ARIC CHEN

Design Miami, tarihinde ilk kez bir Küratöryel Direktör'e ihtiyaç duydu. Bu kişi, Aric Chen.

Küratör Aric Chen için bu yıl, projelerle dolu. Daha önce Hong Kong'un West Kowloon Cultural District bölgesinde yer alan görsel kültür müzesi M+'da Mimari ve Tasarım Baş Küratörü olan Chen, bu yıl Design Miami’nin küratöryel direktörlüğünü yürütüyor. Hayranlık uyandıran sakin ve naif tavrı, imza attığı iddialı işlere rağmen kendini, açığa çıkarıyor. Chen’le bu yılın heyecanlarını konuştuk. Bir de, Miami’de hava çok sıcakmış.

 

Röportaj: Bahar Turkay - XOXO The Mag İlkbahar/Yaz 2019

Fotoğraf: Mark Cocksedge

 

BAHAR TURKAY: Masanda seni bekleyen bir sonraki iş ne?

ARIC CHEN: Design Miami ve M+’ın yanı sıra, Eylül ayında Japonya’da gerçekleşecek Arata Isozaki sergisi, Aralık ayında İsrail’deki Design Museum Holon’da açılacak State of Extremes başlıklı etkinlik ve sonbahar döneminde Brooklyn Müzesi’nin 20. yüzyıl tasarımı galerinin yenilenmesi üzerine çalışıyorum. Aynı zamanda yaşadığım yer olan Şangay’daki Tongji Üniversitesi’nde ders vermeye başlıyorum ve üniversitede bir küratöryel laboratuvar açıyorum. Bu bana evimde kalmak için daha çok sebep vereceğinden, ayrıca heyecanlıyım...

BT: Son yıllarda tasarım ve mimarlık alanında seni en fazla heyecanlandıran gelişme ne?

AC: Tasarımcıların ve mimarların, işlerine yenilenmiş bir görev duygusuyla yaklaştıklarını görmek. Bu görev, yeteneklerini, zekalarını ve hayal güçlerini, dünyadaki kritik sorunların üstesinden gelmek için kullanmak üzerine kurulu. Daha da önemlisi, bunu eskisinden daha sofistike bir şekilde yapıyor olmaları. Bu demek oluyor ki, günümüzde tasarım ve mimarlıktan eskiden olduğu gibi ‘sorun çözme’ bağlamında söz etmiyoruz; farkına vardık ki, sorunların pek çoğu çözüme kavuşturulmak için fazla karmaşık. Artık, tasarımcıları ve mimarları karşılaştığımız sorunları dile getirmenin, iletişim kurmanın ve yön bulmanın yollarını keşfederken görüyoruz; bunu da son derece düşünceli ve gelecek vadeder şekilde yapıyorlar.

BT: Tasarım ve mimarlık etkinliklerinin sayısında dünya çapında bir artış söz konusu. Yaratıcı üretim üzerinde belirgin bir etki yaratacak şekilde kapsamlı, güçlü, etkin ve anlamlı bir tartışma zemini yaratmak için, bu etkinliklerin nasıl bir format ya da çerçeve oluşturması gerekiyor?

AC: Sanat fuarlarında, bienallerde ya da tasarım haftalarında, olayla ilgili doğru oranda artan bir yorgunluk var. Kuvvetli olanların evrilmesi gerekecek, diğer yandan küçük çaplı olanlar daha odaklı ve taktiksel ilerleyecek. Genel anlamda bu etkinliklerin, ilgiyi muhafaza etmek için yalnızca vitrin olarak kalmayıp, platform ve içerik üreticisi, hatta yürütücüsü olmaları gerekecek. Diğer bir deyişle, etkinliğin kendisine daha az önem addedip, asıl önemi yaratıcı üretim, söylem ve aynı zamanda gerçek dünya anlamında neyi mümkün kıldığına yöneltmek gerekiyor. Elbette bunu söylemek yapmaktan daha kolay...

