NİLBAR GÜREŞ

Cappadox Çağdaş Sanat programı kapsamında işlerine rastlayacağınız Nilbar Güreş’le programa hazırlık sürecinden, Kapadokya’dan ve biraz da son zamanlarda neler yaptığından konuştuk.

Marmara Üniversitesi’nde Resim Bölümü’nü bitirdikten sonra eğitimine devam etmek için Viyana’ya gittiğini ve dünyanın birçok yerinde işlerinin sergilendiğini biliyoruz. Türkiye’de ise ender olarak sergi gerçekleştiriyorsun. Peki Cappadox’a evet dedirten neydi?

Türkiye’de 2 veya 3 yılda bir, galerim Rampa’da solo sergilerim gerçekleşiyor ve zaman zaman yine Rampa’da gerçekleşen grup sergilere katılıyorum. Bu sene İstanbul Ark Kültür‘de Aylime Aslı Demir ve Övül Durmuşoğlu’nun küratörlüğünü yaptığı “Queer Future” sergisine katıldım. Son 3 yıldır çok yoğun çalıştım ve seyahat ettim, bu nedenle belki bu son bir yıldır sergi açma konusunda çok hızlı davranamamış olabilirim. Yurtdışı sergileri de eklenince aşırı yoğunlaşan programlar içinde, yeni bir söz söyleyemeden dönüp dolanmanın da bir anlamı yok gibi. Cappadox’a evet dememin nedeni Fulya Erdemci’dir. Fulya ve Kevser ile ilk kez geçen sene çalıştık, benim açımdan çok verimli ve tamamlayıcı idi. Bu sene Fulya ve Kevser’in üzerinde çalıştığı projenin fikri benim son bir kaç yıldır üzerinde durduğum meselelere denk gelince, hevesle diğer projelerimi iptal edip ya da askıya alıp yine kendileri ile çalışmayı tercih ettim. Cappadox çağdaş sanat ekibi heyecanlı, beraber düşünen ve çok ilhamlı bir ekip.

Yoğunlukla fotoğraf işlerinle biliniyorsun. Ancak bu sefer, Cappadox için hazırladığın kartpostalların yanı sıra şapel ve şaraphanedeki heykellerinle izleyicinin karşısına çıkacaksın. Bu fikir nasıl gelişti? Hazırlık sürecin nasıl geçiyor? 

İşlerin malzemesi çoğu kez olduğu gibi içeriğe göre şekilleniyor, dolayısıyla değişken. Fotoğraf çekmeyeli 1,5 sene oldu sanırım. Dikkatli bakınca fotoğraflarımın da resimlerim gibi işlediğini, resimlerimle benzerlikler gösterdiğini fark edebilirsiniz. Beni sadece resimlerimle bilenler de var, insanların ilgi odaklarına göre değişiyor sanırım bu durum. Üretimlere gelince; 2014’ten beri heykel üretimine biraz daha eğilmeye başladım. Bu sene sergileme mekânım Kızılçukur’da. Mekan zaten kendi özgün doğası ile ön planda; yoğun şekilli, fazla aydınlık değil. Aynı zamanda da koruma altında bir mekan olduğu için, detaylı bir düzenlemeye dair fazla imkan sunmuyor. Böyle kendiliğinden yoğun bir yeri dört köşeli formlarla kanırtmaktansa, onunla daha iyi iletişim kuracak organik bir çalışma biçimi hayal ettik; derken heykeller, objeler, düzenlemeler doğal olarak işe dahil olmuş oldular.

Bunun yanı sıra, bir kartpostal üretme fikrimiz var; daha önceleri rehberler ve hatta müze tarafından hermafrodit diye anlatılan Kesis Onuphrius hakkında. Göreme Açık Hava Müzesi’nde, Yılanlı Kilise’de yer alan Onuphrius dikkat çeken bir tasvir; mesela o dönemin resim dili ile göğüsler hemen ilk bakışta belirgin şekilde okunuyor: Karnının altından aşağı doğru akan bir form görülüyor, aynı zamanda bir rahim formunu ve erkeklik organını andırıyor gibi ya da diğer bilinen benzer dönem tasvirlerinden yola cıkılarak okunursa, orada, cinsel organı sansürleyen bir palmiye yaprağı gibi görünüyor. Onuphrius gerçekte hermafrodit olabilir, olmayabilir de. Ama anlatanlara “Hermafrodit miydi?” diye sorduğumda, olmadığına dair otomatik bir tepki verdiklerini gözlemledim. Benim ilgilendiğim şey karakterlerin, kimliklerin, cinsiyetin ne ve nasıl olduklarından ziyade, asıl onlara verilen bu tepki; mesele bana göre şeyleri herkesin kendi durduğu yerden okuduğu gerçeğidir.

