ENES GÜÇ

“Yakın bir zamanda bir arkadaşım beni uçmayan bir ejderha olarak tanımladı. Sanırım oldukça haklı.”

Enes, bize NFT'nin ne olduğunu tek cümlede özetleyebilir misin?  Malum bazı kafalar hala karışık.  

Doğru kullanıldığında dijital sanatın gitgide daha değer kazanmasına yol açabilecek ve büyük bir potansiyele sahip olmasına rağmen sadece kar amacı peşinde koşan kişilerin bilinçsiz girişimleri doğrultusunda kolayca yozlaştırabilecek bir yapılanma.

Görsel sanatlarla ve 3D ile ne zamandır ilgilisin?  

Açıkçası görsel sanatlarla ilgili olmadığım bir dönem olmadı. Kendimi bildiğimden beri resim yapıyorum. 3D’ye ilgim de güzel sanatlar lisesinde resim okurken gelişti aslında. Bir süre kendimce bir şeyler yaptıktan sonra üniversitede animasyon bölümünde ilerlemeye karar verdim.

Resim yaptığınızda tekniğinizle çok fazla kısıtlanıyorsunuz. 3D o dönemlerde şu anda olduğu kadar bilinen ve anlaşılan bir alan değildi. Yüzyıllardır gelişip çok fazla tanımlanıp kısıtlanmış teknik ve tarzlara uymak zorunda değildim bu sebeple.

Bir şey üretmek için sıfırdan başladığınızda çok fazla disiplini anlayıp uygulayabiliyor olmak zorundasınız. Heykeltıraştan tutun performans sanatçısına kadar uzanan bir görev dağılımı var. Sanırım bu da benim sürekli aynı şeyi yapamayan bir kişiliğe sahip olmamdan dolayı ihtiyaç duyduğum alternatif bir disiplin.

Genel olarak 3D’ye olan ilgimin sebebi, resime kıyasla daha özgür bir ifade biçimi sunmasaydı. Bu alan bana her şey olabileceğim bir dünyanın kapısını açtı aslında. Kısacası bana kendi yolumu kendim bulabileceğimi hissettirdiği için çok ilgi çekici gelmişti. 

Ama kendimi ‘3D sanatçısı’ olarak tanımlamıyorum çünkü bu günün sonunda sadece bir teknik.

Senin enstrümanların hangi programlar?  

3D Studio Max ile lise döneminde tanıştım. Üniversitedeyse Maya ile. Bu ikisi arasındaki zamanda çok fazla program öğrenmiş olsam da Maya tanıştığım günden beri kullandığım ana program oldu. Tabii hiçbir zaman sadece bir program kullanarak üretmiyorum. Haliyle yol boyunca çok sayıda enstrüman kullanmayı öğrenmek zorunda kaldım. Son yıllarda da sıkça real-time rendering kullanıyorum. 

Studio Labour Portraits

İstediğin her şeyi yaratabildiğin bir dünyan var, yani bir laboratuvarda sayılırsın. Sürekli belirli bir şey üretme fikri, sahiplendiğin alandaki reflekslerini geliştirse de yeni keşiflere çıkmak için seni durduruyor olabilir. Hangisini tercih ediyorsun?  

Her ne kadar zaman içerisinde kendimce geliştirdiğim ve refleksler kazandığım bir üretim biçimim olsa da, kendimi bilmediğim sulara girmemi sağlayacak yerlere ve kişilere de iteliyorum. Bu bana, rahat ettiğim düşünme biçiminden çıkarak, kazandığım farklı deneyimler sonrası içgüdülerimi başka açılardan izleme olanağı sunuyor. Aynı zamanda yeni disiplinler, düşünme biçimleri ve tekniklerle tanışmama da yardımcı oluyor tabii ki. Öncesinde edindiğim refleksler de ihtiyaç duyduklarında su yüzeyine çıkıyor.

