BİR İHTİMAL DAHA VAR

Taklit etmenin kötü bir şey olduğunu sanıyoruz ama yanılıyoruz ve size, 'Biyotaklit ne demektir?'in cevabını veriyoruz.

Yazı: Barış Çakmakçı - XOXO The Mag Sonbahar/Kış 2019-2020

Fotoğraf: Shing Chan, Iris van Herpen Couture FW 18/19

 

Biz bir yerlerde hata mı yaptık? Tam olarak bilmiyorum. Bugün gündemi meşgul eden birçok konunun müsebbibi kim? Onu da kestiremiyorum. Fakat bugün dünya bir yanda iklim değişikliği protokolleriyle, diğer tarafta sürdürülebilirlik açılımlarıyla uğraşırken, başka bir köşede karbon salınımları ve fosil yakıtların nihai sonuçlarıyla kendi içinde adeta suya düşmüş bir damla misali yayıla yayıla dalgalar oluşturmaya devam ediyor. Birleşmiş Milletler’in iklim zirveleri ya da çevre aktivistlerinin çabaları da ancak belli bir çerçevede yankı uyandıracak ölçekte. Ötesi için yol uzun... Şurası da bir gerçek ki, teknoloji bir yanda, üç boyutlu baskı uzuvlardan insana benzetim amaçlı dinamik robotların ve yazılımlarının tasarım ve kurgusunu yapan mühendislik şirketi Boston Dynamics’in jimnastik robotlarına kadar aldı başını gitti. Bu robotların sonu şimdilik nereye varır? Onu da bilmiyorum... Ama post-apokaliptik distopya filmlerine varması da elbette epey muhtemel... Dünyanın var oluşundan bu yana insanların karşılaşılan problemlere çözüm üretmek amacıyla çeşitli yolları denemiş olması tesadüf değil. Yukarıda değindiğim iç karartıcı tablonun çıkış yolunu yine doğanın asırlık tecrübesine kulak vererek bulmak (belki) mümkün. En azından bunu son 10 yıldır deneyen ve deneyimleyen bir inovasyon kaynağı mevcut: Biyomimikri. Bu yazının çıkış noktası terimle ben de henüz çok yeni tanıştığımı itiraf etmeliyim. Daha doğrusu şöyle; neyin ne olduğunu, zaten etrafımızda var olan parçaları bu yazı çerçevesinde tekrar farklı bir gözle okuyunca anladım. Açıkçası bu yazıyı hazırlayana kadar da, biyomimikrinin birkaç İngilizce makale ve Türkçe akademik çalışmanın ötesinde, günlük hayatımda pek yeri olduğunu da hatırlamıyorum. Bu arada, biraz kurcalayacak olursanız, ‘Doğada bulunan her varlığın içerisinde bir mucize barındırdığını ve çözüm için ona bakmanın yeterli olduğunu bilmek gerekir.’ stilinde romantik yaklaşımlara kendiniz de rastlayabilirsiniz...

Biyomimikri, sözcük anlamı itibarıyla Latince’de ‘bios’, yani yaşam ve ‘mimikos’, evet, tahmin ettiğiniz üzere taklit sözcüklerinden türeyerek üretilmiş bir kavram. Kısaca anlamlandırmak gerekirse (Türkçesiyle biyotaklit), yaşamı ve doğayı taklit etmek üzere doğadan ilham alan bir bilim dalı ve tasarımlar bütünü. Bu bilim dalı, insanların doğada bulunan sistemleri taklit ederek yaptıkları maddelerin, aletlerin, kıyafetlerin, mekanizmaların ve sistemlerin tümünü kapsıyor. Sorunlara çözüm üretirken de, ‘Nasıl yapılır?’ sorusundan ziyade, ‘Daha iyi nasıl yapılır?’ sorusuna yanıt arayarak önemli bir katkı sağlıyor.

