CAN POLATKAN

Barışçıl; barışsever demektir. Can Polatkan da sözleriyle, haliyle ve enerjisiyle tam bir barışçıl.

interview olga şerbetcioğlu - haziran 2015

photographer begüm yetiş

styling deniz irem çek

makeup ömer faruk dinç/mac ürünleriyle

styling assistant berna demir

photography assistant can sever

makeup assistant meltem nurol

beykoz kundura'ya ve cem görk’e teşekkür ederiz.

Can, bu aralar aklından çıkmayan şey ne?

Bu mayıs ayında 30 yaşıma girdim. İlginç bir duygu, bunu düşünmeden edemiyorum. Bir de iş ile ilgili şeyler düşünüyorum. oLi Spor Kulübü’ne yeni katulımcılarla yeni bir soluk getireceğiz, bu sayede kulübü bu yaz daha da büyütüp aksiyon sporları kulübüne dönüştüreceğiz. oLi’yi, snowboard odaklı bir yerden, bir anda içinde farklı branşlar olan bir platform yaratacağız. Güzel bir topluluk oluşturmak istiyoruz.

Senin dünyandaki klişeleri anlatsana bize. Sıkıcı klişeler olduğu kadar güzel olanlar da vardır...

Bu işler Türkiye'de daha çok yeni olduğu için herkes snowboard'un üstüne çıktığında “nasıl takla atılır”, “nasıl 360 yapılır” derdinde oluyor. Bu çok kötü bir klişe mesela. Bunu yapmamak gerekiyor. Önce temeli oturtmak şart. Bu işle uğraşılacaksa adam gibi uğraşmak gerekiyor. Gerçekten kursa gidilmeli, öğrenilmeli... Kendimden örnek vereyim, ben bir hareketi iki sene boyunca denedim ve yapamadım, sonra yurtdışından bir antrenör gelip “Kafanda buradan değil de şuradan bak.” dedi ve hareketi çözdüm. Bazen bu kadar küçük şeyler bile bir sorunu çözebiliyor.

“Snowboard pahalı bir spordur.” düşüncesi de bir klişe mi mesela?

Neye kıyasla baktığına bağlı. Eskiye göre fiyatların oldukça düştüğünü düşünüyorum, ve insanlar artık buna çok rahat bütçe ayırabilirler. Kayseri'de 90 km pist var, günlük ski-pass 25 TL. Daha ne olsun. Ya da 250 TL'ye snowboard satın alabilirsin; araştırıp bakarsan bir şeyin daha kolay yapılabilir yolunu mutlaka bulursun.

Havalar ısındığında mutlu mu oluyorsun, mutsuz mu?

Duruma göre değişiyor. Snowboard'u çok seviyorum ama bir işin içine çok fazla girince, ve o işte çok yorulunca ve senelerdir hep kış aylarında yaşadığım için havaların ısınması bana tatili simgeliyor. Sanırım mutlu oluyorum.

Ve tatilde nerede oluyorsun?

Fransa'da, Les Deux Alpes'de... Yani yine derdim kaymak oluyor, buzullara gidiyorum. Bu arada, böyle bir yerde snowboard yapmak daha da keyifli çünkü 3600 metrede gerçek kar olduğunu ve 1800 metrede de dört mevsimi yaşayabildiğini düşünürsen, her şey çok daha keyifli bir hal alıyor. Temmuz'da burada hava ortalama 20 derece, öğlene kadar kayıyorsun, sonra göle giriyorsun. Ayrıca, büyükler için bir Disneyland gibi; adventure parklar, rafting vs. her şey var. Gerçekten müthiş bir yer. Ve hatta Tour de France'ın bir ayağı burada bitiyor.

Sürekli yüksek rakımlı yerlerde bulunmak vücut için ne gibi sonuçlar doğuruyor?

Özellikle 3.000 metre yükseklikten sonra havadaki oksijen miktarı iyice azaldığı için nefes alış veriş hızı çok hızlanıyor ve bu da vücuttaki alyuvar sayısını inanılmaz miktarlarda artırıyor.

 Ailen ne yapıyor bu arada? Sporla ilgilenen birileri var mı?

Anne tarafında çok sporcu var, eniştem Galatasaray eski kaptanı, biliyorsun rahmetli dayım Selçuk Yula... Voleybolcular da var, genetik olarak herkes spora yatkın. Ama babam mikro cerrah ve şöyle bir lafı var: “Spor sağlığa zararlıdır.”

