STEP ISTANBUL

Step Istanbul'un kurucularından Rabia Güreli ve Ayşegül Temel'le sanat üzerine sohbet ettik.

Çağdaş İstanbul ve Tomtom Designhood ortaklığı ile hayata geçecek olan Step Istanbul, 25-28 Nisan tarihleri arasında gerçekleşecek. Öncesinde kurucularından Rabia Güreli ve Ayşegül Temel'le modern sanat ve Türkiye'deki yeri üzerine konuştuk. Röportaj için aşağıya doğru ilerleyiniz. 

Step Istanbul, İstanbul’un sanat hayatına hangi cümleyle katılıyor?

Rabia Güreli:Step Istanbul’un özünde sanatın ulaşılabilir bir olgu olduğunu ifade etme çabası yatıyor. Sanatı herkese açık bir mecra içinde sunarak sanatın erişilebilirliğini demokratikleştireceğimizi düşünüyoruz.

Yani, Step Istanbul, Contemporary Istanbul’un belki de bir kolu olarak, erişilebilir, ulaşılabilir ve satın alınabilir sanat mı vaat ediyor?

Rabia Güreli:Step Istanbul, yeni nesil gibi tanımları, alanları daha geçirgen, disiplinler arası bir bakış açısı ile ifade ediyor. Step Istanbul’a Contemporary Istanbul'un bir kolu dersek projeyi azımsamış oluruz. Step Istanbul, genç nesle, yeni jenerasyonun hayal güçlerine, kavramları yeniden tarif etme biçimlerine güvenen ve bundan heyecan duyan bir yapı. Sanatı tasarımla, galeriyi alternatif sanat oluşumları ile yan yana kurguluyor. CI'nın neredeyse kemikleşmiş bir izleyici kitlesi var fakat Step Istanbul henüz adımını sanatın içine tam atmamış belki -tasarım gibi- kenarında yakınında bulunmuş, yeni bir izleyici grubunu potansiyel izleyici olarak görüyor ve evet dolayısıyla eserlerin fiyatları da, “koleksiyon” fikri ile yeni tanışacaklara özel başlangıç seviyelerinde olacak.

Peki erişilemeyen sanat tabiri, sadece bir maddi değer ölçütü mü?

Rabia Güreli:‘Erişilemeyen sanat’ eski bir tanım, modern sanat dönemi ile günümüzün sanatının en belirgin farklarından biri sanatın malzemesidir, taşlar, tuvaller ne kadar ‘malzeme’yse, ‘bilgi, fikir, teknoloji’ artık günümüz sanatının malzemesi olmuştur. Sanat artık gündelik hayatımızın içinde, onun parçası, ulaşılmaz değil tam burada ve yanımızda. Şu anda interneti açıp dünyanın bir çok farklı bölgesinden binbir çeşit sanat eserine ulaşabilirsiniz, video art olarak üretilmiş eserleri izleyebilir, müzeleri sergileri sanal olarak gezebilirsiniz. Dolayısıyla sanatın maddi değeri bunlardan çok ayrı bir yerde, bambaşka bir kriter. 

Türkiye’de sağlam bir koleksiyonerlik kültüründen söz edebilir miyiz?

Rabia Güreli: Ülkemizde koleksiyonların her geçen gün daha bilinçli bir şekilde oluşturulduğunu görüyoruz.  Tabii, Türkiye’de hala ‘uzman’la birlikte çalışma kavramı tam olarak oturmadı. Koleksiyonerlerin danışmanları olmalı. Yurt içi ve yurt dışı sergi, bienal, fuarları takip etmek çok önemli. Sevgi ve beğeni ile alım yapılıyor ama bunlara muhakkak bilgi de eklenmeli. Ben Türkiye’de çok az koleksiyonun belirli bir tema çerçevesinde ve yine belirli bir çizgide oluşturulduğunu düşünüyorum. Yine de belirli bir misyon ve vizyon çerçevesinde alımların artmaya başladığına şahit olmak umut verici. Yalnız şunu da belirtmek isterim ki: Koleksiyonlarda fotoğraf, heykel, yeni medya, video sanatları gibi seçkiler maalesef yeteri kadar yer almıyor. ‘Kurumsal Koleksiyonerliğin’ başlatılması ve teşvik edilmesi amacıyla Kurumlar Vergisi Matrahı’nın sanat eseri alımlarında kullanılması gibi alanlarda devletin de desteği olursa kurumsal koleksiyonerliğingelişeceğini düşünüyorum.

