KATHERİNE BEHAR

Pera Müzesi’nde Veri Girişi isimli sergisini açan Katherine Behar ile veri, makineler ve aldığı ilhamlardan konuştuk.

Katherine, bu İstanbul’a ilk ziyaretin değil.

Evet, bundan 10 sene önce birkaç arkadaşımla birlikte Galata Perform’da bir performans yapmak için İstanbul’a gelmiştim. O ziyaretimde performanstan birkaç gün önce Galata ve Karaköy civarından hikayeler ve malzemeler toplayarak burada ürettiğimiz bir proje yapmıştık. Bu gelişim ise çok farklı; aylar öncesinden organizasyonu başlayan ve kavramsal çerçevesi belirlenen büyük bir sergi için buradayım. 

 

10 yıl aradan sonra ne değişiklikler görüyorsun?

Pek çok metropol gibi İstanbul da çok değişmiş. Özellikle müze ve galeri sayısında bir artış fark ettim, bu kadar canlı bir sanat çevresinin bir parçası olmak gerçekten çok heyecan verici benim için.

 

Veri Girişi sergini hazırlarken Pera Müzesi’nin koleksiyonundan da ilham almışsın.

Evet, Anadolu Ağırlık ve Ölçü Koleksiyonu’ndan ilham alarak ürettiğim ve mekana müdahele eden bu çalışmanın adı Bulut Profilleri: Ağırlıksız Ölçüler. 3 boyutlu animasyonların olduğu bu video serisinde, ekranda koleksiyondan sergilenen parçalarla ilişkisi olan haritalar ve imgeler görüyorsunuz. Ağırlıklar ve ölçüler evrensel standartların ilk formları, veri de bu mantığa uyuyor ama bence veri, standardizasyonu, ağırlığı olmayan bir ölçüye çeviriyor. Örneğin ‘bulut bilişimi’ gibi metaforlar veriyi fani bir şey gibi gösteriyor ve standartlarımız artık elimizle tutabileceğimiz şeyler değil. Veri günümüzde yaptığımız etkileşimleri şekillendiriyor. Kendimizi sürekli bu veriler ile standartlaştırıyoruz, ben de bedenlerimizde ve karakterimizde gerçekleşen bu yansımaları göstermek istedim. 

 

Veri sana ne ifade ediyor?

Bunu koleksiyondan ilham alarak ürettiğim diğer işlerle cevaplayayım. Veri Bulutu (Bir Küme, Bir Yığın, Bir Kaya, Bir Tepe) 6.000’den fazla klavye tuşuyla kağlı bir heykel, Veri Girişi ise yine klavye tuşlarıyla kaplı başka bir heykelle ektileşime giren dansçıların performansı. Bu iki çalışmadaki klavye tuşları, bireysel veri noktalarını sembolize ediyor ve birikmiş veriyi gösteriyor. Veri saf bir ölçü olarak bilgi anlamından mahrum sırasız rakamlardır. 

 

Sergi alanına girince garip bir rahatsızlık hissine kapıldım. E-Atık yerleştirmende hareket eden heykeller ufak yaratıklara benziyor, diğer yandan Mors alfabesini kullanarak ‘Anne... Baba...’ diye ağlayan bilgisayar fareleri var... Bilim kurgu filmlerinden esinleniyor musun?

Evet işlerimin distopik bir tarafı olduğuna katılıyorum. Bahsettiğin E-Atık yerleştirmesinde, günlük sıkıcı USB aletleri insan soyunun yok edildiği bir apokaliptik dünyada var olmaya çalışıyorlar. Hikaye fantastik olsa da çok da uzak değil. İnanılmaz miktarlarda üretilen tüketici ürünlerinin sürekli eskiyip yenileriyle değiştirilmesi, içinde bulunduğumuz ekolojik krizi etkiliyor, ve biz bunun yeni yeni farkına varmaya başlıyoruz. Ayrıca bu ürünlerin çoğu plastikten yapılıyor ve plastiğin bizden çok daha uzun süre boyunca bu dünyada olacağını biliyoruz.

 

Bir yandan da Roomba Ruma gibi espirili bir eserin de var. Ondan bahseder misin?

Bu robotik performansta iki otomatik yer vakumu Roomba’nın üzerine yerleştirdiğim saksılı ağaçların dansını görüyorsunuz. Roomba’lar içinde bulundukları mekanın haritasını çıkaran akıllı elektrikli süpürgeler aslında, hareketleri tamamen algoritmik, ama onları hareket halinde gördüğümüzde gerçekten kişilikleri ve amaçları olduğunu düşünüyoruz. Bulundukları odanın sınırlarını anlamaya çalışıp, beklenmedik engellerin etrafında dikkatlice hareket ediyorlar. Bu engel bir insan olduğunda, sanki flört edermişcesine o kişiye yaklaşıp hafifçe dokunuyorlar. Bu çalışmanın amacı, insan ve insan olmayan arasında bir arkadaşlık önerisinde bulunmak. Roomba, Frank Sinatra’nın High Hopes şarkısına dans ediyor. Sinatra’nın şarkısı bir karınca hakkında biliyorsun ki karınca çalışkanlığı temsil ediyor. Bu işte ise ben karıncayı ondan çok daha çalışkan biri ile değiştirdim; bir robot. E-Atık yerleştirmemdeki heykeller gibi, Roomba Rumba insanların objelere karşı şefkatli bir şekilde davranmalarını teşvik ediyor. 

