri yeni materyallerin kuantum optik özelliklerine yoğunlaşmış durumdayım. Konu üzerine araştırmalarımız hala devam ediyor, zira ilk kez patent başvurusunda bulunduk bile.

Soru soran taraf olmayı mı seversiniz yoksa sorulara cevap veren mi?

İkisini de. Salt sorulan sorulara cevap vermek yeni bir şey öğrenmemek demek, keza bu durumda sadece soru sormak da çözüm aramamak demek oluyor. Benim durumumda ikisi beraber olduğu takdirde hem iyi araştırmacı hem de iyi öğretmen olma şansım doğuyor.

Bir an için bilimin salt gerçekliğini bir kenara bırakırsak, kadere inanıyor musunuz?

Hayatımızın gidişatı sadece bizim isteklerimizle değil, yaşadığımız yer ve zamanla da yoğruluyor. Bu yüzden kelime anlamına istinaden kadere inanmıyorum, determinist bir yaklaşım bana göre değil.

O zaman, bu denklemde hayal kurmak nerede duruyor?

Araştırmaya ve yanıtlamaya değer bir soruyla karşılaştığımda, hayal gücüm devreye giriyor. Bu tıpkı ormanda pusulasız yürürken bir kulübeye denk gelmek gibi, hayal aleminde gezindiğini varsayarken, gerçekle karşılaşırsın ve yoluna devam edersin.

Genç yaşta büyük başarılara imza atacak bir bilim insanı olmak, kurduğunuz hayallerden biri miydi?

Evet, çünkü çok erken yaşlardan itibaren fizikçi olmak istiyordum. Bu yüzden, hayal kurmaya genç yaşta başlamak hem güzel hem de riskli bir şeydi. Tabii hayal ettiğim şey başarının kendisi değil, bilim ile uğraşırken hissettiğim mutluluktu. Başarı, işin tuzu biberi oldu.

35 yıldır süregelen bir deneme yanılma sürecinden bahsediliyor. Başarısız olmaktan ya da pes etmekten korkmadınız mı?

Bu bilimin doğasında var, zira hiç yanılmadığını ve hiç yenilmediğini söyleyen bir bilim insanı varsa, ona pek inanmamak lazım. Her deneme yanılma yeni bilgiyi doğurur, o yüzden bizden önce aynı yolu kat eden tüm araştırmacıların elde ettiği verileri kullanarak son adımı atabildik. Bu yüzden bu süreçteki tek korkum öğrencilerimin hevesinin kırılmasıydı.

Sıkıştırma adındaki yöntemle ışık seviyesinin gürültü ölçümünü gerçekleştirirken atomdan 100 kat daha güçlü bir süper atom elde ettiniz. Bu süper atom, tam olarak ne işe yarayacak?

Kullandığımız madde, aslında kuantum noktaları dediğimiz yarı iletken nanomateryaller. Bu maddeler normal bir atomdan 100 kat daha güçlü bir şekilde ışıkla etkileşiyorlar. Yani aslında bir atomdan 100 kat daha güçlü değiller, aksine 100 kat daha az bir ışıkla bile uyarılabiliyorlar. İşte tam olarak bunu fark ettiğimiz için görmesi zor olan sinyali yakalayabildik. Hem günümüzün yarı iletken teknolojisiyle uyumlu, hem de kuantum fiziksel özellikler taşıyan bu sistemlerin geleceğin kuantum teknolojilerinde yer alabilme olasılıkları var.

Bu bilimsel veriler, herhangi bir devletin himayesi altında mı?

Hayır, kimsenin kontrolünde ya da tekelinde değil. Tam tersine, dünyadaki herkese ait.

Mete Bey, bu durumda siz bir mucit misiniz yoksa bir bilim insanı mı?

Ben bilim insanıyım. Bazen aradaki çizgi çok net olmayabilir ama bilime çok keskin çizgiler koymamak gerekir. Eski fizikçi Sam Edwards’ın güzel bir sözü hep aklımdadır: “Fizik, fizikçilerin uğraştığı şeydir.” Buna bir mucit gibi icat yapmak da girebilir, bakalım ne olacak diyip, sonu gözükmeyen bir yola çıkmak da olabilir.

Ölçümü tamamladıktan sonra ilk kimi aradınız?

Kimseyi. Sonuçların doğru çıktığından emin olduktan sonra ekip halinde pub’a gittik ve başarımızı kutladık.

Elde ettiğiniz bu başarıyı Türkiye şartları altında elde etmek mümkün mü?

