CHANNİNG TATUM

Bennett Miller’ın Foxcatcher’ı ile beyazperdeye geri dönüş yapan Channing Tatum’un, xoxothemag.net'e son filmi ve oyunculuk kariyeri ile ilgili söyleyecekleri var.

O yalnızca Hollywood’un en hızlı yükselen sanatçılarından biri değil, aynı zamanda en çalışkanlarından da… Channing Tatum, yalnızca 4 yıl gibi bir sürede, hem seyircinin hem de eleştirmenlerin saygısını kazanan 16 filmde yer aldı. Şimdilerde, Benneth Miller’ın Foxcather’ı ile 30 Ocak itibarıyla beyaz perdeye geri dönüş yapacak olan Tatum sorularımızı yanıtladı.

Foxcatcher’ın kariyerindeki en zor projelerden biri olduğunu söylemişsin. Neden?

Biraz depresifti. Bu film, karanlık insanlara karanlık bir hikaye anlatıyor. Ve ben genelde çalışırken eğlenmeyi seven insanlardanım. Özellikle, garip  ya da gergin durumlar oluştuğunda, ortamı şakalarımla yumuşatmaya çalışırım. Ancak Foxcather setinde bunu yapmam neredeyse imkansızdı. Benett çok ciddi biri. Eğer gülmeye başlarsanız, uyarısını iletmekte gecikmiyor. Eşimin hamileyken beni sette ziyarete geldiği günü hatırlıyorum. Bir hafta boyunca kalması gerekiyordu ancak 3.güne geldiğimizde “Benim eve dönmem lazım.” demişti. Tabii ki işin fiziksel götürülerinden bahsetmiyorum bile.

Az da olsa bahsetmeni istesek?

Çekimler başlamadan 6 ay önce, olimpiyatlarda yarışmış güreşçilerle çalışmaya başladım. Güreş, hayatımda gördüğüm en zor sporlardan biri olabilir, üstelik çok acı verebiliyor. Dışarıdan bakan biri için, yağlanıp birbirini ovan erkeklerin olduğu son derece homoseksüel bir spor gibi görünüyor olabilir. Ama hayır, özünde şiddet ve acı dolu. Bazen dizlerimin bir daha asla eskisi gibi olacağını düşünüyorum. Çekim süreci, benim için fiziksel anlamda çok zorlu oldu. Ancak oradan herhangi bir yara almadan çıksaydım, kendimi birşeyleri eksik yapmış gibi hissedecektim.

Bu zamana kadarki en başarılı performanslarından biriydi denebilir mi?

Aslında bu benim tek başıma söyleyebileceğim bir şey değil. Son birkaç yılda, özellikle Foxcatcher gibi deneyimler sayesinde çok fazla şey öğrendim. Kariyerimin gelişiminde büyük bir değişim görüyorum, belki de insanları şaşırtabileceğim yeni bir alan ortaya çıktı da diyebilirim. Ve bu alanın üstüne gitmek, onu daha da geliştirmek ve bir oyuncu olarak rahat hissettiğim o alandan çıkmak istiyorum. Ama tabii bu demek değil ki sürekli karanlık dramalarda yer alacağım.

Aktör olarak yeterince ciddiye alınmadığınızı düşündüğün oldu mu?

Ne diyebilirim ki? Bu anlaşılabilir bir şey. Bana Hollywood’un kapılarını açan şey vücudumdu ve bir oyuncu olarak ana malzemem de o. Diğer taraftan, bedenim kimi zaman bir hapishanedeymişim hissi yaratıyor. Çünkü hayatımın büyük bir kısmını, yalnızca kameranın önünde t-shirt’ümü çıkaracağım için çok sıkı diyetler yaparak geçiriyorum, ki bence fit kalmak oldukça zor bir şey. Yemek yemeye ve bira içmeye bayılıyorum. Ancak asla şikayet etmiyorum.

Ünlü olmanın da bir bedeli var ama değil mi?

Açıkçası dergi kapaklarında yer almak ya da ünlü olmak için oyuncu olmadım. Tam aksine, bu tür şeyler beni hep korkutmuştur. Tabii ki ünlü olmanın iyi yanları var; partiler, iyi restaurantlar ya da birinci sınıf uçuşlar… Ama iş sizinle fotoğraf çektirmek için etrafınızı saran hayranlara gelince, korkunç bir klostrofobi hissiyatıyla karşı karşıya kalabiliyorsunuz.

Diğer yandan seyirci tarafından bu denli destekleniyor olmak güzel olmalı?

Tabii ama ben insanların hakkımdaki düşüncelerine pek takılı kalmamaya çalışıyorum, daha çok yaptığım şeyi neden yaptığımı anlamalarını istiyorum. Mottom “Yaşa ve yaşamasına izin ver.” İzleyicilerden geri dönüş almak benim için her daim şaşırtıcı oluyor çünkü yaptığım şeyi insanları mutlu etmeyi hedefleyerek ortaya koymuyorum. Ama günün sonunda tabii ki hepimiz sevilmek istiyoruz. Bu noktada oyuncu olmak çok zor. Eğer bir gün kendimi öldürmeye karar verirsem, tek yapmam gereken internette hakkımda çıkan yorumları okumak olur.

Peki neden oyuncu olmayı seçtin?

