ORHAN SAYIN

“Eğer kripto para birimleri zamanla daha stabil olur ve var olan bankacılık sistemlerine entegre edilirse kripto sanat ancak o zaman gerçek potansiyeline ulaşabilir."

Orhan, bize NFT’nin ne olduğunu tek cümlede özetleyebilir misin? Malum bazı kafalar hala karışık.
 
NFT internet ağı üzerinde bankalar veya devletler gibi merkeziyetçi otoritelere ihtiyaç duymadan güvenli ve hızlı bir şekilde online alışveriş yapabilme teknolojisidir.
 
NFT en temelde blockchain ağı üzerinde geliştirilen 'akıllı sözleşme teknolojisi' olarak özetlenebiliyor ve bu yeni teknoloji sayesinde artık online alışveriş yaparken devlet, banka veya noter gibi kurumlara ihtiyaç duymadan güvenli bir şekilde ticaret yapabilmenin yolu açılıyor. İnternet üzerinden yapılan tüm alışverişlerde neden devletler veya bankalar gibi merkezi yapılara ihtiyaç olmadığını daha iyi anlayabilmek için öncelikle bu kurumların günlük hayatımızdaki rollerini hatırlamamız lazım. En basit haliyle düşünüldüğünde bankalar paranın bir yerden başka bir yere taşınmasını onaylayan otoriteler olarak tanımlanabilir. Benzer bir yaklaşımla bakıldığında devletler nihai otorite konumunda olup, bireyler arasındaki sözleşmeleri ve anlaşmaları onaylayan kontrol mekanizmasının alt yapısını sağlıyor. Her iki sistemdeki ortak nokta 'merkezi' bir yapıya sahip olmaları ve tüm kararların yönetici konumundaki azınlıklar tarafından alınması.
 
Peki NFT teknolojisi bu kurumların otoritelerine nasıl son veriyor?
 
Burada devreye blockchain teknolojisi giriyor ve herhangi bir merkezi sunucu (bankalar) veya güvenilir bir otorite (devletler) olmadan tamamen merkeziyetsiz bir onay mekanizması oluşturuyor. Blockchain çalışma prensibi dünyanın dört bir yanında, birbirinden bağımsız milyonlarca bilgisayarın tek bir ağ üzerinde işlem yapmasına dayanıyor. Bu ağ üzerinde yapılan crypto para transferleri, NFT üretimi ve satışı gibi bütün işlemleri sisteme bağlı olan milyonlarca bilgisayar kontrol ediyor, onaylıyor ve kaydediyor. Bu sayede herhangi bir merkezi otorite olmadan bir para transferi veya iki kişi arasındaki bir sözleşme güvenli bir şekilde tamamlanabiliyor. 
QFC - ''Corporate Campaign Animations'' - JUSTITIA
İstediğin her şeyi yaratabilmenin sende Tanrı kompleksi yarattığı oluyor mu? Senin enstrümanların hangi programlar?  
 
3D programlar içerisinde üç boyutlu boş bir uzayla başlayıp, kendi kuralları olan ve hiç var olmamış yeni dünyalar inşa etme fikri beni çok heyecanlandırıyor. Üç boyutlu objeleri dijital ortamda manipüle etme ve herhangi bir sınırın olmaması fikri de çok eğlenceli ancak bu serbestlik tanrı kompleksi yaratacak kadar güçlü bir duygu değil. Nasıl ki bir ressamın fırçası onun üretim sürecinde kullandığı araçlarından yalnızca bir tanesiyse, 3D iş akışında da benzer bir şekilde farklı enstrümanların kombinasyonuyla içerik üretiyoruz. Benim ana enstrüman tercihim Cinema 4D olmasına rağmen bu program çevresine inşa ettiğim bir çok farklı yazılımı kullanıyorum. Örneğin; Substance Painter, Substance Designer, Marvelous Designer, Quixel Mixer, Unreal Engine, Houdini, Maya bunlardan bazıları. Ayrıca Photoshop, After Effects ve Premiere başta olmak üzere Adobe'ye ait birçok yazılımı da günlük iş akışımda kullanıyorum.
 
 
Bu zamana kadar yaptığın en kötü ekipman seçimi neydi?  
 
Ekipmanlarımı her zaman kullandığım yazılımların ihtiyaçlarına göre detaylı bir planlama ve araştırma sürecinden sonra aldığım için kötü tercih olasılığını ciddi oranda düşürüyorum. 
TILDA SWINTON - ''Dare To Dream''
Zaman yönetimini nasıl yapıyorsun?
 
