OTTAN STUDIO

Meyve kabuklarından mobilyalar yapan Ayşe Yılmaz'la konuştuk.

Bu aralar neler yapıyorsun?

Bu aralar kendim için yaptığım şeyler arasında her gün biraz yoga yapmak, arada bir davul çalmak ve tabii ki köpeğimi bol bol sıkıştırıp öpmek var. Ottan içinse seri üretim, şehrin dışına konumlanmış büyük üreticiler, maliyetler, hesaplar ve tabii ki projeler var. Kulağa sıkıcı gelen bu işlere başlayıp iyi bir ilerleme kaydettiğim bu dönem oldukça yorucu geçiyor ancak sürekli yeni bir şeyler öğreniyor olmak ve başarılı sonuçlar elde etmek benim için her çeşit işi eğlenceli kılıyor sanırım. Ayrıca şu an Social Impact Award isimli bir kuluçkadayım ve Impact Hub’da müthiş insanlarla çalışıyorum.

Türkiye’de sürdürülebilirlik… Açıkçası ne tür tepkiler aldığını merak ediyoruz.

Açıkçası işi biraz bilen herkesin çok ilgisini çekiyor Ottan, bilmeyenler için hobi olarak çöp toplamaktan öte bir şey yapmıyorum. Gündemimiz sağolsun sıfır-atık ve geri dönüşüm kavramlarını duymayan kalmadı. Bu da çoğu kişinin az buçuk ne yaptığımı tanımlamasına yardımcı oluyor. Genelde geri dönüştürülebilir diye ifade edilen malzemelerimizin aslında ileri dönüştürülmüş organik atıklar olduğunu buradan da paylaşmak isterim.

Organik atıklardan gündelik hayatta kullanılabilecek ürünler üretme fikri nasıl aklına geldi?

İşin özünde, bu doğal ve etkileyici malzemeler toprağa dönüşmeden önce onlara bir şans daha vermeyi; farklı formlarda, farklı işlevler yükleyip malzemelerin özlerini koruyarak dönüştüklerini hayal ettim. Genelde düşündüğüm, hayal ettiğim her şey görsel, renkli ve üç boyutlu. Benim için bir nesneyi iyi ve kaliteli yapan şey öncelikle malzemesi, daha sonra işçiliğidir. Bu sebeple önce kendime güzel malzemeler tasarladım, bu malzemelerin üzerine bolca çalışarak en iyi nasıl işleneceğine dair yöntemler çıkardım. Şimdi bu birikimi insanların hayatının bir parçası olacak, kullanışlı parçalar tasarlayıp üretmek için kullanıyorum.

Profesyonel olarak ürettiğin ilk ürün hangisi oldu peki ve neden o ürünü seçtin?

Aydınlatma çünkü en sevdiğim alan o. Işık muhteşem bir oyuncak ve onunla oynarken inanılmaz özgür ve yaratıcı olabiliyorsun. Zira aydınlatmanın sandalye gibi pek ciddi bir işlevi yok, onunla dilediğince eğlenebilirsin. Gerçi benim Ottan için tasarladığım aydınlatma, akla ilk gelen lamba silüeti, orası ayrı. Ottan ürünleri, biraz fazla tasarlayıp kurtulabildiğim tüm fazlalıklardan kurtulduktan sonra geriye kalanların geometrisi oluyor genelde. Diğer yandan malzemeler ışıkla bambaşka bir boyut kazanıyor. Işık yarı geçirgen parçacıkların içinden süzüldüğünde, dönüştüğü renkler çok doğal ve benzersiz. Bunun da odadaki atmosferde oldukça kuvvetli bir etkisi oluyor. Her bir malzemenin hissiyatı birbirinden çok farklı. Bu sebeple Ottan ürünlerinin formları çok sade; her malzemenin kişiliğini taşıyabilsin ve onun ait olduğu eve uyum sağlayabilsin diye.

Üretim için gerekli atıkları nasıl temin ediyorsun?

Gıda atıklarını kendi evimin ve yakın çevremin mutfağından, çimenleriyse yine evimin bahçesinden ve yol kenarlarından temin ederek bu işe başladım. Ardından meyve sebze atıkları için lokal üreticiler ve bahçe atıkları için belediyeyle anlaştım. En son, kuru bakliyat için Fazla Gıda’yla çalışmaya başladım.

Bir sene sonra seni yine aynı malzemelerle üretirken mi göreceğiz yoksa şimdiden gözüne kestirdiğin başka atıklar da var mı?

Şu ana kadar yaklaşık 50 çeşit organik atıkla çalıştım ve yenilerini denemeye de devam edeceğim. Tek bir malzeme bile farklı şekillerde işlendiğinde pek çok renk ve doku seçeneği sunuyor. Bunun yanında birden fazla atığı karıştırarak yine farklı kombinasyonlar elde edebiliyor olmak bu malzemeleri tasarlamayı acayip keyifli bir hale getiriyor. Plastik gibi atıklardan söz ediyorsanız onu hobi olarak yapabilirim çünkü zaten o konuyla ciddi bir şekilde ilgilenen pek çok kişi var. 

Peki ürettiğin tasarımların çeşitliliğinde nasıl bir yeniliğe gitmeyi planlıyorsun?

Şu an üretimi sürdürülebilir kılmakla meşgulüz. Bunu başardıktan sonra tasarladığımız yeni aksesuar, masa, aydınlatma ve sehpaları üreteceğiz. Bununla birlikte Ottan üründen öte, malzeme tasarlayarak mimarlık firmaları ve mobilya markalarıyla iş birliği yapıyor. Hatta planlarımız arasında otomotivde iç mekan ve elektronik cihazlarda kabuk uygulamaları yapmak bile var.