Sürekli aynı şeyi başka yollarla yapmanın bana uyan bir yaşam biçimi olduğunu düşünmesemde bazen içgüdüsel olarak bunun daha doğal geldiği dönemler de oluyor. Bu dönemlerde de burada öğrenmem gerekenin başka şeyler olduğunu aklımda tutarak kendimi gerekli olduğu kadar tekrarlamaya çalışıyorum ki deneyimlerimden çıkarım yapıp gelişebileyim. 

Sanırım önemli olan bu tekrarları doğru zamanda bırakıp başka şeylere ve kendimizin üzerinde henüz çalışmadığımız veya bizi heyecanlandıran diğer yönlerine odaklanmak. Kısacası bu benim için bir seçim değil. Değişim benim için bir içgüdü ve ihtiyaç aslında. 

Enes Güç Tale Of Letting Go 2020

Birbirini tekrarlayan çok iş görüyoruz.  Eser ne kadar sade ve çıplaksa, yeteneğin ve tekniğin saklanamadığı bir değer yaratıyor mu kendine sence?  

Başka sanatçıların yaptığı işleri tekrarlamak yüzyıllardır kullanılan bir öğrenme biçimi aslında. İlham aldığımız başka işlerin içerisinde bir şey görüp ya da hissedip nedenini anlamak istiyorsak, tekrarlamak çok da kötü bir şey değil. Bir şeyi anlamanın yolu onu tekrar etmekten değil, onu yaratan kişinin yaşam biçimini ve bakış açısını kavrayabilmekten geçiyor. Ve bu sadece benzer deneyimler yaşamamız sonrasında olabilecek bir şey. 

Kendimizi bu deneyimleri kazanabileceğimiz ortamlara sokarak, teknik olarak gelişirken bir yandan da bu teknikleri kullanabileceğimiz alanlardaki bakış açımızı geliştirmek çok önemli bence. Ki böylelikle kendimize öz işler yapabilelim. 

Bu öz de genelde bir çok başka deneyimlerin ve öğrenilen şeylerin bir araya gelip harmanlanmasıyla oluşuyor aslında. Asıl amaç gösteriş yapıp dikkat çekmek değil de öğrenmekse, bence tekrar etmek kötü bir şey değil. Değer dikkati çektikten sonra söylediğiniz şeyde ve işin derinliğinde yatıyor günün sonunda.

Gerçek değer, eserlerin özünde güçlü bir anlama ve duyguya sahip olmasında. Bazı dönemlerde, eserlerin değerleri bu iletişimin direkt ve kısa yoldan aktarılmasıyla yükselebiliyor tabii ki. Özellikle yaşadığımız bu dönemde herkesin dikkatinin çok kısa süreli olmasıyla birlikte bu bir zorunluluk haline gelmiş durumda. 

Bir eser sadece sade ve çıplaksa daha değerlidir diye düşünmüyorum, bazı eserlerin yapılış nedenleri bu düşünme biçiminden çıkmak.

Sen tasarım prensiplerini ve görsel dilini nasıl tanımlıyorsun?  

Her ne kadar kendimi limitlememek için tanımlamalardan uzak durmaya çalışsam da, genel olarak yarattığım işin özüne odaklanıyorum. Her detayın kendi içerisinde bir anlamı varken bütüne bakıldığında başka bir anlam kazanması prensiplerimden biri diyebilirim. Tıpkı her birimizin kendimizce bir algı içerisinde olmamıza rağmen her bir topluluk içinde bu algının sürekli olarak değişim göstermesi gibi. 

Yarattığım gerçekliklerde her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğunu hissetmek benim için çok önemli. Genelde kullandığım elementleri de bu sebeple seçiyorum sürekli olarak iletkenlik hissi olması için. Farklı gerçekliklere ve zamanlara ait olan sembollerin yan yana geldiğinde oluşturduğu anlam benim için hep ilgi çekici oldu.

Şu anki bakış açım geçmişim tarafından şekillenmiş olsa da, geçmişim de şu anda içerisinde olduğum bakış açısıyla yeni anlamlar kazanıyor. Zamanlar arası bir akışın içinde kalmaya çalışıyorum sanırsam, bu da zamansız işler yapmak istemem den dolayı aslında.

