ALTERNATİF GERÇEKLER

Some Men'in yeni sayısında, altı üç boyutlu tasarım insanıyla masaya oturuyoruz.

İstediğiniz her şeyi görselleştirebilmek, size kendinizi nasıl hissettirirdi? Her an kaçabileceğiniz alternatif bir dünyanız olsa ve orayı gönlünüzce modifiye edebilseniz? Düşünün, arkadaşlarınızı da yaratabiliyorsunuz...

Son soru: Bu lüks, bir de işiniz olsa? Farklı alanlarda ve konseptlerde üreten altı üç boyutlu tasarım insanıylayız.

Röportajlar Sude Orhan

 

ALPER DOSTAL

Italy Series, Nr. 2/2, 2019

Üç boyutlu ortamda kült eserleri eriterek büyük sükse yakaladın. Bu fikir nasıl gelişti?
Tasarım eğitimi alırken sanata olan ilgim arttı. 2017 yılında üç boyutlu işlerle ilgilenmeye başladığımda,
eş zamanlı olarak eriyen objelerle de haşır neşirdim. Ardından bu tekniği klasik tablolarda uygulama fikri aklıma geldi. O zamanlar Viyana’da hava çok sıcaktı, bu da beni tetikledi. Sonunda kendimi, bu dramatik ve absürt, hayali üç boyutlu ortamı yaratmış halde buldum.

Son zamanlarda harflerle olan çalışmalarındaki motivasyonun nedir?
Disiplin. Amaç, her gün bir fikri veya yazıyı erteleme yapmadan yaratıyor olmak. Zorlu bir süreç ama kendimi kısa zamanda geliştirmeme ve deneysel çalışma prensibine sahip olmama çok yardımcı oldu. Bu proje olmasaydı muhtemelen 2016’da takılı kalmıştım. Üstelik daha fazla üretmek için yeterince cüretkar davranamazdım...

İşlerine baktığımızda vermek istediğin mesajları net bir şekilde görüyoruz. Kafanın karışmasına izin vermemek için izlediğin yöntemler var mı?
Mümkün olduğunca basit düşünmeye çalışıyorum. Kendime sorduğum sorular var: “Yaptığın işi anlıyor musun?”, “Bu işi daha net sunabilir miydin?”, “Neyi geliştirebilirsin?” Ayrıca arkadaşlarıma da fikir danışıyorum. Ve fakat yalnızca ilk tepkilerini dikkate alıyorum.

 

EMRE ÖNOL

Hidden, 2019

İstediğin her şeyi görselleştirebilmek sende Tanrı kompleksi yaratıyor mu?
İstediğim her şeyi görselleştirebildiğimi düşünmüyorum... O tip bir durumda Tanrı gibi hisseder miydim ya da Tanrı kompleksine yakalanır mıydım, inanın emin değilim. Her istediğini yapamamak
güzel şey aslında. Yaratıcı süreç dediğimiz, belirli bir oranda problem çözme üzerine kurulu ve çözülecek problemlerin olması motivasyonu artırıp bu süreci olumlu şekilde etkiliyor.

Hangi programları kullanıyorsun?
Ağırlıklı olarak Paint, Side FX Houdini, Cinema 4D, ZBrush, Marvelous Designer ve Real Flow..
Bir tasarımcı klasiği olarak dünyanın en büyük tekellerinden biri olan Adobe programlarını da eklemek lazım. Ufak tefek ihtiyaçlar için kullandığım başka açık kaynaklı yazılımlar da var, Moi 3D gibi. Onları daha çok seviyorum ve destekliyorum.

Türkiye’deki üç boyut macerası nasıl ilerliyor, beş yıl içinde nereye ulaşmış olur?
Bireysel üretimler ve küçük çaplı kolektifler aracılığıyla en azından yaratıcı anlamda gayet güzel ilerliyor. Ama meselemiz eskiler gibi bir kağıt ve bir kalem meselesi değil. Söz konusu yazılım ve teknolojilerin kullanıcısı olmakla yetinmek hiç değil. Teknolojinin parayı bastırınca alınabilen bir şey değil, aslında bir kültür olduğunu ve bu kültürün potansiyel araçlarına gebelik yapmadığımız sürece bir anlamda geri kalacağımızı söylemek lazım. Kendi araçlarımızı üretmedikçe tüketici olmaya devam edeceğiz. Bugün çok komik paralara gerçekleştirilen butik araştırma ve geliştirme çalışmaları var. Haliyle, kronikleşmiş tembelliğimiz ve esnaflığımız dışında pek bir bahanemiz yok...

