EDWARD CRUTCHLEY

Pek çok erkeğe hitap edebilecek tasarımlar hazırlıyor ve her şeyden önce, kendini iyi hissetmek için çalışıyor.

Röportaj: Utku Palamutçu - Some Men Sonbahar 05

Fotoğraf: Douglas Mcwall

Edward, bazı eleştirmenler seni kumaşlara en iyi şekilde hükmedebilen tasarımcı olarak tanımlıyor ve başka tasarımcılarla kıyaslanamaz ölçüde yetenekli olduğunu söylüyorlar.

Konu moda eleştirmenleri olunca ve söyledikleri övgü dolu sözler içerince, ağızlarından çıkan her şeye inanırım. İşe kendi açımdan bakacak olursam; evet, kumaşları kullanabilme konusunda kendime bir hayli güveniyorum, tasarımın ve markanın kimliğini belirleyen en önemli etkenin, o tasarımın kumaşı olduğunu düşünüyorum. Kalıpları, duruşu ve dokuyu değiştirebilen bir şeyin önemsiz olarak addedilmesi düşünülemez bile. Bu yüzden, moda tasarımcısı olarak anılmak yerine, kumaşlara olan hakimiyetimin altı çizilerek adımdan bahsedilmesi onur verici.

Desen ve kumaş zenginliği açısından en çok hangi kültürden etkileniyorsun?

Japon ve Hint kültürü vazgeçilmez iki kaynağım. İki kültürün de kendilerine has, oldukça zengin bir kumaş ve desen skalası var. Hem Japonya’da hem de Hindistan’da eğitim alma ve oranın yerel üreticileriyle birlikte çalışma şansını yakaladım, fabrikasyondan uzak, gerçek el işçiliğine dayanan kumaş ve desen üretimini deneyimledim ve gördüklerimden o kadar etkilendim ki, bugün hala ilham kaynağım olarak bu iki farklı dünyayı kullanıyorum. Hatta İlkbahar/Yaz 2017 koleksiyonum için Japonların el işçiliğine dayanan Shibori yöntemini kullanarak, kendi desenlerimi yarattım.

El işçiliğine ve farklılaşmaya verdiğin bu önem seni fabrikasyona dayalı lüks markalardan ve zincir mağazalardan ayırıyor mu?

Diğer markalara kıyasla, lüks kavramına çok geleneksel bir bakış açısından bakıyorum. Bu yüzden tüketicilerden, harcadığım zamana ve emeğe dair oldukça olumlu geri dönüşler alıyorum. Haliyle, üretim sürecinde dökülen alın terinin bir karşılığı olduğunu gördüklerinde, müşteriler belirlenen fiyatlara tepki göstermiyorlar. Lüks kavramının etiketten ibaret olmadığını algılayan insanlar, benim ürünlerimi satın almayı tercih ediyor.

Peki, moda dünyasında ulaşılabilir lüks algısının yaygınlaşmasını mı istersin yoksa seri üretimden çıkan ürünlerin daha kaliteli olmasını mı?

Sanırım ikisini de istemiyorum. Lüks kolayca ulaşılabilen bir şey olmamalı, aksi halde anlamını yitirecek. Tabii ki geçmişini ve ismini kullanan markaların yarattığı algıyı bir kenara bırakarak bir önceki cümlenin altını çiziyorum. Madalyonun öteki tarafındaysa durum çok başka; seri üretim bantlarında dolaşan ürünler, ne yazık ki kaliteden ve tasarımdan yoksunlar. Bu yüzden, günün birinde zincir mağazalar fiyatlarını artırmaya karar verirlerse, bilin ki patronlarının cebinde para azaldığı içindir.

Tasarımların üzerine fazlasıyla kafa yorduğun aşikar. DHL logosu ve Rus bayrağının harika tasarımlar olarak değerlendirildiği bir dönemde, kendini fazla yorduğunu düşündüğün olmuyor mu?

İşe Vetements’ın getirdiği bakış açısından yaklaşacak olursak, tasarım odaklı bir markanın, gerçekten kafa yorulmuş tasarımları dışında, gelip geçici, ve gerçekten eğlenceli ürünleri var, hepsi bu. Birileri tüm koleksiyon için canla başla çalışırken, birilerinin de böyle basit şeylerle, moda sektörünü sıkıcılıktan uzaklaştırması gerekiyor.

Tasarım yaparken, kafanda markanın kimliğiyle örtüşen stereotipik bir erkek tahayyül ediyor musun?