Dünyanın birçok yerinde sergiler gerçekleştirmiş ve mit, toplumsal cinsiyet ve gelenekler ile çatışma ve barışı sorguladığın işlerle ses getirmiş bir sanatçı olarak, Kapadokya’da geçirdiğin süreçte bu kavramlarla ilgili gözlemlediklerinden bahseder misini? Karşına çıkan iyi ya da kötü sürprizler neler?

Kapadokya görsel ihtişamı ile insanın dar ufkunun sınırlarını zorluyor, ama sonuçta birçok yer gibi homofobik, kadın düşmanı, ırkçı, faşist vs. tarafları var. Yani burada insan görsel olarak kendini uzayda sanırken, bir anda Türkiye’de buluyor. Kötü sürpriz diyemiyorum aslında buna, tipik biz diyorum; her yer böyle.

Kapadokya'nın coğrafyası sana neyi hatırlatıyor?
Daha önce Kapadokya’ya benzer bir yer görmedim, bu durumda “Kapadokya oluşmamış anılarımı geri çağırıyor” desem?

BU AY EN ÇOK OKUNANLAR
Mine Özbek

MİNE ÖZBEK

Mutlaka bir yol vardır.

Dr. Mark Hyman

DR. MARK HYMAN

"Kaderimizin kurbanı olacağımız düşüncesinden vazgeçmeliyiz. Biyolojimizi değiştirecek güce sahibiz."

Hayata Açık Ol

HAYATA AÇIK OL

Ray-Ban; dürüst, özgür ve anların içinde kendine doğallıkla yer bulanlara sesleniyor: You're On!

Cem Yiğit Üzümoğlu

CEM YİĞİT ÜZÜMOĞLU

'Fatih Sultan Mehmed'i hiç böyle görmediniz' diye bir spot yazsak, click-bait'e kurban gitmiş olur muyuz?

Burak Deniz

BURAK DENİZ

“Biraz sabırsız ve çoğu zaman kararsızım. Bu iki özelliğim bir kenara, kendimden oldukça memnunum, zira en nihayetinde bunlar beni ben yapan haller ve bütünü olumlu etkiliyorlar.”

Sorumluluk Sevgiye Dahil

SORUMLULUK SEVGİYE DAHİL

Evcil hayvan sahiplenirken aklınızda bulunması gerekenler.

Cıty Portraıts: Budapeşte, Kıev, Prag

CITY PORTRAITS: BUDAPEŞTE, KIEV, PRAG

Budapeşte, Kiev ya da Prag'ta havalar nasıl?

A Suburban Affaır

A SUBURBAN AFFAIR

Kırsaldayız ama aslında değiliz.

Professıonal Tourıst

PROFESSIONAL TOURIST

Turist olduğunuz bi şehirde yabancısınızdır. Yabancı olmadığınız bir şehirde turist de olamazsınız. Üzerine biraz düşününüz. Galeride ilerleyerek...

Cool & Collected

COOL & COLLECTED

XOXO yeni sayısında önümüzdeki soğuk aylar için birkaç olfaktif öneride bulunuyor.

LOKAL TEMAS: SUNA K.

LOKAL TEMAS: SUNA K.

"Biz Suna K.’yı bir kabile olarak tarif ediyoruz."

Yedi Titreşim

YEDİ TİTREŞİM

Gün ortasında da günaydın diyemeyeceğimizi kim söyledi? Kendinizi rahat bırakın.

EN YENİLER
Mükemmel Uyum

MÜKEMMEL UYUM

Kusursuz müzik, dengeli ses deneyimi ve LG XBOOM Go arasındaki ilişkiyi tahmin etmeniz çok olası. Bu denkleme bir de Aybüke Pusat'ı dahil ediyoruz, sözü kendisine ve müziğe bırakıyoruz.

Dr. Mark Hyman

DR. MARK HYMAN

"Kaderimizin kurbanı olacağımız düşüncesinden vazgeçmeliyiz. Biyolojimizi değiştirecek güce sahibiz."

Serra Yılmaz

SERRA YILMAZ

Serra Yılmaz birçok şey demek. Ve bunlardan bir tanesi mentor olabilir...

Hayata Açık Ol

HAYATA AÇIK OL

Ray-Ban; dürüst, özgür ve anların içinde kendine doğallıkla yer bulanlara sesleniyor: You're On!

Bir Yerel Moda Dosyası

BİR YEREL MODA DOSYASI

İnsanı ve yaşadığı alanı ele alıyoruz. Giydiklerini, kendini çevrelediklerini. Ve sözü Türkiye'den yedi tasarımcıya bırakıyoruz.

Hayvanlarla Daha İyi Bir Dünya

HAYVANLARLA DAHA İYİ BİR DÜNYA

BluTV dizisi Bunu Bi' Düşünün sorumlu hayvan sahipliğini farklı bir gözle anlatıyor. Şimdi bu hikâyeyi yaratıcılarından dinliyoruz.

DAHA FAZLA