 

FRANK GUZZONE

The Clock for Some Men, 2019

Frank, bilgisayarınla nasıl bir ilişki yaşıyorsun?
Kesinlikle bir aşk-nefret ilişkisi. Ama ona saygı duyuyorum... Bazen yaramazlık yapıp birlikte çalışmayı çok zor hale getiriyor. Tabii, ben de onu çok çalıştırıyorum ve günün sonunda bu kadar efor sarf ettiği için ona minnettarım.

İşinin en kolay ve zor yanları neler?
En kolay kısmı, sevdiğim işi yapmak için uyanıyor olmak, o işte de her gün yeni şeyler öğrenmek. En zor kısmı, hiç yaratıcı olmadığın günlerde yeni işler üretmek zorunda kalmak.

Üç boyutlu tasarım yerine deneyler yaptığını söylüyorsun. Üç boyutlu laboratuvarın nasıl kokuyor?
Bulldog’umun kokusunu maskeleyen Palo Santo dumanı gibi...

Hangi programları kullanıyorsun?
Cinema 4D, Houdini, Redshift ve X-Particles kombinasyonlarını çokça...

İstediğin her şeyi görselleştirebilmek sende Tanrı kompleksi yaratıyor mu?
Bu soru beni epey güldürdü. Yani, elbette hayır. Ama güneşi dijital ortamdan kontrol etmek hala çok eğlenceli.

Rimowa ve L’Oréal Paris gibi markalarla çalışıyorsun. Markanın istedikleri ve hayal gücün arasında dengeyi nasıl sağlıyorsun?
Bu saydığınız markalar ve diğerleri, tarzımdan ve hayal gücümden etkilenerek bana teklif sundukları için şanslıyım. Şu zamana kadar markalar, kendi kreatif taleplerini benim yaratıcı tarzımla yoğurmama izin verdi. Söz konusu durum beni konfor alanımdan çıkmaya ve hayal gücümü farklı bir şekilde yorumlamaya itti. Bu da şimdilik pozitif bir durum.

 

JASON EBEYER

An Ode to the Hills Have Eyes, 2017

İstediğin her şeyi görselleştirebilmek sende Tanrı kompleksi yaratıyor mu?
Hayır, pek sayılmaz. Ben yalnızca sanatçıyım. Kendi vizyonumu yaratıyorum, hissettiğim duyguları keşfediyorum. Yaratırken çok daha özgürüm ama bu durum ‘Yaşamak istediğim yeri tasarlıyorum...’ sığlığında kalmıyor.

Haydi biraz üç boyutlu pornolardan bahsedelim. Malum, insanlar bu konuda epey sessiz...
Evet, lütfen konuşalım. Çünkü çok haklısınız; halihazırda tabu olan bir konu içinde farklı bir tabu daha açılmış gibi. Bu yüzden beş yıl içinde şu an nasıl içerikler görüyorsak aynılarını görmeye devam edeceğimizi düşünüyorum. Fantezi ve oyun karakterleri gibi... Nitekim, ne kadar kaçarsak kaçalım teknoloji çok hızlı gelişiyor; dijital pornografi alanında daha interaktif bir formata geçeceğiz. Artırılmış ve sanal gerçekliklerin kombinlenmesinden bahsediyorum ve bu, kulağa yeterince tatmin edici geliyor...

