GÜLŞAH GÜRKAN

gülsha'nın kurucusu, aynı zamanda dünyadaki en değerli yağın üreticisi. Biz de kendisiyle sohbetteyiz.

Daha önce gülsha ürünü kullandıysanız, bu röportajı merak ve keyifle okuyacağınızı tahmin ediyoruz. Eğer kullanmadıysanız; 'Türk Gülü'nü uluslarası kozmetik sahnesinde en başarılı şekilde temsil eden markalardan biri olan, dünyanın en değerli esansiyel yağını bünyesinde barındıran ve Yılın Kadın Girişimcisi tarafından yönetilen gülsha'yı size daha yakından tanıtmak isteriz. Kurucusuyla, uzun bir sohbetteyiz. 

Röportaj: Sude Orhan

Fotoğraf: Gökhan Polat 

 

Her yılın Mayıs ayı sizin için yeniden doğuş gibi olmalı… Bize bir hasat sabahını anlatabilir misiniz? Ardından o gün neler oluyor, dinlemek isteriz.

Bizim için hasat, senenin en önemli zamanı. Bir ayda bütün yılın üretimini yapıyoruz. Aklımızda, gül o sene ne zaman açacak, yeteri kadar üretim alabilecek miyiz, randıman ne olacak gibi sorular oluyor. Geçtiğimiz son beş senedir, her hasatta binin üzerinde misafir ağırlıyoruz. Ben de hasadı onların gözünden her seferinde tekrar yaşıyorum. İnsanların mutluluktan ağladığını görmek beni de çok heyecanlandırıyor. Hasat çok büyülü bir zaman… Isparta’dasınız, Eğirdir Gölü’nün etrafındaki gül bahçelerindesiniz, sabahın ilk ışıklarıyla sadece kuş cıvıltılarıylasınız… Orada, el emeğiyle geçimini kazanan insanların serüvenine dahil oluyorsunuz. Bahçeye bir ay boyunca her gün gidiyorsunuz ve o gül başka bir dalından çiçek açıyor… Yani, önceki gün topladığınız daldan yepyeni bir gül açtığını görüyorsunuz. Mucizevi bir şey… Bizim için çok keyifli bir zaman.

Rol modeliniz kimdi?

Farklı insanların farklı özelliklerini rol model olarak alıyorum. Dedemin işini aşk olarak kabul etmesi beni çok etkiledi. İşine sahip çıkışı, hep başında oluşu… Hafta sonları mutlaka işinin başındaydı, zaten fabrikamız pazar günleri de hep açıktır. Birlikte makinelerin başına oturur randımanlarına bakardık; ne kadar azalmış ne kadar artmış… Çok şanslıyım ki ben de iş olarak gördüğüm bir şey yapmıyorum. Onun dışında, ilk patronum Ayşegül Yürekli Şengör’ün disiplini, işe yaklaşımı, networking becerisi bana örnektir.

Gülün kendisine dönelim… Rosa damascena son birkaç yıldır kozmetik sektöründeki yükselen trendlerden biri. Onu uluslarası bir yıldız yapan ve diğer güllerden ayrıştıran özellikleri neler?

Benim başlıca amaçlarımdan biri rosa damascena’ya sahip çıkmak. Nedenlerini sayayım… Bir defa, dünyada çok az yerde yetişiyor. Endüstriyel anlamda esansiyel yağ veren tek tür. Bu kadar güzel kokan, en pahalı olan ve senede bir defa hasat veren de tek tür. Çok ham madde gerektirmesi, yani dört ton gülden bir kilo yağ elde edilebilmesi onu çok değerli kılıyor. Bir de elle toplanması tabii… Bu gül, Isparta’nın havasını, suyunu, yüksekliğini seviyor. Başka bir yerde yetiştirmek istediğinizde ilk hasadını en erken üç yıl sonra veriyor. Ancak kokusu çıkmıyor. Rosa damascena, Isparta’ya verilmiş bir nimet. 

Küresel kozmetik markalarının ürünlerinde, sizin gül bahçelerinizden mahsüller saklı mı peki?

Evet, saklı. Fransa’daki bütün büyük markalara ürün veren insanlara ham madde sağlıyoruz. Çoğu kozmetik ve bakım markasının formülünde bahçelerimizden mahsüller vardır…

gülsha köklerine sıkı sıkıya bağlı bir marka. Yüzünü geleceğe nasıl dönüyor?

