BEĞENİ ÜZERİNE

Ali Akay, XOXO The Mag için yazdı.

Yazı: Ali Akay - XOXO The Mag Sonbahar/Kış 2019-2020

Görsel: Liam Gillick, Systemic Peace

 

Sadece bugün değil, sanat tarihi boyunca beğeni diye adlandırılanın ne olduğu sorusu düşüncelerimizi meşgul etmekte. Beğeni yargısı kavramı 18. yüzyılın sonunda, bilhassa gündeme geldi. Buna göre beğeni, hoş, güzel ve yüce kavramlarıyla alakalı olarak kullanılabilir ve bunların kendi içlerinde bir hiyerarşisi vardır. Beğeninin öznel bir yargı biçimi olduğu söylenebilecektir belki de, ancak yargı gücünün kimin tarafından seçildiğinin de önemi var. Beğeni, her sınıfa veya her millete göre değişebilir mi? Yerel beğeniler var mıdır? Buna verilecek cevaplar her ne kadar tatmin gücü kuvvetli olsa bile, aralarında sanat tarihinin içinden geçen evrensellik kavramıyla bir ilişki kurulması da beğeni yargısının önemli noktalarından birisi.

Beğeni öznel olabilir ancak buna rağmen herkesle kesişme imkanlarının olduğunu yadsımak da pek mümkün gözükmektedir. Herkesin ve her kesimin beğendiği geçerli olabilir mi (ilk bakanlarla sanatçılar, sanat alanında öne çıkanlar farkı)? Bu soru, önemli durmasına rağmen aslında bir bakıma yanlış bir soru, sorunun cevabını vermek için ikinci bir önermeyi daha arkasından tekrarlamak zorunda kalacağız; çünkü iyi beğeni ve kötü beğeni arasında hiyerarşik bir fark söz konusu. Bugün sanatlar üzerine konuşmaya başladığımızda tekrar edebileceğimiz gibi, iyi sanatçı ve kötü sanatçı diye adlandırılacak yine hiyerarşik bir ayrım söz konusu. İyi beğeniye sahip olmak için çok şey bilmek veya konunun üzerine eğilen bir bilirkişi olmak yeterli midir? Lord Kenneth Clark bize bu konuda bir söz söylüyor: “İyi beğeni ne demektir? Beğeni ne marifettir, ne de sanatsal duyarlılıktır. O halde onun ne olmadığını söyleyerek başlayabilirim. Buna ekleyeceğim bir şey daha var ve diyebilirim ki, iyi beğeninin modayla da alakası yok. İyi beğeniyle kötü beğeni birbirleriyle, bütün uygarlıklar ve dönemler boyunca ilişki ve temas içindedir.” Buna göre beğeni, bir eserde bile olsa sanat tarihinin ilk döneminden bugüne kadar gelen zamanı germekten geçmektedir. Eserin az ve virtüel varoluşunun varlık kazanması iyi beğeniyle alakalıdır. Esere ilk planda bakıp da yorumlayanların beğenileri genelde kötüdür. H. James beğeniyle ilgili olarak “Ama vasat olmasın!” diye yazıyor. Beğeni demek o halde ince bir duyarlılığı, bir bilgi türünü beraberinde taşımakta. Buradan yola çıkarak, iyi ve kötü beğeninin var olduğunu kabul etmek lazım geliyor.

Yine K. Clark’a göre, “Şık insanlar her zaman iyi beğeniye sahip olmazlar.” O halde, şıklıkla beğeni arasında kurulan ters orantı, beğeniyi bir başka alana doğru taşımaktadır: Sanatlarda iyi beğeni. Bu, gözün alışkanlığı, dünyasal sanat alanındaki tecrübelerin sıklığı, müzelerin ve büyük sergilerin yanında iyi galerilerin sergilediği eserlere aşinalığı, anlatma üslubuyla ilişkilendirilebilir. Bunun tarihi bir gidişatı vardır; ama buna göre iyi beğeni, kendisini bayağı beğeni yargısından ayırmaktadır.

