PEMRA AKSOY

Şubat ayında açacağı kişisel sergisine harıl harıl çalışan Pemra Aksoy'la bir araya geldik, ve çalışmalarını bir de ondan dinledik.

Çalışma sürecinden bahseder misin? 

Çizmek ve not almak benim için önemli. Eskiz yaptığım ve düşüncelerimi kaydettiğim birçok defterim var. Benim için, yazma ve çizme ile düşünme süreci iç içe geçmiş durumda. Çizerken düşüncelerimi şekillendirmek ve derinleştirmek çok daha kolay oluyor. Bununla beraber sürekli gözlemliyorum ve gördüğüm, ilgimi çeken şeyleri defterlerime kaydediyorum. Dolayısıyla, daha sonra tuvalin üzerine aktaracağım desenler bu sürecin bir sonucu olarak ortaya çıkıyor.

Bir resmin gerçekleşmesinde ne tür adımlar var?

Deneme yanılma yöntemi ile sonuca ulaşmaya çalışıyorum. Genelde her zaman bir fikir ile başlarım. Başta mutlaka beni dürten, etkileyen düşünceler vardır ancak bunların nereye varacağını süreç belirler. Bu düşüncelerden yola çıkarak araştırma yaparım, gözlemlerim ve çok okurum. Özellikle okumanın düşüncelerimin, çizimlerimin ve dolayısı ile resimlerimin gelişimine çok etkisi oluyor.

Planlı mı çalışırsın?

İlk başta bir planım oluyor ancak mutlaka buna bağlı kalacağım diye bir takıntım da yok. Bir şeye başladığımda sonunda nasıl bir şey olmasını istediğimi biliyorum ancak ne kadar süreceği ve de sonunda nasıl bir şey çıkacağı hiç bir zaman kesin olarak belli olmaz. Bu da beni her çalışmada çok heyecanlandıran bir unsur. Resim yaparken, süreç içerisinde gelişen rastlantıların etkisi oldukça büyük. Genellikle de bir şeyin bittiğini hissedene kadar yapmaya devam ediyorum. Ve neticede hissedebildiğinizde durabiliyorsunuz. Kendimi, olayların akışına bıraktığımda daha enteresan şeylerin gerçekleştiğini bilmek beni heyecanlandırıyor ve genelde en iyi sonucu da bu şekilde alıyorum. Eğer plana, düşünceye çok takılı kalırsam tesadüfen ortaya çıkan şeyleri kaçırdığımı hissediyorum. Sonuç olarak, resim yapmak zihinsel ve bedensel olarak yorucu bir iş. En zor ve stresli bölüm ise her zaman “başlamak”. Bir şeyler ters gittiğinde ise durabilmesini bilmek, daha sonra da cesaret gösterip kaldığınız yerden devam edebilmek gerekiyor.

İşlerinde kişisel hikayelerine referans veriyorsun. Resimlerine birer oto-portre olarak da ele alabilir miyiz?

Resimlerimi, kendi kişisel hikayelerimden yola çıkarak aldığım notlar ve yaptığım çizimler üzerinden kurguluyorum. Yakın çevremde olanlar, yaşadıklarım, gözlemlerim gibi kişisel kaynaklardan besleniyorum ve bunları yeniden kurgulayarak tuvallere aktarmaya çalışıyorum. Sonuç olarak ortaya çıkan şeyler, hayatımın oluşturduğu izler. Bunlar zaman zaman soyut, zaman zaman da insan figürleri olarak ortaya çıkıyor.  Resimleri tabii oto-portre olarak ele alabiliriz çünkü ortaya çıkan imgeler benim için aynı zamanda yaşamış olduğum şeylerin var olduğunu gösteren izler. Bunları kişisel belleğimden yola çıkarak, düşüncelerimin ve hislerimin yoğun olduğu zamanlarda yaptığım çizim ve notlardan oluşturduğum için, bunları aynı zamanda kendimi keşfetmenin bir yolu olarak da görüyorum.

Bir nevi yaşadıklarını saklamak ve hatırlamak istiyorsun.

Belleğin sürekli olarak unuttuğu ve zihnin zaman ilerledikçe anıları çarpıtarak bize farklı gerçekler sunduğu bir dünyada yaşıyoruz. Ayrıca bugün, her şey çok fazla, hızlı ve geçici olduğundan duygularımız ve hislerimiz de çok çabuk unutuluyorlar. Her an her alanda bir hafıza kaybı yaşanıyor. Bu nedenle, yaşantımın farklı anlarında hissettiklerimi hafızamda muhafaza etmek, biriktirmek, bir nevi günce gibi görsel olarak izini tutmak ve tuvallere yansıtmak, aynı zamanda bence insanın kendisi ile bağlantıda kalabilmesini sağlıyor.

 Yazı yazdığından bahsettin. Neler yazıyorsun? Soyut karalamalar mı yoksa kısa hikayeler mi?