Kozmetikte fark yaratmak bence çok önemli. Dev bir dünya. En önemli şey, ortaya farklı bir formülasyon koyabilmek. Bunun için çok bilinçli bir formülatörle çalışıyoruz. Her aşçı aynı yemeği yapar biri farklı olur ya, onunki de böyle… Elinde büyü var gibi; yaptığı her ürüne olumlu geri bildirimler aldık.

Başından beri onunla mı çalışıyorsunuz?

Evet. O, çok meşhur bir markanın uzmanı. İşini çok iyi biliyor. O da bizim gibi titiz; önceliklerimiz çok güzel örtüşüyor. Doğal, keyifli ve etkili bir cilt bakımı serisi yapmak ve rosa damescana esansiyel yağına hakettiği saflıkta ve oranda sahip çıkmak onu heyecanlandırdı. Bu anlamda yenilikleri tabii ki takip ediyoruz. Bir gözümüz her zaman inovatif gelişmelerde. Fakat ben tüketici olarak ayakları yere basan; hem zamanı hem parayı doğru kullanmak isteyen biriyim. Kullanmayacağım bir ürünü de piyasaya sürmekten heyecan duymuyorum. Ürün yelpazesini gereksiz yere genişletmek, kullanmayacağım kalemler eklemek bana göre değil. Kullanıcının gerçekten işine yarayacak ürünler yaratmaktan yanayım. Önemli olan, bıraktığı etki… Zaten, dünyadaki en yüksek enerjiye sahip esansiyel yağ bizim yıldız içeriğimiz. En önemli içerikle çalışırken farklı serüvenlere çıkmaya gerek yok. Onun hakkını versek yeter.

gülsha Tam Gül Suyu, markanın alametifarikası.

gülsha Uzak Doğu’da, Türkiye’de olduğundan daha popüler. Bu nasıl oldu?

Türkiye’den önce, 2011’de Uzak Doğu’da satışa çıktık. Şansımıza, Tam Gül Suyu’muzla katıldığımız bir fuarda orayı çok iyi bilen ve büyük markalarla çalışan bir distribütörle anlaşma yaptık. 2011’den 2014’e dek yalnızca Uzak Doğu’ya çalıştık. Orası da hakikaten zor bir pazar. Tüm dünya orayı hedefliyor. O yüzden kendilerini korumak için yeni stratejiler geliştirmişler. Bunlardan biri de, kullanıcıların yorumlarını paylaştıkları websiteleri. Buradaki yorumlar çok önemli. Distribütörümüz Uzak Doğu’ya ilk girdiğimizde ürünümüzü bu siteye ekledi. Meşhur markalalar 4.8 alırken biz 4.9 aldık. Böylece ilgi arttı. Uzak Doğulular zaten toniği çok seviyorlar. Gül suyu onların gerçekten kullandıkları bir ürün. Kalite ayrımını çok iyi yapabiliyorlar. Otantik hikayeler de onları heyecanlandırıyor.

gülsha’dan önce tercih ettiğiniz markalar nelerdi; cilt bakımı ritüelinizde çok ürün dener miydiniz?

Ben 30 yaşıma kadar gül suyu haricinde hiçbir şey kullanmadım. Ben babaanneme benziyorum; o, Bepanthen ve gül suyu haricinde hiçbir şey kullanmaz. Bende ne bu kadar ürün kullanmak için ne zaman ne de sabır var. Gül suyu inanılmaz pratik bir ürün. 30 yaşıma kadar onu hem nemlendirici hem temizleyici hem de tonik olarak kullandım. Ama 30’uma girdiğim gün, “Eyvah, kırışmaya bugün başladım!” diyerek gidip bir markanın tüm yaşlanma karşıtı serisini aldığımı hatırlıyorum. Onun dışında, alıp sıkılıp bıraktığım daha çok ürün vardır. Bu yüzden çok büyük ambalajları sevmiyorum. Ne yazık ki insan doğası hep yeni bir şey denemek istiyor.

İlk gülsha ürününü denediğinizde neler hissettiniz?

Gül suyunu ilk ne zaman kullandığımı hiç hatırlamıyorum. İlk ürünüm Tam Gül Suyu'nu denediğimde hissettiklerim; gurur, huzur, mutluluk ve küçüklüğümden beri benimle olan bir sırrı insanlarla paylaşıyor olmanın heyecanı...

Gül kokusuna yabancılaştığınız oluyor mu?

