LOKAL TEMAS: SUNA K.

"Biz Suna K.’yı bir kabile olarak tarif ediyoruz."

Kabile üyeleri, uçamayan kuşlar, bambaşka ruhlar… Suna K.’ya ait her bir eser hayalgücünüze teslim olmaya hazır bambaşka kimlikleri sahipleniyor. Camın ve Suna K.’nın olasılıklarını, markanın kurucusu Aslı Altay’dan dinliyoruz. 

Hiç bilmeyen birine Suna K.yı nasıl anlatırsınız?

Biz Suna K.’yı bir kabile olarak tarif ediyoruz. Hepsi biricik ve el üretimi cam nesnelerden oluşan bir kabile. Kabile derken aslında tekrar eden renkler ve formlar ile bir akrabalığa işaret ediyor, ama bir yandan da her nesnenin ayrı bir karakteri ve hikayesi var. İşlev ve işlevsizlik arasında gezinen bu nesneler, biraz da bulundukları yerlerde yeni anlamlar buluyorlar. 

Örneğin çok sık kullandığımız, sunak, yani kase formu, ev sahiplerinin nasıl işlevlendirmek istediğine göre dönüşüyor. Cam öyle bir malzeme ki gün içinde ışıkla beraber bambaşka ruh hallerine bürünüyor, etrafa yaydığı ışık, gölgeler hep bir dönüşüm halinde. 

Suna K.’da başka hangi karakterler var?

'Suna' aslında ördek familyasına verilen isim, ‘Sunak’ ise tahmin edebileceğiniz gibi, seremonilerde bir takım kıymetli şeyleri sunmak için kullanılan bir araç. Doğruyu söylemek gerekirse biz bu nesneleri üretmeye başladığımızda aklımızda bu isim yoktu, bir şekilde hep ördek ayakları ve çanak formlarıyla haşır neşir olduk. Daha sonra bu ayakların sadece ördek ailesine ait değil başka kuşları da kapsadığını ve bunların -muhtemelen iç güdüsel- bir sebepten uçmayan kuşlara ait olduğunu bize Azra Tüzünoğlu (küratör) hatırlattı. 

Bir yandan da, ayaklı ya da ayaksız, her Suna K. bir karakter olarak dünyaya geliyor. Örneğin, hayalimizde ‘aksi’ bir karakter orataya çıkarmak varsa, bunu aynı formları kullanarak ama camda hiç kullanılmayan renkleri devreye sokarak hayata geçiriyoruz. Ya da bir ‘kabile reisi’ hayal etmişsek, o zaman devreye tarihsel formlar giriyor, üst üste istifliyoruz ve yepyeni bir karakter ortaya çıkıyor.

Camı bu kadar çekici kılan unsurlar neler? 

Yer çekimine karşı devamlı dönen bir ritimle, nefes, el ve bir takım araçlarla şekillendirililen camın, çoğu soğuk formlandırılan kil ya da ahşap gibi malzemelerden dramatik bir farkı var. Dolayısıyla sıcak cam piponun üzerine sarıldıktan sonra aklımızda olanlar kadar, süreçte olanları ve camın tepkileri en heyecan duyduğumuz anlar.

Çok yüksek ısılarda, devamlı bir rotasyon halinde şekillendiriliyor ve bir kaç dakika gibi aralıklarla tekrar fırında ısıtılması gerekiyor ve de fevkalade yorucu, terletici bir üretim süreci var. Bizi en heyecanlandıran kısmı da bu açıkçası. 3D yazıcıya değil, kum ve ateşle çalışıyoruz.

Tasarıma hikayeden mi materyalden mi başlıyorsunuz? 

Hikayeden başlıyoruz ve camın bu hikayeyi değiştirmesi bizim en heyecanlandığımız anlardan biri. Cam zaten çok başına buyruk ve sağı solu belli olamayan bir malzeme, çok yüksek ısılarda devamlı form değiştiriyor. 

Dolayısıyla bir hikaye ve karakterden yola çıksak bile camın bal kıvamında olduğu ısıda yeni olasılıklarla ve değişmesine izin veriyoruz. Bu yüzden de aynı parçadan iki tane bile üretmemiz mümkün değil, akraba olsalar bile biricikler.