Kendimi yazarak ifade etmeyi de seviyorum, bazen kısa hikayeler de yazıyorum ancak bunlar kendime sakladığım, sadece ilham olarak kullandığım şeyler. Eskiz defterlerine yazdıklarımı ise genel olarak düşündüklerim, anlık olarak aklıma gelen veya desenlerle beraber bir anda ortaya çıkan soyut karalamalar olarak nitelendirebiliriz. 

Son dönem çalışmaların eski işlerinden daha soyut. Birkaç sene öncesinden bugüne çalışmaların nasıl bir değişimden geçti? 

Her an okuyan, yeni şeyler öğrenmeyi seven ve bunu yaptıklarım üzerine nasıl yansıtabilirim diye düşünen bir kafa yapım var. Bundan dolayı da çalışmalarım sürekli olarak değişimlerden geçiyor. Bunda okuduklarımın, öğrendiklerimin, gördüklerimin çok etkisi var. Kendimi sürekli yeniliyor gibi hissediyorum. Sürekli olarak çalışmaya devam ettiğinizde, bir şeyler denediğinizde, ve yeni yöntemler kullanmaya açık olduğunuzda, doğal olarak yeni yaptığınız şeyler bir öncekinden farklılık gösteriyor. Benim resimlerim de böyle. Bazen daha iyi bazen daha kötü oluyor, önemli olan da ne yaptığınızın farkında olup, kendinizi bir sonraki adıma taşıyabilmek.

Çalışmaların görsel olarak değişirken, etkilendiğin, ilham aldığın alanlar sabit mi kalıyor? 

Çalışmalarım değiştikçe, ilham aldığım bazı şeyler sabit kalırken, üzerlerine yenileri de ekleniyor. Okuduğum kitaplar, seyrettiğim filmler, müzik, sergiler, bazen eski bir eşya, bazen gördüğüm bir rüya... Aslında elime geçen her şey beni besliyor. Şu anda “Resim” üzerine doktora yapıyorum. Akademik ortamda hocalarımla ve diğer sanatçılarla bilgi alışverişinde bulunmak da ayrıca beni besleyen, ilham veren şeylerin başında geliyor. Öğrenci kalabilmek ilhamı da arttırıcı unsur bir kesinlikle. Bunların dışında değişmeyen en önemli ilham kaynağım ise her zaman çalışmak. Bu, motivasyonumu her zaman yüksek tutmamı, yeni ve farklı fikirlere ulaşmamı sağlıyor. Düşünmek, bir şeyler yaratmak ve oluşturmak için başlangıçtır, ancak bir şeylerin ortaya çıkması için mutlaka harekete geçmek gerekiyor. 

Çok eskiz yapar mısın? Bu eskizlerin ne kadarı tuval resimlerine dönüşüyor? 

Kendimi bildim bileli eskiz yapmaktan ve çizmekten çok keyif aldım. Çocukken annemin ellerini izlemeyi çok severdim. Dikişleri, nakışları, örgüleri, keyifle işlemesinden ve ellerini büyük bir sabırla kullanmasından çok etkilenirdim. İstikrarlı bir biçimde çizme isteğimi buna çok bağlıyorum. Bazı eskizler kağıtların üzerinde veya defterlerin içinde kalıyor, hepsini tuvallere geçirmiyorum. Resmi yaparken, o anda neyi geçirip neyi geçirmeyeceğime karar veriyorum. Eskizler, geçiş sürecinde zaman zaman değişime uğruyor veya diğer desenlerler birbirlerine karışıyorlar. Son yaptığım resimlerde, desenler daha az belirgin. Sanırım biraz gizemli kalmalarını tercih ediyorum çünkü önemli olan resimlerin bakan kişide oluşturduğu izlenim, kişinin düşünmesine yol açması ve onu nereye götürdüğü... 

Kağıt üzerine işlerin tuvallerden daha soyut. Kağıt üzerinde çalışmaya yaklaşımında nasıl farklar var? 

Kağıt işlerimi etrafımıza bırakmış olduğumuz birtakım izler üzerinden kurguluyorum. Bu izler çok belirgin değiller, ben de bir tezat olarak bu izler üzerinden somut desenler yaratmaya çalışıyorum. Bu nedenle, tuvallerin üzerinde gördüğünüz daha önceden eskizlerini yapıp kurguladığım desenlere göre kağıt işler biraz daha soyut kalıyorlar.

Resim yaparken ritüellerin var mı?

Atölyem en fazla zaman geçirdiğim yer olduğundan, fiziki şartlar ve kullanacağım malzemelerin yakınımda olması benim için çok önemli. Çalışmaya başladıktan sonra ortamdan kopmayı tercih etmiyorum. Bazen, günlerce, saatlerce dört duvar arasında neyi nasıl yapacağımı düşünerek geçirdiğim zamanlar oluyor. Müzik, zihnimi yaptığım işe odaklayabilmek ve aynı zamanda konsantrasyonumun devamı için çok önemli. Kendim ve müzik dışında hiç bir şey duymamak için çoğunlukla kulaklıkla çalışıyorum. Öncelikle boş tuvalleri boyamakla işe başlarım, düşündüklerimi hemen tuvale aktarmıyorum. Elimi çalıştırmaya başlamak genelde bana ilham veriyor. 