Asla. Tasarımlarımla gerçekten örtüşen ideal erkeği düşünmekten de nefret ediyorum, bu şekilde çalışan tasarımcılardan da. 

Neden bu fikre karşı bu kadar sert bir duruş sergiliyorsun?

Çünkü insanları mutlu etmek ve gardıroplarını olması gereken düzene sokmak için bu mesleği seçmedim. Hayal dünyamı elle tutulur bir forma sokmak ve bun taktir eden insanlarla aynı dili konuşabilmek için buradayım.

Kendi markanı kurduğun ilk günden beri cinsiyet kavramının sınırlarını zorlar cinsten ürünler tasarlıyorsun ve üstelik bunu erkek koleksiyonları kanalıyla yapıyorsun. Son koleksiyonundan yola çıkarak soralım; lateks kumaşları erkek koleksiyonuna entegre etmek zor olmuyor mu?

Aslında bu, koleksiyonun en kolay kısmıydı diyebilirim. Lateksin kadın ya da erkekle ve fetişik olmakla uzaktan yakından alakası yok. Kendisi oldukça modern ve keskin hatlara sahip bir kumaş türü. En son koleksiyonumda, normalde örgü ve yün kullanacağım tasarımlarda ufak bir değişikliğe gitmeye karar verdim ve yünlü kumaşları lateks ile değiştirdim. Aynı fonksiyonda, daha şaşırtıcı bir tasarım dili ortaya çıktı ve bu süreç hiç de zor olmadı.

Önce kadınların takım elbise giydiği, daha sonra erkeklerin lateksle tanıştığı bir sektörden bahsediyoruz. Gelecekte bizi neler beklediğine dair kehanetlerin var mı?

Moda, tarihin tekerrürden ibaret olduğunu kanıtlayan bir sektöre doğru dönüşüyor. Şu an sektörü etkisi altına alan her şeyin, buna androjenlik de dahil, moda sektörüne ait doğal seleksiyonun bir parçası olduğunu düşünüyorum. Sanırım bu yüzden gelecekte, daha önce görmediğimiz bir şeyle karşılaşmayacağız.

Neden kadınlar için tasarım yapmayı bıraktın?

Central St. Martins’de kadın tasarımları üzerine eğitim almış olsam da, hiçbir zaman profesyonel anlamda bu alana odaklanmadım. Okuldan mezun olup, para kazanmaya başladığımda, benim de ilgimi çeken ve benim de giyebileceğim kıyafetler yapmak istediğimi fark ettim. Bu yüzden kadınlar için tasarlamayı ikinci planda bıraktım. 

Kadın ve erkek arasındaki geçirgenliği yaratmak senin için bu kadar kolaysa, kadınları ikinci planda bırakmak mantıklı mı?

Cinsel tabuları yıkmak için koleksiyonumu baştan aşağı değiştirmek bana mantıklı gelmiyor. 

Bu kadar işin gücün arasında, bir yandan da Kim Jones ile Louis Vuitton için çalışıyorsun. Bu durum omuzlarına tahmin ettiğinden daha fazla yük bindiriyor mu?

Kim ile çalışmak ve çalışmamak arasında nasıl bir fark var bilmiyorum çünkü kendimi bildim bileli onunla birlikte çalışıyorum. Bu yüzden, onunla çalışmak değil, ama kendi markamı yönetmek benim için ekstra bir külfete sebep oluyor. Tabii işin pek çok olumlu tarafı da var, ondan öğrendiğim şeyleri kendi markama uygulayabiliyorum, iki farklı dünya için tasarım yapmak olaylara daha geniş pencereden bakmamı sağlıyor.

İki farklı dünyadan bahsetsek de, birbirine benzeyen parçaların varlığı kaçınılmaz son olsa gerek.

Bu durum her zaman aklımın bir köşesinde duruyor. Benzer bir renk kullandığımda bile başımdan aşağı kaynar sular dökülüyor ve hemen başka bir bakış açısına doğru yöneliyorum. Yine de istisnaların kaideyi bozmadığını hatırlatayım.

Geçtiğimiz sene içerisinde toplam 16 tane koleksiyon hazırladın ve bu sayı Karl Lagerfeld’in hazırladığı koleksiyonların toplamından daha fazla. Bu koşuşturma hala devam ediyor mu?

Son birkaç sene gerçekten inanılmaz yorucuydu. Sürekli bir şeyler tasarlayıp durdum ve gecemi gündüze katmış olmama rağmen yetişmeyen bir şey mutlaka oluyordu. Neyse ki bu sene 14 koleksiyon hazırlıyorum.