BT: Endüstrideki kurumsallaşmış ve lider konumdaki isimlerin halen kuvvetli bir etki alanı olmakla birlikte, sahne almaya başlayan yeni zihinlerin de oyunda gittikçe daha etkili birer oyuncu haline gelmeye başladığını görüyoruz. Katılıyor musun?

AC: Kesinlikle. Bir kuşak değişiminin tam ortasındayız; bir taraftan da bu, muhtemelen her zaman böyle olmuştu. Bir nesil sonrakine öncülük ettiği sürece, her zaman üretken bir diyalog ve aynı üretkenlikte temas söz konusu demektir. Kendi neslimi, analog ve dijital çağa, mimarlıkta ve tasarımda formalizmden aktivizme yayılmış olmaktan ötürü, bir çeşit geçiş nesli olarak görüyorum. Genç tasarımcılarla ilgili büyük bir umut var içimde. Belki de zaman, benden sonraki kuşağın yönlendiricisi olmamız zamanıdır...

BT: NEONSIGNS.HK başlıklı çevrimiçi sergin, Hong Kong’un capcanlı neon aydınlatma ekosistemine dair bir interaktif katalog niteliğindeydi ve kentin görsel kültürüne odaklanıyordu. Projeyi nasıl geliştirdiğinle ilgili süreçle ve bu görsel kültürün kentteki tüm yaşamı nasıl etkilediğiyle ilgili biraz daha detay verir misin?

AC: Bu proje M+’ta çalıştığım yılların başında, bir iş arkadaşımın neon yönlendirmelerle ilgili bir makaleyi benimle paylaşmasıyla başladı. Makale Sammy's Since 1978 adında bir et lokantasının tepesinde yer alan ve devlet tarafından sipariş edilen dev bir inek neonuyla ilgiliydi. Bu yönlendirmeyi koruma amacıyla müzenin koleksiyonuna almalıyız diye düşündük, zira neon yönlendirmeler, Hong Kong’un kentsel peyzajından çok çabuk yok oluyordu ve hala da öyle. Tamamen içgüdüsel bir tepkiydi ancak bu kararla birlikte, kararımızın nedenini de keşfetmeyi istedik. Ve böylece, birer görsel kültür müzesi olarak neon yönlendirmeleri inceleme girişimi NEONSIGNS.HK ortaya çıktı. Videolar, makaleler, slayt gösterileri, sanatçıların eserleri ve daha pek çok iş aracılığıyla, bir ustalık ve endüstri olarak bu yönlendirmelere kentsel tipografi perspektifinden baktık. İşler arasında, insanları neon yönlendirmelerin fotoğrafını çekip dijital bir harita üzerine yerleştirmeye davet eden bir proje de yer alıyordu. Sonuçta bu, bir neon yönlendirme arşivi haline dönüştü...

BT: Design Miami etkinliğinin Küratöryel Direktör’ü oldun ve bu pozisyon, organizasyon tarihinde bir ilk. Design Miami neden bir küratöryel direktöre ihtiyaç duydu?

AC: Benim pozisyonum, fuarların diyalog yaratma anlamındaki rolü üzerinden bir farkındalık oluşturulması gerektiği fikri vesilesiyle ortaya çıktı. Bu fikir, başından beri Design Miami’nin önemli bir parçasıydı, ancak bana göre, buna biraz daha belirgin bir şekilde yer vermek istediler. Ben de bunu kendi adıma büyük bir fırsat olarak görüyorum.

 

Röportajın tamamı, XOXO'nun yeni sayısında. Üye olmak için buraya tıklayınız. 

BUNLARI DA OKUYUN

JAN BOELEN

Jan Boelen ile, küratörü olduğu 4. İstanbul Tasarım Bienali’nde eğip bükmek, etki alanını genişletmeye çalıştığı formatlar, dünya, Akdeniz ve kendisi üzerine konuştuk.