Okuldan mezun olduğumda, kendimi çok kötü hissettim ve o anda aslında oyunculuğun bir çeşit terapi olduğunu fark ettim. Çünkü hem yaptığınız her şey hem de etrafınızdakilere düşünmek durumundasınız. Bence bu harika birşeydi ve her zaman bunun bir adım sonrasında ne olduğunu merak ettim. O zaman sinemayla ilgili pek bilgim yoktu. En fazla babamla izlediğimiz eski filmleri biliyordum. Sonra, kendimi öğrenmeye zorladım. No Counrty For Oldman için seçmelere gittiğim günü hatırlıyorum da, o rol için 15 yıl kadar gerideydim ve odadan çıktığımda benden bin kat daha iyi birinin orada belirdiğinden emindim. Yine de Coen kardeşlerin seçmesinde bulunmak aydınlatıcı bir deneyimdi.

Oyunculuktan önce şansını farklı birçok işte denemişsin…

Evet hem de çok. Modellik, striptizcilik, köpek bakıcılığı, hademelik… Çocukken oyuncu olmaya pek uygun değildim. Dediğim gibi, bunun için hiç hazırlanmamıştım. Sınıfta yüksek sesle konuşmak bile benim için işkence gibiydi. Hatta çoğu insana nazaran, bu benim için on kat daha zordu. Ayrıca bu durumun bende yarattığı güvensizlik hissi her şeyi daha da zorlaştırıyordu. Onun yerine futbol oynamak ya da birkaç saat içerisinde 200 dolar kazanabileceğim striptiz işini yapmak daha cazip geliyordu. Çünkü striptizci olduğunuzda, ne kadar keriz olursanız olun insanlar sizi alkışlamaya devam ediyor.

Kızın büyüdüğünde bunları ona anlatmak zorunda kalacaksın ama...

Evet, öyle. Belki çocuk yapmak o kadar da iyi bir fikir değildi –şaka yapıyorum tabii ki.

Sence baba olmak hayata bakış açını ne yönde değiştirdi?

Öncelikle, baba olmak için aslında ne kadar hazırlıksız olduğumu gördüm. Sahip olduğunuz tüm sevgiyi veriyorsunuz ama karşılığında size sadece uykusuz geceler kalıyor. Sonra fark ediyorsunuz ki korkak olan sizsiniz. Kadınlar gerçekten üstün yaratıklar ve biz erkekler yalnızca mızmızlanmakla yetinebiliyoruz.

Fotoğraf: © Brian Bowen Smith

BU AY EN ÇOK OKUNANLAR
Gahl Sasson

GAHL SASSON

İşe bakın ki, Some Men 11'de astroloji konuşuyoruz.

Gönül Ergenekon

GÖNÜL ERGENEKON

Bilime Bir Doz Anne Şefkati

Nadıa Lee Cohen

NADIA LEE COHEN

XOXO The Mag'in Sonbahar/Kış 2018-2019 kapak konuğuna bakmaktasınız.

Jonathan Anderson

JONATHAN ANDERSON

JW Anderson’ın kurucusu ve Loewe’nin Kreatif Direktör’ü Jonathan Anderson’ın yükselişi hız kesmiyor. Erkek kıyafetleriyle başlayıp kadın tasarımlarına varan serüvenin tanığıyız.

Yeni İnsan

YENİ İNSAN

Gündüz Vassaf XOXO The Mag için yazdı.

Dönersen Islık Çal

DÖNERSEN ISLIK ÇAL

Bala Atabek, XOXO The Mag için yazdı.

Tennıs Remıx

TENNIS REMIX

Ali, Leyla, Ece, Mehmet ve Fırat'la Lacoste'un Tennis Remix koleksiyonunu keşfediyoruz.

Franz Ferdınand

FRANZ FERDINAND

Franz Ferdinand ile İstanbul konserlerinden hemen önce buluşmuştuk.

Yemek ve şarap eşleşmesi

YEMEK VE ŞARAP EŞLEŞMESİ

“Mutluluğun, basit ve açık bir şey olup, bir bardak şarap, bir kestane, kendi halinde bir mangalcık ve denizin uğultusundan başka bir şey olmadığına aklım yattı. Yalnız, bütün bunların, mutluluk olduğunu insanın anlayabilmesi için basit ve açık bir kalbe sahip olması gerekiyordu.” Nikos Kazancakis

Best Frıends: Ece Çeşmioğlu

BEST FRIENDS: ECE ÇEŞMİOĞLU

Ece Çeşmioğlu ve Taner Ölmez'le sohbet ettik. Daha doğrusu onlar etti, biz dinledik.

Erol Tabanca & İdil Tabanca

EROL TABANCA & İDİL TABANCA

OMM'u Kengo Kuma'dan dinledik, şimdi sıra işin kalbi olan ikilide. Biz bu ikilinin sohbetine müdahil olmaktansa şahit olmayı tercih ediyoruz.

Çoklu Özgeler Sendromu

ÇOKLU ÖZGELER SENDROMU

Söz konusu Özge'yse, tarafınızı seçmek o kadar da basit olmayabilir...

EN YENİLER
Server Demirtaş

SERVER DEMİRTAŞ

Mekanik hareketlerle hisleri buluşturuyor.

Davıd Mallett

DAVID MALLETT

Maestro’dan sizin için güçlü tüyolar alıyoruz.

Dönersen Islık Çal

DÖNERSEN ISLIK ÇAL

Bala Atabek, XOXO The Mag için yazdı.

Beğeni Üzerine

BEĞENİ ÜZERİNE

Ali Akay, XOXO The Mag için yazdı.

Zızı Donohoe

ZIZI DONOHOE

Zizi Donohoe ile güzellik üzerine biraz laflıyoruz.

Franz Ferdınand

FRANZ FERDINAND

Franz Ferdinand ile İstanbul konserlerinden hemen önce buluşmuştuk.

DAHA FAZLA