Grafik tasarım çalışmalarınızdaki dilinizle Suna K. dili arasında nasıl bir bağ var?

Grafik tasarım neredeyse her zaman başka içerikleri taşıyarak var oluyor. Doğasında bu var; bir posterden bahsediyorsak örneğin, o anonsu dünyaya sunma işlevini üstleniyor, ya da bir marka hayata geçecekse, onun görsel dilini çözüyor. Günün sonunda grafik bir tercüman, bir servisten bahsediyoruz grafik tasarım dediğimiz zaman.  Bunu da katiyen grafik tasarımın önemi ile ilgili tevazuu göstermek adına söylemiyorum, bilakis, öyle bir araç ki, sırf o logo dediğimiz lekeler üzerinden büyük endüstriler dönüyor. Suna K. ise çok kuvvetli bir grafik karakteri olmasına rağmen bilinegelen anlamıyla grafik tasarımdan veya tasarımın servis olduğu bağlamdan epey farklı. Sanat nesnelerine daha yakın. Bir işlev öneriyor, bazen, ama bir çözüm önerdiğini idda edemeyiz. Asıl işlevleri bulundukları yerlere neşe katmaları aslında.

Suna K. markasının eserlerinde tarihin ve zanaatkarlığın izlerinin bulunmasında Eskişehirin bir payı var mı?

Camın tarihi neredeyse bildiğimiz anlamda insanlık tarihi kadar eski. Suna K.’nın formlarında cam veya kilden yapılmış olan, bu coğrafyaya ait bir çok referans var. Bazen üst üste koyduğumuz parçalar arasında Anadolu referanslı bir sürahi formu kullanıyoruz, bazen ise çeşmi-bülbül ile diskoda bir gece geçirmişiz gibi bir iş ortaya çıkıyor. Özellikle işin üretim kısmında, el-üfleme camın geçen yüzyıllardan bu yana çok radikal bir değişime uğramaması, itiraz edemeyeceğimiz ve etmek de istemediğimiz  bir büyük etken. Tahayyül ettiğim, ya da kağıt üstüne çizdiğim formların bu tarihi teknikler kullanılarak dönüşmesini çoğu zaman hayret ve neşeyle karşılıyoruz. (Ara sıra da tuzla buz oluyorlar çok kısa zamanda!)

Günlük kullanımı olan bir nesnenin sanat eserine dönüşümünü nasıl okumalıyız? 

Duchamp pisuvarı ters çevirdiğinde bu soruyu şahane bir şekilde sormuştu, hala da cevaplayabilen çıkmadı. Ama diyebilirim ki, nesnelere bize endüstriyel anlamla önerildiğinden farklı bir işlev atayabiliyorsak ve bağlamlarını değiştirebiliyorsak, Duchamp ile iyi bir sohbet ederdik. Konu şu ki, sanat eseri ile kastettiğimiz şey bugün için sanat endüstrisinin o nesneleri dolaşıma sokmasıyla meşrutiyet kazanıyor.

İşlev ve işlevsizlik Suna K.da nasıl konumlanıyor? 

Aslında her nesnenin bir işlevi olduğuna inanıyorum, bazısı kaşık kadar çok bariz bir araç olabilir, ama bazı nesneler sadece varlıklarıyla bir odayı değiştirebilirler. İşlev meselesini belki de işlevsellikten ayırmak gerekiyor. Eğer bir nesne bulunduğu yeri dönüştürmeye yarıyorsa, ondan illa limon sıkmasını beklemek gerekmeyebilir. 

Suna K.’ların da bazen bir işlevleri var, evet, çanak gibi içine bir şeyler doldurabilirsiniz ama sizi mutlu edecek şey, ‘şeyleri’ koyacağınız bir nesne bulmak değil, içine ceviz doldurduğunuz o cam nesnenin akşamüstü beşte düşürdüğü gölge olacaktır.

2021in ortasındayız, önümüzdeki altı ayda Suna K.yı neler bekliyor?