Bu bilim dalında önemli çalışmalara imza atan ve kar amacı gütmeyen Biomimicry Institute’ün kurucusu Biyolog, Yazar ve İnovasyon Danışmanı Janine Benyus’un 2009’da gerçekleştirdiği ve videosunu internette bulabileceğiniz ‘Biyomimikri Eylemde’ başlıklı TED konuşmasının açılışında “Eğer bizden saklı olan herhangi bir şeyi ortaya çıkarabilseydim (en azından modern kültürlerde) bu, unuttuğumuz bir şey olurdu. Daha önce bildiğimiz bir şey... O da şudur ki, biz becerikli bir evrende yaşıyoruz ve harikulade bir gezegenin parçasıyız. Ve etrafımız eşsiz dehayla çevrili.” diyor ve ekliyor, “Biyomimikri yeni bir disiplin; bu eşsiz dehadan öğrenmeye çalışıyor, onların tavsiyelerini alıyor. Tasarım tavsiyelerini... Aslında bugün biyomimikride olan şey, doğal yaşamın geri kalanının, bizim yapmamız gerekene çok benzer şeyler yapıyor olduğunu hatırlamaya başlamamız. Fakat doğa bunu öyle bir şekilde yapıyor ki, doğal yaşamın milyarlarca yıldır zarafetle gezegende sürmesini mümkün kılıyor. Yani, biyomimikriciler bir anlamda doğanın çırakları. İşleve odaklanıyorlar ve kendilerine ‘Doğa bunu nasıl çözerdi?’ diye soruyorlar.” Biyomimikri terimi her ne kadar Benyus tarafından icat edilmiş olmasa da, ilk kez 1997’de yayımlanan ve 21. yüzyılın en zorlu insani sorunlarını çözmek için doğanın en iyi fikirlerini nasıl incelediğini anlattığı Biyomimikri: Doğadan Esinlenen İnovasyon adlı kitabı, bu terimi dünya literatüründe bilinir kıldı. Kendi deyimiyle tam bir doğa hastası olan Benyus, bu kitapta biyomimikrinin bilimi ve bilim insanını, tasarım ve tasarımcıyı sürece nasıl dahil edip doğadan ilham alarak yaratıcı çözümler geliştirmeyi hedeflediğini de anlatıyor. Doğanın 3,8 milyar yıllık tecrübesini mevcut araçlar ve yeteneklerle inceleyebilme olanağımız artınca da değişen koşullara uyum sağlamak, yaşayabilmek için gelişmek, büyümeyi gelişmelerle uyumlaştırmak, yerel ihtiyaçlarda farkındalık ve sorumluluk oluşturmak, doğa uyumlu kimya kullanmak ve kaynaklarda verimli olmak gibi prensipler çerçevesinde bir sistem kurmak mümkün oluyor.

Kısacası, doğa karşımıza artık bir model ya da bir mentor olarak çıkıyor. Doğadaki canlıların yaşadıkları ortama uyum sağlamak ve hayatta kalmak için yaptıkları bazı davranışlar da bunun ölçütü. Mesela, kendi kendine bacağını ya da kuyruğunu geliştirebilen semenderler, bir anda, kendini yenileyebilen araba lastiklerine dönüşüveriyorlar. İnsan yapımı radarların daha verimli çalışması adına yarasaların çok frekanslı ileticilerinden ya da otomotiv endüstrisinin aerodinamik sorununu aşabilmek için kutu balığından faydalanması da örneklenebilir. Yüzücülerin daha hızlı yarışabilmesi için köpek balıklarının yüzeylerinden ilham alan Speedo mayoların üretilmesi hiç şaşırtıcı gelmemeli. Spor ayakkabıların vazgeçilmezi olan cırt cırtlar da Benyus’a göre biyomimikrinin en tanınmış ve en başarılı ticari örneklerinden biri. 1941 yılında Alpler’deki avdan dönen İsviçreli mühendis George de Mestral, köpeğinin üzerine yapışmış dulavrat otunu incelemeye aldıktan sonra, kürklere ve çoraplara kolayca takılan basit bir mikro kanca tasarımının farkına vardı. Yıllarca bunun üzerinde çalıştıktan sonra, bugün cırt cırtlı bant olarak tabir ettiğimiz keşfe imza attı ve 1955’te bu ürünün patentini aldı. Doğanın zaman içinde test edilmiş kalıplarını ve stratejilerini taklit eden biyomimikrinin kullanıldığı alanlar dışsal uyaranlara tepki verebilen akıllı malzemeler, yüzey topografisini ilgilendiren yüzey düzenlemeleri, yeni şekilleri ve yapıları bünyesinde bulunduran malzeme mimarisi ve mevcut sistemlerin parametrelerinin düzenlenmesi ve iyileştirilmesi adına yapılan çalışmalar olarak özetlenebilir. En yaygın kullanım alanıysa, hareketlilik kabiliyetlerinin artırılması üzerine. Temel amaç doğadaki eşsiz çözümlerden yararlanarak yaşamın her alanıyla ilgili güncel tasarım çalışmalarının gerçekleştirilmesi ve uzun vadede yeryüzünde yaşama iyi adapte olmuş ürünlerin, süreçlerin ve politikaların yanı sıra, yeni yaşam biçimleri yaratmak.

