CARRIE BARBER

Güzellik sektörünün en-önemli-gizli-kahramanlarından biriyle sohbetteyiz.

Glossier, Sephora, Violet Grey. Bu dört sözcük, güzellik sektörünün farklı kollarındaki devlerin adlarını temsil ediyor. Carrie Barber da, onlara kreatif direktörlük yapmış, disiplinli bir iş kadını. Yani o aslında, son yıllarda güzelliğe dair görsel algıyı şekillendiren oyunculardan. Üstelik sabahları burnuna gelen ilk koku kahve değil.

Röportaj: Sude Orhan

Fotoğraf: Jessie Andrews

 

Carrie, son zamanlarda seni ne mutlu ediyor?

Günlük iş akışımı kendim planlıyor olmam. Serbest çalışmanın en önemli getirisi istediğiniz zaman işe oturabilme özgürlüğünüz. Tabii, istemediğiniz zaman da çalışmıyorsunuz. İş bir yana, son zamanlarda Los Angeles’taki yeni restoranları denemeyi ve Hollywood’daki ArcLight’ta filme izlemeyi seviyorum.

Sabahları burnuna gelen ilk koku...

Her sabah içtiğim siyah çayın kokusu.

Kreatif alanda çalışıyorsun, ilham arama ve masa başına oturma arasındaki dengeyi nasıl sağlıyorsun?

Sürekli bir arayış halinde olmanız gerekiyor. Eğer yeterince dikkat kesilirseniz, her şeyden ilham alabilirsiniz. Ayrıca zaman içinde fark ettim ki, üzerinde ilerlemem gereken bir fikirde tıkanıyorsam ve o işe başladıysam, yalnızca işi yapma sürecim bile bana ilham veriyor.

İlham arama sürecinde kendine has bir stratejin var mı?

Projeye göre değişiyor. Ancak ilham ararken Instagram’dan uzak kalmaya çalışıyorum. Oradaki içeriklerin çok büyük bir kısmı aynı. Eğer spesifik bir şey arıyorsam belirli bir fotoğrafçı, sanatçı ya da mimar gibi insan odaklı çıkış noktalarından hareket ediyorum.

Pinterest’i seviyor musun?

Seviyorum, özellikle iç mimari aramalarım için kullanışlı buluyorum. Ayrıca ‘görsel olarak benzer’ fotoğrafları listeleme özelliğini de beğeniyorum.

Kendini kopyalamak senin için bir korku mu?

Kesinlikle kendimi geliştirmeye odaklıyım. Bunun yanında, yalnızca tek bir işi başarmış biri olarak bilinmek de istemiyorum. Artık oturmuş bir estetik zevkim var ve onunla paralel ilerlemek uğraşıyorum. Bu süre zarfında zaten kendimi geliştiriyor oluyorum. Tüm projelerimde gözümü diktiğim yegane hedef, günün sonunda sanat ve ikonografi yaratmak. Müşteriyle çalışırken yaptığım işin onlara ne ifade ettiğini düşünerek tabii.

Glossier yalnızca güzellik endüstrisini değil, aynı zamanda görsel dil yoluyla gerçekleştirilen dijital iletişim stratejisini de yeniden şekillendirdi. Ve sen, marka tarihinin ilk oyuncularındandın. Bizi o ilk günlere hızlıca götürebilir misin?

Glossier o zamanlar tam anlamıyla ‘ekip’ demekti. Emily Weiss çok net bir vizyona ve amaca sahipti. Yaptığımız tüm iş, bu vizyonu destekleyecek şekilde planlanıyordu. Ben orada çalışırken ekip henüz bir yıllık bile değildi ve çok az insan vardı. Bu durum bizi daha yaratıcı kılıyor; hata yapmamıza ve bu hatalardan da hızlıca ders çıkarmamıza olanak veriyordu.

Kreatif direktörlük yaptığın bir diğer marka da Sephora. Çalıştığın bu iki marka, güzellik sektöründe sarsılmaz bir yere sahip...

Sephora ve Glossier’nin bu başarısının asıl sebebi, müşterilerini çok iyi tanımaları oldu. Güzellik sektöründe yerini sağlamlaştırmanın yolu, müşterinin kim olduğunu bilmekten ve ihtiyaçlarına cevap verebilmekten geçiyor.

Son projeni merak ediyoruz...

VIOLET GREY’in kurucusu Cassandra Grey’le temellerini attığımız CAKE adındaki kreatif reklam ajansı. 

‘Uncool’ sözcüğünün senin lügatındaki anlamı ne?

‘Cool’ ve ‘uncool’ sözcüklerinin anlamı herkese göre değişiyor. Bana göre uncool, insanlara kaba davranmak anlamına geliyor.

Sence parfüm bir lüks mü?