Doğal kaynakları yok ettik, şimdiyse bir şekilde durumu toplamaya çalışıyoruz. Bu konuda seni en çok ne korkutuyor?

Bu çok insani ve normal bir durum aslında, yani işleri batırıp bir şekilde toparlamaya çalışmak. Beni korkutan, aynı ivmeyle yok etmeyi sürdürürken sıcacık yatağımızdan kalkmaya üşenerek serin ve canlandırıcı sabahı kaçırıp öğle sıcağında terleyerek kabuslar içerisinde uyanmak.

Tekil girişimcilerin ve bireylerin çabası bizi distopyadan kurtarmaya yetmez sanıyoruz, değil mi?

Buna katıldığımı söyleyemem çünkü her ‘çoğul’ bir ‘tekil’le başlıyor. Ben bu yola yalnız başıma çıktım ancak bu noktaya yalnız başıma gelmedim. Onlarca kişinin emeği var Ottan’da. Onu benim için bu kadar değerli yapan en önemli şeylerden biri de bu. İyi bir amaç uğruna yılmadan çalışmaya devam ettiğin zaman, bu yolda sana destek olmayı ve yeri geldiğinde seninle savaşmayı gönülden isteyen çok güzel insanlarla karşılaşıyorsun.

Kendi malzemelerini kullanarak iş birliği yapmak istediğin bir alan ya da tasarımcı var mı?

Tabii ki var. Tasarımcı olarak Tom Dixon, alan olarak evrenle iş birliği yapmak istiyorum.

Şu an atölyedeki masanın üzerinde neler var?

Bu sabah yeni numuneler hazırladığım için sayamayacağım kadar çok şey var ancak bunların arasında benim için önemli olanlar; arkadaşım Altar’ın hediye ettiği tablo, yeni sehpamızın modeli, 90 cml’ik çimenden bir halka ve sevgili malzeme örneklerim…

BUNLARI DA OKUYUN

JEFFREY CHEUNG

Jeffrey, kaykaylarını boyayarak dünyaya bir şeyler söylemeye çalışıyor.

JAN BOELEN

Jan Boelen ile, küratörü olduğu 4. İstanbul Tasarım Bienali’nde eğip bükmek, etki alanını genişletmeye çalıştığı formatlar, dünya, Akdeniz ve kendisi üzerine konuştuk.

ALEXIS ŞANAL

HEY! Hayal Edilebilir Tasarım Kılavuzu'nun yaratıcısıyla şehirlerden ve şehirlerde nasıl daha iyi yaşanabileceğini konuştuk.

BU AY EN ÇOK OKUNANLAR
Mine Özbek

MİNE ÖZBEK

Mutlaka bir yol vardır.

SOME MEN SUMMER 2018 COVER STORY

SOME MEN SUMMER 2018 COVER STORY

Some Men yazı, Kerem Bürsin'le açıyor.

Walk Don’t Run İle Tanışın

WALK DON’T RUN İLE TANIŞIN

İçeri lütfen, ama koşmadan.

MBFWI Backstage: Sudi Etuz

MBFWI BACKSTAGE: SUDİ ETUZ

MBFWI üçüncü gününü, Sudi Etuz'la açtı.

MBFWI Backstage: Özlem Süer

MBFWI BACKSTAGE: ÖZLEM SÜER

Özlem Süer defilesinin sahne arkasından bildiriyoruz.

2016: XOXO The Mag Röportajları

2016: XOXO THE MAG RÖPORTAJLARI

2016 yılında kimlerle sohbet ettik? Kısaca hatırlayalım;

Efı Gousı

EFI GOUSI

Efi'nin koyu-pastel dünyasına bakıyoruz. O anlatıyor, biz inceliyoruz.

MBFWI Backstage: Giray Sepin

MBFWI BACKSTAGE: GİRAY SEPİN

Giray Sepin'le MBFW Istanbul'un üçüncü günündeyiz.

Rüya Pamuk

RÜYA PAMUK

Rüya'yla konuşmamızın odak noktasında okuduğu, yarıda bıraktığı ya da okuyacağı kitaplar vardı.

Merve Özaslan

MERVE ÖZASLAN

Düşün, araştır, tasarla.

PETEK KARABULUT

PETEK KARABULUT

"Farklılıklardan doğan önyargıların, insan ilişkilerindeki tüm olumsuzlukların başlangıcı olduğunu düşünüyorum."

MBFWI Backstage: Mehtap Elaidi

MBFWI BACKSTAGE: MEHTAP ELAİDİ

Mehtap Elaidi defilesinin sahne arkasından bildiriyoruz.

EN YENİLER
Sarper Baran

SARPER BARAN

“Detaylarda boğulduğumu hissettiğim an duruyorum.”

Igor Scalısı Palmınterı

IGOR SCALISI PALMINTERI

Palermo'nun sokak duvarlarını teslim ettiği Igor ile şehirde kısa bir yürüyüşe çıkıyoruz.

Brad Robertson

BRAD ROBERTSON

Brad Robertson'a göre deniz, ruhumuz.

FABRIZIA LANZA

FABRIZIA LANZA

Fabrizia Lanza'ya soruyoruz: "Bir yemek okulunda ilk kural nedir?"

Walk Don’t Run İle Tanışın

WALK DON’T RUN İLE TANIŞIN

İçeri lütfen, ama koşmadan.

Yürümek İçin 7 Neden

YÜRÜMEK İÇİN 7 NEDEN

Sicilya’ya gidip geleceğiz.

DAHA FAZLA