YOK OLMADAN

Sanat ve doğa ilişkisini, YOK OLMADAN sergisi üzerinden İstanbul Modern'in küratör asistanı Yasemin Ülgen ile konuştuk.

Sanatçıların evrilen sürecini, doğayı ve sürdürebilirlik kavramını irdeleyen YOK OLMADAN sergisi, 5 Haziran'a kadar İstanbul Modern'de. 

Serginin adını Joni Mitchell’in şarkısından aldığını biliyoruz, Joni Mitchell’in doğayla ilgili sanat projelerinin olduğunu ve şarkının da sergiyle alakalı olduğu bir gerçek. Peki sizin Joni Mitchell’i ayrıca seçme nedeninizi nedir? 

Joni Mitchell, müzik dışında sanatın farklı alanlarında da üretimde bulunan bir sanatçı aynı zamanda. Görsel sanatlardan, sahne sanatlarına kadar bir çok disiplinde çalışmaları var. Örneğin serginin girişinde koreograf Jean Grand-Maître ve Alberta Bale Topluluğu’yla ortaklaşa hazırladığı, insan ve doğa ilişkisine dikkat çeken The Fiddle and the Drum balesinden, Yok Olmadan sergisinin ismini aldığı Big Yellow Taksi bölümü yer alıyor. Parçanın nakaratında da bahsettiği gibi doğanın kıymetinin “yok olmadan” anlaşılamayacağı vurgusu aynı zamanda sergide yer alan çalışmaları da bir bağlam altında topluyor. Mitchell’in sergide yer alması, çevre konusunda toplumsal bilincin gelişmesine katkıda bulunan ‘68 kuşağına ve günümüzde çevresel sorunlara yeni öneriler getiren sanatçılara bir saygı duruşu niteliğinde aslında. 

Bu serginin tam da bu yıl sunulmasının özel bir nedeni var mı? Habitat ve YOK OLMADAN? sergilerinin bağlantıları nelerdir?  

Sanat tarihine baktığımızda sanatçı ve yapıtlarının doğayla her zaman ilişkisi var. YOK OLMADAN sergisinde ise, farklı kuşak, coğrafya ve bakış açısından sanatçıları “doğa ve sürdürülebilirlik” başlığı altında bir araya getirdik. Son yıllarda üzerine tartışmaların yoğunlaştığı sürdürülebilirlik kavranmı, bir yandan tüm dünyayı ilgilendiren bir konuyken bir yandan da farklı alanlardan üretim ve tüketim biçimlerini şekillendiren bir mesele haline geldi. Sergiyi bu dönemde yapmış olmamızın nedeni, sürdürülebilirlik ve çevre sorunlarının dünyada tartışılan ve çözüm önerileri devam eden en önemli gündem konularından olmaları. Güncel fotoğraf sergimiz Habitat, daha çok kent odaklı, insan üretimi yaşam alanlarına ve o alanlardaki hayatlarını devam ettirme pratiklerine bakarken; YOK OLMADAN sergisi de insan ve doğa ilişki biçimini, devamlılığını ve sürdürülebilirliğini sorguluyor. İki sergi arasında içerik anlamında farklı ilişkiler kurmak mümkün. 

Sergide göreceğimiz eserlerin bir kısmından bahseder misiniz?

Yoko Ono’nun, İstanbul Modern’in koleksiyonunda yer alan tabut ve canlı zeytin ağaçlarından oluşan yerleştirmesi ‘Ex-It’ isimli çalışması, serginin başlangıcında hayatın ta kendisini ölüm ve doğumu hatırlatıyor bize. Bu yapıtta bir yandan ölüm temsili tabutlara bakarken bir yandan zeytin ağaçlarıyla doğanın döngüsünü, devamlılığını ve tabii ki barışı okuyoruz. Sanat yayına yapan online bir televizyon kanalı olan ikonoTV, 2015 Paris İklim Konferansı (COP21) vesilesiyle çağrısını, ‘Art Speaks Out’ başlığıyla, çevre konulu video çalışmaları için yaptı. Bu kapsamlı seçkide farklı ülkelerden 57 sanatçının toplamda 15 saatlik, çevre meselelerine odaklandığı video çalışmalarını beş bölümde; düşünme, ilgi, kaygı, korku ve umut başlıkları altında bir araya getiriyor. Programda küresel ısınma, kentleşme, karbon emisyonu, yeşil alanların yok edilmesi ya da çölleşme gibi konular sanatın görsel dilini kullanarak izleyiciyle buluşuyor. Bas Jan Ader’in video çalışması ‘Hızı Kesilmiş Düşüş (Organik)’, insanoğlunun doğaya gösterdiği direncin veya doğa karşısındaki  gücünün aslında nasıl da sürdürülemez olduğunu anlatıyor. Sergi mekanının tam ortasında yer alan Baş Jan Ader’le yakın dönemde üretimleri olan Mario Merz’ın ‘Spiral Masa’sı ise, bir yandan bir şölen sofrası ya da bir sosyalleşme mekanını anımsatırken bir yandan doğanın farklı durumlarda ürettiği spiral biçimine, bu biçimin yarattığı sonsuzluk algısına ve yine doğadaki üreme ritmine referansta bulunuyor. Yine aynı kuşaktan Roger Ackling’in, buluntu ahşap parçaları üzerine mercek ve güneş ışığıyla meydana getirdiği yapıtları; yine doğanın kendi içindeki imkan ve varlıklarına göndermede bulunurken bir yandan da doğanın ritmini küçük boyuttaki yüzeylere anıtsal bir biçimde aktarıyor. Elmas Deniz, sergi için özel ürettiği çalışması ‘Sen Kuş Değilsin’ ile, insanın ayak basmadığı alanlara teknoloji yardımıyla gözlemleyebiliyor olma durumunu politik bir dille sorunsallaştırıyor. Hamish Fulton’ın yürüme eyleminin görsel bir dile aktarılmış biçimi, Mark Dion’un  farklı yerlerden toplayarak bir araya getirdiği, 19. yüzyıldan kalma kutup ayılarının yer aldığı baskıları ya da Alper Aydın’ın Türkiye’nin farklı bölgelerinden toplayarak kütüphanesinde yan yana getirdiği taşlar, insanın doğayla  ilgili deneyim ve bilgilerini biriktirme güdüsüne göndermede bulunuyor diyebiliriz. 

