BURCU YAĞCIOĞLU

17 Aralık'ta Galerist'te açacağı beşinci kişisel sergisine hazırlanan Burcu Yağcıoğlu ile kök hücreler, görüntüleme, sanat pratiği ve çalışma sürecinden konuştuk.

Teratoma, yani iyi huylu bir tümör, serginin çıkış noktalarından biri. Bunu biraz açıp sergi başlığının seçiminden de bahseder misin?

Teratoma bedendeki her hücreyi taklit edebilen, insan henüz embriyo evresindeyken kodlanmış genetik bir hata sonucu, bir kök hücrenin bulunduğu yerdeki hücrelere uyum sağlamayarak başka bir hücreye dönüşüp çoğalmasıyla meydana geliyor. Mesela yumurtalıkta büyüyen beyin hücreleri ya da beyinde büyüyen dişler gibi... Yumurtalıklarda büyüyenleri bir yumurtanın, döllenmeyi beklemeden kendi elindeki genetik materyalle bir insan üretmeye çalışması olarak açıklanabiliyor. Serginin ismi Arayüzde Doğanlar. Burada pek çok ara yüzden bahsetmek mümkün. Ama öncelikle sergide teratomalar kadar önemli ikinci elementin 3B biobaskı olduğunu söylemem gerek.

Nedir 3B baskı?

Canlı hücreleri kullanarak üç boyutlu yaşayan yapılar oluşturma teknolojisi. Ağırlıklı olarak insan kalbi ya da böbreği gibi organ nakli alanında kullanılabilecek yapıları oluşturmaya odaklanmış. Fakat biraz daha yakından bakınca, yok olmuş bazı türlerin bu yöntemle geri getirilip getirilemeyeceği ya da insan bedeninin basılmış eklentilerle değiştirilip değiştirilemeyeceği  tartışmalarının da yapıldığını görmek zor olmuyor. Ben sergide teratomalar ve 3B biobaskı teknolojisini, spekülatif ve bilim-kurgusal aşırılık figürleri olarak ele aldım. İkisi de biyolojik yapıları taklit eden, ancak biri dişil ve kazara, diğeri son derece eril ve maksatlı bu iki fenomen, sergide üreme ve üretimciliğin iki çarpık figürü olarak kurgulanıyor.

Teratoma kelimesi canavar ve ucube anlamına geliyor. Bu tür bir organizmanın bedeninde büyüdüğünü öğrendiğinde kendine karşı bir yabancılık hissettin mi? Bu yabancılığı işlerinde nasıl dile getiriyorsun?

Bir teratomam olduğunu öğreneli seneler oldu. İlk öğrendiğimde hayret verici gelmişti. Kistin içinden genelde saç çıktığını öğrendiğimde iğrenç bulmuştum. Bu hislerim bir yabancılaşma sürecinden geçmiş olduğumu gösteriyor, fakat sergiyi hazırlamaya başladığımda bu hayret ve tiksintiyi, sonrasında gelen hayranlık ve merakla kat etmiştim. Hem kişisel, hem de hiç kişisel olmayan bir yerlerde salınmaya başladı bu konu. Sanıyorum bedenin bütünlüğü, kimliği, üreme, canavarlık, hatta aile ve annelik gibi meseleleri tekrar düşünmek için çok zengin bir dolaşım alanı oluşturdu benim için. Ve de bahsetmeden geçmemem gerekir, Frankenstein’i da teratoma ve 3B biyobaskı bağlamında tekrar düşünmeye başlamam da önemli bir birleştirici unsur oldu.

Bu tümör, bedendeki her türlü dokuyu taklit edebiliyor. Sanatta da taklit kaçınılmaz bir gerçek. Bunu nasıl değerlendiriyorsun?