Ben zaten hiçbir parfümün ikinci kullanımdan itibaren kokusunu duymam. Bu yüzden sık sık parfüm değiştiririm. Ancak gül kokusunun etkisini ben en iyi hasat zamanında görüyorum. Mutlu eden bir etkisi var. Hasatta da, fabrikanın kapısını açtığınız anda bu mutluluk veren etkiyi hissediyorsunuz. İnsanlar 15 dakika sonra kıkırdamaya başlıyor.

gülsha’nın sosyal medyasına göz attığımızda birçok yeni ürün talebi görüyoruz. Bunların başında parfüm ve göz altı kremi geliyor… Bu noktada bizi sevindirecek haberler gelir mi sizden?

Yüzümüz ve ambalajımız değişiyor. Yeni imajımızla bir lansman yapacağız. Bu yılki hasadımızda Gül Festivali’nin ilkini gerçekleştireceğiz. Böyle bir geleneği başlatacağımız için heyecanlıyız. Diğer taraftan, bu sene üç ürün lansmanımız olacak. El kremi, dudak nemlendiricisi ve özel bir teknolojiyle üretilecek; cildin kaybolan tüm nem faktörlerini geri koyan, seyahate ve makyaj öncesi kullanıma yönelik bir toniğimiz var. Göz kremimiz 2021’de çıkacak.

 

BU AY EN ÇOK OKUNANLAR
Şehirlerin Şarjı Bitmez

ŞEHİRLERİN ŞARJI BİTMEZ

Güne hazırsınız, otomobiliniz de öyle.

Yeni İnsan

YENİ İNSAN

Gündüz Vassaf XOXO The Mag için yazdı.

Sosyal İzolasyonda Skın-Fastıng

SOSYAL İZOLASYONDA SKIN-FASTING

Cilt bakımı rutininizi durdurduysanız, tekrar düşünün.

Değişik Bir Gün

DEĞİŞİK BİR GÜN

Başlıyoruz.

Az Kaldı

AZ KALDI

Otomobile atlayıp şehri yaşamaya.

Rebırth

REBIRTH

Adı üstünde işte, yeniden doğuyoruz.

Şükrü Özyıldız

ŞÜKRÜ ÖZYILDIZ

Şapkasını kapının dışında bıraktı. İçeri girdi, elimizi sıktı, karşımıza oturdu; arkadaşımız oldu.

Best Frıends: Ece Çeşmioğlu

BEST FRIENDS: ECE ÇEŞMİOĞLU

Ece Çeşmioğlu ve Taner Ölmez'le sohbet ettik. Daha doğrusu onlar etti, biz dinledik.

A Suburban Affaır

A SUBURBAN AFFAIR

Kırsaldayız ama aslında değiliz.

Evdeki Saat

EVDEKİ SAAT

Grubun beyni ve şimdilik tek üyesi Eren Bagi’yleydik.

Lyn Weıscz

LYN WEISCZ

Lynskiii, telefonun öbür ucunda.

A’dan Z’ye Moda Haftası

A’DAN Z’YE MODA HAFTASI

Moda haftasının hengamesi ve bütün yaşananları alfabedeki harflerin öncülüğünde inceliyoruz.

EN YENİLER
Beğeni Üzerine

BEĞENİ ÜZERİNE

Ali Akay, XOXO The Mag için yazdı.

Zızı Donohoe

ZIZI DONOHOE

Zizi Donohoe ile güzellik üzerine biraz laflıyoruz.

Franz Ferdınand

FRANZ FERDINAND

Franz Ferdinand ile İstanbul konserlerinden hemen önce buluşmuştuk.

Bir Küresel Moda Dosyası

BİR KÜRESEL MODA DOSYASI

Küresel moda markalarını mercek altına alıyoruz.

Erol Tabanca & İdil Tabanca

EROL TABANCA & İDİL TABANCA

OMM'u Kengo Kuma'dan dinledik, şimdi sıra işin kalbi olan ikilide. Biz bu ikilinin sohbetine müdahil olmaktansa şahit olmayı tercih ediyoruz.

Jonathan Anderson

JONATHAN ANDERSON

JW Anderson’ın kurucusu ve Loewe’nin Kreatif Direktör’ü Jonathan Anderson’ın yükselişi hız kesmiyor. Erkek kıyafetleriyle başlayıp kadın tasarımlarına varan serüvenin tanığıyız.

DAHA FAZLA