Her ne kadar geçmişimden gelen fantastik ve gotik bir yaklaşım içerisinde olsam da, ayakları yere sağlam basan bir duruşta kalabilmeye de çalışıyorum. Yakın bir zamanda bir arkadaşım beni uçmayan bir ejderha olarak tanımladı. Sanırım oldukça haklı. 

Bazı konularda fazla takıntılı olabiliyorum ve zaman içerisinde kendimi çok fazla yormadan üretim yapabileceğim bir anlayışa girmeye çalışıyorum. Son dönemlerde o yüzden çok daha deneysel şeyler yapmaya başladım diyebilirim.

Enes Güç, Evelyn Bencicova Unforbbidden Plesuares 2020

Çalışmalarını token’a hapsederken ana motivasyonun ne oluyor? 

Motivasyonum her çalışmanın kendi özünden geliyor açıkçası. Kendim için yaptığım çalışmalar olduğu gibi belli bir kazanç sağlamak sebebiyle yaptığım çalışmalar da var. 

İçerisinde olduğum dönemde sorguladığım, anlamak istediğim ilgimi çeken şeylere yöneliyorum sürekli olarak ve sonunda bu düşünceler görsel bir dile dönüşerek benden ötede bir varlık halini alıyor.

Özellikle son dönemlerde birçok farklı içgüdünün beni başka yönlere ittiğini hissediyorum; başladığım her projede bu içgüdüleri test edip kaynağına inmeye çalışıyorum genelde. Kısaca kendimi daha derinden anlamaya çalışıyorum diyebilirim. Ve çalışmalarımı da o anki imkanlar dahilinde inebildiğim kadar derine inerek, kendimi dürüst hissettiğim bir şekilde en iyi seviyeye ve kaliteye getirmeye çalışıyorum. 

Kripto sanatın çevreye verdiği zarar hakkında konuşmak ister misin? 

Açıkçası bu konunun daha çok konuşulduğunu sanıyordum ben ama son zamanlarda arkadaşlarımla olan konuşmalar sonrası bu endüstrinin de arkasında sadece kar amacı güden bir sistem olduğunu hatırladım tekrardan. Nasıl başarılıyorsa üzeri kapatılan bir konu bu sanırım hala. 

İnsanlar yeni bir sisteme o kadar aç ki bazen yeni olan şeyin zararlarını görmemezlikten gelmek kolay oluyor. Gelişmesi gereken çok önemli bir sorun bu. Son dönemlerde NFT üzerine çok fazla yüklenme var. Ve bu sorunu çözmeden bu kadar yüklenmeyi mantıklı bulmuyorum kesinlikle.

Enes Güç, Evelyn Bencicova Work In Progress 2020

Şu an hangi proje üzerinde çalışıyorsun?  

Yakın bir döneme kadar ağırlıklı olarak VR kısmı üzerine durduğumuz Sensus Communis olarak adlandırdığımız çok algılı bir sanat projemiz üzerinde çalışıyorum yakın arkadaşlarım ve iş birlikçilerim Evelyn Bencicova ve Zeynep Schilling ile. Bu dönemlerde projenin sadece görsel algılarımıza hitap eden kısmı değilde diğer algılarımıza hitap eden kurulum tarafına odaklanmak tayız. Amacımızda bu algıları birleştirip 6. algımızı kullanarak anlamak projenin hedefi.

Bunun haricinde Mocda Dijital sanatlar müzesinde enerji ve toplumsal bilinç üzerine odaklanan online bir residency yapıyorum. Evelyn Bencicova ile birlikte bu projeyi geliştiriyoruz.

İşlerini çok sevdiğim Dilara Fındıkoğlu ile beni son dönemlerde oldukça heyecanlandıran bir projeye başladım. Bu proje üzerinde de ortağım diyebileceğim Zeynep Schilling ile çalışıyorum. Bu konuda oldukça heyecanlıyım. 