Sanat tarihçisi Clement Greenberg’ün yüksek sanat ve kiç arasındaki ayrımı, bilhassa siyasi olarak dikkat çekici: Demokrasilerin geliştiği yerlerde iyi beğeniyle yüksek sanat yapmak mümkün olmaktayken; tersine, totaliter yerlerde beğeni kötüleşerek halk beğenisi halinde bir biblo estetiğini ortaya koymaktadır. 20. yüzyılın ilk yarısında, tam olarak 1939’da yazılan bu makale, Almanya’da dejenere sanat olarak öne sürülen avangart sanatları hede emekteyken yazılmıştır (1937). 20. yüzyılın ikinci yarısında sanatlar, yüksek veya alçak sanatlar olarak nitelenmenin çok ötesinde duruyor. Brüt sanat bilhassa bunun çok uzağına taşınmasına neden oldu; ancak dışarıdakilerin sanatı olarak adlandırılan ve daha çok akıl hastalarının yapmış olduğu sanatlar için, ortaya çıkan ürünlerin her zaman eser olduğunu söylemek güç. Her patetik güdü eser haline gelememekte. Félix Guattari, bir psikanalist olarak, her akıl hastasının yaptığı resmin bir sanat eseri olarak kabul görmesini yadırgadığını söylemiştir.

O halde, çağdaş sanatlarda marjinallik bir bedel olmasına rağmen her seferinde sanatın tanımıyla örtüşmekte zorluk çektiğini söylemek mümkün. Her siyasi eylem, her marjinallik denemesi birer sanat eseri olarak ele alınmaktan çok birer deney olarak düşünülmektedir. Deneylerse bazen başarılı bazen başarısız olduğu gibi, sanatsal denemeler de her zaman başarılı olamayacaktır. Bunu en iyi bilen iyi sanatçılardır, çünkü onlar yaptıkları denemelerin hangisinin iyi ve gösterilebilir, hangisinin kötü ve başarısız olduğundan dolayı gösterilemez olduğunu bilmektedirler. (A. Giacometti, gözüyle görmekte olduğu portreleri çizmekten ama bir türlü başarılı olamadığından bahseder.) İyi sanatçı, iyi beğeni yargısını izleyenlere sunan kişidir.

Marcel Duchamp’ın eseri, 20. yüzyılın başında, bunun en güzel örneklerinden birisidir; uzun uzun düşündükten sonra, deneylediklerinden hangisinin sanat eseri olarak ortaya konulabileceğini bilmiş, bunu göstermiş ve hukuki olarak gerçekleştirmiştir. (Eseri, hayatı boyunca, tek bir çizgiden ibarettir ve çizgilerin birçoğunu yan yana getirerek tek bir eser yapmıştır.) O halde beğeni, iyi olduğunda neyi, nasıl bildiğini bilmekten ve onlara hayat vermekten geçmektedir. Bu bir bilgi türüdür ve sanat uzunca bir zamandan beri bir bilgi türü olarak kabul edilmiştir.

O zaman söyleyebiliriz ki, iyi sanatçının kim olduğunu anlamaya başlayanların iyi beğeni yargısı oluşabilecektir çünkü beğeni yargısını oluşturanlar sanatçıların kendileridir. Sanat ancak bir kere sanatçı tarafından yapıldıktan sonra dışarıdan bakan sanat eserini kendi bakışıyla genişletmek imkanına sahip olacaktır. Sanat sanatçının perspektifinden anlam kazanmaya, ancak bu koşullarda sahiptir. Sanatçı merkezli bir bakışın takibinden geçen, iyi sanatçıyı takip eden ve iyi beğeniyle birleşmeye hazırlanan dışarıdan bakan göz, kendisini kurmaya başlar. Beğeni, ancak o zaman ebedi olan bir eserle birlikte anılmaya ve onunla özdeşleşmeye başlayabilecektir. İyi kalitesindeki sanatçının bakışı evrensel ve ebedi yargı gücünü ortaya koyduğu vakit iyi beğeniyi sanat severlere sunmaya başlayacaktır. O halde iyi beğeniye sahip olmak demek, iyi sanatçının takibinden geçmektedir, portföy yapmaktan değil! Buysa, ilk kalitelerle (malzeme, maddenin kullanımı) ikincil kalitelerin (renkler) algılanmasının beraberliğinde ortaya çıkar.

Bugün sanatlarda gitgide bir malzeme yeniliği söz konusu. Fakir malzemeler ve düşüncesini ekolojik olarak kullanan sanatçıların birçoğu, bugün iyi olarak nitelendirilebilecek sanatçılardır çünkü bakışları evreni ve evrenin sorunlarını soyut bir düşüncede kapsamaktadır. Sadece yerel sorunlar değil, kozmosa ait olan ekosistem konumuzun içinde. Önemli olan, soyut düşünceyi ve sanatın malzemelerini yüzeye iyi oturtmak ve kurmaktır.

