ALTIN GÜN

Grammy’ler ve Anadolu Rock’tan biraz fazlası...

Bu yılın başında duyurulan Grammy adaylıklarıyla yeni bir basamak daha tırmanan Altın Gün’le Pera’da bir oteldeyiz. Maalesef İstanbul konserinin iptal haberi üzerine buluşmuş oluyoruz, ama moraller yine de yerinde sayılır. Türk ezgileriyle dünyaya açılmaktan fazlasını yaptığını düşündüğümüz grubun yakın tarihi odak noktamız.

Röportaj:
Alican Öyke

Fotoğraf: Cansu Kızıltaş



Selam, nasılsınız? 


Jasper: Gayet iyiyiz ama konserin iptal olmasına üzüldük. Eğer çalabiliyor olsaydık daha iyi olurduk. Yine de İstanbul’un tadını çıkaracağımız için heyecanlıyız.

Öncelikle Grammy adaylığınızı tebrik ederiz. Bu gelişmeden yola çıkarak, ödüller bir müzisyen olarak sen ve grubun için ne ifade ediyor?

Ben: Aslına bakarsanız hiçbir şey. Eğer Grammy’den bahsedecek olursak, o havayı solumanın ve o geceyi deneyimlemenin de bir ödül olduğunu düşünüyorum. Tüm o isimlerin arasında olmak bana hala garip geliyor. Biz sadece bir müzik grubuyuz…

Gino: Ödüllere değer vermiyor olsak da Grammy adaylığının promosyona etkisi büyük.

Grammy Türkiye’deki tanınırlığınızı artırdı mı?

Merve: Çok büyük bir fark yaratmasa da evet. Grammy adaylığınız olduğunda daha önce ulaşamadığınız insanlara ulaşıyorsunuz, ana akım medyanın radarına giriyorsunuz. Grammy bir çeşit prestij kaynağı gibi de görülebiliyor. Ancak daha önce de söylediğimiz gibi; biz sadece bir grubuz ve çalabildiğimiz her yerde çalarak insanlara ulaşmak bizim için en önemlisi. Grammy adaylığı Amerika’da da tanınırlığımızı artırdı. Artık ATO Records’la (King Gizzard and the Lizard Wizard, Black Pumas, Alabama Shakes, Primus) çalışıyoruz ve bu sene ABD'de iki turne daha yapacağız. Coachella ve Bonnaroo konserleri de bu turlara dahil olacak.

Sık konser veren bir grup olarak bu işin olmazsa olmazını yapıp bolca turladığınız aşikar. Altın Gün'ün başarısında bunun büyük payı var mı?

Merve: Evet! Sadece 2019’da 140 konser çaldık...

Erdinç: 138…

Jasper: Özellikle çalmak isteyip çalamadığımız konserlerin etkisi büyük…

Merve: Şaka bir yana, tüm bu iklimin sonlanması her konserden daha önemli diye düşünüyoruz. Soruya dönmek gerekirse; neredeyse tüm başarımızı canlı performansımıza bağlıyorum. Burada çok basit ama doğru bir formül var; performansı iyi bir grupsanız insanlar sizi izlerler ve ardından sizi takibe alırlar. İnternetin ve albümün etkisinden de bahsetmek gerek. İlk teklimiz ‘Goca Dünya’ çıktığında epey ilgi gördü, popüler DJ’ler tarafından çalınmaya başladı. Bir de şöyle bir durum var; albümümüz ve canlı performansımız birbiriyle çok uzak şeyler değiller. Çünkü albümün neredeyse tamamını canlı çalmıştık.

Dolayısıyla bir canlı albüm yayınlama planınız var mı? Yani konser albümü...

Ben:  Bir zamanlar öyle bir fikir ortaya atılmıştı.. Record Store Day için bir planımız vardı ancak geçen sene gerçekleşemedi. Belki de bunu bir Türkiye ziyaretimizde yapmalıyız.

'Psikedelik' müziğinizi iyi tanımlayabilen bir sözcük mü? 

Gino: Aslında bu bir çeşit pazarlama etiketi. Dinleyici bu etiketle tanımlanan diğer müzikleri takip ediyorsa bizim müziğiniz de onun ilgisini çekebiliyor.

Ben: İlle de bir tür olacaksa psychedelic-folk bizi daha iyi tanımlıyor.