İTÜ'de yaptığınız platform ve Snowboard World Cup'tan önce seninle konuşmuştuk, epey heyecanlıydın. Üzerinden zaman geçtikten sonra nasıl hissediyorsun? Tatmin oldun mu?

Sonuç beklediğimizden de iyi oldu, yaklaşık 10.000  kişi geldi. İşin ihtişamı devasaydı, 15-16 katlı, neredeyse gökdelen diyebileceğimiz bir şey diktik, yetmezmiş gibi bir de üstüne kar yağdırdık. Eurosport'dan da canlı yayınlandı.

Yakın zamanda da bir Air Türkiye Teşvik Şampiyonası düzenlendi. Öncelikle, teşvik şampiyonası ne demek?

Daha önce Türkiye'de resmi olarak snowboard yarışması yapılamıyordu. Resmi olması için, Gençlik İl Spor Müdürlüğü'nün ona onay vermesi ve kulüplerin lisanslı oyuncularını oraya getirmesi gerekir. Snowboard Türkiye'de çok yeni bir disiplin olduğu için ilk sene Türkiye Kayak Federasyonu (TKF) bunu teşvik adı altında yaptı. Bu şekilde duruma bakıp tartabiliyorlar, kaç kişi katıldı, bu işe ilgi var mı gibi...

Sonuç ne oldu, snowboard teşvik edilecek bir şey mi?

Kesinlikle. Bir kere snowboard'un freestyle dalları Olimpik oldu, yani artık daha ciddi bir spor. Son Kış Olimpiyatları'nın reytinglerine de bakarsak, snowboard ve half pipe en çok izlenen, ilgi gören dallardan... Sonuçta, herkes uçan bir insanı izlemek istiyor. Bence geleceğin sporlarından biri, Türkiye'de teşvik edilip bir an önce resmi takvimlere konulması gerekiyor.

Türkiye'de kış sporları ne durumda peki?

Avusturya, aslında Doğu Anadolu Bölgesi kadar bir yer ve buna rağmen kış sporlarından inanılmaz bir gelir elde ediyor. Bizde, sürpriz değil ki Avusturya'dakinden daha fazla dağ var, fakat tesisleşme yok. Ama bu da değişiyor, yeni tesisler yapılıyor. Örneğin; Kayseri'ye yaptıkları tesise yüz milyonlarca euro harcandı. Aynı zamanda kayak ve snowboard sporunun kültürel dönüşüm sağlama özelliği var, cazibe alanları yaratmak için iyi bir araç.

Tüm bu olup bitende, senin gelecekteki rolün ne peki?

Türkiye'de bu işteki en bilgili insanlardan biri olduğumu düşünüyorum. Sonuçta ben de Big Air World Cup'ta danışman olarak çalıştım, zaten bu dalda ilk milli sporcuyum. Federasyonla da çok yakın olduğum için onlarla birlikte uğraşıyoruz. Snowboard benim de en sevdiğim şey olduğu için, gelişmesinde çok büyük payım oluyor. Spor kulübümüzün kurulmasından tut, bu organizasyonları yapmama ve kendim bir sporcu olmama kadar çok uğraşıyorum.

Profesyonel bir snowboard'cu kaç yaşında emekli olur?

Görsel ve estetik değerler barındıran bir spor olduğu için, yaşı ilerlemiş pek çok snowboard'cu var. Bir snowboard'cunun profesyonel sporcu olması için sadece yarışmasına gerek yok. Dünyada birçok iyi isim, 40'ına gelmişler bile, sadece filmler çekerek ve markaların elçisi olarak hala profesyonel konumlarını koruyorlar. Ama olimpik olarak yarışmak için limit bence 30.

Senin sponsorların kimler?

Vans, Capita, 686, Mars Entertainment Group, Dragon, Union gibi markalarla çalışıyorum.

Sponsorluk hakkında ne düşünüyorsun?

Globaldekilere göre bence buradakiler daha kısa dönemli. Çünkü markalar bu sporu çok iyi bilmiyor, sadece şu anda popülerleştiği için onunla ilgileniyor. Bunun üzerine daha farklı bir strateji oluşturulmalı. Bir bütün olup hem marka, hem sporcular, hem de spor için daha faydalı bir şey yapılabilir.

