DYSTOPIAN PRAYER

Joana Kohen yönetmenliğindeki Elz and the Cult videosunu izleyiniz.

Dünyada dönemselliğin de ötesine geçmiş olan goth - punk - synth üçgen formüllü müzik kültürünün son zamanlarda She Past Away ve Jakuzi gibi oluşumlarla ülkemizin sahnesine yeniden girişi ufukları açmaya devam ediyor. Bu hareketin oldukça genç ve aktif aktörlerinden biri de; karanlıktan pek de çekinmeyen, hatta onu faydalı bir araç olarak kullanabilen ELZ AND THE CULT. Kendisinin radarımıza giriş sebebiyse sanatçı Joana Kohen ile yaptığı ve klasik bir video olmanın dışına taşan Dystopian Prayer projesi.

ELZ AND THE CULT’ın güncel çalışması PSYCHODRAMA’da yer alan ‘Dystopian prayer’ ses estetiği bakımından endüstriyel, gotik ve karanlık synth müziği karakterinin tüm özelliklerini yoğun bir şekilde barındırıyor. Böyle bir parçanın işte böyle bir videosu olmalı dediğimiz noktada ise devreye Joana Kohen’in gözü giriyor.

Ana fikrinden ‘huzursuzluğu tetiklemek’ olarak bahsedebileceğimiz videoda; İstanbul queer performans camiasının tanıdık yüzleri olan dans sanatçıları karanlık bir ritüelin içindeler ve distopik sembollerle ELZ’e eşlik ediyorlar. Stilistliğini Ece Özel’in üstlendiği çalışmada Giray Sepin, Sudi Etuz ve Ali Koç tasarımlı kıyafetler ise ELZ’in siyah - beyaz cyborg kimliğine ruh veriyorlar. Basic Disarm, Çağlar Almendi, Dethpraxis, Willie Ray, Anna Tholia, Larissa Petrovna, Cassandra, Mert Eken, Berca Aşan ve Günalp Gödez’in performanslarını izlediğimiz videonun grafik tasarımı ise Studio Further’a ait.

Ali Gülşener Anna Tholia
Ali Gülşener Basic Disarm
Ali Gülşener Berca Asan
Ali Gülşener Çağlar Almendi
Ali Gülşener Cassandra
Ali Gülşener Dethpraxis
Ali Gülşener Efe Cult Member
Ali Gülşener Günalp Godez
Ali Gülşener Larissa
Ali Gülşener Mert Eken
Ali Gülşener Vlad Mad Doctor

Bu kadar bilgi tabii ki bize yetmediği gibi size de yetmez diye düşünerek, hemen ELZ AND THE CULT'a ve Joana Kohen'e sorularımızı sıralıyoruz...

ELZ AND THE CULT

Ali Gülşener

Genel olarak müziğinde de hissedilen huzursuzluk temasını Dystopian Prayer için çekilen videoda da farkediyoruz. Sence huzursuzluğun sınırı nedir? Ya da bir sınırı var mıdır?

Huzursuz olan tek şey aslında benlik. Daha çok bilinmeyenden ya da korktuklarımızdan huzursuzluk duyarız. Anı durduran şeyler, düşüncelerimizi ve bildiklerimizi zorlayan şeyler huzurumuzu kaçırır ve bizleri ‘rahatlık alanı’ içinden çıkarır. Bence bir insanın en bilemeyeceği şey sadece kendisidir ve kendi hisleri, bilmedikleri ona huzursuzluk verebilir. Kendimizi bulmak da sınırlı bir şey olmadığı için huzursuz hissetmenin de bir sınırı olabileceğini düşünmüyorum.

Albümün Psychodrama’da Kubrick ve Gremlins referanslarına rastlıyoruz. Müziğin bu kültürden genel anlamda nasıl besleniyor? Yeni dönem sci-fi ile aran nasıl?