Şüphesiz ki, artık Steve Jobs’un da belirttiği üzere, 21. yüzyılın en büyük yeniliklerinin biyoloji ve teknolojinin kesişiminde olacağı yeni bir dönem başladı. Doğanın çeşitli süreçler için ürettiği çözümler, yine doğanın çeşitli güçleri tarafından test edildi. Bu deneyime kendi araştırmamızı da ekleyerek, mükemmel bir tasarım çözümüne ulaşabiliyoruz ve kaynak tüketimi de kendi doğal süreçlerinde optimize edilebiliyor. Böylece sürdürülebilirlik, doğadan gelen tasarımların gelişiminde kendini buluyor desek, haksız sayılmayız. Biyomimikri, moda endüstrisindeyse bugüne dek sıklıkla, gelecek tahayyüllerinin bir yansıması olarak karşımıza çıktı. Biyoteknoloji, nanoteknoloji ve yapay zeka çerçevesinde incelenecek olursa, fütüristtik insanların hep robot bedenine sahip birer ‘cyborg’ olduğunu görüyoruz; özellikle Hollywood’da... Biyolojik olarak yapılandırılan bu ‘cyborg’lar, sokak stilinden podyumlara pek çok moda tasarımcısının da radarına girdi. Bugünse, suni deri gibi genetik olarak modifiye edilmiş biyo-materyaller laboratuvar ortamında üretilerek artık yeni bir dönemi işaret ediyor. Örümceklerden elde edilen ipek kumaşlardan tutun da ananas ve portakal liflerinden üretilen organik tekstillere ve hatta yabani mantar bazlı vegan derilere kadar alternatif sürdürülebilir malzemeye rastlamak mümkün. Gelecekte bu kıyafetler sadece bir giyinme kültürünü ya da stili değil, aynı zamanda ikinci bir moda teni misali biyolojik olarak belirli koruma işlevleri de üstlenecek. Adeta kendi vücudunuzun bir uzanımı gibi işlevsel özelliklere sahip olan bu kıyafetler, sosyal medyadan beslenebileceği gibi, kendini iyileştirme veya artırılmış gerçeklik gibi fonksiyonlara da sahip olabilecek. Tıpkı 2016 yılında The MET Gala’da Karolina Kurkova’nın giydiği ve Twitter’dan aldığı geri bildirimlere göre farklı renklerde led ışıkları yanıp sönen Marchesa ve IBM ortak çalışması olan tülden bilişsel elbise ya da Iris van Herpen’in sentetik biyolojiden ilham alan 2019 Sonbahar/Kış Haute Couture koleksiyonu Syntopia gibi. Türkiye’de de bu doğrultuda vegan suni deri çalışmalarını BVÜ Yaşam Bilimleri ve Biyoteknoloji Enstitüsü'nün laboratuvarlarında geliştiren Ece Gözen Akın’ı merakla takipteyiz.