Genç jenerasyon, koleksiyonerliği sanat tüketiminin bir kolu olarak olarak görüyor mu? Aslında pek de görmüyor gibi...

Rabia Güreli: Öncelikle sanatın tüketilebilir olduğunu düşünmüyorum. Sanatçı paylaşmak için üretir, sanat alıcısını da takip edenini de sorgulatır, düşünmeye iter,

sanat eseri – geleceği – bir adım sonrakini, işaret eder. Koleksiyoner her ne kadar sanateserini satın alsa da, koleksiyonuna kattığı her parça ile kendi cümlesini yazmaya ve bunu etrafındakilerle paylaşmaya çalışır. Tabii ki koleksiyonundaki eserleri sadece kendisinde saklı tutmak isteyen de var ama bu bile bir tüketim değil aslında. Neyse ki genç jenerasyon bizden daha akıllı. Plastiğin doğa verdiği zararı, üretmeden tüketmenin doğru olmadığını, bizden daha erken yaşlarda fark ediyorlar ve bizim kuşağımızdan daha eşitlikçi bir genç kuşak yetiştiğini, onlara güvenmemiz gerektiğini düşünüyorum. Çok küçük bütçelerle yavaş yavaş koleksiyonlarını oluşturmaya başlayan ve sahip oldukları her bir eseri kendi hayat manifestoları gibi heyecanla anlatıp paylaşan gençler tanıyorum.

Step Istanbul için lokasyon ve mekan tercihinde kriterleriniz neydi?

Tomtom Kırmızı ve İtalyan Lisesi, Step Istanbul projesinin ana fikrine uygun alanlar. Ancak böyle bir atmosferde Step Istanbul hedeflediği kitleye ulaşabilirdi. Tomtom Mahallesi hem tarihi dokusu, hem de bölge halkı ile çok kıymetli bir bölge. Sosyo-kültürel açıdan da pek çok farklı kesimleri bir araya getiriyor. Burada sokakta yürürken simit satan daha önce hiç sanatla ilgilenmemiş birini de, Beyoğlu’nda yaşayan bir sanat profesyonelini de, yabancı bir turisti de, İtalyan Lisesi öğrencilerini de aynı karede görebilirsiniz. İşte ‘herkes için sanat’ derken de tam olarak kast ettiğimiz bu.

O zaman bu etkinlikte TomtomDesignhood’un rolü ne?

Ayşegül Temel:Step Istanbul’u sadece bir etkinlik olarak düşünürsek hataya düşeriz. Aynı şekilde Tomtom’u sadece bu projeye ev sahipliği yapan bir yer olarak da görmek doğru değil. TomtomDesignhood ve Çağdaş İstanbul, kendi alanlarında uzmanlaşmış iki ayrı şirket. Biz Step Istanbul çerçevesinde sanat temelli bir ortaklık kurduk. Tomtom’un organizasyonel becerileri ile Çağdaş İstanbul’un sanat alanındaki yetkinliğini bu proje kapsamında bir araya getiriyoruz.

 

En merak ettiğimiz aktivitelerden biri de sanat yürüyüşleri. Bunu nasıl kurguluyorsunuz?

Ayşegül Temel:Step Istanbul kapsamında Tomtom bölgesinde belirli bir hareket rotası belirliyoruz ve bu rotada çeşitli kültür-sanat duraklarının yanı sıra eğlence, yeme-içme, tasarım gibi alanların da yer aldığı duraklar yer alacak. Bu rota üzerinde sanat duraklarında vakit geçirirken aynı zamanda keyifli bir atmosferin içinde yer alacağız. Geriye kalanı katılımcılarımıza sürpriz olsun.

