SELÇUK ARTUT

Galeri Zilberman’da açılacak yeni sergisi “Sımsıkı” öncesinde yakaladığımız Selçuk Artut’la çalışmaları, dijital sanatların geleceği ve tanımlamalar üzerine sohbet ettik.

Lisansını matematik bölümünde bitirdikten sonra sesnel sanatlar okuduğunu, bir yandan öğretim görevlisi olduğunu, Replikas’ta çaldığını ve ayrıca felsefe doktorası yaptığını biliyoruz. Tüm bunların arasındaki bağlantıyı seni hiç tanımayan birine nasıl anlatırdın? 

Eğer bunlardan birini yapmasaydım hiçbirini yapamazdım diye düşünüyorum. Hepsi birbiri ile çok ilintili. Çocukluğumda hep bilim odaklı bir eğitimin parçasıydım. Açıkçası halimden de memnundum. Sonrasında üniversite okumanın önemli bir olgunlaşma ve aydınlanma süreci olduğunu fark ettiğimde sevdiğim ve yapabildiğim bir şeyi okumaya, yani matematiğe karar verdim. Ama tüm bunlar olurken hep öyle ya da böyle müzikle uğraşmaya devam ediyordum. Tüm olanaksızlıklara rağmen lisede ve üniversitede çeşitli müzik grupları ile çalıyordum. Sonrasında müzik Replikas ile birlikte profesyonel ve anlamlı bir uğraşa dönüştüğünde matematik üzerine daha fazla devam etmemeye karar verdim. Müziğin teknolojik boyutunu da içeren sesnel sanatlar konusunda İngiltere’de yüksek lisansımı tamamladım. Sonrasında da sanat ile ilgili sorgulamalarımı felsefe ile irdelemeye çalıştım. Bu yüzden doktoramı Medya İletişim Felsefesi üzerine tamamladım. Bu bir arayış değil benim için, aslında rotası olan bir yolculuk. Üretmeye dair farklı disiplinlerden beslenen ama birbirinden kopuk olmayan bir dünya kurdum kendime diyebilirim.

Çok yönlü bir sanatçı olarak, tüm tanımların ötesinde bir yerde duruyorsun. Tanımların gelenekselliğinin yıkıldığını ve gelecekte bu yargıların aşılabileceğini düşündüğün oluyor mu?

Bence tanımlar karşılaştığımız olayları çeşitli kalıplara sokabilmemiz için ve karışıklıkları basit hallere indirgememiz için kullandığımız ifadelerden ibaret. Tanımlar bugün kendi başlarına yeterli olmuyor. Tanımlamalar destekleyici bir takım önermeler ve içinde bulunulan koşullar ile netlik kazanılıyor. Hatta bu destekleme sürecinde herkesin kendince tanımlar ürettiğini ve sorumluluk hissetmeksizin var olan tanımları alt üst ettiğini görebiliyoruz. Tanımları yıkabilmenin önce tanımları var etmek ile mümkün olabileceğini düşünüyorum. Bu yüzden özellikle kendi eserlerimin kategori edilmesinde yaşanan zorluklarda kendimce tanımlamalar üretmekten hep geri adım atıyorum. Yani tanımsız bir dünyada yaşamayı tercih etmiyorum. Ama dediğiniz üzere çok yönlü olmanın da çok yönlü tanımlamalara gereksinim duyduğu kaçınılmaz. Bu yüzden yaptığım işi veya kendimi ifade etmede işin detaylandığını ve uzadığını hissediyorum. Ama kim olduğumu ve ne yaptığımı ifade etmeye çalışırken güncel ve gelir geçer başlıklardan uzak durmayı yeğliyorum. Özet olarak geleneği yıkmaktansa onu geliştirmeyi yeğliyorum.

Sımsıkı serginle birlikte eserlerin, izleyicilerin satın alabileceği ve bu sayede üretimi tüketime ya da tüketimi üretime dönüştürebilecekleri şekilde hazırlandı. Bu serginin yaşadığımız tüketim çağına ve değersizleştirmeye bir tepki olarak doğduğunu söyleyebilir miyiz?