JUN KAMEI

Yaşayacağımız geleceği şimdiden çizen birileri var. Onlardan biri: Tasarımcı Jun Kamei.

NICOLAS BOURRIAUD

Pasifik Okyanusu, antroposen çağı, Yedinci Kıta. 16. İstanbul Bienali'nin küratörü Nicolas Bourriaud, bilinçli tutku ne demek, anlatıyor.

BU AY EN ÇOK OKUNANLAR
Dijital Sanatın Yeni Sahnesi

DİJİTAL SANATIN YENİ SAHNESİ

DACO: Adil, sürdürülebilir ve şeffaf.

Mine Özbek

MİNE ÖZBEK

Mutlaka bir yol vardır.

2016: XOXO The Mag Röportajları

2016: XOXO THE MAG RÖPORTAJLARI

2016 yılında kimlerle sohbet ettik? Kısaca hatırlayalım;

MBFWI Backstage: Sudi Etuz

MBFWI BACKSTAGE: SUDİ ETUZ

MBFWI üçüncü gününü, Sudi Etuz'la açtı.

Cool & Collected

COOL & COLLECTED

XOXO yeni sayısında önümüzdeki soğuk aylar için birkaç olfaktif öneride bulunuyor.

MBFWI Backstage: Giray Sepin

MBFWI BACKSTAGE: GİRAY SEPİN

Giray Sepin'le MBFW Istanbul'un üçüncü günündeyiz.

Birkan Sokullu

BİRKAN SOKULLU

Some Men'in Kış 2019 kapak konuğuyla biraz zaman geçiriniz.

Dilara Fındıkoğlu

DİLARA FINDIKOĞLU

Dilara XOXO Ailesi’nden, yıllar öncesinden... Emre, zaten tanıyorsunuz...

Tennıs Remıx

TENNIS REMIX

Ali, Leyla, Ece, Mehmet ve Fırat'la Lacoste'un Tennis Remix koleksiyonunu keşfediyoruz.

SOME MEN SUMMER 2018 COVER STORY

SOME MEN SUMMER 2018 COVER STORY

Some Men yazı, Kerem Bürsin'le açıyor.

Instagram Pets: Shrampton

INSTAGRAM PETS: SHRAMPTON

Shrampton ile oturup sohbet edebilir, üstü açık arabasıyla Malibu sokaklarında gezebilirsiniz.

A Suburban Affaır

A SUBURBAN AFFAIR

Kırsaldayız ama aslında değiliz.

EN YENİLER
Sesin Sınırlarında Bir Deneme

SESİN SINIRLARINDA BİR DENEME

Blu TV'de yayında olan Podacto Stüdyo multidisipliner bir yaklaşımla "ses'i görselleştiriyor." Yeni pencereler açan projeyi Nisan Ceren Özerten ve Mihran Tomasyan ile konuştuk.

Okan Yalabık

OKAN YALABIK

Okan Yalabık'la ilgili bir şeyler öğrenmek için onun bir röportajını okumak yerine, birkaç röportajını okumanız tavsiye olunur.

Nilay Örnek'in Adres Defteri

NİLAY ÖRNEK'İN ADRES DEFTERİ

Aklından çıkaramadıkları ve rutin haline dönüştürdükleriyle...

The Art of Hygge

THE ART OF HYGGE

İlhamını Danimarkalıların iyi yaşam felsefesinden alan NFT koleksiyonuyla tanışınız.

İtalyan Savaş Kahramanları

İTALYAN SAVAŞ KAHRAMANLARI

Gündüz Vassaf, XOXO The Mag için yazdı.

Emin Alper

EMİN ALPER

Emin Alper bize üç nankör kız kardeşin hikayesini anlatıyor. Sadece bize değil, tüm dünyaya. Ve hikayesi derdini epey iyi anlatıyor.

DAHA FAZLA