Step Talks kısmında daha önce sanata dair konuşmadığımız neleri konuşabileceğiz?

Rabia Güreli: Genç küratör Bala Gürcan tarafından hazırlanan, Step Talks programının amacı, sanatın farklı alanlarında başarılı işlere imza atan yeni nesil konuşmacıların, genç bir izleyici kitlesi ile buluşmasını sağlamak. Programda, yeni mezun olan ve sanata ilgi duyan genç sanatseverlerin ve sanatçıların, kendilerine bir yol haritası çizmelerini kolaylaştırmalarını hedefledik. Bu kapsamda, zamanla birlikte değişim gösteren sanat dünyasına dair tanım ve pratikler, bu alanda aktif olan kişilerin perspektifinden samimi diyaloglar halinde aktarılacak. İlk edisyonunda Step Talks,  dört farklı konu başlığı altında tematik içerikler barındıran konuşmalar sunuyor. Bu yılın dört ana kategorisi: ‘Küresel Sanat Dünyasının Güncel Dinamikleri’, ‘Sanat Üretimi Üzerine Diyaloglar’, ‘Güncel Sanatı Yorumlamak: Sanat Eleştrisi & Küratöryel Pratikler’ ve ‘Gelecek Şimdi: Dijital Alanlar ve Yeni Medya Sanatı’ olarak belirlendi. Genç sanat izleyicilerinin, bu kategoriler kapsamında düzenlenen konuşmalarda kendi sorularına cevap bulabileceklerini umuyoruz.

Tomtom Mahallesi'nin dönüşüm süreci nasıl oldu? Bu dönüşümün sizde Step Istanbul'a katkıları neler olacak?

Ayşegül Temel: Tomtom Mahallesi’nde başlattığımız ‘yaratıcı mahalle’ projesinin geçmişi 2012 yılında başladı. Bu bölgede o günden bu yana toplam on yedi binanın dönüşümün gerçekleştirdik. Bu, kültür mirasımız Tomtom Mahallesi’ni geçmişteki şaşalı günlerine geri döndürmek ve bir tasarım mahallesi olarak yeniden şekillendirmek bizim en büyük arzumuzdu. Şimdi bu atmosferde, çok önemli bir sanat projesine imza atıyoruz ve bu projenin uluslarası bir projeye dönüşmesini ve dünyaya yayılmasını istiyoruz. Sanatın hayatın içinde olduğunu göstermek çok önemli. Bu işe yaklaşımımız, sanatın yaratılmış ortamlarda sergilenmesinin ötesinde hayatın içinde rahatça ulaşılabilir olması temeline dayanıyor. Bu bağlamda projeyi Tomtom Designhood olarak ev sahipliği yapmak bizim için çok anlamlı. Step Istanbul ile sanat coşkusunun Tomtom sokaklarına taşmasını ve herkesin heyecanımıza ortak olmasını arzu ediyoruz. Bunu yaparken de Tomtom Kırmızı’nın sıcak atmosferinde keyifli bir alan yaratmak istedik. Dört gün boyunca sanatçılar, galericiler, sektör profesyonelleri ve sanat ilgililerini bir araya getirmeyi hedefliyoruz. Daha önce tasarım, gastronomi, moda, müzik gibi farklı disiplinlerde öncü kişilerle işbirlikleri gerçekleştirerek bu alanları Tomtom Mahallesi’ne taşıyacak projeler geliştirmiştik. Sanat alanında da işbirliklerimiz olmuştu ancak Step Istanbul bizler için de ilklere imza atan bir proje olacak.

Step Istanbul'dan Tomtom Designhood olarak beklentileriniz neler?

Ayşegül Temel: Projenin hedefi geniş bir kitleye ulaşmak ve sanata ilgi duyan herkese kucak açmak, sınırları ayrımları yok etmek. Sanatı dört duvar arasından çıkarmak ve daha önce de bahsettiğimiz gibi sanatın aslında bizlere ne kadar yakın olduğunu göstermek istiyoruz. Bunu yaparken ekip olarak içinde bulunduğumuz atmosferden keyif almak ve olabildiği kadar çok kişinin hayatına bu vesile ile dokunmak istiyoruz. Gençlerin heyecanına ortak olmak istiyoruz. Sanata ilgi duyan gençlerin bu proje vesilesiyle bir araya gelmesini, koleksiyonerlik kültürünün yerleşmesini ve gençlerin de rahatlıkla sanat alımı yapabilmelerini destekliyoruz.

