İTALYAN SAVAŞ KAHRAMANLARI

Gündüz Vassaf, XOXO The Mag için yazdı.

Yazı: Gündüz Vassaf - XOXO The Mag İlkbahar/Yaz 2019

Görsel: Renkli litografi, Mabel Lucia Atwell (1879-1964), Copyright Özel Koleksiyon, Bridgeman Images

 

Akşam Şiir’in, Sardunyalı arkadaşlarını ağırlamasının keyfinde Cihangir’de fındık likörüyle biten sofra. İtalyanlar farklı.

Hangi ülkenin vatandaşına memleketini sevdiğini söylesen hoşuna gider. Kimi sazı alır kabardıkça kabarır, aitliğinin gururunda ülkesinin temsilciliğine soyunur. Kimi üstünlük duygusunun kompleksinde iltifatı alttan alır, “Biz de sizleri severiz.” türünden bir şeyler geveler. Babası sırtını sıvazlamış, ilkokul öğretmeni “Aferin.” demiş, sevgilisi fıkrasına gülmüşçesine, bakışı değişir.

Sofrada yeni tanıştığım Mario’ya ülkesini sevdiğimi söylediğimde, şaşarak baktı, sonra haddimi bildirircesine, “İtalyanları tanımıyorsun!” dedi.

Susmak en iyisi. Sofrayı dinle. Başkalarıyla konuş.

Üstüne gittim.

İtalyan mutfağı, müziği, mimarisi ezberinde tur rehberliği yapmadım.

“Kızlar, İtalyan erkeklerine bayılır.” diyerek sırtını okşamadım.

Risk alıp son kozumu baştan oynadım.

Yan masadakilere sordum,

“Türk olmasaydınız, nerede doğmuş olmak isterdiniz?”

Türkiye’de herkesi Türk bilmenin ga etine düştüm...

Nazik insanlarmış. Üstelemediler.

Önce kız cevap verdi, ardından arkadaşı, “İtalya.”

Mario, restini çekti, “Benim İtalyan olduğumu anladılar.”

Sofra boyunca İtalya’yı sevmemin nedenlerini sıraladığımda, Mario’nun yüzünde donuk kayıtsızlığa dönüşen bakışlar. Övgüden hoşnut olmadığına göre milliyetçilik damarı yoktur diye düşündüm.

“Tarihçiler dünyanın en kısa kitabının ‘İtalyan Savaş Kahramanları’ olduğunu söylerler.”

“Ülkem adına özür diliyorum.” dedi.

‘Nasıl bilmezsin?’ der gibi bakarak devam etti, “Birinci Dünya Savaşı’nda İstanbul’u işgal ettik.”

İngilizler’le Fransızlar’ın şehirde kurdukları hapishanelerinde İstanbullular’a eziyet ederken, İtalyanlar’ın karargahlarını tatile çıkmışlarcasına Büyükada’ya kurduklarını söyledim.

“Postacı, asker, itfaiyeci... Üniformalarını sırtlarına geçirir geçirmez komik duran, sokaktaysa birbirinden zevkli giyinenler İtalyanlar değil mi?” diye sordum.

Soğuk Savaş yıllarında Moskova’da yaşayanlar, devlet korkusundan tanımadıklarıyla konuşmaktan çekinirken, İtalyan

bir komünistin lokantada tek başlarına oturanları, şarkılarla fıkraların gırla gittiği aynı sofrada birleştirdiğini, Mussolini döneminin faşist marşlarının melodisinin bile insanları kavgaya değil keyfe çağırdığını, benzer süreçlerin yaşandığı Türkiye’de bu coşkunun olmadığını anlattım.

Sonunda yumuşak noktasından yakaladım, “Sicilya, Napoli, Toscana, Puglia... Yerel dillerin aile sofralarında, okullarda, devlet dairelerinde konuşulduğunu...”

“Sardunyayı unutma!”

“Avrupalılar donları için gözlerini kırpmadan butiklerde dünyanın parasını harcar, beslenmeye gelince ucuzuna kaçarken, İtalyanlar değil mi ‘yavaş yemek’ ve ‘yavaş şehir’ akımlarını başlatan?”

Mario oralı olmadı, beni köşeye sıkıştıracak.

“50 yılda İtalya’da 63 hükumet kuruldu.”

Şanslı olduklarını söyledim.

“Siyasi istikrar, güçlü hükümet, güçlü hükümet güçlü devlet, güçlü devlet totalitarizm demek. İçine devlet ideolojisini de kattın mı, içeride hapishaneler yetmez, dışarıda savaş. İtalya, memleket olmaktan çok coğra a parçasının adı. Ülkenin yarısından fazlasının ana dili İtalyanca değil.”