Lüksten ziyade, zevk. Ancak kişisel bakım olarak algılanabilecek bir zevk bu. Şahsen parfüme ruh halimi yansıtan bir araç olarak bakıyorum. İmza kokumun olmaması da bu yüzden: Modum sürekli değişiyor. Genellikle kötü bir gün geçirdiğimde yeni bir parfüm satın alıyorum.

Petals’ın bu sayıdaki teması karanfil. Bu notayı parfüm formüllerine yakıştırıyor musun?

Sanırım içinde karanfil notası bulunan bir parfüm formülüne aşina değilim. Ama karanfili bir çiçek olarak düşündüğünde aklıma direkt olarak Sex and the City’deki sahneler geliyor.

Kokuyla ilişkilendirdiğin ilk hatıran neydi?

Ben Colorado’da büyüdüm. Orada yaz aylarının iç gıdıklayan, taze bir havası olurdu. Etraf hep çam kokardı...

O halde, gençlik yıllarının kokusuna değinerek röportajı noktalayalım.

Lisedeyken babamın kolonyasını aşırırdım. O kokunun ne olduğunu tam olarak anımsayamıyorum. Ama bu zamana dek hep parfüm yerine kolonya tercih ettim, belki de bu alışkanlığımın ardında o yıllar ve babam vardır.

BU AY EN ÇOK OKUNANLAR
Nadıa Lee Cohen

NADIA LEE COHEN

XOXO The Mag'in Sonbahar/Kış 2018-2019 kapak konuğuna bakmaktasınız.

Yeni İnsan

YENİ İNSAN

Gündüz Vassaf XOXO The Mag için yazdı.

Dönersen Islık Çal

DÖNERSEN ISLIK ÇAL

Bala Atabek, XOXO The Mag için yazdı.

Jonathan Anderson

JONATHAN ANDERSON

JW Anderson’ın kurucusu ve Loewe’nin Kreatif Direktör’ü Jonathan Anderson’ın yükselişi hız kesmiyor. Erkek kıyafetleriyle başlayıp kadın tasarımlarına varan serüvenin tanığıyız.

Yemek ve şarap eşleşmesi

YEMEK VE ŞARAP EŞLEŞMESİ

“Mutluluğun, basit ve açık bir şey olup, bir bardak şarap, bir kestane, kendi halinde bir mangalcık ve denizin uğultusundan başka bir şey olmadığına aklım yattı. Yalnız, bütün bunların, mutluluk olduğunu insanın anlayabilmesi için basit ve açık bir kalbe sahip olması gerekiyordu.” Nikos Kazancakis

Yedi Titreşim

YEDİ TİTREŞİM

Gün ortasında da günaydın diyemeyeceğimizi kim söyledi? Kendinizi rahat bırakın.

Davıd Mallett

DAVID MALLETT

Maestro’dan sizin için güçlü tüyolar alıyoruz.

Bir Küresel Moda Dosyası

BİR KÜRESEL MODA DOSYASI

Küresel moda markalarını mercek altına alıyoruz.

Franz Ferdınand

FRANZ FERDINAND

Franz Ferdinand ile İstanbul konserlerinden hemen önce buluşmuştuk.

Best Frıends: Ece Çeşmioğlu

BEST FRIENDS: ECE ÇEŞMİOĞLU

Ece Çeşmioğlu ve Taner Ölmez'le sohbet ettik. Daha doğrusu onlar etti, biz dinledik.

Server Demirtaş

SERVER DEMİRTAŞ

Mekanik hareketlerle hisleri buluşturuyor.

Erol Tabanca & İdil Tabanca

EROL TABANCA & İDİL TABANCA

OMM'u Kengo Kuma'dan dinledik, şimdi sıra işin kalbi olan ikilide. Biz bu ikilinin sohbetine müdahil olmaktansa şahit olmayı tercih ediyoruz.

EN YENİLER
Walk Don’t Run İle Tanışın

WALK DON’T RUN İLE TANIŞIN

İçeri lütfen, ama koşmadan.

Yürümek İçin 7 Neden

YÜRÜMEK İÇİN 7 NEDEN

Sicilya’ya gidip geleceğiz.

Aceleniz Yok: An’da Kalmanıza Yardımcı 5 Tüyo

ACELENİZ YOK: AN’DA KALMANIZA YARDIMCI 5 TÜYO

Hala an’da değilseniz, size buraya davet ediyoruz.

Sicilya Sokaklarında Kaybolmak İçin 3 Neden

SİCİLYA SOKAKLARINDA KAYBOLMAK İÇİN 3 NEDEN

Koşuşturmayı bırakıp derin bir nefes alıyoruz, Sicilya’dayız.

Server Demirtaş

SERVER DEMİRTAŞ

Mekanik hareketlerle hisleri buluşturuyor.

DAHA FAZLA