Sımsıkı’da ortaya çıkan iş, özünde birçok gündemi barındırıyor. Bunlardan en belirgin olanı tüketim çağına ve değersizleştirmeye tepki gibi gözükse de aslında orada var olan ince bir farklılaşma. Ürettiğim 500 edisyonlu bu eserin tamamını kendi ellerimle yapıyorum. Elbette tüm materyallerinin üretimi benim işçiliğim denemez ama harcadığım emek düşünüldüğünde hepsinin tıpkı bir tahta oymacısının elleri ile günlerce uğraşmasına benzer bir şekilde üretildiğini söyleyebilirim. Eserlerin fiyatları oldukça ucuz olacak, ödenen bedel malzeme masraflarını karşılıyor diyebilirim. Ortaya koyduğum tüm emeği de satın alanlara hediye ediyor olacağım.

Sergilere hazırlanma sürecin nasıl gelişiyor? Bu süreci düşünce tasarımı olarak tanımlar mıydın?

Düşünce tasarımı oldukça yakın bir ifade. Tasarım demek yerine düşünceyi somutlaştırma diye ifade etmeyi daha uygun görüyorum. Aslında sanatın en nihayette yaptığı da çoğunlukla buna hizmet ediyor. Ama ben bu yolda düşe kalka ilerlemeyi seviyorum. Yani düşündüğüm şeyin tıpa tıp meydana gelmesindense karşıma çıkabilecek farklı yansımaların beni beslemesine izin veriyorum. Bilgi ve becerilerim zihnimde uyanan düşünceler ile birleşerek beni daha önce yapmadığım şeyleri üretmek için dürtüyorlar. Sonrasında o emele giderken yolda bambaşka duraklarda durup kendimi farklı yönlere giderken bulabiliyorum.

Eserlerinde kullandığın teknikler üzerine genel bir bilgi verir misin?

Yoğun olarak teknoloji içeren sanat eserleri üretiyorum. Teknoloji farklı hallerde ürettiğim eserlere katkıda bulunuyor. Bazı zamanlar üzerinde çalıştığım bir yazılım ile istediğimi elde ederken, kimi zamanlar hazırladığım bir elektronik devre ile eserlerimi üretiyorum.  Ben bu hale insan-teknoloji birlikteliğindeki diyalektik yaratıcılık diyorum. Özellikle son zamanlarda fiziksel bir boyuta sahip gündelik hayatımızda yer eden ama bizden saklanan bir takım şeyleri kullandığımı fark ettim. Sonsuza sergisinde eski tip bilgisayar farelerinin içinden çıkan topları kullanıyorken, bir süredir cep telefonlarında kullanılan titreşim motorlarını kullanan eserler üretiyorum. 

Dijital sanatların en çekici yanı kuşkusuz ki insan algısına yönelik, subliminal ürünlerin ortaya çıkmasına izin veriyor olması. Bu konuda birçok tartışma sürüyor. Çıkan ürünlerin, zanaatin ve varolanın öne çıktığı işlerle kıyaslandığına sıklıkla şahit oluyoruz. Sence gelecekte bu süreç nasıl anılacak veya nereye doğru evrilecek?

Bu konuda bence Vilem Fluser’in tespitlerini irdelemek gerekir. Fluser’e göre teknik imgeler dönemini yaşıyoruz. Yazının icadından önceki imge anlatımına doğru bir değişime tanıklık ediyoruz. Ancak bu sefer bilgisayar yazılımları sayesinde hayallerimizin ve somutlaştırmalarımızın ötesinde bir takım farklı anlatım halleri ortaya çıkmakta. En uç noktada buna sözün bittiği yer denebilir. Gelecekte bu çizginin daha da belirgin hale geleceğini düşünüyorum. Fakat belirtmem gerekir ki ben insan düşüncesinin belirgin olduğu bir iradeye sahip olan sanat eserlerini yeğliyorum. Bu da aslında çağdaş sanatların bir geleneği olarak günümüze geliyor. Düşünsel içeriği olan eserlerin kalıcı olmasını arzu ederim.

