SERKAN KESKİN

Serkan Keskin ve kendisine yakıştırdığımız sıfatlar, lakaplar ve tanımlamalar üzerine...

Her sinema konuşmaya çalıştığınızda lafı bir şekilde alıp tiyatroya getirmesine kendinizi hazırlayın. Nefes aldığı yer Semaver Kumpanya olan bu adamın iki kalasıyla bir hevesini ondan almanız namümkün. Siz yine de kendisini yolda gördüğünüzde ona İsmail Ağabey de, Seko da demeyin. O, sadece Serkan. Ve Serkan olduğu zamanlarda da göz önünde olmaktan hoşlandığı pek söylenemez.

 

Röportaj: Hande Öçalan - XOXO The Mag Sonbahar/Kış 2019-2020

Fotoğraflar: Gökhan Polat

 

Serkan, Seko lakabın sadece Serkan adından doğmuş olamaz...
Gerçekten çok özel bir anlamı yok... Serkan olduğum için kısaltıp öyle diyorlar çocukluğumdan beri. Onu da sadece belirli bir tayfa söylüyor...

Neden oyuncu oldun?
Çünkü kendime “Yapabilirim.” dedim. Böyle bir hissim vardı. Ama bir şekilde de çok uzak durduğum bir mevzuydu. Okuldaki tiyatro Grubundan falan kaçan bir çocuktum. Lise biterken, tam da ne olacağıma karar vermeye çalışırken, bir gün bir tiyatro oyunu izledim; İzmit’te, Işıl Kasapoğlu’nun sahnelediği altı saatlik bir Hamlet oyunuydu. Oradan çıktığımda oyuncu olmaya karar verdim.

Peki, o ana kadar ne olmak istiyordun?
Net bir meslek fikrim yoktu. Psikoloji ilgimi çekiyordu. Denizle ilgiliydim, onunla ilgili bir şeyler yapmayı mutlaka istiyordum. Spor yapıyordum, futbolda ya da basketbolda ilerleyebilirdim. Ama bir şekilde hiçbiri olmak istemedim.

Kendini küçümsüyor musun? Bir ‘estağfurullah’ insanı mısın?
Evet... Herhangi bir şeyin fazlasıyla karşılaştığımda rahatsız oluyorum. “Haydi kapatalım bu konuyu.” havasına giriyorum...

Bir projenin başlangıcıyla sonu arasında geçen sürecin en sıkıcı anı neresi?
Hep birlikte bir şey yapıyorken, onun aslında hep beraber yapılmadığını hissettiğim an kırıcı oluyor. Birinin çıkıp “Çünkü ben böyle istiyorum.” demesi çok sıkıcı. Üretimin tonunun ‘biz’ iken ‘ben’ olmasından hoşlanmıyorum yani.

İyi bir huyun hiç başına iş açtı mı?
Çok... Bundan rahatsız da oluyorum ama karakter özelliğim bu; güvenmek, sevmek ve çok fazla sevmek. Özellikle son dönemde durumun böyle olmasına oldukça kızgın ve kırgınım da...

İnsanların değişmesini nasıl karşılıyorsun?
İnsanlar hayat aktığı, zaman geçtiği, her şey halihazırda değiştiği için değişiyorlar ve bu da çok normal. Ama bir şeyin fanatiği olma durumunu algılayamıyorum. “Bu siyah.” diye bağıran birinin “Bu beyaz.” diye bağırmaya başlaması durumundan bahsediyorum. Bu noktada “Evet, insanlar değişebilir.” diyemiyorum. Zaten bu düşünceyi bu kadar savunmasaydı sorun olmayacaktı. Bir şeyin fanatiği olup fikrinden döndüğünde, bu bana değişiklikten çok karaktersizlik gibi geliyor. Böyle çok örnek gördüm ve bana doğru gelmiyor. Neden bir şeylerin savunucusu ve fanatiği olmak zorundayız ki?

 

Hayatta her şeyi canın istediği için yapıyormuşsun gibi bir halin var, hiçbir şeye iş gözüyle bakmıyorsun gibi...
Aslında hiç öyle değilim. Oyunculuk benim mesleğim. Hatta, tiyatro benim mesleğim. Mesela, dizi yapmama kararı bir tercih. Altı yıldır dizi yapmıyorum. Ama tiyatro hiç ara vermeden yaptığım sürekli bir iş olduğu için ona yaklaşımım çok farklı. Rol de oynuyorum, oyun da yönetiyorum, proje de satıyorum, turne de planlıyorum, dekor da yapıyorum, ekip de kuruyorum, tiyatro da işletiyorum... 20 senedir buradan ekmek yiyorum ve en iyi bildiğim şey bu. Geçen sene 150 oyun oynamışım...

Hayatta yaptığı her ne olursa olsun ona tutkuyla bağlanan biri misin?
Kesinlikle evet.

Hepsine eşit kaliteli zaman ayırabiliyor musun?
Kışın daha az uyuyup daha çok oyun oynamaya çalışıyorum. Denizi çok seviyorum, bütün yazımı ona ayırmaya uğraşıyorum. Müzik tarafında Barabar var. Az önce söylediğiniz, o canım istediği için yaptığım şeylerden biri müzik aslında. Hepimiz canımız istediği için bu işe giriştik ve sonra bunları insanlarla paylaşmak istedik. Bir grup kurma derdiyle yola çıkmadık.