Moda endüstrisinin geleceği de adeta bir bukalemun gibi biyomimikrinin imkanlarından sonuna kadar faydalanacak ve dönüşecek. Aktif giyimden akıllı ayakkabılara kadar fizyolojik ve ergonomik anlamda giyilebilir inovasyonlara tanıklık ettiğimiz bir dönemden geçiyoruz. Biyomimikri ve yapay zekanın geldiği bu nokta, sadece gerçekliği anlamamızı değil, aynı zamanda alışılmış normalliğin sınırlarını zorlamamızı da sağlıyor.
Yoksa reklamcılığın klişesi haline gelen, beklenmeyeni beklemek durumu, gerçek mi oluyor?

BU AY EN ÇOK OKUNANLAR
Nadıa Lee Cohen

NADIA LEE COHEN

XOXO The Mag'in Sonbahar/Kış 2018-2019 kapak konuğuna bakmaktasınız.

Yeni İnsan

YENİ İNSAN

Gündüz Vassaf XOXO The Mag için yazdı.

Dönersen Islık Çal

DÖNERSEN ISLIK ÇAL

Bala Atabek, XOXO The Mag için yazdı.

Jonathan Anderson

JONATHAN ANDERSON

JW Anderson’ın kurucusu ve Loewe’nin Kreatif Direktör’ü Jonathan Anderson’ın yükselişi hız kesmiyor. Erkek kıyafetleriyle başlayıp kadın tasarımlarına varan serüvenin tanığıyız.

Yemek ve şarap eşleşmesi

YEMEK VE ŞARAP EŞLEŞMESİ

“Mutluluğun, basit ve açık bir şey olup, bir bardak şarap, bir kestane, kendi halinde bir mangalcık ve denizin uğultusundan başka bir şey olmadığına aklım yattı. Yalnız, bütün bunların, mutluluk olduğunu insanın anlayabilmesi için basit ve açık bir kalbe sahip olması gerekiyordu.” Nikos Kazancakis

Yedi Titreşim

YEDİ TİTREŞİM

Gün ortasında da günaydın diyemeyeceğimizi kim söyledi? Kendinizi rahat bırakın.

Davıd Mallett

DAVID MALLETT

Maestro’dan sizin için güçlü tüyolar alıyoruz.

Bir Küresel Moda Dosyası

BİR KÜRESEL MODA DOSYASI

Küresel moda markalarını mercek altına alıyoruz.

Franz Ferdınand

FRANZ FERDINAND

Franz Ferdinand ile İstanbul konserlerinden hemen önce buluşmuştuk.

Best Frıends: Ece Çeşmioğlu

BEST FRIENDS: ECE ÇEŞMİOĞLU

Ece Çeşmioğlu ve Taner Ölmez'le sohbet ettik. Daha doğrusu onlar etti, biz dinledik.

Server Demirtaş

SERVER DEMİRTAŞ

Mekanik hareketlerle hisleri buluşturuyor.

Erol Tabanca & İdil Tabanca

EROL TABANCA & İDİL TABANCA

OMM'u Kengo Kuma'dan dinledik, şimdi sıra işin kalbi olan ikilide. Biz bu ikilinin sohbetine müdahil olmaktansa şahit olmayı tercih ediyoruz.

EN YENİLER
Walk Don’t Run İle Tanışın

WALK DON’T RUN İLE TANIŞIN

İçeri lütfen, ama koşmadan.

Yürümek İçin 7 Neden

YÜRÜMEK İÇİN 7 NEDEN

Sicilya’ya gidip geleceğiz.

Aceleniz Yok: An’da Kalmanıza Yardımcı 5 Tüyo

ACELENİZ YOK: AN’DA KALMANIZA YARDIMCI 5 TÜYO

Hala an’da değilseniz, size buraya davet ediyoruz.

Sicilya Sokaklarında Kaybolmak İçin 3 Neden

SİCİLYA SOKAKLARINDA KAYBOLMAK İÇİN 3 NEDEN

Koşuşturmayı bırakıp derin bir nefes alıyoruz, Sicilya’dayız.

Server Demirtaş

SERVER DEMİRTAŞ

Mekanik hareketlerle hisleri buluşturuyor.

DAHA FAZLA