EVA NİELSEN

İstanbul’daki ilk kişisel sergisini Balat’ın yeni galerilerinden The Pill’de açan Eva Nielsen ile, ‘New Paintings’ isimli sergisinin hazırlıkları esnasında sohbet ettik.

İstanbul’daki ilk sergin. Burayı ilham verici buldun mu?

Evet, hem İstanbul’daki ilk sergim hem de buraya ilk gelişim. Gördüğüm kadarıyla burada keşfedilecek çok fazla şey var. İlk gözüme çarpan; şehrin mimarisi ve birbirinden oldukça bağımsız yapılardan oluşan mahalleler. Gündelik hayattaki objeler, malzemeler ve şeylerin kullanımı, yüzeyin davranış şekli ve görüş alanlarımızı sorgulama, son yılarda çalışmalarıma şekil veriyor. Sorgulama ve şekillendirme arasındaki gerilim, araştırmalarımın ve çalışmalarımın altyapısını oluşturuyor. Bu anlamda İstanbul benim için kesinlikle çok besleyici olacak gibi görünüyor ve bir dahaki gelişimde etrafı keşfetmek için kesinlikle burada daha çok kalacağım. 

Tüm dünyanın ilgisini çeken soyut, distopik ve optik ilüzyonların yer aldığı resimlerinde hangi malzemeleri kullanıyorsun?

Kullandığım malzemelerin çoğunu gündelik hayatta etrafımızda gördüğümüz basit nesnelerden elde ediyorum. Bu herhangi bir şey olabilir; birbiriyle alakası olmayan obje ve malzemelerin arasındaki gerilimi heyecan verici buluyorum. Kullandığım her şey, yaptığım resmin tonunu, biçimini ve hikayesini oluşturan ayrı bir parça. Resimlerimde kendi çektiğim fotoğrafları, bulduğum imajları kullanıyorum ve bazı yerlerini de boyuyorum. Serigrafi tekniğini keşfetmemle birlikte tuvalin üzerinde bambaşka şeyler denemeye başladım. Fotoğraflar üzerine farklı bir malzeme kullanarak baskı yapıyorum, daha sonra tuvalin üzerine yeni bir katman olarak biraz boya atıyorum; tüm bu karışık tekniğim, teknolojinin her alandaki yeterliliği ile oluşan uygarlık krizini ortaya seriyor. Baskının izleri ve bazı yerlere attığım boyalardan oluşan, içiçe geçmiş katmanlarla ortaya çıkan bu manzaralar, gözüme çarpan zıtlıklar. Bazen kullandığım nesnelerin ya da binaların parçalarını da baskı yaparken kullanıyorum ve tuvalin üzerinde onlara uygun yerler bulmam gerekebiliyor. Mekanik baskıyla karşılaştırıldığında, elle baskı tekniği bize yeni neler gösterirdi? Çalışmalarımda bu teknik kendi yolunu buluyor ve tuvalim buna maruz kalıyor. Kendimi hem fotoğrafçı, hem de ressam olarak tanımlıyorum. Farklı teknikleri birleştirdiğim işlerim üzerinde deneyler yapmaktan ve kırılma noktalarını test etmekten asla vazgeçmeyeceğim; bu benim en büyük zevkim. 

Bu serginde her zamankinden farklı bir şey denedin mi? 

Tuval üzerinde ilk olarak serigrafi tekniği kullandığım zaman genellikle bir sonraki aşama kalan bütünlüğü korumak adına “maskeleme” olmak zorunda. Bu sayede tuvalin hiç dokunulmamış yerlerindeki sentetik beyazlığı, aşırı pozlamayı tutmak için korumam mümkün oluyor. Tuvali maskelemek, çalışma esnasında benim için oldukça önemli bir adım çünkü serigrafinin tekrar ortadan kaybolmasını kullanıyor ve bundan sonraki katmanlarım için bir fırsat doğuruyorum. Kullandığım katmanlar arasındaki bu tekrar kaybolmalar ve ortaya çıkmalar arasında elde ettiğim başarı, karşısında daha da heyecanlanıyorum ve son aşamada aldığım sonuç benim için bir sürpriz oluyor. The Pill için hazırlıklarımda her zamankinden farklı olarak kullandığım teknikler arasındaki sıralamayı değiştirmek için fırsatım oldu; önce akrilik boyayla çalıştım, daha sonra ise serigrafi kullandım. Kritik önem taşıyan bu değişiklik tuvale otomatik olarak dahil oldu. İlk katman bittikten sonra üzerine baskı yaptığım malzemeyi koydum ve bir önceki aşamayı bozma riskini aldım. Aslında bu sergimdeki tüm işlerin resmin kendisini oluşturan, organize bir bozma eylemi olduğunu söyleyebilirim. 

 

Katman tekniğiyle çalışırken sürecin fazla uzun olduğunu ve seni zorladığını düşündüğün oluyor mu?

