GÜVENÇ ÖZEL

Güvenç Özel, Los Angeles'ta bir tasarım ve mimarlık firmasının kurucusu. Geleceğe dair aforizmalarıysa bundan daha fazlası.

Mimar ve akademisyen Güvenç Özel, Los Angeles merkezli Ozel Office tasarım, mimarlık ve teknoloji firmasının kurucusu. Bize gelecekten sesleniyor gibi görünüyor. O gelecek, yeni bir şeyler öğrenmenin heyecanı, endişelere cevap bulmanın yarattığı rahatlama ya da yeni endişelere kapılma korkusu ve sarsıcı bir sorgulamanın içine girme ihtimali barındırıyor. Nihayetinde Özel’in ortaya koyduğu samimi rasyonellik insanı garip bir şekilde rahatlatıyor.

 

Röportaj: Bahar Turkay - XOXO The Mag İlkbahar/Yaz 2019

Fotoğraflar: Joey Armorio

 

Cevaplamak istemeyeceğin bir soruyla hiç karşılaştın mı?

İlk tanıştığım insanların, mimar olduğumu söyledikten sonra sordukları “İç mi dış mı?” sorusu... Artık bu soruyu, robotik binalar ve sanal mekanlar tasarlıyorum diye cevaplıyorum...

2019 için hayal ettiğin dünya böyle bir yer miydi?

Açıkçası değildi... Çocukluğumdan bu yana standart, akıl ve mantık çerçevesinde pratik pozisyonlar almamızı gerektiren pek çok mesele daha kötüye gitti. Küresel ısınma konusunda bilimsel verilerden hala ikna olmayan insanlar ve ikna olmanın işlerine gelmediği politikacılar var. Temel insan hakları, dünya üzerinde birçok insan için halen lüks. Demokrasi konusunda örnek aldığımız Avrupa ve ABD bile her geçen gün daha tutucu, ayrımcı ve ırkçı bir yapıya bürünüyor. Moralinizi bozmamak adına devam etmeyeyim isterseniz...

Tasarım, mimarlık, teknoloji ve medya bir araya geldiğinde ortaya çıkabilecek en sıra dışı sonuçla yakın zamanda tanıştık mı yoksa daha çok mu yolumuz var?

Daha, yolun çok başındayız... Fakat işin güzel yanı; tasarım ve teknoloji arasındaki ilişkinin artık daha dinamik ve geçirgen bir hale gelmiş olması. Teknolojik üretim araçlarının, tasarım süreçlerine her geçen gün daha rahat entegre edilebiliyor olması farklı sinerjilerin oluşmasına olanak tanıyor. Ayrıca mimar ve tasarımcılar, bu konularda mühendislere çok daha az bağımlı hale geldi. Bana göre şu anda en dikkatle izlenmesi gereken sektörler oyun ve otomasyon. Yakın gelecekte hem eğlence kültürü hem sanatsal açıdan alışık olduğumuz film ve görsel sanatlar gibi baskın birtakım disiplinlerde çok büyük değişimler yaşanacak. Artık insanlar pasif izleyici konumunda kalmaktan ziyade, izledikleri hikayelere aktif şekilde katılan birer oyuncu olmak istiyorlar. Bu aktif katılımın teknolojik altyapısı da şu anda oyun sektörü tarafından kurulmakta. Yakın gelecekte izlediğimiz filmler, film olmaktan çıkıp hikayenin izleyici tarafından şekillendirildiği sanal gerçeklik ortamları haline gelecek. Otomasyon sektörü olarak bahsettiğim de, robotlarla üretim ve yapay zeka aracılığıyla verilen hizmet, yani hem fabrika ortamında hem sosyal ortamda üretimin robotlaşması. Endüstriyel üretim ve güncel hizmet sektörleri, yine yakın zamanda bu teknolojik gelişimler sebebiyle çok büyük değişime uğrayacak. Bunların hepsinin mimariye ve mekan algısına çok büyük etkileri olacağına inanıyorum.

Geçtiğimiz yılın Ağustos ayında interaktif robot Cypher’ı bizimle tanıştırmıştın. Cypher’dan ve becerilerinden bahseder misin?

Cypher, sanal dünyayla gerçek dünya arasındaki geçirgenliği artırmayı hedefleyen, seyircinin etkileşimiyle şekil değiştiren bir robot-heykel. Aynı zamanda sanal gerçeklik ara yüzü sayesinde heykelin içine ışınlanabiliyorsunuz. Proje uzun yıllardır AR-GE aşamasındaydı; hem teknolojik hem de sanatsal konsept açısından geliştirdiğimiz birçok ögeyi içinde barındırıyor. Projenin teknolojik boyutu oldukça karmaşık ve deneysel. İçinde halen endüstriyel ölçekte bile olgunluğa erişmemiş, otonom araçlarda kullanılan LIDAR sensörleri, yapay zeka algoritmaları gibi birtakım yeni teknolojiler var. Asıl hedefimiz, bütün bu teknik zorlukları, estetik ve kültürel açıdan ufkumuzu genişletecek bir proje içerisine dahil etmekti ve bunu da başardığımıza inanıyorum. Ortaya çıkan proje, makine ve organizma arasında bir varlık. Bu proje, bizim yaratıcı disiplinler olarak birbirinden ayrı algıladığımız mimari, moda, heykel ve medyayı, insan deneyimi açısından bir süreklilik içerisinde değerlendirme imkanı veriyor.