BUNLARI DA OKUYUN

SARP

Sarp ile konuştuklarımız arasında şu kelimelere sık sık rastlayabilirsiniz: Maşallah, Lunar ve İntikam...

SERRA BEHAR

Serra Behar’a sanatçı olmanın ona nasıl hissettirdiğini sorduğumuzda, cevabı ‘nefes’ sözcüğüyle başlıyor.

GÖZDE İLKİN

Cité des Arts'ın 2018 misafir sanatçılarından Gözde İlkin'le Paris'te geçirdiği üç ayı konuşuyoruz.

BU AY EN ÇOK OKUNANLAR
Yeni İnsan

YENİ İNSAN

Gündüz Vassaf XOXO The Mag için yazdı.

Şehirlerin Şarjı Bitmez

ŞEHİRLERİN ŞARJI BİTMEZ

Güne hazırsınız, otomobiliniz de öyle.

Sosyal İzolasyonda Skın-Fastıng

SOSYAL İZOLASYONDA SKIN-FASTING

Cilt bakımı rutininizi durdurduysanız, tekrar düşünün.

Değişik Bir Gün

DEĞİŞİK BİR GÜN

Başlıyoruz.

Az Kaldı

AZ KALDI

Otomobile atlayıp şehri yaşamaya.

Rebırth

REBIRTH

Adı üstünde işte, yeniden doğuyoruz.

Şükrü Özyıldız

ŞÜKRÜ ÖZYILDIZ

Şapkasını kapının dışında bıraktı. İçeri girdi, elimizi sıktı, karşımıza oturdu; arkadaşımız oldu.

Best Frıends: Ece Çeşmioğlu

BEST FRIENDS: ECE ÇEŞMİOĞLU

Ece Çeşmioğlu ve Taner Ölmez'le sohbet ettik. Daha doğrusu onlar etti, biz dinledik.

A Suburban Affaır

A SUBURBAN AFFAIR

Kırsaldayız ama aslında değiliz.

Evdeki Saat

EVDEKİ SAAT

Grubun beyni ve şimdilik tek üyesi Eren Bagi’yleydik.

A’dan Z’ye Moda Haftası

A’DAN Z’YE MODA HAFTASI

Moda haftasının hengamesi ve bütün yaşananları alfabedeki harflerin öncülüğünde inceliyoruz.

Lyn Weıscz

LYN WEISCZ

Lynskiii, telefonun öbür ucunda.

EN YENİLER
Beğeni Üzerine

BEĞENİ ÜZERİNE

Ali Akay, XOXO The Mag için yazdı.

Zızı Donohoe

ZIZI DONOHOE

Zizi Donohoe ile güzellik üzerine biraz laflıyoruz.

Franz Ferdınand

FRANZ FERDINAND

Franz Ferdinand ile İstanbul konserlerinden hemen önce buluşmuştuk.

Bir Küresel Moda Dosyası

BİR KÜRESEL MODA DOSYASI

Küresel moda markalarını mercek altına alıyoruz.

Erol Tabanca & İdil Tabanca

EROL TABANCA & İDİL TABANCA

OMM'u Kengo Kuma'dan dinledik, şimdi sıra işin kalbi olan ikilide. Biz bu ikilinin sohbetine müdahil olmaktansa şahit olmayı tercih ediyoruz.

Jonathan Anderson

JONATHAN ANDERSON

JW Anderson’ın kurucusu ve Loewe’nin Kreatif Direktör’ü Jonathan Anderson’ın yükselişi hız kesmiyor. Erkek kıyafetleriyle başlayıp kadın tasarımlarına varan serüvenin tanığıyız.

DAHA FAZLA