2019 yılında, internette erotik eserlerin yasaklanması hakkında ne düşünüyorsun?
Fetiş kavramı epey geniş ve neredeyse her konuya bir şekilde dokunuyor. Bilgisayar grafikleri son 10
yılda dramatik şekilde gelişim gösterdi; birçok insan da bu imajları normal hayattan ayırt etmekte zorlanır hale geldi. Ama bir yerlerde, özellikle bilgisayarda yaratılan pornoları arayan insanların olduğuna eminim. Sanatın yasaklanmasınaysa başlı başına karşıyım... Sanat toplumun ve kültürün çok hayati bir parçası. Bir grubun, başka bir topluluğun ne göreceğine karar verebiliyor olması bana doğru gelmiyor. Maalesef, sosyal medya tarafından yönetilen bir çağda yaşıyoruz ve bu platformlardaki şirketler içeriklerini topluma, toplumun yaş ve demografiklerine uygun kılmak zorunda. Bu çıkış noktasından yaklaştığımda yasakları anlıyorum. Ama kişisel düşüncem, eğer internette dolaşacak kadar yetişkinseniz, bir meme ucu görüp aklınızı yitirmeyecek kadar da olgun olmanız gerektiği yönünde.

 

KAAN ÜLGENER

Acrylic Coat, 2019

İstediğin her şeyi görselleştirebilmek sende Tanrı kompleksi yaratıyor mu?
Evet... Görmek istediğim karakterleri yaratabilmek, onlara hikaye yazabilmek, her birinin kişiliklerini ve özelliklerini belirleyebilmek bazen kendimi bir ‘yaratan’ gibi hissettiriyor.

Kendi varlığını fiziksel olarak sorguladığın, beğenmediğin ve değiştirmek istediğin ilk anı hatırlıyor musun?
Aklıma geldiği ilk anı hatırlamıyorum ama hep altı parmağım olsun istemişimdir. Baktığınızda bu bir fantezi ancak tam olarak gerçek olamayacak bir şey de değil. Halihazırda geliştirmek istediğim bir ‘altıncı parmak’ projesi bile var. Henüz çok erken olsa da, insan vücudu modifiye edilebilir bir sistem. İlerde bu tarz şeyler üretmeyi planlıyorum. Hedefimde tamamen bana ait, yenilikçi ve faydalı projeler yaratmak var.

Bu uygulamayla yarattığın dünyanın, reel dünyadan farkı ne?
Genelde enerjimi bilim kurgu karakterler ve dünyalar üzerine yoğunlaştırıyorum. O dünyada kaybolup gittiğim, hatta bazen orada saklandığım oluyor. Orası huzurlu... Henüz birbirini yok etmek isteyen cinsler yaratmadım; çoğunlukla kendi içinde, dingin ve gürültüsüz bir dünya yaratmaya çalışıyorum. Karakterlerimin tipleri birbirinden değişik; orada tamamen farklı insansı yaşam belirtilerine yoğunlaşıyorum.

Kendi ‘çirkin’ tanımını fiziksel olarak betimler misin?
Düzensiz ve gürültülü. Her şeyin izlemesi gereken bir yolu ve düzeni olduğuna inanıyorum. Birden fazla fikir tek proje üstünde toplandığında ortaya bulamaç gibi bir sonuç çıkıyor. Ne kadar sade, sessiz ve pürüzsüz, benim için o kadar güzel.

 

YILMAZ ŞEN

Untitled, 2018

Bu dünyayla nasıl tanıştın?
Bizim tanışma hikayemiz neredeyse bir zorunluluk gibiydi... Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde, Endüstri Tasarımı Bölümü’nde okuyordum. Ekol olarak, biraz geleneksel bir okul; el çizimine çok önem veriliyor. Orada biraz vakit geçirdikten sonra sektörde el çiziminin değil, bilgisayarda üretilmiş görüntülerin daha önemli olduğunu fark ettim. Ardından bölümden uzaklaştığım bir dönem yaşadım. O dönemde iki boyutlu animasyonla ilgilenmeye başladım. 2011 yılı sonlarıydı, “E, ben bunun üç boyutlusunu da yapayım.” dedim. Böylece minik bir kırılma yaşadım. Sonrasında eğitim aldığım bölümümle pek alakam kalmadı ve tamamen üç boyutlu animasyona yöneldim. Fakat proje disiplini ve üç boyutlu düşünebilme kabiliyetimi okuldaki eğitimimden aldım.