Milli bir sporcu, başka bir ülke adına kayabilir mi?

Yok, kayamaz.

“Lanet olsun buradan bir şey olmaz.” dedin mi hiç?

“Sen ne yapıyorsun burada, git yurtdışında bir şeyler yap, bu işe değer verilmeyen bir ülkedesin.” gibi çok yorum duydum. Ama ben her zaman şu şekilde düşündüm; fırsat aslında burada, çünkü gidip ABD'de de kaydım ama orada bir sürü Can var, Türkiye'de bu tür şeyleri yapmak, başarmak beni çok motive ediyor. Burada gelişmeye çok açık ve çok fazla genç nüfus var. Onun için burada kaldım, ve öne çıkabildim.

Çok sakatlandın mı?

Daha önce iki kere diz ameliyatı oldum, ama ikisinin de snowboard'la alakası yoktu. Basketbol oynarken ön çapraz bağımı kopardım, daha sonra menüsküsümü parçaladım. Gençken daha cesaretli oluyorsun, atlıyorsun, uçuyorsun, yapamayacağın şeyleri de denediğin zaman bir sakatlık oluyor tabii. Ama yaptığın işi cidden bir spor gibi düşünürsen, kendi sınırlarını bilerek zorlamaya devam edersen bir sakatlık olmaz, çünkü o zaman bilinçli spor yapıyorsun demektir. Genelde kayak veya snowboard aktivitelerinde sakatlıklar hep günün sonunda oluşur. Oysa ki yorulduğun zaman onu denememen gerekir, eğer kötü bir günse, yerler çok buzluysa, denemek istediğin bir hareketi yapamayabilirsin. Veya kar çok yumuşaktır, hızın yetmez... Böyle durumlarda şartları zorlamamak lazım. Sırf bu sebeplerden bile, gerçekten, öz-disiplin ve zeka gerektiren bir spor. Herkes bu tip ekstrem sporları yapanlara “deli bu, yarım akıllı” falan der, halbuki tam tersi. Çünkü o yarım akıllıysa maksimum altı ay bu işi yapabilir.

Kendi kendine mi çalışıyorsun yoksa bir antrenörle mi?

Kar üstünde olmadığım zaman MAC’in desteğiyle gym’de antrenörle çalışıyorum. Sonuçta kar üstünde gücümü koruyabilmek için bedenimi önceden hazırlamam gerekiyor. Kışın ve yazın da kar üstünde hem kendim hem de antrenörlerle çalışıyorum.

Spor olarak başka neye benziyor?

Kaykay, dalga sörfü... Bütün bunlar bir aile gibi.

İlk akla gelenleri saydın; başka?

Yogaya benziyor tabii. Esneklik, postür, denge, koordinasyon, odaklanma burada çok önemli. Mesela yoga yapmaya başladıktan sonra benim snowboard'um çok gelişti.

Kayarken müzik dinliyor musun?

Duruma göre değişiyor. Çok cesarete ihtiyaç duyduğum zamanlarda müzikle kaymak tabii çok fark ediyor. Çok daha fazla konsantre olmam gerekiyorsa müziksiz de kayabiliyorum. Antrenmanlar dışında, kendim için bol karda kayıyorsam, o zaman takıyorum müziği, ama yarışlar açısından müziğin bir ayarı var. Sürekli müzikle kaydığında, o zaman hız duygusunu kaybedebiliyorsun.

Sana ait bir hareketin var mı?

Bir sürü şey yapıyorum ama öyle özel bir hareketim yok.

Ekstrem spor yapan biri diğer ekstremleri de yapmak zorundaymış gibi bir algı var. Kite da dahil mi buna?

Aynı aileye ait sporlardan bahsettik ya, kiteboard bu ailenin dışında kalıyor. Dalga sörfüyle snowboard daha yakın mesela birbirine... Ama, işin içine rüzgar girdiği zaman bambaşka bir şeye dönüşüyor.

Bireysel sporlardaki rekabet anlayışı takım sporlarından daha farklı. Sizde de öyle mi? Bunun sana katkısını anlatabilir misin?