 

Sence gelecekte insanlar makineleşecek mi?

Biz zaten makine gibi hareket etmeye başladık, makineler de insanlaştı, bu optimizasyon alışkanlıklarının devam edeceğini düşünmek çok normal. Ama beni daha çok ilgilendiren şey bu trendin politik ve etik sonuçları. Şu anda optimizasyon, kapitalist sosyal yapılara tamamen katılmış halde. Bu da insanların ve makinelerin ortak noktalarının sömürülme kapasiteleri olduğunu gösteriyor. Object-Oriented Feminizm işimde, insanların ve makinelerin ontolojik olarak eşit olduğu görüşünü destekliyorum.

 

Sergi 16 Ekim’e kadar ziyaret edilebilir.

BU AY EN ÇOK OKUNANLAR
Mine Özbek

MİNE ÖZBEK

Mutlaka bir yol vardır.

Dr. Mark Hyman

DR. MARK HYMAN

"Kaderimizin kurbanı olacağımız düşüncesinden vazgeçmeliyiz. Biyolojimizi değiştirecek güce sahibiz."

Hayata Açık Ol

HAYATA AÇIK OL

Ray-Ban; dürüst, özgür ve anların içinde kendine doğallıkla yer bulanlara sesleniyor: You're On!

Cem Yiğit Üzümoğlu

CEM YİĞİT ÜZÜMOĞLU

'Fatih Sultan Mehmed'i hiç böyle görmediniz' diye bir spot yazsak, click-bait'e kurban gitmiş olur muyuz?

Burak Deniz

BURAK DENİZ

“Biraz sabırsız ve çoğu zaman kararsızım. Bu iki özelliğim bir kenara, kendimden oldukça memnunum, zira en nihayetinde bunlar beni ben yapan haller ve bütünü olumlu etkiliyorlar.”

Sorumluluk Sevgiye Dahil

SORUMLULUK SEVGİYE DAHİL

Evcil hayvan sahiplenirken aklınızda bulunması gerekenler.

Cıty Portraıts: Budapeşte, Kıev, Prag

CITY PORTRAITS: BUDAPEŞTE, KIEV, PRAG

Budapeşte, Kiev ya da Prag'ta havalar nasıl?

A Suburban Affaır

A SUBURBAN AFFAIR

Kırsaldayız ama aslında değiliz.

Professıonal Tourıst

PROFESSIONAL TOURIST

Turist olduğunuz bi şehirde yabancısınızdır. Yabancı olmadığınız bir şehirde turist de olamazsınız. Üzerine biraz düşününüz. Galeride ilerleyerek...

Cool & Collected

COOL & COLLECTED

XOXO yeni sayısında önümüzdeki soğuk aylar için birkaç olfaktif öneride bulunuyor.

LOKAL TEMAS: SUNA K.

LOKAL TEMAS: SUNA K.

"Biz Suna K.’yı bir kabile olarak tarif ediyoruz."

Yedi Titreşim

YEDİ TİTREŞİM

Gün ortasında da günaydın diyemeyeceğimizi kim söyledi? Kendinizi rahat bırakın.

EN YENİLER
Mükemmel Uyum

MÜKEMMEL UYUM

Kusursuz müzik, dengeli ses deneyimi ve LG XBOOM Go arasındaki ilişkiyi tahmin etmeniz çok olası. Bu denkleme bir de Aybüke Pusat'ı dahil ediyoruz, sözü kendisine ve müziğe bırakıyoruz.

Dr. Mark Hyman

DR. MARK HYMAN

"Kaderimizin kurbanı olacağımız düşüncesinden vazgeçmeliyiz. Biyolojimizi değiştirecek güce sahibiz."

Serra Yılmaz

SERRA YILMAZ

Serra Yılmaz birçok şey demek. Ve bunlardan bir tanesi mentor olabilir...

Hayata Açık Ol

HAYATA AÇIK OL

Ray-Ban; dürüst, özgür ve anların içinde kendine doğallıkla yer bulanlara sesleniyor: You're On!

Bir Yerel Moda Dosyası

BİR YEREL MODA DOSYASI

İnsanı ve yaşadığı alanı ele alıyoruz. Giydiklerini, kendini çevrelediklerini. Ve sözü Türkiye'den yedi tasarımcıya bırakıyoruz.

Hayvanlarla Daha İyi Bir Dünya

HAYVANLARLA DAHA İYİ BİR DÜNYA

BluTV dizisi Bunu Bi' Düşünün sorumlu hayvan sahipliğini farklı bir gözle anlatıyor. Şimdi bu hikâyeyi yaratıcılarından dinliyoruz.

DAHA FAZLA