Merve: Sanırım Batı bunu böyle etiketliyor. Ben müziğimize Anadolu Rock diyorum.

Sanıyoruz ki, 60’larda ve 70’lerde sık kullanılan ‘phaser’, ‘fuzz’ efektlerini duyduklarında bu etiketi kullanıyorlar.

Gino : Müziğimizde Anadolu Rock ve folk dışında bol bol soul, funk da duyabilirsiniz. Bana göre etiketlerin şarkıya hizmet etmesi gerekiyor. Her şarkı başka bir türden beslenerek gelişebilir.

Ben: ‘Groovy’ etkiketi benim seçimim.

Müzikte 60'lar ve 70'lerin estetik anlayışına duyulan ilgi ve merak geçici bir şey mi? Bu geriye dönüş akımı neye bağlı ve ne zaman geçecek?

Daniel: Bu bakış açısıyla ‘psikedelik’ müziğin en uzun süren akımlardan biri olduğu söylenebilir. 60’lar-70’lerde blues, rock gibi türlerden beslenerek doğmuş bu akımdan bugünlerde hala bahsedebiliyoruz ve beslenebiliyoruz.

Jasper: Günümüzde birçok farklı geri dönüşten bahsetmek mümkün. 80’ler etkisine henüz alışmışken, şu sıralar 90’ların geri dönmekte olduğunu gözlemliyorum. Artık her şeyin kolay erişilebilir olması bu dönemlerden belli aralıklarla tekrar tekrar bahsedeceğimizi gösteriyor. Ayrıca şüphesiz ki, biz de bunun bir parçasıyız.

Merve: 2000’ler ne zaman gelecek merak ediyorum...

Söz konusu dönemden sahneyi beraber paylaşmış olmak isteyebileceğiniz bir Türk, bir de yabancı isim seçmenizi istesek?

Ben: Çok zor ama ben sanırım Brian Wilson (The Beach Boys) diyorum.

Erdinç: Arif Sağ.

Merve: Neşet Ertaş ya da Barış Manço diyorum, Beatles da olur!

Gino: Grupça Barış Manço diyebiliriz.

Geçtiğimiz yaz Amerika'da bir tur gerçekleştirdiniz. Bu tur dünyasallaşmak adına size neler kattı? Eve döndüğünüzde elinizde neler vardı?

Merve: ABD'de birçok konserimizde biletler tükendi ve bu konserlerin neredeyse hiçbirinde Türk seyircimiz yoktu. Bize ve bu müziğe tamamen yabancı insanlar tarafından bu şekilde ilgi görmek önemli bir aşama. Avrupa’daki konserlerimizde durumun farklı oluşundan bunu daha net anlıyoruz. Özellikle Almanya ve Hollanda konserlerimizde Türk dinleyicinin oluşturduğu yarı yarıya bir kalabalık var. Bu kalabalık, halk müziği dinleyen, memleket kültürünü benimseyen, geleneksel bir dinleyici profilini de içerebiliyor. Öte yandan, sevdiğimiz birçok ABD'li müzisyenle tanışma imkanı elde ettik. Tame Impala, Khruangbin, Oh Sees, King Gizzard & The Lizard Wizard gibi isimlerle birlikte vakit geçirdik ve daha sonra onlar da bizi destekler oldular.

Gino: Kısacası ABD dinleyicisine biraz egzotik geldik.

Altın Gün için dönüm noktası neresiydi? Ya da neresi olacak? 

Merve: KEXP ve Fransa’daki Trans Musicales etkinliği önemliydi.

Gino: KEXP’deki performansımız sayesinde King Gizzard’la tanıştık ve Avustralya’da çaldık. Daha sonra da ATO Records’la anlaştık. KEXP performansı bizim için çığ etkisi yarattı.

Merve ve Erdinç, hem Türkler'den hem de Avrupalılar'dan oluşan bir grubun üyelerisiniz. Müziğinizde özellikle Türk halk kültür mirasından da birçok öğe yer alıyor. Bu gözle baktığımızda aileleriniz için birer gurur kaynağı mısınız?

Erdinç: Evet!

Merve: Annem sürekli bunun büyük bir şey olduğunu ve benim yeteri kadar umursamadığımı söylüyor.

Ben: Benimkiler hala gidip bir iş bulmamı söylüyorlar ama sanırım Grammy olayı biraz değiştirdi.