Suna K. yarım senelik varlığında hayal ettiğimiz gibi insanların kalbine dokundu ve bizi çok mutlu etti. Bire bir her satın alan ile konuşmak, sohbet etmek çok keyifliydi. Bundan sonraki yolculuğumuzda bizim gibi düşünen bir takım insanlarla iş birliği yapmak ve çemberimizi genişletmek istiyoruz.

BU AY EN ÇOK OKUNANLAR
2016: XOXO The Mag Röportajları

2016: XOXO THE MAG RÖPORTAJLARI

2016 yılında kimlerle sohbet ettik? Kısaca hatırlayalım;

Sorumluluk Sevgiye Dahil

SORUMLULUK SEVGİYE DAHİL

Evcil hayvan sahiplenirken aklınızda bulunması gerekenler.

Tennıs Remıx

TENNIS REMIX

Ali, Leyla, Ece, Mehmet ve Fırat'la Lacoste'un Tennis Remix koleksiyonunu keşfediyoruz.

MBFWI Backstage: Özlem Süer

MBFWI BACKSTAGE: ÖZLEM SÜER

Özlem Süer defilesinin sahne arkasından bildiriyoruz.

MBFWI Backstage: Sudi Etuz

MBFWI BACKSTAGE: SUDİ ETUZ

MBFWI üçüncü gününü, Sudi Etuz'la açtı.

WE ARE

WE ARE

10 yıl sonra, bir aradalar.

Yemek ve şarap eşleşmesi

YEMEK VE ŞARAP EŞLEŞMESİ

“Mutluluğun, basit ve açık bir şey olup, bir bardak şarap, bir kestane, kendi halinde bir mangalcık ve denizin uğultusundan başka bir şey olmadığına aklım yattı. Yalnız, bütün bunların, mutluluk olduğunu insanın anlayabilmesi için basit ve açık bir kalbe sahip olması gerekiyordu.” Nikos Kazancakis

Mezar Turizm

MEZAR TURİZM

Bu yolculuk bir müzik yolculuğu değil. Metaforik bir şekilde sona doğru da ilerlemiyor. Hikayeyi, Mezar Turizm’in tek elemanı Kerem’den dinliyoruz.

A Suburban Affaır

A SUBURBAN AFFAIR

Kırsaldayız ama aslında değiliz.

Dilara Fındıkoğlu

DİLARA FINDIKOĞLU

Dilara XOXO Ailesi’nden, yıllar öncesinden... Emre, zaten tanıyorsunuz...

MBFWI Backstage: Brand Who

MBFWI BACKSTAGE: BRAND WHO

MBFW Istanbul'un ikinci gününü kapatan Brand Who'nun sahne arkasındaydık.

Storm Is Comıng

STORM IS COMING

PUMA'nın yeni modeli Storm'un Hasköy İplik Fabrikası'ndaki partisindeydik.

EN YENİLER
Bir Yerel Moda Dosyası

BİR YEREL MODA DOSYASI

İnsanı ve yaşadığı alanı ele alıyoruz. Giydiklerini, kendini çevrelediklerini. Ve sözü Türkiye'den yedi tasarımcıya bırakıyoruz.

Hayvanlarla Daha İyi Bir Dünya

HAYVANLARLA DAHA İYİ BİR DÜNYA

BluTV dizisi Bunu Bi' Düşünün sorumlu hayvan sahipliğini farklı bir gözle anlatıyor. Şimdi bu hikâyeyi yaratıcılarından dinliyoruz.

Kubilay Aka

KUBİLAY AKA

"Hayvanlar; sevgi, vakit ve anlaşılmak ister."

Ayşenil Şamlıoğlu

AYŞENİL ŞAMLIOĞLU

"Sorumlu hayvan sahipliği yüreğinizi bütünüyle ona vermeniz demektir."

Ulaşcan Kutlu

ULAŞCAN KUTLU

"Sevgiyi anlamamış hiçbir insanın hayvan sahibi olmasını istemem."

Müjde Uzman

MÜJDE UZMAN

"Hayvan sahipliği, şartlar ne olursa olsun, fedakârlık ve özveri gerektirir."

DAHA FAZLA