Ayrıca yaklaşık bir yıldır kadar Squarepusher’ın yakında yayınlanacak olan müzik videosu üzerinde çalışıyoruz tekrar Zeynep’le.  

Bunun yanında NFT ile ilgili bir kaç projem var elimde, fakat isimlerden ve konularından bahsedemeyeceğim.

 

 

Kapak görseli: 

Tale Of Succession 2020: Enes Güç, Zeynep Schilling



BU AY EN ÇOK OKUNANLAR
Dijital Sanatın Yeni Sahnesi

DİJİTAL SANATIN YENİ SAHNESİ

DACO: Adil, sürdürülebilir ve şeffaf.

Burak Deniz

BURAK DENİZ

“Biraz sabırsız ve çoğu zaman kararsızım. Bu iki özelliğim bir kenara, kendimden oldukça memnunum, zira en nihayetinde bunlar beni ben yapan haller ve bütünü olumlu etkiliyorlar.”

2016: XOXO The Mag Röportajları

2016: XOXO THE MAG RÖPORTAJLARI

2016 yılında kimlerle sohbet ettik? Kısaca hatırlayalım;

SOME MEN SUMMER 2018 COVER STORY

SOME MEN SUMMER 2018 COVER STORY

Some Men yazı, Kerem Bürsin'le açıyor.

Rüya Pamuk

RÜYA PAMUK

Rüya'yla konuşmamızın odak noktasında okuduğu, yarıda bıraktığı ya da okuyacağı kitaplar vardı.

The Art of Hygge

THE ART OF HYGGE

İlhamını Danimarkalıların iyi yaşam felsefesinden alan NFT koleksiyonuyla tanışınız.

MBFWI Backstage: Özlem Süer

MBFWI BACKSTAGE: ÖZLEM SÜER

Özlem Süer defilesinin sahne arkasından bildiriyoruz.

MBFWI Backstage: Sudi Etuz

MBFWI BACKSTAGE: SUDİ ETUZ

MBFWI üçüncü gününü, Sudi Etuz'la açtı.

Metin Akdülger

METİN AKDÜLGER

Meğer Metin'e daha soracak çok sorumuz varmış.

MBFWI Backstage: DB Berdan

MBFWI BACKSTAGE: DB BERDAN

MBFWI başladı. Biz de hemen sahne arkasına girdik. Deniz Berdan'la başla

Cool & Collected

COOL & COLLECTED

XOXO yeni sayısında önümüzdeki soğuk aylar için birkaç olfaktif öneride bulunuyor.

A Suburban Affaır

A SUBURBAN AFFAIR

Kırsaldayız ama aslında değiliz.

EN YENİLER
Nilay Örnek'in Adres Defteri

NİLAY ÖRNEK'İN ADRES DEFTERİ

Aklından çıkaramadıkları ve rutin haline dönüştürdükleriyle...

The Art of Hygge

THE ART OF HYGGE

İlhamını Danimarkalıların iyi yaşam felsefesinden alan NFT koleksiyonuyla tanışınız.

İtalyan Savaş Kahramanları

İTALYAN SAVAŞ KAHRAMANLARI

Gündüz Vassaf, XOXO The Mag için yazdı.

Emin Alper

EMİN ALPER

Emin Alper bize üç nankör kız kardeşin hikayesini anlatıyor. Sadece bize değil, tüm dünyaya. Ve hikayesi derdini epey iyi anlatıyor.

Mükemmel Uyum

MÜKEMMEL UYUM

Kusursuz müzik, dengeli ses deneyimi ve LG XBOOM Go arasındaki ilişkiyi tahmin etmeniz çok olası. Bu denkleme bir de Aybüke Pusat'ı dahil ediyoruz, sözü kendisine ve müziğe bırakıyoruz.

Dr. Mark Hyman

DR. MARK HYMAN

"Kaderimizin kurbanı olacağımız düşüncesinden vazgeçmeliyiz. Biyolojimizi değiştirecek güce sahibiz."

DAHA FAZLA