Tabii, çünkü bizde kulüpçülük yok. Kış Olimpiyatları'nda bu sene ilk defa Slope Style yarışması da vardı, yarışmayı sunan spiker şöyle bir şey söyledi: “Ben bu kadar Olimpiyat izledim, birincinin ikinciye sarıldığı, birlikte üçüncünün gelişini heyecanla izleyip mutlu olduğunu görmedim.” Benim de küçük yaşımda snowboard’a ilgi duyma nedenim takım sporlarının kalıplardan çıkmak istememdi herhalde. Elbette, bizde de rekabet var, ama daha keyifli versiyonuyla...

Bencil misin?

Küçükken daha bencildim. Spora genel bir yatkınlığım var, ne olursa iyi yapıyorum. Halı sahaya gitsem iyi top oynuyorum. Ama gençken daha bencildim, onu yonttum.

Peki şımarık mısın?

Yok, değilim. Sorumluluk sahibi bir insan olduğumu düşünüyorum ve bana verilen bir şeyle veya sahip olduğum bir özellikle ilgili bir hava atma durumum yok.

Nasıl bir adamsın?

Yüzyıllardır snowboard yapıyorum. Çok fazla değişmeyi sevmiyorum. İnsanlar yaşlandıkça hobileri, kıyafetleri değişir. Benimse 12 yaşımdan beri aynı şeyler var üzerimde. Takıntılı olduğum 2-3 marka var; All Saints dışında herhangi bir markanın tişörtlerini giymiyorum. Aynı şekilde de pantolon olarak sadece Levi's giyiyorum. Vans'i de çok seviyorum ve sponsorum olduğu için de dilediğim modeli giyme şansım oluyor. Ayrıca, yeni hobiler edinmem. Hep aynıydım ve sanırım aynı kalacağım. Yaşım büyüdükçe “Artık board'u bırakıp futbola sarayım.” demedim. Yapabildiğim sürece snowboard yapmak istiyorum. Evimde mini ramp'im var, kaykay kayıyorum, dalga sörfüne gidiyorum vb. O yüzden de çok genç hissediyorum. Kendimden büyüklerle de, gençlerle de iyi ilişki kurabiliyorum.

Hepimiz şehir hayatında kazandığımız edinimler sonucunda belli özgürlüklere ulaşmayı hedefleyen insanlarız. Kendimizi bu özgürlükler üzerinden motive ediyoruz. Sen de aynı döngüde misin? Aklındaki mutlu son ne?

Pek tabii ki gelecekle ilgili beklentilerim var. Fakat daha çok şu an sahip olduklarımın değerini bilmeye çalışıyorum ve yaşadığım ana konsantre oluyorum. Dolayısıyla da beni motive eden şeyler sadece gelecekten beklediklerim olmuyor.

Azla yetinen biri misin?

Kesinlikle. Sevdiğim insanlarla birlikte olmak benim için yeterli.

 Modayla aran nasıl?

Açıkçası trend'leri takip ettiğimi söyleyemem.

Beslenmene dikkat ediyor musun?

Metabolizmam çok hızlı olduğu için mümkün olduğunca kilo aldıracak besinler tüketmeye çalışıyorum.

Hayatta en çok özlem duyduğun şey ne?

Hiçbir kaygı taşımadan, amatör ruhla kaymayı gerçekten çok özlüyorum.

Kendi kendine bir soru sorsan, bize de cevabını versen? Soruyu söylemesen de olur.

Hepsi çok güzel olacak.

Hayvan olsan ne olurdun?

Köpek.

İdolün var mı hiç?

Terje Håkonsen, Norveçli, dünyanın en iyi snowboard'cusu. Onun dışında Craig Kelly, Jeff Anderson, Jamie Lynn, Nicolas Müller, Danny Davis, sörfçü Danny Fuller var. İdollerim genelde sörfçü, snowboard'cu ve kaykaycı veya bu işlerin görsel sanat kısımlarıyla uğraşan insanlar. Ne garip, değil mi?

Korkuların var mı?

Ben de herkes gibi her şeyden korkuyorum. Her gün snowboard'la çıkıp rampadan atlarken korkuyorsun. Bunu kırmak için de derin nefes alıp verme çalışmaları yapıyorum, o anda aklıma komik bir şey getiriyorum, köpeklerimi düşünüyorum. Ben hiçbir şeyden korkmam diyen biri olamaz zaten. Bazen önceden atladığım bir yerden de korkuyorum, ama korkumla bilinçli bir şekilde karşılaşıp onla iyi bir ilişkim olduğunu düşünüyorum.