Yeni dönem edebiyat ve sinemayla aram kötü, hatta hemen hemen yok. Eskileri bitirirken ve onları araştırmaya devam ederken zaman kalmıyor sanki. Bunun dışında görsel dünyadan çok etkileniyorum, müziği de hep görsel bir alan olarak düşünüyorum aslında. Üretimlerim ve tüketme aşamam hep öyle gelişiyor. Genelde müzikal bir proje üstünde çalışmaya başlamadan önce kendime önceden bir moodboard oluştururum; içinde yoğunlukla filmlerden sahneler, moda kataloglarından imgeler olan bazı renk skalalarının olduğu, şiirler kesip yapıştırdığım... Üretirken de bu moodboard hep yeni eklentilerle büyür, hatta bazen tamamen baştan oluşur. PSYCHODRAMA albümünün üretim aşaması Kubrick’i tekrar geriye dönüp izlediğim bir dönemdi. Özellikle Clockwork Orange, Barry Lyndon ve 2001: A Space Odyssey’i dönüp dönüp üst üste yedi - sekiz kere izlediğim geceler oluyordu. Kubrick’in görseller üstüne kontrast ses kullanımı, Milena Canonero’nun özenle araştırıp oluşturduğu kostüm tasarımları... Hepsi beni bu albümü oluştururken çok etkiledi. Joana’yla yaptığımız ilk klip görüşmesinde bile ‘bu işte Kubrick için bir saygı duruşu göstermek istiyorum’ demiştim. Özellikle salt bir şekilde bilim kurgu olmasa bile sinema, filmlerdeki ses öğelerinin kullanımı, renk kullanımı, kostümleri tasarlamış kişilerin yaptığı araştırmalar, çıkış noktaları, renk skalaları her daim beni en çok etkileyen şeyler oldu.

Son dönemlerde post punk/goth ve benzeri akımların giderek kuvvetlenen geri dönüşünü neye bağlayabiliriz?

Bu saydığınız janralar aslında kendi kıyafet kodları, manifestoları, dokuları, bazı ortak düşünceleri ve kaygıları olan birer alt kültür. Bunlar da hep karanlık temalar aslında. İnsanın kendi ile daha çok iletişim kurduğu, çirkin yada sorunlu görmektense dışa vurup bunları üstüne giydiği birer alt kültür. Şimdilerde dünya aslında böyle bir noktada. Gerçekten  geleceği çok karanlık, çok melankolik bir zaman diliminde olduğumuzu düşünüyorum. Daha çok bağlanmış olmamıza rağmen daha yalnız olduğumuz, her an olan her kötü şeyi görüp okuyabildiğimiz, fiziksel yaşam alanımızın gitgide çürüdüğü ve bizler yüzünden yıkıldığı bir zaman dilimi bu. O yüzden bu alt kültürlerin tekrar canlanması ve goth imgelerin daha çok göz önünde olmasını biraz bu şekilde yorumnluyorum; hem dünyanın sosyoekonomik gelişimindeki yıkım noktaları hem de politik anlamda sıkışıklıklar yaşadığımız bu atmosferin bir çeşit dışa vurumu.

Müziğinin olmazsa olmazı ne?

Müzik genel anlamda çok geniş ve altında çok fazla farklı alt kültürü ve zevki barındıran bir şemsiye olduğu için bunu yanıtlamam hemen hemen imkansız. Müzik aynı zamanda çok kişisel de bir şey. Fakat benim müziğimin (ürettiğim ve tükettiğim) olmazsa olmazı duruşudur, manifestosudur ve bütünlüğüdür aslında. En ufak detayının bile gözden kaçırılmamış olmasıdır. En ufak detay derken; sahneye taşıdığım setlist kağıtlarında kullanılan fontun düşünülmesi ve uyumu kadar en ufak detaykardan bahsediyorum. Tam da o noktada müzik bir şey oluşturmuş oluyor sanki.

Türk ana akım müzisyenlerden biriyle düet yapma şansın olsa o kim olurdu?

Özlem Tekin ve Tuğçe San.

Erken dönem Nine Inch Nails mı, yeni dönem Nine Inch Nails mı?

Çok büyük bir Pretty Hate Machine hayranıyım ve hatta sanırım bağımlısıyım. Fakat Nine Inch Nails’in her döneminde ayrı tutulduğum noktalar var, kıyaslayamıyorum.