Bunların dışında, resim yapacağım günler, konsantrasyon açısından dışarısı ile bağlantı kurmamak ve atölye ortamında kalarak çalışmaya devam etmek, çok daha verimli çalışmamı sağlıyor. Beyinsel ve fiziksel olarak yoruluncaya kadar çalışmaya devam etmeyi tercih ediyorum. 

Kişisel sergi hazırlıkların var mı? Bir sergiye hazırlık dönemin nasıl? 

Evet, Şubat ayında Galeri Ark’ta kişisel sergime hazırlanıyorum. Sergiye hazırlık dönemleri oldukça keyifli, heyecan verici fakat bir o kadar da yorucu ve stresli geçiyor. Bunun yanı sıra sürekli atölyede ve çalışma halinde olmak çok verimli bir süreç. Sergi hazırlık dönemlerinde birçok yeni fikir ortaya çıkıyor. Zamanın sınırlayıcı olması veya işlerin her zaman yolunda gitmeme durumu strese yol açsa da, hedefe yönelik çalıştığım zaman daha rahat ve verimli çalıştığımı söyleyebilirim. 

BU AY EN ÇOK OKUNANLAR
Mine Özbek

MİNE ÖZBEK

Mutlaka bir yol vardır.

Dr. Mark Hyman

DR. MARK HYMAN

"Kaderimizin kurbanı olacağımız düşüncesinden vazgeçmeliyiz. Biyolojimizi değiştirecek güce sahibiz."

Hayata Açık Ol

HAYATA AÇIK OL

Ray-Ban; dürüst, özgür ve anların içinde kendine doğallıkla yer bulanlara sesleniyor: You're On!

Cem Yiğit Üzümoğlu

CEM YİĞİT ÜZÜMOĞLU

'Fatih Sultan Mehmed'i hiç böyle görmediniz' diye bir spot yazsak, click-bait'e kurban gitmiş olur muyuz?

Burak Deniz

BURAK DENİZ

“Biraz sabırsız ve çoğu zaman kararsızım. Bu iki özelliğim bir kenara, kendimden oldukça memnunum, zira en nihayetinde bunlar beni ben yapan haller ve bütünü olumlu etkiliyorlar.”

Sorumluluk Sevgiye Dahil

SORUMLULUK SEVGİYE DAHİL

Evcil hayvan sahiplenirken aklınızda bulunması gerekenler.

Cıty Portraıts: Budapeşte, Kıev, Prag

CITY PORTRAITS: BUDAPEŞTE, KIEV, PRAG

Budapeşte, Kiev ya da Prag'ta havalar nasıl?

A Suburban Affaır

A SUBURBAN AFFAIR

Kırsaldayız ama aslında değiliz.

Professıonal Tourıst

PROFESSIONAL TOURIST

Turist olduğunuz bi şehirde yabancısınızdır. Yabancı olmadığınız bir şehirde turist de olamazsınız. Üzerine biraz düşününüz. Galeride ilerleyerek...

Cool & Collected

COOL & COLLECTED

XOXO yeni sayısında önümüzdeki soğuk aylar için birkaç olfaktif öneride bulunuyor.

LOKAL TEMAS: SUNA K.

LOKAL TEMAS: SUNA K.

"Biz Suna K.’yı bir kabile olarak tarif ediyoruz."

Yedi Titreşim

YEDİ TİTREŞİM

Gün ortasında da günaydın diyemeyeceğimizi kim söyledi? Kendinizi rahat bırakın.

EN YENİLER
Mükemmel Uyum

MÜKEMMEL UYUM

Kusursuz müzik, dengeli ses deneyimi ve LG XBOOM Go arasındaki ilişkiyi tahmin etmeniz çok olası. Bu denkleme bir de Aybüke Pusat'ı dahil ediyoruz, sözü kendisine ve müziğe bırakıyoruz.

Dr. Mark Hyman

DR. MARK HYMAN

"Kaderimizin kurbanı olacağımız düşüncesinden vazgeçmeliyiz. Biyolojimizi değiştirecek güce sahibiz."

Serra Yılmaz

SERRA YILMAZ

Serra Yılmaz birçok şey demek. Ve bunlardan bir tanesi mentor olabilir...

Hayata Açık Ol

HAYATA AÇIK OL

Ray-Ban; dürüst, özgür ve anların içinde kendine doğallıkla yer bulanlara sesleniyor: You're On!

Bir Yerel Moda Dosyası

BİR YEREL MODA DOSYASI

İnsanı ve yaşadığı alanı ele alıyoruz. Giydiklerini, kendini çevrelediklerini. Ve sözü Türkiye'den yedi tasarımcıya bırakıyoruz.

Hayvanlarla Daha İyi Bir Dünya

HAYVANLARLA DAHA İYİ BİR DÜNYA

BluTV dizisi Bunu Bi' Düşünün sorumlu hayvan sahipliğini farklı bir gözle anlatıyor. Şimdi bu hikâyeyi yaratıcılarından dinliyoruz.

DAHA FAZLA