Çektiğim bir fotoğraf asla bana resmin son hali hakkında bir fikir vermiyor. Elimdeki imajı manipüle etmekten, daha sonra elde etmek istediğim görüntü ya da yakalamak istediğim herhangi bir şey için onu bozmayı ve görüntünün içine yedirmeyi seviyorum. İmajın sergilenen hali daha önceden, çizim ya da karalamalar yaptığımda kafamda oluşturduklarımdan seçtiğim bir serinin sonucu oluyor. Seçme eylemi görüntüyü oluşturmaya geçmeden önceki en önemli aşamam; kullanacağım şekiller, yoğunlukları, saydamlıkları ya da renkleri düşüncelerime de yön veriyor. Bu aşamadaki sorgulamam çok basit gibi görünse de, oldukça iyi bir şekilde karar vermem gerekiyor. Aynı anda birkaç farklı tuval üzerinde çalışmayı tercih ediyorum. Bu şekilde aynı anda farklı zeminler üzerinde de çalışabiliyorum ve bu da resim yaparken kısıtlanmamı engelliyor. Tüm bunları düşünürsek; evet, hazırlık ve görüntüyü finalize etme sürecim bazen oldukça vakit alabiliyor. 

New Paintings’in hikayesini bizimle paylaşır mısın?

Bu seride yersiz, zamansız ve bulanık görüntülerle, ilk bakışta nerede olduğumuzu anlamıyoruz. Kullandığım  farklı katmanlar arasındaki mimari anlamda beni oldukça heyecanladıran detaylar var ve ilk bakışta mekan algısı edinmek oldukça zor. Herhangi bir yerde kaybolmuşluk hissini çok seviyorum. İşlerimi gören bir izleyici, muhakkak ki kendisine tanıdık gelen birçok nesne, manzara ya da ‘şey’ yakalayacaktır, bunların arasında terkedilmiş bir kent alanı ya da bir evin odası da bulunuyor... Daha fazla ipucu vermek istemiyorum. Benim için önemli olan; oluşturduğum bu optik ilüzyonun içinde izleyicinin kendi düşüncesiyle görüntünün içine girmesi, orada kendine ait şeyi bulması ya da kaybetmesi.

BU AY EN ÇOK OKUNANLAR
Mine Özbek

MİNE ÖZBEK

Mutlaka bir yol vardır.

Dr. Mark Hyman

DR. MARK HYMAN

"Kaderimizin kurbanı olacağımız düşüncesinden vazgeçmeliyiz. Biyolojimizi değiştirecek güce sahibiz."

Hayata Açık Ol

HAYATA AÇIK OL

Ray-Ban; dürüst, özgür ve anların içinde kendine doğallıkla yer bulanlara sesleniyor: You're On!

Cem Yiğit Üzümoğlu

CEM YİĞİT ÜZÜMOĞLU

'Fatih Sultan Mehmed'i hiç böyle görmediniz' diye bir spot yazsak, click-bait'e kurban gitmiş olur muyuz?

Burak Deniz

BURAK DENİZ

“Biraz sabırsız ve çoğu zaman kararsızım. Bu iki özelliğim bir kenara, kendimden oldukça memnunum, zira en nihayetinde bunlar beni ben yapan haller ve bütünü olumlu etkiliyorlar.”

Sorumluluk Sevgiye Dahil

SORUMLULUK SEVGİYE DAHİL

Evcil hayvan sahiplenirken aklınızda bulunması gerekenler.

Cıty Portraıts: Budapeşte, Kıev, Prag

CITY PORTRAITS: BUDAPEŞTE, KIEV, PRAG

Budapeşte, Kiev ya da Prag'ta havalar nasıl?

A Suburban Affaır

A SUBURBAN AFFAIR

Kırsaldayız ama aslında değiliz.

Professıonal Tourıst

PROFESSIONAL TOURIST

Turist olduğunuz bi şehirde yabancısınızdır. Yabancı olmadığınız bir şehirde turist de olamazsınız. Üzerine biraz düşününüz. Galeride ilerleyerek...

Cool & Collected

COOL & COLLECTED

XOXO yeni sayısında önümüzdeki soğuk aylar için birkaç olfaktif öneride bulunuyor.

LOKAL TEMAS: SUNA K.

LOKAL TEMAS: SUNA K.

"Biz Suna K.’yı bir kabile olarak tarif ediyoruz."

Yedi Titreşim

YEDİ TİTREŞİM

Gün ortasında da günaydın diyemeyeceğimizi kim söyledi? Kendinizi rahat bırakın.

EN YENİLER
Mükemmel Uyum

MÜKEMMEL UYUM

Kusursuz müzik, dengeli ses deneyimi ve LG XBOOM Go arasındaki ilişkiyi tahmin etmeniz çok olası. Bu denkleme bir de Aybüke Pusat'ı dahil ediyoruz, sözü kendisine ve müziğe bırakıyoruz.

Dr. Mark Hyman

DR. MARK HYMAN

"Kaderimizin kurbanı olacağımız düşüncesinden vazgeçmeliyiz. Biyolojimizi değiştirecek güce sahibiz."

Serra Yılmaz

SERRA YILMAZ

Serra Yılmaz birçok şey demek. Ve bunlardan bir tanesi mentor olabilir...

Hayata Açık Ol

HAYATA AÇIK OL

Ray-Ban; dürüst, özgür ve anların içinde kendine doğallıkla yer bulanlara sesleniyor: You're On!

Bir Yerel Moda Dosyası

BİR YEREL MODA DOSYASI

İnsanı ve yaşadığı alanı ele alıyoruz. Giydiklerini, kendini çevrelediklerini. Ve sözü Türkiye'den yedi tasarımcıya bırakıyoruz.

Hayvanlarla Daha İyi Bir Dünya

HAYVANLARLA DAHA İYİ BİR DÜNYA

BluTV dizisi Bunu Bi' Düşünün sorumlu hayvan sahipliğini farklı bir gözle anlatıyor. Şimdi bu hikâyeyi yaratıcılarından dinliyoruz.

DAHA FAZLA