Evet, sergideki işlerde de taklit kullandığım bir strateji. 3B biyobaskı da taklit üzerine kurulu bir teknoloji bu arada. Bu taklit meselesinden daha çok aklımda yer tutmuş şey gösterme meselesiydi aslında. İngilizcedeki canavar kelimesinin kökeninin göstermek olmasını 3B biyobaskı ve teratoma bağlamında düşünüyordum; monster-demonstration. Ben 3B biyobaskıyı doktorlar, mühendisler, hackerlar, biyologlar, makineler, hücreler, YouTube videoları, TED sunumları, organ nakli üzerine istatistikler, bu teknolojiye yöneltilmiş tahminler, vaatler ve hezeyanların toplamından oluşmuş bir olgu olarak görüyorum. Ve şaşırarak bunun ne denli göstermek üzerine kurulu bir olgu olduğunu fark ettim. İnsan kulağı basarken görüntülenen masaüstü biobaskı makinelerinden, izleyicilerinin alkışları eşliğinde böbrek basan daha büyük makinelere, biohackerlarin bakterileri basarak yazdıkları "I Love Biocurious" metinlerine kadar hepsinde gösterme merkezde yer alıyor gibi görünüyor. Bütün bunların ucube şovu pratiğiyle güçlü bir ilişkisi olduğunu düşünüyorum. Biobaskının görünmeyi ve göstermeyi örgütleyişinin aksine teratoma -Antik Yunanca canavar tümör- bedenin içinde, gözün değmediği mahrem dünyasında büyüyen bir organik yapı. Ultrason ya da Emar gibi görüntüleme teknikleriyle bile içinde ne sakladığını açık etmeyen, belki de ancak bedenden çıkarılıp görünür hale geldiğinde canavarlaşan bir biyolojik ürün.

Karakalem çizimin rahatlatıcı bir tarafı olduğunu düşünüyor musun?

Sanıyorum tüm sanat pratiklerinin rahatlatıcı bir tarafı var. Rahatlama, iyileşme, hesaplaşma, kafa tutma, anlama gibi içsel ihtiyaçların karşılandığı bir alan sanat pratiği. Çizim özelinde, en rahat ettiğim malzemenin bu olduğunu söyleyebilirim. Sırf bunun kendisi bile karakalem ve kağıtla aramda rahatlama, şüphe duyma, tekrar kurgulama, sonra tekrar rahatlamalara yol açan gelgitli bir ilişkinin oluşmasına sebep oldu.

Eserlerinden birinde bir ultrason çizimi görüyoruz; bir şehrin tepesine dikilmiş bir billboard’u anımsatıyor. İki yanda ise yüzleri olmayan insanlar yer alıyor. Distopik bir şehre mi bakıyoruz?

Antik bir şehrin kazı alanına bakıyoruz. Boyutlarına ve malzemelerine göre sınıflandırılmış taşların ve mermerlerin yer aldığı bir imge bu. Taş ve mermer serginin tekrarlanan öğelerinden iki tanesi. Kazıda çıkanların steril bir biçimde sınıflandırılıp kendileri için belirlenen dikdörtgen alanlara yerleştirmesi, tıbbi süreçleri, bir kistin çıkarılıp parçalarının balmumu kasetlere yerleştirilmesini aynalardı benim için. Bu imge böyle bir zihinsel süreçten sızıp resmin merkezine oturdu.

Bilim-kurgu ile aran nasıl?

Kendimi çok hissettiğim, çok beslendiğim bir janra. Özellikle sineması.

Atölye düzenin nasıl? Çalışırken takip ettiğin ritüeller var mı?

Aslında ritüellerim arada bir oluşuyor, sonra yok oluyor. Daha sonra yenileri geliyor, onlar da yok oluyor. Çalışırken azalmaktan hoşlanıyorum ben. Yani gündelik ritüelleri ve alışkanlıkları terk etmeye başladığımda en verimli üretim fazıma da ulaşmış oluyorum. Açıkçası bu genelde yorucu bir süreç oluyor, ama ben burada pratiğim için bir zenginlik bulduğumu düşünüyorum.

Üretim sürecinde şansa ne kadar yer veriyorsun?