Sanatçı bu durumda sadece bir antropolog değil aynı zamanda antropolog gibi alan incelemesiyle sınırlı kalamayan bir düşünürdür ve hatta, henüz var olmayanları hayata geçiren bir avukattır. Var olmaya başlayanların kurucusu olarak, sanatçı onlara hukuki bir çerçeve tanır. İyi bir antropoloji Claude-Lévi Strauss’a göre, önsel olarak yereli evrensele bağlayandan geçmektedir. Sadece insan ve insan olmayanlar değil, sadece şiirsellik de değil, aynı zamanda evreni kapsayan bir bilimsel düşünce içinden geçen bir duyarlılık sahibi olmak iyi sanatçıyı ortaya çıkarır. İyi sanatçı, iyi beğeniyi izleyenlere gösterendir. Ve de bu bakış, moda olduğu için değil, elzem olduğu için var olmaktadır.

Beğeni demek, iyi olana sahip olmak demektir. İyi sanatı ve iyi sanatçıyı takip ederek beğeniyi iyiye doğru geliştirmek mümkün. Ama ezberden gidilmeye kalkılırsa, duvar hemen kafamızın üstünde. Aman çarpmayalım...

BU AY EN ÇOK OKUNANLAR
Şehirlerin Şarjı Bitmez

ŞEHİRLERİN ŞARJI BİTMEZ

Güne hazırsınız, otomobiliniz de öyle.

Yeni İnsan

YENİ İNSAN

Gündüz Vassaf XOXO The Mag için yazdı.

Sosyal İzolasyonda Skın-Fastıng

SOSYAL İZOLASYONDA SKIN-FASTING

Cilt bakımı rutininizi durdurduysanız, tekrar düşünün.

Değişik Bir Gün

DEĞİŞİK BİR GÜN

Başlıyoruz.

Az Kaldı

AZ KALDI

Otomobile atlayıp şehri yaşamaya.

Rebırth

REBIRTH

Adı üstünde işte, yeniden doğuyoruz.

Şükrü Özyıldız

ŞÜKRÜ ÖZYILDIZ

Şapkasını kapının dışında bıraktı. İçeri girdi, elimizi sıktı, karşımıza oturdu; arkadaşımız oldu.

Best Frıends: Ece Çeşmioğlu

BEST FRIENDS: ECE ÇEŞMİOĞLU

Ece Çeşmioğlu ve Taner Ölmez'le sohbet ettik. Daha doğrusu onlar etti, biz dinledik.

Evdeki Saat

EVDEKİ SAAT

Grubun beyni ve şimdilik tek üyesi Eren Bagi’yleydik.

A Suburban Affaır

A SUBURBAN AFFAIR

Kırsaldayız ama aslında değiliz.

Lyn Weıscz

LYN WEISCZ

Lynskiii, telefonun öbür ucunda.

A’dan Z’ye Moda Haftası

A’DAN Z’YE MODA HAFTASI

Moda haftasının hengamesi ve bütün yaşananları alfabedeki harflerin öncülüğünde inceliyoruz.

EN YENİLER
Zızı Donohoe

ZIZI DONOHOE

Zizi Donohoe ile güzellik üzerine biraz laflıyoruz.

Franz Ferdınand

FRANZ FERDINAND

Franz Ferdinand ile İstanbul konserlerinden hemen önce buluşmuştuk.

Bir Küresel Moda Dosyası

BİR KÜRESEL MODA DOSYASI

Küresel moda markalarını mercek altına alıyoruz.

Erol Tabanca & İdil Tabanca

EROL TABANCA & İDİL TABANCA

OMM'u Kengo Kuma'dan dinledik, şimdi sıra işin kalbi olan ikilide. Biz bu ikilinin sohbetine müdahil olmaktansa şahit olmayı tercih ediyoruz.

Jonathan Anderson

JONATHAN ANDERSON

JW Anderson’ın kurucusu ve Loewe’nin Kreatif Direktör’ü Jonathan Anderson’ın yükselişi hız kesmiyor. Erkek kıyafetleriyle başlayıp kadın tasarımlarına varan serüvenin tanığıyız.

Dönersen Islık Çal

DÖNERSEN ISLIK ÇAL

Bala Atabek, XOXO The Mag için yazdı.

DAHA FAZLA