Şimdiye kadar müziğinizle ilgili aldığınız en saçma yorum ne?

Ben:
İnsanların özellikle internette çok fazla vakitleri var ve böyle şeyleri takip etmek mümkün değil.

Japer: Bazı müzisyenler çaldığımız ‘Cemalım’ gibi parçaların aslında halk türküleri olduğunu bilmiyorlar ve çoğu zaman bizim Erkin Koray, Selda Bağcan gibi isimlerin şarkılarını çaldığımızı düşünüyorlar.

Bu buluşma ve sohbet için teşekkür ederiz. Son olarak neler söylersiniz?

Merve: Yeni bir albüm üzerinde çalışıyoruz ve kayıtlar başladı. Bunu da ilk defa burada söylemiş olduk… Eylül ayında görüşmek üzere!

BUNLARI DA OKUYUN

HAKAN ATALA

31 Aralık 2019 günü kepenklerini son defa kapatan Lale Plak’ın kurucusu Hakan Atala’nın misafiri olduk.

METİN AKDÜLGER

Meğer Metin'e daha soracak çok sorumuz varmış.

HAFTANIN MÜZİK VİDEOLARI #70

Lady Gaga, Harry Styles, Grimes, J Balvin ve Thundercat videolarıyla kafanızı karıştırabilirsiniz.

BU AY EN ÇOK OKUNANLAR
Şehirlerin Şarjı Bitmez

ŞEHİRLERİN ŞARJI BİTMEZ

Güne hazırsınız, otomobiliniz de öyle.

Yeni İnsan

YENİ İNSAN

Gündüz Vassaf XOXO The Mag için yazdı.

Sosyal İzolasyonda Skın-Fastıng

SOSYAL İZOLASYONDA SKIN-FASTING

Cilt bakımı rutininizi durdurduysanız, tekrar düşünün.

Değişik Bir Gün

DEĞİŞİK BİR GÜN

Başlıyoruz.

Az Kaldı

AZ KALDI

Otomobile atlayıp şehri yaşamaya.

Şükrü Özyıldız

ŞÜKRÜ ÖZYILDIZ

Şapkasını kapının dışında bıraktı. İçeri girdi, elimizi sıktı, karşımıza oturdu; arkadaşımız oldu.

Best Frıends: Ece Çeşmioğlu

BEST FRIENDS: ECE ÇEŞMİOĞLU

Ece Çeşmioğlu ve Taner Ölmez'le sohbet ettik. Daha doğrusu onlar etti, biz dinledik.

Rebırth

REBIRTH

Adı üstünde işte, yeniden doğuyoruz.

A Suburban Affaır

A SUBURBAN AFFAIR

Kırsaldayız ama aslında değiliz.

Evdeki Saat

EVDEKİ SAAT

Grubun beyni ve şimdilik tek üyesi Eren Bagi’yleydik.

Lyn Weıscz

LYN WEISCZ

Lynskiii, telefonun öbür ucunda.

A’dan Z’ye Moda Haftası

A’DAN Z’YE MODA HAFTASI

Moda haftasının hengamesi ve bütün yaşananları alfabedeki harflerin öncülüğünde inceliyoruz.

EN YENİLER
Beğeni Üzerine

BEĞENİ ÜZERİNE

Ali Akay, XOXO The Mag için yazdı.

Zızı Donohoe

ZIZI DONOHOE

Zizi Donohoe ile güzellik üzerine biraz laflıyoruz.

Franz Ferdınand

FRANZ FERDINAND

Franz Ferdinand ile İstanbul konserlerinden hemen önce buluşmuştuk.

Bir Küresel Moda Dosyası

BİR KÜRESEL MODA DOSYASI

Küresel moda markalarını mercek altına alıyoruz.

Erol Tabanca & İdil Tabanca

EROL TABANCA & İDİL TABANCA

OMM'u Kengo Kuma'dan dinledik, şimdi sıra işin kalbi olan ikilide. Biz bu ikilinin sohbetine müdahil olmaktansa şahit olmayı tercih ediyoruz.

Jonathan Anderson

JONATHAN ANDERSON

JW Anderson’ın kurucusu ve Loewe’nin Kreatif Direktör’ü Jonathan Anderson’ın yükselişi hız kesmiyor. Erkek kıyafetleriyle başlayıp kadın tasarımlarına varan serüvenin tanığıyız.

DAHA FAZLA