Bu konuda henüz mükemmelleştiğimi söyleyemem ancak dikkat ettiğim bazı konular var. Bunlardan ilki belki de en önemlisi öncelik sırasını belirlemek oluyor. Önceliklerimi belirlemek için hızlıca bir liste hazırlıyorum ve sonra listedeki notlarım üzerinde detaylıca düşünüp önem sırasına göre yeniden düzenliyorum. Bu sayede bir yerden başlamak daha kolay oluyor. Ek olarak sosyal medya kullanımına ayırdığım zamana dikkat ediyorum ve çalışırken telefonu göremeyeceğim bir yere koyuyorum. Sürekli bildirimlere maruz kalıyoruz ve bu durum dikkatimizi ciddi ölçüde dağıtıyor. 
 
Her gün üretim yapan sanatçılar üzerinden bir yorum rica edeceğiz. Sanatsal derinlik olarak yüzeysel görünseler de teknikleri her gün daha da ilerliyor...
 
Aslında bu durumun bir çok farklı sebebi olduğunu düşünüyorum. Sanatsal derinliğin yüzeyselliği tartışmaya açık bir konu ve kesin bir yargıya varabilmenin güç olduğu kanaatindeyim. Her gün üretim yapabilmek ve bir sonuç paylaşabilmek için tabii ki üretim sürecinde birçok konudan ödün vermek zorundalar. Bu durum bir yüzeysellik oluşturuyor gibi görünsede en temelde üretkenliğin devamlılığı bence bir sanatçı için en önemli konulardan birisi. Bunu şöyle örnekleyebiliriz; Picasso'nun yaşamı boyunca 50.000 civarında eser ürettiği düşünülüyor ancak bir çoğu geniş kitlelere hitap edecek kadar popüler olamıyor. Bu devamlılık ve üretkenlik uzun vadede birikiyor ve sıra dışı kalitede eserlerin üretilmesi için alt yapı oluşturuyor diye düşünüyorum. 
 
Bu yeni kripto dalgayla sanatın ve sanatçılığın da içi kısmen boşaltıldı diyebilir miyiz?
 
Eğer bir sanatçı kripto sanat akımında hype olan, o sırada gündemde olan popüler içerikleri taklit ederek sadece NFT satmayı amaçlıyorsa evet içi boşaltılmış bir sanattan bahsedebiliriz. Bunun yanı sıra kendi sanatını bu yeni dalgaya göre şekillendirmeyen sanatçılar için bu durum geçerli değil. NFT teknolojisini kullanarak halihazırda yaptığı çalışmaları güvenli ve hızlı bir şekilde potansiyel alıcılara ulaştırabilir olduk. Hiçbir aracı kurum olmadan direkt olarak sanatçı ve alıcı arasında bir anlaşma yapmak önceden pek mümkün değildi. Bu sebeple sanat eseri ve sanatçı için herhangi bir şey değişmiyor aslında. Sadece yeni bir pazar yeri değişiyor.
QFC - ''Corporate Campaign Animations'' - JET ENGINE
Birbirini tekrarlayan çok iş görüyoruz. Eser ne kadar sade ve çıplaksa, yeteneğin ve tekniğin saklanamadığı bir değer yaratıyor mu kendine sence?
 
Yukarıda da bahsettiğim gibi, popüler olanı taklit etme eğiliminden dolayı her gün birbirine benzeyen çalışmalarla karşılaşıyoruz.  Bence bir eserin sade olması veya karmaşık olması herhangi bir şeyi değiştirmiyor. Her iki durumda da yetenek ve teknik aynı ölçüde saklanamaz diye düşünüyorum. 
 
Çalışmalarını token’a hapsederken ana motivasyonun ne oluyor? 
Aslında bu durumu hapsetmek olarak tanımlarsak biraz hatalı bir çıkarım yapmış oluruz. Çalışmalarımı blockchain ağı üzerinde token formatında sergileyerek doğrudan alıcılara ulaşabiliyorum. Bugüne kadar böyle bir teknoloji olmadığı için bir sanat eserini satmak istediğinizde galeriler, aracı kurumlar, küratörler gibi  bir çok farklı adımdan geçmeniz gerekiyordu. Eserin bana ait olduğunu kanıtlayan ve doğrudan alıcıya ulaşan bir sistem olması başlı başına motive edici diye düşünüyoruım.
 
Kripto sanatın geleceğine dair ön görülerini merak ediyoruz.
 