Joana Kohen

Ali Gülşener

Bize ELZ AND THE CULT'la nasıl bir araya geldiğinizden biraz bahseder misin?

ELZ AND THE CULT’ı bir süredir dinliyordum ancak nereli olduklarına bakmak hiç aklıma gelmemişti çünkü şarkı sözleri ingilizceydi ve doğası gereği nameli bir müzik olmadığından herhangi bir aksan da dikkatimi çekmemişti. Ta ki bir gün şarkı sözlerinde türkçe bir kelime duyana kadar. Hemen Spotify’dan nereli olduklarına baktım ve Instagram’dan Elz’e mesaj attım. İlk teklifim onlara bir klip çekmekti. İkincisi ise; üzerinde çalıştığım uzun metraj filmin müziklerini yapmalarıydı. Bunun üzerine Elz'le buluştuk, beraber müzik dinledik, sevdiğimiz filmlerden bahsettik, ilgi alanlarımızı paylaştık, yazdık, çizdik ve birlikte neler yapabileceklerimiz üzerindene paylaşıma başladık. Bizi tatmin edecek şeyin yalnızca klip çekmek olmadığının farkındaydık. Bir anlatım dili oluşturmalıydık ve bu dil; Elz’in yeni albümünde mesele ettiği öğeleri de içinde barındırmalıydı. Benzer fikirleri paylaştığımız insanlarla bir araya geldik, güçlerimizi birleştirdik. Bu sürede daha çok yakınlaştık ve çok güçlü bir ekip olduk. Klibin çekildiği Ağustos gününden bu yana, bu projede birlikte çalışmış herkesle hala görüşüyoruz ve birbirimize destek oluyoruz.

Söz konusu işte üstlendiğin yönetmen rolünü bir kenara koyduğumuzda, post punk-goth kültürü/müziğiyle aran nasıl? 

Kendimi bildim bileli bu müziği dinliyorum. Ben ortaokuldayken, annemle babamın inanılmaz bir CD koleksiyonu vardı. Discman’imde dinlemek için içinden sürekli CD aşırırdım. İçinden sürekli CD aşırırdım. Bauhaus, The Cure, Placebo gibi gruplarla o koleksiyon sayesinde tanıştım ve büyüdükçe de yeni müzikler keşfettim. Aslında o zamanlar dinlediğim Birthday Party’nin, Sad Lovers & Giants’ın, Kate Bush’un müziği sayesinde punk/post-punk kültürünü tanıdım. ELZ AND THE CULT’ı keşfetmem de bir noktada kaçınılmazdı sanırım.

Korku sinemasi senin için neyi ifade ediyor?

Doğrusu korku sinemasıyla çok ilgilenmiyorum. Mario Bava, Jesús Franco gibi yönetmenleri çok beğeniyorum ama bu türle ilgili asıl ilgi ve merak duyduğum unsurlar; taşıdığı karanlık ve erotik ögelerin yanı sıra kostüm ve set tasarımları.

Videonun yanı sıra aynı proje kapsamında Ali Gülşener'le birlikte gerçekleştirdiğiniz arşivsel nitelikte bir de fotoğraf çalışması mevcut. Nasıl bir çıkış noktasından harekete geçtiniz? 

Klibin yanı sıra projeyi fotoğraflamak da istiyorduk. Ali ile zaten tanışıyorduk ve bu projede birlikte çalışmanın iyi bir fikir olacağını düşündük çünkü işlerini takdir ettiğimiz ve aynı vizyonu paylaştığımız biriydi. Fotoğraf çekimi klipte yarattığımız karakterlerin ufak bir dokümantasyonu niteliğinde. 

Bu videonun senin için en özel yanı ne?

Bir sürü muhteşem yetenekli insanın vizyonuma/vizyonumuza inanarak bu projeye dahil olması kuşkusuz projenin en özel yanı. Bu proje sayesinde bir araya geldiğim, birlikte ürettiğim herkesle çalışmaya devam etmeyi çok isterim. Kendimi şanslı hissediyorum, sevdiğim ve bağ kurduğum bir müzik türüne klip yapabildim, hayallerimden birini gerçekleştirdim. İnsanın hayal listesine bir tik atmasından daha güzel ne olabilir ki? 