Bazı eserlerin etiketlerinin yanında, canlı ağaçların ve bitkilerin sergi sonrası yetkili kişiler tarafından toprağa dikileceğini söyleyen yazı panoları bulunmakta. Bu panolar, sanat eserlerinin sürdürebilirlikleri hakkında neler söyleyebilir? 

Sergide yer alan canlı bitkileri, botanik uzmanlarına danışarak, onlara zarar vermeden müzede muhafaza ediyoruz. Sergi sonrasında ise yine uzmanların yönlendirmesiyle uygun olanları toprağa dikeceğiz. Bazıları ise kapalı alan bitkileri olduğu için yine saksılarında ancak farklı mekanlarda yaşamlarına devam edecekler.   

Canlı bitkilere ve ağaçların oluşturduğu bir eserde Camila Rocha’nın ‘Sefatoryum’ eseri. Bu eserin küratöryel olarak müze içerisine yerleştirilmesinin bir amacı var mı? 

Fuaye alanı için özel olarak üretilen ‘Sefatoryum’ isimli canlı ve yapay bitkileri bir araya getirdiği yerleştirme, dinlenmek, buluşmak ve sergiye paralel yapacağımız  kamusal programlar için bir alan niteliğinde. Bu alanda sergide yer alan sanatçı ve yapıtları ve serginin kavramsal çerçevesini belirleyen konu başlıklarıyla ilgili bir çok etkinlik gerçekleştiriyor olacağız. 

Yoko Ono ve Bingyi’nin eserleri yaşam döngüsüne ve sürdürebilirliğe dikkat çekerken bir yandan da izleyicilere umut aşılıyor. Sizce serginin bir amacı da bu mu değişimi ve umudu vurgulamak mı? 

Sergide yer alan bazı yapıtları evet doğa ve insana dair umut aşılıyor. Ama sergin tamamını bunların altında toplamak mümkün olmayabilir. YOK OLMADAN’ı, sürdürülebilirlik kavramına değinecek şekilde doğa ve ekolojiyi konu alan yapıtların bir araya geldiği bir sergi olarak değerlendirebiliriz. Yer yer umut aşılarken yer yer doğa, insan ve çevre meseleleri üzerine tespit veya önerilerde bulunan çalışmalar var. 

Sergiyle ilgili programlamaları ve workshopları hazırlarken nelere dikkat ettiniz? Türkiye’de doğa ve sürdürülebilirlik konularında birçok eksik olduğunu görüyoruz. Bu eksikliklere değinmeyi düşündünüz mü ya da bu bağlamda serginin veya müzenin görevinin hangi sınırda durmasını savunuyorsunuz? 

Sergiye paralel organize edeceğimiz kamusal programlar, doğa, çevre, sürdürülebilirlik, ekoloji ve benzeri konularda çalışan toplulukların bir araya gelip bu konu başlıkları üzerine tartışarak yeni öneriler getireceği bir platform niteliğinde düşünüldü. Türkiye’de özellikle son dönemde, bu bahsettiğimiz konularla ilgili çok aktif ve bilinçli bir şekilde çalışan topluluklar var. Onlarla müze ziyaretçisin, YYOK OLMADAN vesilesiyle bir araya gelmesi bizler için oldukça önemli. 