Tabii, hatta daha güzelleri aslında Türkiye’de de gerçekleşiyor. Yurtdışında tanınan, saygı duyulan, ve çalışmalarına Türkiye’de devam eden pek çok başarılı bilim insanımız var. Bilinenin aksine, Türkiye’deki bilim insanlarının ihtiyaç duyduğu şey sadece araştırmalar için maddi destekten ibaret değil. Her şeyden önce, toplum içerisinde bilime verilen önemin artırılması gerekiyor.

Peki sizin Türkiye’de böyle bir girişimi başlatma gibi bir hedefiniz var mı?

Uzun yıllardır pek çok bilim insanı şartları elverişli kılmak için uğraşıyor, zamanla daha çok mesafe katedebileceğimizi umuyorum. Yurtdışında yaşadığım için oynayabileceğim küçük bir rol var, o da Türkiye’de konferanslar düzenlemek, Türk öğrencilerle iletişim halinde olmak, Türkiye’de çok ihtiyacımız olan bilim iletişimine az da olsa katkıda bulunmak.

BU AY EN ÇOK OKUNANLAR
2016: XOXO The Mag Röportajları

2016: XOXO THE MAG RÖPORTAJLARI

2016 yılında kimlerle sohbet ettik? Kısaca hatırlayalım;

MBFWI Backstage: Sudi Etuz

MBFWI BACKSTAGE: SUDİ ETUZ

MBFWI üçüncü gününü, Sudi Etuz'la açtı.

Sorumluluk Sevgiye Dahil

SORUMLULUK SEVGİYE DAHİL

Evcil hayvan sahiplenirken aklınızda bulunması gerekenler.

Tennıs Remıx

TENNIS REMIX

Ali, Leyla, Ece, Mehmet ve Fırat'la Lacoste'un Tennis Remix koleksiyonunu keşfediyoruz.

MBFWI Backstage: Özlem Süer

MBFWI BACKSTAGE: ÖZLEM SÜER

Özlem Süer defilesinin sahne arkasından bildiriyoruz.

Yemek ve şarap eşleşmesi

YEMEK VE ŞARAP EŞLEŞMESİ

“Mutluluğun, basit ve açık bir şey olup, bir bardak şarap, bir kestane, kendi halinde bir mangalcık ve denizin uğultusundan başka bir şey olmadığına aklım yattı. Yalnız, bütün bunların, mutluluk olduğunu insanın anlayabilmesi için basit ve açık bir kalbe sahip olması gerekiyordu.” Nikos Kazancakis

WE ARE

WE ARE

10 yıl sonra, bir aradalar.

Mezar Turizm

MEZAR TURİZM

Bu yolculuk bir müzik yolculuğu değil. Metaforik bir şekilde sona doğru da ilerlemiyor. Hikayeyi, Mezar Turizm’in tek elemanı Kerem’den dinliyoruz.

A Suburban Affaır

A SUBURBAN AFFAIR

Kırsaldayız ama aslında değiliz.

MBFWI Backstage: Brand Who

MBFWI BACKSTAGE: BRAND WHO

MBFW Istanbul'un ikinci gününü kapatan Brand Who'nun sahne arkasındaydık.

Dilara Fındıkoğlu

DİLARA FINDIKOĞLU

Dilara XOXO Ailesi’nden, yıllar öncesinden... Emre, zaten tanıyorsunuz...

Storm Is Comıng

STORM IS COMING

PUMA'nın yeni modeli Storm'un Hasköy İplik Fabrikası'ndaki partisindeydik.

EN YENİLER
Hayata Açık Ol

HAYATA AÇIK OL

Ray-Ban; dürüst, özgür ve anların içinde kendine doğallıkla yer bulanlara sesleniyor: You're On!

Bir Yerel Moda Dosyası

BİR YEREL MODA DOSYASI

İnsanı ve yaşadığı alanı ele alıyoruz. Giydiklerini, kendini çevrelediklerini. Ve sözü Türkiye'den yedi tasarımcıya bırakıyoruz.

Hayvanlarla Daha İyi Bir Dünya

HAYVANLARLA DAHA İYİ BİR DÜNYA

BluTV dizisi Bunu Bi' Düşünün sorumlu hayvan sahipliğini farklı bir gözle anlatıyor. Şimdi bu hikâyeyi yaratıcılarından dinliyoruz.

Kubilay Aka

KUBİLAY AKA

"Hayvanlar; sevgi, vakit ve anlaşılmak ister."

Ayşenil Şamlıoğlu

AYŞENİL ŞAMLIOĞLU

"Sorumlu hayvan sahipliği yüreğinizi bütünüyle ona vermeniz demektir."

Ulaşcan Kutlu

ULAŞCAN KUTLU

"Sevgiyi anlamamış hiçbir insanın hayvan sahibi olmasını istemem."

DAHA FAZLA