Sıradan bir günde üzerinde ne oluyor?

Yaklaşık 8 yıldır Paris’te yaşadığım için olsa gerek, siyah ya da lacivert bir şeyler oluyor.

Ciddi birisi misin?

Konu işim olunca evet. Onun dışında beni boş kahkahalar atarken görebilirsiniz.

Bize bir soru sorar mısın?

Bir önceki koleksiyonun stoğunu eritmeye çalışıyoruz ve elimde birkaç çift ayakkabı kaldı, satın almak ister misiniz?

 

BU AY EN ÇOK OKUNANLAR
2016: XOXO The Mag Röportajları

2016: XOXO THE MAG RÖPORTAJLARI

2016 yılında kimlerle sohbet ettik? Kısaca hatırlayalım;

MBFWI Backstage: Sudi Etuz

MBFWI BACKSTAGE: SUDİ ETUZ

MBFWI üçüncü gününü, Sudi Etuz'la açtı.

Sorumluluk Sevgiye Dahil

SORUMLULUK SEVGİYE DAHİL

Evcil hayvan sahiplenirken aklınızda bulunması gerekenler.

Tennıs Remıx

TENNIS REMIX

Ali, Leyla, Ece, Mehmet ve Fırat'la Lacoste'un Tennis Remix koleksiyonunu keşfediyoruz.

MBFWI Backstage: Özlem Süer

MBFWI BACKSTAGE: ÖZLEM SÜER

Özlem Süer defilesinin sahne arkasından bildiriyoruz.

Yemek ve şarap eşleşmesi

YEMEK VE ŞARAP EŞLEŞMESİ

“Mutluluğun, basit ve açık bir şey olup, bir bardak şarap, bir kestane, kendi halinde bir mangalcık ve denizin uğultusundan başka bir şey olmadığına aklım yattı. Yalnız, bütün bunların, mutluluk olduğunu insanın anlayabilmesi için basit ve açık bir kalbe sahip olması gerekiyordu.” Nikos Kazancakis

WE ARE

WE ARE

10 yıl sonra, bir aradalar.

Mezar Turizm

MEZAR TURİZM

Bu yolculuk bir müzik yolculuğu değil. Metaforik bir şekilde sona doğru da ilerlemiyor. Hikayeyi, Mezar Turizm’in tek elemanı Kerem’den dinliyoruz.

A Suburban Affaır

A SUBURBAN AFFAIR

Kırsaldayız ama aslında değiliz.

MBFWI Backstage: Brand Who

MBFWI BACKSTAGE: BRAND WHO

MBFW Istanbul'un ikinci gününü kapatan Brand Who'nun sahne arkasındaydık.

Dilara Fındıkoğlu

DİLARA FINDIKOĞLU

Dilara XOXO Ailesi’nden, yıllar öncesinden... Emre, zaten tanıyorsunuz...

Storm Is Comıng

STORM IS COMING

PUMA'nın yeni modeli Storm'un Hasköy İplik Fabrikası'ndaki partisindeydik.

EN YENİLER
Hayata Açık Ol

HAYATA AÇIK OL

Ray-Ban; dürüst, özgür ve anların içinde kendine doğallıkla yer bulanlara sesleniyor: You're On!

Bir Yerel Moda Dosyası

BİR YEREL MODA DOSYASI

İnsanı ve yaşadığı alanı ele alıyoruz. Giydiklerini, kendini çevrelediklerini. Ve sözü Türkiye'den yedi tasarımcıya bırakıyoruz.

Hayvanlarla Daha İyi Bir Dünya

HAYVANLARLA DAHA İYİ BİR DÜNYA

BluTV dizisi Bunu Bi' Düşünün sorumlu hayvan sahipliğini farklı bir gözle anlatıyor. Şimdi bu hikâyeyi yaratıcılarından dinliyoruz.

Kubilay Aka

KUBİLAY AKA

"Hayvanlar; sevgi, vakit ve anlaşılmak ister."

Ayşenil Şamlıoğlu

AYŞENİL ŞAMLIOĞLU

"Sorumlu hayvan sahipliği yüreğinizi bütünüyle ona vermeniz demektir."

Ulaşcan Kutlu

ULAŞCAN KUTLU

"Sevgiyi anlamamış hiçbir insanın hayvan sahibi olmasını istemem."

DAHA FAZLA