Şansın her zaman yeri var ama çok eskiz de yaparım. Bence biri diğerini dışarıda bırakmıyor.

BU AY EN ÇOK OKUNANLAR
Mine Özbek

MİNE ÖZBEK

Mutlaka bir yol vardır.

Dr. Mark Hyman

DR. MARK HYMAN

"Kaderimizin kurbanı olacağımız düşüncesinden vazgeçmeliyiz. Biyolojimizi değiştirecek güce sahibiz."

Hayata Açık Ol

HAYATA AÇIK OL

Ray-Ban; dürüst, özgür ve anların içinde kendine doğallıkla yer bulanlara sesleniyor: You're On!

Cem Yiğit Üzümoğlu

CEM YİĞİT ÜZÜMOĞLU

'Fatih Sultan Mehmed'i hiç böyle görmediniz' diye bir spot yazsak, click-bait'e kurban gitmiş olur muyuz?

Burak Deniz

BURAK DENİZ

“Biraz sabırsız ve çoğu zaman kararsızım. Bu iki özelliğim bir kenara, kendimden oldukça memnunum, zira en nihayetinde bunlar beni ben yapan haller ve bütünü olumlu etkiliyorlar.”

Sorumluluk Sevgiye Dahil

SORUMLULUK SEVGİYE DAHİL

Evcil hayvan sahiplenirken aklınızda bulunması gerekenler.

Cıty Portraıts: Budapeşte, Kıev, Prag

CITY PORTRAITS: BUDAPEŞTE, KIEV, PRAG

Budapeşte, Kiev ya da Prag'ta havalar nasıl?

A Suburban Affaır

A SUBURBAN AFFAIR

Kırsaldayız ama aslında değiliz.

Professıonal Tourıst

PROFESSIONAL TOURIST

Turist olduğunuz bi şehirde yabancısınızdır. Yabancı olmadığınız bir şehirde turist de olamazsınız. Üzerine biraz düşününüz. Galeride ilerleyerek...

Cool & Collected

COOL & COLLECTED

XOXO yeni sayısında önümüzdeki soğuk aylar için birkaç olfaktif öneride bulunuyor.

LOKAL TEMAS: SUNA K.

LOKAL TEMAS: SUNA K.

"Biz Suna K.’yı bir kabile olarak tarif ediyoruz."

Yedi Titreşim

YEDİ TİTREŞİM

Gün ortasında da günaydın diyemeyeceğimizi kim söyledi? Kendinizi rahat bırakın.

EN YENİLER
Mükemmel Uyum

MÜKEMMEL UYUM

Kusursuz müzik, dengeli ses deneyimi ve LG XBOOM Go arasındaki ilişkiyi tahmin etmeniz çok olası. Bu denkleme bir de Aybüke Pusat'ı dahil ediyoruz, sözü kendisine ve müziğe bırakıyoruz.

Dr. Mark Hyman

DR. MARK HYMAN

"Kaderimizin kurbanı olacağımız düşüncesinden vazgeçmeliyiz. Biyolojimizi değiştirecek güce sahibiz."

Serra Yılmaz

SERRA YILMAZ

Serra Yılmaz birçok şey demek. Ve bunlardan bir tanesi mentor olabilir...

Hayata Açık Ol

HAYATA AÇIK OL

Ray-Ban; dürüst, özgür ve anların içinde kendine doğallıkla yer bulanlara sesleniyor: You're On!

Bir Yerel Moda Dosyası

BİR YEREL MODA DOSYASI

İnsanı ve yaşadığı alanı ele alıyoruz. Giydiklerini, kendini çevrelediklerini. Ve sözü Türkiye'den yedi tasarımcıya bırakıyoruz.

Hayvanlarla Daha İyi Bir Dünya

HAYVANLARLA DAHA İYİ BİR DÜNYA

BluTV dizisi Bunu Bi' Düşünün sorumlu hayvan sahipliğini farklı bir gözle anlatıyor. Şimdi bu hikâyeyi yaratıcılarından dinliyoruz.

DAHA FAZLA