Katıldığın programlarda ve röportajlarda hep kolların bağlı duruyorsun. İnsanlarla konuşurken hala geriliyor musun?
Galiba evet... 2017’de Cannes Film Festivali’ndeyken çekilen fotoğrafların hiçbirinde yokum. O kadar en dibe gitmişim ki, kadrajdan çıkmışım.

Hiçbir zaman sevmeyeceksin sen bu halkla ilişkiler işlerini o zaman...
Sevmemek değil aslında, ben sahnede Serkan olarak bulunmayı sevmiyorum. Bir rolün içinde değilsem o sahnede olmayı sevmiyorum. Serkan olarak bir şeyler yapmaktan nefret ediyorum. Kendimi çocuk gibi hissediyorum. “Ne işim var benim burada?” diyorum. İnsanlar beni İsmail Ağabey sanarak benden bir şey bekliyorlar ama ben Serkan olarak onlara fazla sert kaçabiliyorum. Ödül aldığımda “Teşekkür ederim.” deyip sahneden indiğimde kendime kızıyorum...

Buna rağmen ilginç bir şekilde, izleyici tarafından itici bulunmuyorsun.
Bunu kasti olarak yapmıyorum çünkü. Söyleyecek bir şeyim yoksa söylemiyorum. Ama gerçekten iş olsun diye soru sorulduğunda ona iş olsun diye cevap vermek de istemiyorum.

 

Röportajın tamamı, XOXO'nun yeni sayısında. Üye olmak için buraya tıklayınız. 

BU AY EN ÇOK OKUNANLAR
Nadıa Lee Cohen

NADIA LEE COHEN

XOXO The Mag'in Sonbahar/Kış 2018-2019 kapak konuğuna bakmaktasınız.

Yeni İnsan

YENİ İNSAN

Gündüz Vassaf XOXO The Mag için yazdı.

Dönersen Islık Çal

DÖNERSEN ISLIK ÇAL

Bala Atabek, XOXO The Mag için yazdı.

Jonathan Anderson

JONATHAN ANDERSON

JW Anderson’ın kurucusu ve Loewe’nin Kreatif Direktör’ü Jonathan Anderson’ın yükselişi hız kesmiyor. Erkek kıyafetleriyle başlayıp kadın tasarımlarına varan serüvenin tanığıyız.

Yemek ve şarap eşleşmesi

YEMEK VE ŞARAP EŞLEŞMESİ

“Mutluluğun, basit ve açık bir şey olup, bir bardak şarap, bir kestane, kendi halinde bir mangalcık ve denizin uğultusundan başka bir şey olmadığına aklım yattı. Yalnız, bütün bunların, mutluluk olduğunu insanın anlayabilmesi için basit ve açık bir kalbe sahip olması gerekiyordu.” Nikos Kazancakis

Yedi Titreşim

YEDİ TİTREŞİM

Gün ortasında da günaydın diyemeyeceğimizi kim söyledi? Kendinizi rahat bırakın.

Bir Küresel Moda Dosyası

BİR KÜRESEL MODA DOSYASI

Küresel moda markalarını mercek altına alıyoruz.

Davıd Mallett

DAVID MALLETT

Maestro’dan sizin için güçlü tüyolar alıyoruz.

Franz Ferdınand

FRANZ FERDINAND

Franz Ferdinand ile İstanbul konserlerinden hemen önce buluşmuştuk.

Best Frıends: Ece Çeşmioğlu

BEST FRIENDS: ECE ÇEŞMİOĞLU

Ece Çeşmioğlu ve Taner Ölmez'le sohbet ettik. Daha doğrusu onlar etti, biz dinledik.

Server Demirtaş

SERVER DEMİRTAŞ

Mekanik hareketlerle hisleri buluşturuyor.

Erol Tabanca & İdil Tabanca

EROL TABANCA & İDİL TABANCA

OMM'u Kengo Kuma'dan dinledik, şimdi sıra işin kalbi olan ikilide. Biz bu ikilinin sohbetine müdahil olmaktansa şahit olmayı tercih ediyoruz.

EN YENİLER
Walk Don’t Run İle Tanışın

WALK DON’T RUN İLE TANIŞIN

İçeri lütfen, ama koşmadan.

Yürümek İçin 7 Neden

YÜRÜMEK İÇİN 7 NEDEN

Sicilya’ya gidip geleceğiz.

Aceleniz Yok: An’da Kalmanıza Yardımcı 5 Tüyo

ACELENİZ YOK: AN’DA KALMANIZA YARDIMCI 5 TÜYO

Hala an’da değilseniz, size buraya davet ediyoruz.

Sicilya Sokaklarında Kaybolmak İçin 3 Neden

SİCİLYA SOKAKLARINDA KAYBOLMAK İÇİN 3 NEDEN

Koşuşturmayı bırakıp derin bir nefes alıyoruz, Sicilya’dayız.

Server Demirtaş

SERVER DEMİRTAŞ

Mekanik hareketlerle hisleri buluşturuyor.

DAHA FAZLA