O zaman akademik kariyeri olan tasarımcılarla kıyaslandığında, senin farkın nerede devreye giriyor?
Akademinin asıl amacı, sektöre kalifiye eleman yetiştirmek. Bunu kötü bir şey olarak görmüyorum ama gidişat fazla kurallı. Yaptığım işle ilgili akademik eğitimim olmaması başlarda benim için dezavantaj yarattı; yaptığım işi daha uzun vadede, düşe kalka öğrendim. Avantajımsa, ne istediysem onu yapmış olmam. Dışarıdan proje beklemedim. Kendi dünyamda neyi görmek istiyorsam onu yarattım. Son bir buçuk senedir de başarılı geri dönüşler alıyorum.

Üç boyutlu tasarlamak ileride hangi meslek dallarının ipini çekecek dersin?
Bu iş avantajlı ama eksik kaldığı yanları da var. Yakın zamanda bir meslek dalını öldüreceğini sanmıyorum. İçinde insan olması gerekmeyen çekimlerde ya da katalog çekimlerinde daha avantajlı olduğunu düşünüyorum.

 

Röportajların tamamı, Some Men'in yeni sayısında. Üye olmak için buraya tıklayınız. 

 

BU AY EN ÇOK OKUNANLAR
Efı Gousı

EFI GOUSI

Efi'nin koyu-pastel dünyasına bakıyoruz. O anlatıyor, biz inceliyoruz.

SOME MEN SUMMER 2018 COVER STORY

SOME MEN SUMMER 2018 COVER STORY

Some Men yazı, Kerem Bürsin'le açıyor.

13 Reasons Why

13 REASONS WHY

Netflix’in 31 Mart’ta izleyiciyle buluşan yeni dizisi 13 Reasons Why, gençlik dizilerini polisiyeyle birleştiren formülüyle ilgi çekeceğe benziyor.

Birkan Sokullu

BİRKAN SOKULLU

Some Men'in Kış 2019 kapak konuğuyla biraz zaman geçiriniz.

WE ARE

WE ARE

10 yıl sonra, bir aradalar.

MBFWI Backstage: Özlem Süer

MBFWI BACKSTAGE: ÖZLEM SÜER

Özlem Süer defilesinin sahne arkasından bildiriyoruz.

Fırat Çelik

FIRAT ÇELİK

Hayatında standartları var. O tam bir profesyonel. Amacına yönelik hareket ediyor, ve geniş bir vizyonu var. Ve dünya onun oldukça, o da dünyanın oluyor. #dude

Walk Don’t Run İle Tanışın

WALK DON’T RUN İLE TANIŞIN

İçeri lütfen, ama koşmadan.

Davıd Guetta

DAVID GUETTA

"Yaptığımız her şeyin %100 olması gerekiyor."

Metin Akdülger

METİN AKDÜLGER

Meğer Metin'e daha soracak çok sorumuz varmış.

Instagram Pets: Shrampton

INSTAGRAM PETS: SHRAMPTON

Shrampton ile oturup sohbet edebilir, üstü açık arabasıyla Malibu sokaklarında gezebilirsiniz.

Rüya Pamuk

RÜYA PAMUK

Rüya'yla konuşmamızın odak noktasında okuduğu, yarıda bıraktığı ya da okuyacağı kitaplar vardı.

EN YENİLER
LOKAL TEMAS: TRUST ME BABY

LOKAL TEMAS: TRUST ME BABY

Trust me baby mercek altında. Yaratıcısı Melih Çebi yanıtlıyor.

LOKAL TEMAS: SUNA K.

LOKAL TEMAS: SUNA K.

"Biz Suna K.’yı bir kabile olarak tarif ediyoruz."

Davıd Guetta

DAVID GUETTA

"Yaptığımız her şeyin %100 olması gerekiyor."

Safa Şahin

SAFA ŞAHİN

“Şu an daha ziyade geleneksel sanat sisteminden yanayım."

WE ARE

WE ARE

10 yıl sonra, bir aradalar.

Bedirhan Soral

BEDİRHAN SORAL

"Günümüzde doğanın bize verdiği mesajları hepimiz çok net görüyoruz."

DAHA FAZLA