2012 yılında gerçekleşen ilk İstanbul Tasarım Bienali’nde Cerebral Hut başlıklı projenle yer almıştın. Cerebral Hut, mimarlık, hareket ve insan düşüncesi arasındaki ilişkiyi araştıran interaktif bir yerleştirmeydi ve beyindeki konsantrasyon seviyesini ölçen bir ara yüz sayesinde mekansal yerleştirme şekil değiştiriyordu. O günden bugüne mimarlık, hareket ve insan düşüncesi arasındaki ilişki ne noktaya geldi?

Tuhaf bir şekilde teknoloji çok daha fazla ilerlemiş olmasına rağmen, tasarım ve mimarlık dünyası daha geleneksel ve nostaljik bir hal aldı. Genel olarak benim kuşağımdaki tasarımcıların çoğunluğu, geleceğe dair ne üretebiliriz sorusundan çok, geçmişten neler öğrenebiliriz sorusuna odaklanıyor. Bu yaklaşım bir tasarımcı olarak benim değerlerimle örtüşmüyor. Oysa yakın gelecekte sosyal yaşamımızı etki altına alan oyuncular, sadece diğer insanlarla sınırlı kalmayacaklar. Sürekli yapay zeka karakterleriyle sosyalleşiyor olacağız. Bunun mimariye yansımasıyla birlikte de, yaşadığımız mekanlar akıllı hale gelecek. Böylece daha önce pasif bir şekilde etkileşime girdiğimiz mimari, sosyal yaşamımızda sürekli iletişimde olduğumuz aktif bir karakter haline gelecek. Bu çerçevede, bir mekanın iklimlendirme gibi standart kullanım amaçlı işlevlerinin ötesinde, psikolojimizi pozitif etkileyecek ne tür özellikler edinebileceği üzerine devam eden bir araştırma projemiz var.

 

Röportajın tamamı, Some Men'in yeni sayısında. Üye olmak için buraya tıklayınız. 

BU AY EN ÇOK OKUNANLAR
Nadıa Lee Cohen

NADIA LEE COHEN

XOXO The Mag'in Sonbahar/Kış 2018-2019 kapak konuğuna bakmaktasınız.

Yeni İnsan

YENİ İNSAN

Gündüz Vassaf XOXO The Mag için yazdı.

Dönersen Islık Çal

DÖNERSEN ISLIK ÇAL

Bala Atabek, XOXO The Mag için yazdı.

Jonathan Anderson

JONATHAN ANDERSON

JW Anderson’ın kurucusu ve Loewe’nin Kreatif Direktör’ü Jonathan Anderson’ın yükselişi hız kesmiyor. Erkek kıyafetleriyle başlayıp kadın tasarımlarına varan serüvenin tanığıyız.

Bir Küresel Moda Dosyası

BİR KÜRESEL MODA DOSYASI

Küresel moda markalarını mercek altına alıyoruz.

Davıd Mallett

DAVID MALLETT

Maestro’dan sizin için güçlü tüyolar alıyoruz.

Franz Ferdınand

FRANZ FERDINAND

Franz Ferdinand ile İstanbul konserlerinden hemen önce buluşmuştuk.

Yedi Titreşim

YEDİ TİTREŞİM

Gün ortasında da günaydın diyemeyeceğimizi kim söyledi? Kendinizi rahat bırakın.

Yemek ve şarap eşleşmesi

YEMEK VE ŞARAP EŞLEŞMESİ

“Mutluluğun, basit ve açık bir şey olup, bir bardak şarap, bir kestane, kendi halinde bir mangalcık ve denizin uğultusundan başka bir şey olmadığına aklım yattı. Yalnız, bütün bunların, mutluluk olduğunu insanın anlayabilmesi için basit ve açık bir kalbe sahip olması gerekiyordu.” Nikos Kazancakis

Best Frıends: Ece Çeşmioğlu

BEST FRIENDS: ECE ÇEŞMİOĞLU

Ece Çeşmioğlu ve Taner Ölmez'le sohbet ettik. Daha doğrusu onlar etti, biz dinledik.

Server Demirtaş

SERVER DEMİRTAŞ

Mekanik hareketlerle hisleri buluşturuyor.

Zızı Donohoe

ZIZI DONOHOE

Zizi Donohoe ile güzellik üzerine biraz laflıyoruz.

EN YENİLER
Server Demirtaş

SERVER DEMİRTAŞ

Mekanik hareketlerle hisleri buluşturuyor.

Davıd Mallett

DAVID MALLETT

Maestro’dan sizin için güçlü tüyolar alıyoruz.

Dönersen Islık Çal

DÖNERSEN ISLIK ÇAL

Bala Atabek, XOXO The Mag için yazdı.

Beğeni Üzerine

BEĞENİ ÜZERİNE

Ali Akay, XOXO The Mag için yazdı.

Zızı Donohoe

ZIZI DONOHOE

Zizi Donohoe ile güzellik üzerine biraz laflıyoruz.

Franz Ferdınand

FRANZ FERDINAND

Franz Ferdinand ile İstanbul konserlerinden hemen önce buluşmuştuk.

DAHA FAZLA