Gelecek kaygın var mı?

Var. Herkes gibi “Türkiye'nin hali ne olacak? Bu seneki etkinlikler ne olacak? 10 sene sonra ne yapacağım, çocuğum olacak mı?” gibi sorular dönüyor kafamda.

Olacak mı? Baba olmak istiyor musun?

Olabilirim, neden olmasın.

Aile nedir?

Görecelidir.

BU AY EN ÇOK OKUNANLAR
Mine Özbek

MİNE ÖZBEK

Mutlaka bir yol vardır.

Dr. Mark Hyman

DR. MARK HYMAN

"Kaderimizin kurbanı olacağımız düşüncesinden vazgeçmeliyiz. Biyolojimizi değiştirecek güce sahibiz."

Hayata Açık Ol

HAYATA AÇIK OL

Ray-Ban; dürüst, özgür ve anların içinde kendine doğallıkla yer bulanlara sesleniyor: You're On!

Cem Yiğit Üzümoğlu

CEM YİĞİT ÜZÜMOĞLU

'Fatih Sultan Mehmed'i hiç böyle görmediniz' diye bir spot yazsak, click-bait'e kurban gitmiş olur muyuz?

Burak Deniz

BURAK DENİZ

“Biraz sabırsız ve çoğu zaman kararsızım. Bu iki özelliğim bir kenara, kendimden oldukça memnunum, zira en nihayetinde bunlar beni ben yapan haller ve bütünü olumlu etkiliyorlar.”

Sorumluluk Sevgiye Dahil

SORUMLULUK SEVGİYE DAHİL

Evcil hayvan sahiplenirken aklınızda bulunması gerekenler.

Cıty Portraıts: Budapeşte, Kıev, Prag

CITY PORTRAITS: BUDAPEŞTE, KIEV, PRAG

Budapeşte, Kiev ya da Prag'ta havalar nasıl?

A Suburban Affaır

A SUBURBAN AFFAIR

Kırsaldayız ama aslında değiliz.

Professıonal Tourıst

PROFESSIONAL TOURIST

Turist olduğunuz bi şehirde yabancısınızdır. Yabancı olmadığınız bir şehirde turist de olamazsınız. Üzerine biraz düşününüz. Galeride ilerleyerek...

Cool & Collected

COOL & COLLECTED

XOXO yeni sayısında önümüzdeki soğuk aylar için birkaç olfaktif öneride bulunuyor.

LOKAL TEMAS: SUNA K.

LOKAL TEMAS: SUNA K.

"Biz Suna K.’yı bir kabile olarak tarif ediyoruz."

Yedi Titreşim

YEDİ TİTREŞİM

Gün ortasında da günaydın diyemeyeceğimizi kim söyledi? Kendinizi rahat bırakın.

EN YENİLER
Mükemmel Uyum

MÜKEMMEL UYUM

Kusursuz müzik, dengeli ses deneyimi ve LG XBOOM Go arasındaki ilişkiyi tahmin etmeniz çok olası. Bu denkleme bir de Aybüke Pusat'ı dahil ediyoruz, sözü kendisine ve müziğe bırakıyoruz.

Dr. Mark Hyman

DR. MARK HYMAN

"Kaderimizin kurbanı olacağımız düşüncesinden vazgeçmeliyiz. Biyolojimizi değiştirecek güce sahibiz."

Serra Yılmaz

SERRA YILMAZ

Serra Yılmaz birçok şey demek. Ve bunlardan bir tanesi mentor olabilir...

Hayata Açık Ol

HAYATA AÇIK OL

Ray-Ban; dürüst, özgür ve anların içinde kendine doğallıkla yer bulanlara sesleniyor: You're On!

Bir Yerel Moda Dosyası

BİR YEREL MODA DOSYASI

İnsanı ve yaşadığı alanı ele alıyoruz. Giydiklerini, kendini çevrelediklerini. Ve sözü Türkiye'den yedi tasarımcıya bırakıyoruz.

Hayvanlarla Daha İyi Bir Dünya

HAYVANLARLA DAHA İYİ BİR DÜNYA

BluTV dizisi Bunu Bi' Düşünün sorumlu hayvan sahipliğini farklı bir gözle anlatıyor. Şimdi bu hikâyeyi yaratıcılarından dinliyoruz.

DAHA FAZLA