NFT satış grafiklerine ve Google aramaları gibi metriklere baktığımızda hem satışların hem de konuya olan ilginin azaldığını görebiliyoruz. Aniden herkesin gündeminde NFT konusu vardı ve bu durum ciddi bir hype oluşturdu. Şimdilerdeyse bu yeni sektör daha stabil bir durumda seyrediyor. Zamanla daha sağlam temellere oturmaya başlayan bu yeni teknolojinin gelecekte çok daha fazla insana ulaşacağını düşünüyorum. Aslında şu aşamada en büyük sorun kripto para birimlerinin stabil olmaması. Eğer zamanla bu para birimleri daha stabil olur ve varolan bankacılık sistemlerine entegre edilirse ancak o zaman kripto sanat gerçek potansiyeline ulaşabilir. 
BU AY EN ÇOK OKUNANLAR
Mine Özbek

MİNE ÖZBEK

Mutlaka bir yol vardır.

Hayata Açık Ol

HAYATA AÇIK OL

Ray-Ban; dürüst, özgür ve anların içinde kendine doğallıkla yer bulanlara sesleniyor: You're On!

Dr. Mark Hyman

DR. MARK HYMAN

"Kaderimizin kurbanı olacağımız düşüncesinden vazgeçmeliyiz. Biyolojimizi değiştirecek güce sahibiz."

Cem Yiğit Üzümoğlu

CEM YİĞİT ÜZÜMOĞLU

'Fatih Sultan Mehmed'i hiç böyle görmediniz' diye bir spot yazsak, click-bait'e kurban gitmiş olur muyuz?

A Suburban Affaır

A SUBURBAN AFFAIR

Kırsaldayız ama aslında değiliz.

Cıty Portraıts: Budapeşte, Kıev, Prag

CITY PORTRAITS: BUDAPEŞTE, KIEV, PRAG

Budapeşte, Kiev ya da Prag'ta havalar nasıl?

Burak Deniz

BURAK DENİZ

“Biraz sabırsız ve çoğu zaman kararsızım. Bu iki özelliğim bir kenara, kendimden oldukça memnunum, zira en nihayetinde bunlar beni ben yapan haller ve bütünü olumlu etkiliyorlar.”

Sorumluluk Sevgiye Dahil

SORUMLULUK SEVGİYE DAHİL

Evcil hayvan sahiplenirken aklınızda bulunması gerekenler.

Professıonal Tourıst

PROFESSIONAL TOURIST

Turist olduğunuz bi şehirde yabancısınızdır. Yabancı olmadığınız bir şehirde turist de olamazsınız. Üzerine biraz düşününüz. Galeride ilerleyerek...

Cool & Collected

COOL & COLLECTED

XOXO yeni sayısında önümüzdeki soğuk aylar için birkaç olfaktif öneride bulunuyor.

2016: XOXO The Mag Röportajları

2016: XOXO THE MAG RÖPORTAJLARI

2016 yılında kimlerle sohbet ettik? Kısaca hatırlayalım;

WE ARE

WE ARE

10 yıl sonra, bir aradalar.

EN YENİLER
Mükemmel Uyum

MÜKEMMEL UYUM

Kusursuz müzik, dengeli ses deneyimi ve LG XBOOM Go arasındaki ilişkiyi tahmin etmeniz çok olası. Bu denkleme bir de Aybüke Pusat'ı dahil ediyoruz, sözü kendisine ve müziğe bırakıyoruz.

Dr. Mark Hyman

DR. MARK HYMAN

"Kaderimizin kurbanı olacağımız düşüncesinden vazgeçmeliyiz. Biyolojimizi değiştirecek güce sahibiz."

Serra Yılmaz

SERRA YILMAZ

Serra Yılmaz birçok şey demek. Ve bunlardan bir tanesi mentor olabilir...

Hayata Açık Ol

HAYATA AÇIK OL

Ray-Ban; dürüst, özgür ve anların içinde kendine doğallıkla yer bulanlara sesleniyor: You're On!

Bir Yerel Moda Dosyası

BİR YEREL MODA DOSYASI

İnsanı ve yaşadığı alanı ele alıyoruz. Giydiklerini, kendini çevrelediklerini. Ve sözü Türkiye'den yedi tasarımcıya bırakıyoruz.

Hayvanlarla Daha İyi Bir Dünya

HAYVANLARLA DAHA İYİ BİR DÜNYA

BluTV dizisi Bunu Bi' Düşünün sorumlu hayvan sahipliğini farklı bir gözle anlatıyor. Şimdi bu hikâyeyi yaratıcılarından dinliyoruz.

DAHA FAZLA