BU AY EN ÇOK OKUNANLAR
Mine Özbek

MİNE ÖZBEK

Mutlaka bir yol vardır.

Hayata Açık Ol

HAYATA AÇIK OL

Ray-Ban; dürüst, özgür ve anların içinde kendine doğallıkla yer bulanlara sesleniyor: You're On!

Dr. Mark Hyman

DR. MARK HYMAN

"Kaderimizin kurbanı olacağımız düşüncesinden vazgeçmeliyiz. Biyolojimizi değiştirecek güce sahibiz."

Cem Yiğit Üzümoğlu

CEM YİĞİT ÜZÜMOĞLU

'Fatih Sultan Mehmed'i hiç böyle görmediniz' diye bir spot yazsak, click-bait'e kurban gitmiş olur muyuz?

A Suburban Affaır

A SUBURBAN AFFAIR

Kırsaldayız ama aslında değiliz.

Cıty Portraıts: Budapeşte, Kıev, Prag

CITY PORTRAITS: BUDAPEŞTE, KIEV, PRAG

Budapeşte, Kiev ya da Prag'ta havalar nasıl?

Burak Deniz

BURAK DENİZ

“Biraz sabırsız ve çoğu zaman kararsızım. Bu iki özelliğim bir kenara, kendimden oldukça memnunum, zira en nihayetinde bunlar beni ben yapan haller ve bütünü olumlu etkiliyorlar.”

Sorumluluk Sevgiye Dahil

SORUMLULUK SEVGİYE DAHİL

Evcil hayvan sahiplenirken aklınızda bulunması gerekenler.

Professıonal Tourıst

PROFESSIONAL TOURIST

Turist olduğunuz bi şehirde yabancısınızdır. Yabancı olmadığınız bir şehirde turist de olamazsınız. Üzerine biraz düşününüz. Galeride ilerleyerek...

Cool & Collected

COOL & COLLECTED

XOXO yeni sayısında önümüzdeki soğuk aylar için birkaç olfaktif öneride bulunuyor.

2016: XOXO The Mag Röportajları

2016: XOXO THE MAG RÖPORTAJLARI

2016 yılında kimlerle sohbet ettik? Kısaca hatırlayalım;

WE ARE

WE ARE

10 yıl sonra, bir aradalar.

EN YENİLER
Mükemmel Uyum

MÜKEMMEL UYUM

Kusursuz müzik, dengeli ses deneyimi ve LG XBOOM Go arasındaki ilişkiyi tahmin etmeniz çok olası. Bu denkleme bir de Aybüke Pusat'ı dahil ediyoruz, sözü kendisine ve müziğe bırakıyoruz.

Dr. Mark Hyman

DR. MARK HYMAN

"Kaderimizin kurbanı olacağımız düşüncesinden vazgeçmeliyiz. Biyolojimizi değiştirecek güce sahibiz."

Serra Yılmaz

SERRA YILMAZ

Serra Yılmaz birçok şey demek. Ve bunlardan bir tanesi mentor olabilir...

Hayata Açık Ol

HAYATA AÇIK OL

Ray-Ban; dürüst, özgür ve anların içinde kendine doğallıkla yer bulanlara sesleniyor: You're On!

Bir Yerel Moda Dosyası

BİR YEREL MODA DOSYASI

İnsanı ve yaşadığı alanı ele alıyoruz. Giydiklerini, kendini çevrelediklerini. Ve sözü Türkiye'den yedi tasarımcıya bırakıyoruz.

Hayvanlarla Daha İyi Bir Dünya

HAYVANLARLA DAHA İYİ BİR DÜNYA

BluTV dizisi Bunu Bi' Düşünün sorumlu hayvan sahipliğini farklı bir gözle anlatıyor. Şimdi bu hikâyeyi yaratıcılarından dinliyoruz.

DAHA FAZLA