Mario, ma a kartını oynadı.

“Sicilya’da ‘Mafia’, Napoli’de ‘Camorra’, Calabria’da hepsinden beteri ‘Ndrangheta’!

“Onlar olmasa İtalya çöker. Düzen ve düzensizlik arası, belirli belirsizliğin dengesini sizin kadar iyi kuran başka ülke var mı? Her iktidar yandaşlarının cebini doldurur. Politikacılara hadlerini bildiren ma anın istikrarlı kurumsallığı. Bak, işsizlik maaşını alıp ailenle başka ülkelerde tatil yapabiliyorsun.”

Ben İtalya’yı mı övüyorum?

Derdim ne?

Aklımda Shakespeare.

Brutus’un “Sezar’ı övmeye değil, gömmeye geldim.” konuşması.

“Başkaları siyasetle, savaşla coşarken, siz milliyetçiliğinizle, mimarinizle, sanatınızla... Sanatını iyi yapıyorsa millisi, gayri millisi yok. Sansür yok. Bizim gibi diyor, tara aşıp komünist şairle faşist şairi yarıştırmıyorsunuz.

Bir de şu çocuk tacizcisi din adamlarınız olmasa...”

Ayrılırken Cagliari’deki evine çağırdı beni. “Gel de benim gözümden gör.”

BU AY EN ÇOK OKUNANLAR
Gönül Ergenekon

GÖNÜL ERGENEKON

Bilime Bir Doz Anne Şefkati

2016: XOXO The Mag Röportajları

2016: XOXO THE MAG RÖPORTAJLARI

2016 yılında kimlerle sohbet ettik? Kısaca hatırlayalım;

MBFWI Backstage: Sudi Etuz

MBFWI BACKSTAGE: SUDİ ETUZ

MBFWI üçüncü gününü, Sudi Etuz'la açtı.

MBFWI Backstage: DB Berdan

MBFWI BACKSTAGE: DB BERDAN

MBFWI başladı. Biz de hemen sahne arkasına girdik. Deniz Berdan'la başla

WE ARE

WE ARE

10 yıl sonra, bir aradalar.

MBFWI Backstage: Özlem Süer

MBFWI BACKSTAGE: ÖZLEM SÜER

Özlem Süer defilesinin sahne arkasından bildiriyoruz.

A New Earth

A NEW EARTH

Some Men'in Yaz 2019 sayısında, serin bir yol hikayesi anlatmak istedik.

Efı Gousı

EFI GOUSI

Efi'nin koyu-pastel dünyasına bakıyoruz. O anlatıyor, biz inceliyoruz.

TEN KAFESİ

TEN KAFESİ

Taner Ceylan ve Gülsün Karamustafa XOXO The Mag’in ikinci yıl dönümünde konuğumuz olmuştu.

Storm Is Comıng

STORM IS COMING

PUMA'nın yeni modeli Storm'un Hasköy İplik Fabrikası'ndaki partisindeydik.

A Suburban Affaır

A SUBURBAN AFFAIR

Kırsaldayız ama aslında değiliz.

Cıty Portraıts: Budapeşte, Kıev, Prag

CITY PORTRAITS: BUDAPEŞTE, KIEV, PRAG

Budapeşte, Kiev ya da Prag'ta havalar nasıl?

EN YENİLER
Nilay Örnek'in Adres Defteri

NİLAY ÖRNEK'İN ADRES DEFTERİ

Aklından çıkaramadıkları ve rutin haline dönüştürdükleriyle...

Emin Alper

EMİN ALPER

Emin Alper bize üç nankör kız kardeşin hikayesini anlatıyor. Sadece bize değil, tüm dünyaya. Ve hikayesi derdini epey iyi anlatıyor.

Mükemmel Uyum

MÜKEMMEL UYUM

Kusursuz müzik, dengeli ses deneyimi ve LG XBOOM Go arasındaki ilişkiyi tahmin etmeniz çok olası. Bu denkleme bir de Aybüke Pusat'ı dahil ediyoruz, sözü kendisine ve müziğe bırakıyoruz.

Dr. Mark Hyman

DR. MARK HYMAN

"Kaderimizin kurbanı olacağımız düşüncesinden vazgeçmeliyiz. Biyolojimizi değiştirecek güce sahibiz."

Serra Yılmaz

SERRA YILMAZ

Serra Yılmaz birçok şey demek. Ve bunlardan bir tanesi mentor olabilir...

Hayata Açık Ol

HAYATA AÇIK OL

Ray-Ban; dürüst, özgür ve anların içinde kendine doğallıkla yer bulanlara sesleniyor: You're On!

DAHA FAZLA