 

BU AY EN ÇOK OKUNANLAR
Mine Özbek

MİNE ÖZBEK

Mutlaka bir yol vardır.

Dr. Mark Hyman

DR. MARK HYMAN

"Kaderimizin kurbanı olacağımız düşüncesinden vazgeçmeliyiz. Biyolojimizi değiştirecek güce sahibiz."

Hayata Açık Ol

HAYATA AÇIK OL

Ray-Ban; dürüst, özgür ve anların içinde kendine doğallıkla yer bulanlara sesleniyor: You're On!

Cem Yiğit Üzümoğlu

CEM YİĞİT ÜZÜMOĞLU

'Fatih Sultan Mehmed'i hiç böyle görmediniz' diye bir spot yazsak, click-bait'e kurban gitmiş olur muyuz?

Burak Deniz

BURAK DENİZ

“Biraz sabırsız ve çoğu zaman kararsızım. Bu iki özelliğim bir kenara, kendimden oldukça memnunum, zira en nihayetinde bunlar beni ben yapan haller ve bütünü olumlu etkiliyorlar.”

Sorumluluk Sevgiye Dahil

SORUMLULUK SEVGİYE DAHİL

Evcil hayvan sahiplenirken aklınızda bulunması gerekenler.

Cıty Portraıts: Budapeşte, Kıev, Prag

CITY PORTRAITS: BUDAPEŞTE, KIEV, PRAG

Budapeşte, Kiev ya da Prag'ta havalar nasıl?

A Suburban Affaır

A SUBURBAN AFFAIR

Kırsaldayız ama aslında değiliz.

Professıonal Tourıst

PROFESSIONAL TOURIST

Turist olduğunuz bi şehirde yabancısınızdır. Yabancı olmadığınız bir şehirde turist de olamazsınız. Üzerine biraz düşününüz. Galeride ilerleyerek...

Cool & Collected

COOL & COLLECTED

XOXO yeni sayısında önümüzdeki soğuk aylar için birkaç olfaktif öneride bulunuyor.

LOKAL TEMAS: SUNA K.

LOKAL TEMAS: SUNA K.

"Biz Suna K.’yı bir kabile olarak tarif ediyoruz."

Yedi Titreşim

YEDİ TİTREŞİM

Gün ortasında da günaydın diyemeyeceğimizi kim söyledi? Kendinizi rahat bırakın.

EN YENİLER
Mükemmel Uyum

MÜKEMMEL UYUM

Kusursuz müzik, dengeli ses deneyimi ve LG XBOOM Go arasındaki ilişkiyi tahmin etmeniz çok olası. Bu denkleme bir de Aybüke Pusat'ı dahil ediyoruz, sözü kendisine ve müziğe bırakıyoruz.

Dr. Mark Hyman

DR. MARK HYMAN

"Kaderimizin kurbanı olacağımız düşüncesinden vazgeçmeliyiz. Biyolojimizi değiştirecek güce sahibiz."

Serra Yılmaz

SERRA YILMAZ

Serra Yılmaz birçok şey demek. Ve bunlardan bir tanesi mentor olabilir...

Hayata Açık Ol

HAYATA AÇIK OL

Ray-Ban; dürüst, özgür ve anların içinde kendine doğallıkla yer bulanlara sesleniyor: You're On!

Bir Yerel Moda Dosyası

BİR YEREL MODA DOSYASI

İnsanı ve yaşadığı alanı ele alıyoruz. Giydiklerini, kendini çevrelediklerini. Ve sözü Türkiye'den yedi tasarımcıya bırakıyoruz.

Hayvanlarla Daha İyi Bir Dünya

HAYVANLARLA DAHA İYİ BİR DÜNYA

BluTV dizisi Bunu Bi' Düşünün sorumlu hayvan sahipliğini farklı bir gözle anlatıyor. Şimdi bu hikâyeyi yaratıcılarından dinliyoruz.

DAHA FAZLA