Aslında sanatın ilk çıkış noktasından beri sanatçılar estetik anlayışlarını doğayı taklit ederek veya ondan etkilenerek sanatlarını icra etmeye çalışmıştır. Sizce, şu an sanat dünyası doğayı nasıl bir amaçla ele alıyor? 

Bu soru da oldukça kapsamlı. Her coğrafya ve kuşağın sanatçıları doğayı kendi kültür ve deneyimlerine göre farklı bir bağlamda ele alıyor. Sanat tarihsel anlamda bakacak olursak tabii ki günümüz sanatı doğayı taklitten ziyade; araştırma, deneyimleme, doğrudan müdahale, sürece odaklanan ya da  çevre politikalarını sorgulama ve görünür hale getirme gibi bir çok farklı yaklaşımla ortaya çıkıyor. Ancak bizler sergide sürdürülebilirlik üzerine düşünen farklı bakış açılarını bir araya getirmeyi denedik diyebilirim. 

BU AY EN ÇOK OKUNANLAR
Mine Özbek

MİNE ÖZBEK

Mutlaka bir yol vardır.

Dr. Mark Hyman

DR. MARK HYMAN

"Kaderimizin kurbanı olacağımız düşüncesinden vazgeçmeliyiz. Biyolojimizi değiştirecek güce sahibiz."

Hayata Açık Ol

HAYATA AÇIK OL

Ray-Ban; dürüst, özgür ve anların içinde kendine doğallıkla yer bulanlara sesleniyor: You're On!

Cem Yiğit Üzümoğlu

CEM YİĞİT ÜZÜMOĞLU

'Fatih Sultan Mehmed'i hiç böyle görmediniz' diye bir spot yazsak, click-bait'e kurban gitmiş olur muyuz?

Burak Deniz

BURAK DENİZ

“Biraz sabırsız ve çoğu zaman kararsızım. Bu iki özelliğim bir kenara, kendimden oldukça memnunum, zira en nihayetinde bunlar beni ben yapan haller ve bütünü olumlu etkiliyorlar.”

Sorumluluk Sevgiye Dahil

SORUMLULUK SEVGİYE DAHİL

Evcil hayvan sahiplenirken aklınızda bulunması gerekenler.

Cıty Portraıts: Budapeşte, Kıev, Prag

CITY PORTRAITS: BUDAPEŞTE, KIEV, PRAG

Budapeşte, Kiev ya da Prag'ta havalar nasıl?

A Suburban Affaır

A SUBURBAN AFFAIR

Kırsaldayız ama aslında değiliz.

Professıonal Tourıst

PROFESSIONAL TOURIST

Turist olduğunuz bi şehirde yabancısınızdır. Yabancı olmadığınız bir şehirde turist de olamazsınız. Üzerine biraz düşününüz. Galeride ilerleyerek...

Cool & Collected

COOL & COLLECTED

XOXO yeni sayısında önümüzdeki soğuk aylar için birkaç olfaktif öneride bulunuyor.

LOKAL TEMAS: SUNA K.

LOKAL TEMAS: SUNA K.

"Biz Suna K.’yı bir kabile olarak tarif ediyoruz."

Yedi Titreşim

YEDİ TİTREŞİM

Gün ortasında da günaydın diyemeyeceğimizi kim söyledi? Kendinizi rahat bırakın.

EN YENİLER
Mükemmel Uyum

MÜKEMMEL UYUM

Kusursuz müzik, dengeli ses deneyimi ve LG XBOOM Go arasındaki ilişkiyi tahmin etmeniz çok olası. Bu denkleme bir de Aybüke Pusat'ı dahil ediyoruz, sözü kendisine ve müziğe bırakıyoruz.

Dr. Mark Hyman

DR. MARK HYMAN

"Kaderimizin kurbanı olacağımız düşüncesinden vazgeçmeliyiz. Biyolojimizi değiştirecek güce sahibiz."

Serra Yılmaz

SERRA YILMAZ

Serra Yılmaz birçok şey demek. Ve bunlardan bir tanesi mentor olabilir...

Hayata Açık Ol

HAYATA AÇIK OL

Ray-Ban; dürüst, özgür ve anların içinde kendine doğallıkla yer bulanlara sesleniyor: You're On!

Bir Yerel Moda Dosyası

BİR YEREL MODA DOSYASI

İnsanı ve yaşadığı alanı ele alıyoruz. Giydiklerini, kendini çevrelediklerini. Ve sözü Türkiye'den yedi tasarımcıya bırakıyoruz.

Hayvanlarla Daha İyi Bir Dünya

HAYVANLARLA DAHA İYİ BİR DÜNYA

BluTV dizisi Bunu Bi' Düşünün sorumlu hayvan sahipliğini farklı bir gözle anlatıyor. Şimdi bu hikâyeyi yaratıcılarından dinliyoruz.

DAHA FAZLA